Menü İcon

Tuğba Özay 'Survivor' günlerini anlattı

“Survivor insanı vezir de eder rezil de. Gitmeden önce sadece spor salonuna gidip kas yapmak yeterli değil. Survivor’a gitmeden önce psikiyatra gidip zor şartlarda insan kalabilme testinden geçmeli...”

Röportaj Gazetesi

Tuğba Özay 'Survivor' günlerini anlattı

Görüntü olarak Ada havasından çıkmışsınız da ruhen çıktınız mı?

Kendimi hâlâ bir fanusun içinde gibi hissediyorum. Ada zordu ama İstanbul’da hiç kolay değil (gülüyor). Allah'tan ben çabuk uyum sağlarım. (Hapşıııııı).Çok yaşayın, iyi yaşayın… Biz artık “Çok yaşayın” değil “Tok yaşayın” diyoruz (gülüyor).

Ada’ya gönderme herhalde… “Gerçekten açlık var mıydı?” sorusu Ada’dan gelenlere sorulan en klasik soru. Biz de soralım…

Dibine kadar açlık vardı. Farelerin yediği bademi yiyecek kadar, çöpü karıştıracak kadar, yerde karıncaların bastığı küçük bir kırıntıya tamah edecek kadar, halüsinasyon görecek kadar açlık vardı. Kısacası korkunç bir açlık vardı. Bir oyun kaybettik ve ödülü goralı sandviçti. Bir hafta o goralı sandviçi konuştuk. İstanbul’a geldiğim ikinci akşam beş tane goralı sandviç yedim düşünün.

Aman verdiğiniz 10 kiloyu geri almayın sakın?

Belki bir ya da iki kilo almış olabilirim. Döndüğümden beri her akşam waffle yiyorum. O kadar vitaminsiz kalmışız ki göğüslerimin, cildimin sündüğünü fark ettim. Şimdi toparlandım çok şükür.

ÖNCE PSİKİYATRA GİDİLMELİ

Survivor’a neden katıldınız?

Acun Medya’dan teklif geldi. Uzun süre tereddüt ettim ama bugün teklif gelse yine giderim. Muazzam bir deneyim ama çocuk oyuncağı da değil. Survivor sadece yarış değil bir duruş yeri.

Sadece kas yapmak yetmiyor yani, karakter de kaslı olmalı…

Kesinlikle… Survivor gibi projeler insanı rezil de eder vezir de… Yani Survivor’a gitmeden önce sadece spor salonuna gidip kas yapmak yeterli değil. Psikiyatra gidip ‘en olumsuz şartlarda bile insan kalma’ testinden geçilmeli ve rapor alınmalı.

Vazgeçmeyi düşündüğünüz anlar oldu mu?

Haksız yere dört duvar arasında kalmış biriyim. Survivor’a dayanmamam söz konusu bile değildi.

Kameralar karşısında makyajsız olmak tedirgin etti mi?

Hiç etmedi. Ben zaten doğallığı çok severim ve doğal halime güvenirim. Bu halimle de Ada’nın en güzel kadınıydım.

Dönüşte karşılaştığınız tepkiler nasıl?

Müthiş bir sevgi ve destekle karşılandım. Yarışlarda kâh kazanıp kâh kaybetmişim ama 3 ay boyunca doğru bir duruş sergilemişim ve Survivor’ın kazananı olmuşum.

Ada’da Survivor olmak mı zor gerçek yaşamda Survivor olmak mı?

Yani gerçek yaşamda ‘hayatta kalan’ değilseniz Ada’da olamazsınız. Değişmeyen tek şey insanın insana ihtiyacı ve ihaneti…

“Ben de bu yönümü bilmiyormuşum” dediğiniz keşifleriniz oldu mu kendinizle ilgili?

Çok titiz bir insanım ve bir farenin ısırdığı bademi yiyebileceğimi bilmiyordum. Bir de peygamber sabrı varmış bende. Ben kendime yetebilen bir kadınım. Anadolu Amazonuyum. Ada’da da bu özelliğim ön plana çıktı.

ATAKAN’LA EZGİ ÇOK YAKINDI

Gelelim Ada’daki belalılarınıza… Atakan’dan daha ‘adam’ olduğunuzu düşünüyor musunuz hâlâ?

Herkes erkek ya da dişi olarak doğar ama ‘adam’ olmayı insan olma yolculuğunda geldiğimiz nokta belirler. Atakan iyi bir sporcu olabilir ama özellikle de ilk başlarda sergilediği tavırlar ve yaptığı dedikodular yüzünden bu sıfatı hak etmediğini düşünüyordum. En son buraya gelmeden önce konsey öncesinde Atakan’la bir konuşmamız oldu. O konuşmada Nagihan’ın mikserliğini, yaptığı dedikoduları ikimiz de öğrendik.

Sizin tabirinizle ‘çıbanbaşı’ Atakan değil de Nagihan mıymış yani?

Atakan hâlâ benim tarzıma uygun bir erkek değil. Aslında Ada’da yaşananlar Ada’da kaldı. Sonuçta bu insanlar bundan sonra benim hayatımda olmayacak.

Peki, kendisinin iddia ettiği gibi Nagihan’ı kıskanıyor musunuz?

Nagihan’ı bütün Türkiye kıskanıyor ben nasıl kıskanmayayım (kahkahalar)… Nagihan bunu herkese söylediği için gülüp geçiyorum. Ben kıskançlık duygusunu sadece âşık olduğum adama beslerim. Onu bile ciddi ölçüde törpülemişimdir.

Atakan’la Ezgi gerçekten sevgili mi?

Bizim gördüğümüz orada çok yakınlardı ama kendileri açıklamak isterlerse açıklarlar.

Ada’da 24 saat burun burunaydınız. Sizin yakınlık duyduğunuz biri oldu mu?

Yok asla… Farelerden, yengeçlerden başka yakınlık duyduğum hiç kimse olmadı (gülüyor).

FAVORİM SEMİH

Nagihan’la arkadaş olduğunuz için pişman oldunuz mu?

Birine inanmışım, dostluk kurmuşum. Onun için kumlarda yatıp yağmurda ıslanmışım. O herkesle tartışma içinde olduğu için ben de insanlardan uzak durmuşum. Buna rağmen pişman değilim. O anda öyle olması gerekiyormuş, öyle olmuş.

Favoriniz kim? Kim kazansın?

Semih…

Neden?

Hiçbir saygısızlığını görmedim. Bana her zaman ‘Tuğba Hanım’ diye hitap etti. Diğerleri gibi önyargıları ve kıskançlıkları yoktu. Tabii ki bu bir yarışma ve o da hesap kitap yapacak ama durup dururken kulis yapmadı. Dedikodu kazanının içinde değildi. Bence finale gidecekler arasında Semih de olur, olmalı.

Atakan ve Nagihan peki?

Finale gidecekler arasında Atakan’ı da görüyorum. Nagihan bence parkurdaki gelmiş geçmiş en iyi yarışmacı ama net bir duruşu olmadığı için halkın gözünden düştü. Onu bu konuda çok uyardım; “Sen güçlü bir kadınsın. Kimseye sığınmaya ihtiyacın yok. Yarışlarda çok iyisin ama duruşun da çok önemli” dedim. Maalesef anlayamadı beni. Anlasaydı çok daha başarılı olurdu. Şu anda durumu riskli. Eleme potasına girdiğinde gidebilecekler arasında.

Yarışmayı izleyip oy gönderiyor musunuz favori isminize?

Yok, hayır… Öyle bir vaktim yok şu anda.

ISSIZ BİR ADAYA DÜŞSEM…

Ne öğretti size Survivor Adası?

Sabrı, her türlü olumsuz şarta ve açlığa dayanabilmeyi, tabiatla uyumlu yaşamayı, nefsine hâkim olmayı, öfkeni kontrol etmeyi… Sabun, şampuan, cep telefonu, internet olmadan yaşanabileceğini... Eskiden tatile çıkarken bir valiz eşya götürüyordum. Tek bir kıyafetle yaşanabileceğini öğrendim. Hindistan cevizi yiyerek yaşanabileceğini öğrendim. Bu deneyim için Acun Bey’e çok teşekkür ediyorum.

Erken elendiğinizi düşünüyor musunuz?

Finale kadar da gidebilirdim.

Neden olmadı?

Hayırlısı buymuş diyelim.

Çağırsalar yine gider misiniz?

Giderim.

Issız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız şeylerin listesi değişti mi?

Evet (gülüyor). Eskiden bu soruya; “Annem, babam, müziklerim, kitaplarım” gibi cevaplar verirdim. Şimdi sevgi, saygı ve paylaşım duygularını isterim. Sevgi ve saygı olduğu zaman doğaya uyum sağlamanız kolaylaşır. Paylaşım olmadan çoğalabilir mi insan?

HAYATIMA KALDIĞIM YERDEN DEVAM EDİYORUM

Bundan sonraki planlarınız nedir?

Survivor’a gitmeden önce bir albüm hazırlamıştım. Survivor’ı kabul edince erteledik. Yaklaşık bir buçuk senedir üzerinde çalıştığım bir albüm. O çıkacak yakın zamanda. Adı ‘Hoşça kal Bayım’… 9 şarkıdan oluşuyor. Şarkıların bütün sözleri bana ait. İkisi dışında bestelerini de ben yaptım. Ada’da da iki tane şarkı yazıp besteledim. 7 yıldır, yani podyumları bıraktığımdan beri sadece müzik, televizyon ve tiyatro var hayatımda. Öyle de devam edecek. Albüm çıkacak. Klip çekeceğiz. Tiyatro oyunumuz ‘Pardon Bekâr mısın Abla?’ devam edecek. Sinema olacak yine. Bedel diye bir kitap yazmıştım. Onu filme çekme niyetim var. Bunun dışında televizyona da bir program yapmak istiyorum. Teklifler var. Değerlendirme aşamasındayız. Yani hayatıma ve işlerime kaldığım yerden devam edeceğim. Ada'da farelerden ve yengeçlerden başka yakınlık duyduğum kimse olmadı. Ben kendime yetebilen bir kadınım. 'Anadolu Amazonu'yum.

BENİM İÇİN AĞLAYAN ÇOK ADAM OLUR

Özel hayatınızda da önemli değişiklikler oldu. Adaya gitmeden boşandınız. Eşiniz işinizi bırakıp çocuk yapmanızı istediği için mi boşandınız gerçekten?

Evet, aynen öyle oldu. Hatta imzalamam gereken bir evrak için az önce telefonda konuştuk. "Hayatımın sonuna kadar seni seveceğim” diye hüngür hüngür ağlıyordu.

Siz bu gözyaşlarından pek etkilenmiş görünmüyorsunuz?

Çünkü ben bir Survivor’ım. Yarı zamanlı evlilik de yürümüyor galiba… O da etkiledi tabii. 8 senelik evliliğin ilk beş senesi çok güzel, dolu dolu geçti. Sonrasında artık iki ülke arasında yaşamak yorucu bir hal aldı. Ben işimi, ailemi, sevdiklerimi bırakamıyordum. Eşim haklı olarak beni yanında istiyordu. Yürümedi.

İleride pişman olur musunuz, “Benim için ağlayan bir adam vardı, kıymetini bilemedim” diye?

Benim için ağlayan çok adam olur hiç merak etmeyin. Tabii ki duygularını gözyaşlarıyla yansıtması çok insani ve çok değerli ama benim için önemli olan ilişkiye harcanan emek. Geçmiş geçmişte kaldı. Tabii hiçbir zaman “Keşke evlenmeseydim?” demeyeceğim. Hep güzel hatırlayacağım.

Görüşür müsünüz?

Bana ihtiyacı olursa neden olmasın ama biz evliyken bile çok görüşememişiz; boşandıktan sonra mı görüşeceğiz yani…

Siz çocuk istemiyor musunuz?

Bazen çok istiyorum bazen de böyle bir dünyaya sadece kendi mutluluğum için çocuk getirmek anlamsız geliyor. Yine de bu işin planı programı olmaz. Çok seveceğim bir insandan o da isterse neden olmasın. Akışına bırakmak lazım.

Evlenmeyi düşünür müsünüz yine?

Düşünürüm. Hayatta ne zaman ne olacağı belli olmaz. Bir kere ölümü şah damarı kadar yakın hisseden bir insan için çok da planlı programlı bir hayatı doğru bulmuyorum. Ben çok sevdiğim insanları, çok erken yaşta, çok zamansız kaybettim. Bir gün öncesinde kahvaltı planı yaptığım kan kardeşim bir gün sonra trafik kazasında öldü. Akışına bırakmak lazım. Ama hani anlık yaşamayı da doğru bulmuyorum. Anlık değil ama anı yaşamak daha doğru…

Söyleşi: Arzu Akyol

Tuğba Özay'ın röportajı,

Yorum Yaz