Menü İcon

Tri Du röportajında japon mutfağından bahsetti

Montreal'in en sıra dışı restoranlarını düşününce, özellikle suşi konusunda ilk akla gelen Tri Express oluyor.

Röportaj Gazetesi

Tri Du röportajında japon mutfağından bahsetti

Montreal'in en sıra dışı restoranlarını düşününce, özellikle suşi konusunda ilk akla gelen Tri Express oluyor. Vietnam'ın küçük bir köyünde başlayan Trı Du'nun hikayesi, Montreal'in en popüler mahallesi Plateau'da bir başarı öyküsü olarak sürüyor.

Müşterlerin araasında adeta dans edercesine hazırladığı suşilerinin ünü dünyanın dört bir yanındaki suşiseverlere ulaşan Tri Du'nun özellikle akşamları çift rezervasyonla çalışan mekanı, Montreal'in en çok sözü edilen restoranlarından biri.

1979'da Saigon'un düşmesinden sonra 13 kardeşine yardım etmenin bbir yolunu arayan 19 yaşındaki Tri, dört günlük maceralı bir tekne yolculuğuyla Filipinler'e, ordan da mülteci olarak Kanada'nın Quebec eyaletine gelip Fransızca öğrenmiş. Koruyucu bir ailenin kendisini sahiplenmesinden bir buçu yıl sonra otostopla Montereal'e gelen ve kalacak yeri olmayan Tri Du, parkta uyurken koşu yapan bir Vietnamlı ile tanışmış. Kendisine evini açan Vietnamlı arkadaşına olan borcunu ödemek için bir pastanede bulaşıkçı olarak çalışmaya başlamış. Kafenin pasta şefi pür dikkat dikkatle iseyip her şeyi not eden Tri, şefe sunduğu pastalarıyla bölümün yeni şefi olmak üzere terfi almış ve pastaların yeni mimarı olmuş.

Kafenin sahipleri 1980 yılında sui işine girmeye karar verdiklerinde, yanlarına bir Japon şef çalıştırmaya başlamışlar ve suşi yapmayı yetenekli Tri'ye öğretmesini istemişler. Ve neticede,Montreal'in en iyi suşi olarak gösterilen Tri'nin sıra dışı suşilerini tatmak için sanatçılardan siyaset dünyasının önemli isimlerine, dünyaca ünlü Crique de Soleil'in kurucusu Guy Lliberte'den başarılı yönetmen Steven Spielberg'e kadar tanınmış bir çok sima küçük dükanın müdavimi olmuş.

Tri Express'in sahibi lezzet ustası Tri Du'yu restoranın yoğun trafiğinden çıkarıp ona başarısının sırrını ve suşi sanatının inceliklerini sorduk.

Bir Vietnamlı olarak neden Japn mutfağımı seçtiniz?

Tri Du: Buraya göçmen olarak geldim. Hiçbir işim yoktu ve bir zanaat edinmem gerekiyordu.

Bunun suşi olması gerektiğine karar verdim. Suşinin potansiyelini ve onu çevreleyen kültürü sevdim. İnsan ilişkilerine önem veriyorum. Ve sürekli çalışıyorum. Müşterilerimle konuşmak ve onlarla iç içe çalışmak bana büyük keyif veriyor.

Suşideki sanat nasıl bir şey, kreatif dünyayla ilişkisini biraz açıklayabilir misiniz?

Tri Du: En önemli iki şey; özenle seçip aldığınız balığın tazeliği ve başkalarından daha farklı yapacağınızı bilmenizdir: Buluş yapmak yani... Ben klasik ya da geleneksel olanı yapmak istemiyorum. Deniyorum, yeni formlar ve lezzetler bulmaya çalışıyorum. Tüm menüyü böyle oluşturdum. Sanırım Montreal'de alanında bu kadar kreatif başka bir restoran yok.

Suşinin potansiyeline değindiniz. Japon mutfağı bütün dünyada çok önemli. Başka yenilikler olabilecek mi. sınırı nasıl genişleyebilir?

Tri Du: Elbette, parlak bir geleceği var. Yeniliğe çok açık. Genç kuşaklar bunu çok daha ileriye götürüp benim gibi farklı şeyler yapılabilir. Benden bu kadar; yaşım ilerledi ve yapacağımmı yaptım. Benim yenilikçiliğimi örnek alsınlar. Yanımda yetişen gençlerden çok umutluyum ve başarılı olacaklarına inanıyorum.

Ortaya koyduğunuz işin yenilikçi niteliği, çağdaşsanatı çağrıştırıyor.

Tri Du: Kesinlikle, suşi yapmak sanattır. Tadı güzel, hafif ve sağlıklıdır. Ağızda kayıp gider ve yedikten sonra da hiç ağırlık hissetmezsiniz. Göze de hitap eder. Gelenekselden kopmak isterseniz, kendinize bir özgürlük alanı oluşturabilirsiniz. Suşiyi sanat yapan da budur. Sanat da yemek de doğrudan mutlulukla ilgilidir. O yüzden dünyanın her yerinden Montreal'e yolu düşenler benim suşilerimi tatmaya gelirler. Bu da beni çok mutlu ediyor. Hepsi bu!

Söyleşi: Nesrin Akoğul

Tri Du röportajında japon mutfağından bahsetti, Tri Du röportajında japon mutfağından bahsetti

Yorum Yaz