Menü İcon

Maya Arakon: Yaşadıklarımız, karanlık bir döneme girdiğimizin işareti

Maya Arakon, Türkiye'nin hızlı gündemine yetişebilenlerden biri.

Röportaj Gazetesi

Maya Arakon: Yaşadıklarımız, karanlık bir döneme girdiğimizin işareti

Maya Arakon, Türkiye'nin hızlı gündemine yetişebilenlerden biri. İnsan hakları ve barış için yirmi senesini veren Doç. Dr. Arakon, Güneydoğu'da yaşananlar için, “Devletin en hafif tabiriyle güvenlik açığı, en ağır ithamıyla ise iradi katılımı var.” diyor

Maya Arakon, Türkiye'nin hızlı gündemine yetişebilenlerden biri. İnsan hakları ve barış için yirmi senesini veren Doç. Dr. Arakon, Güneydoğu'da yaşananlar için, “Devletin en hafif tabiriyle güvenlik açığı, en ağır ithamıyla ise iradi katılımı var.” diyor.

Herkesin terör ve ulusal güvenlik konusunda çok rahat ‘ben biliyorum' dediği bir ülkede terör uzmanı olmak nasıl bir duygu?

Eskiden herkesin gelip işinizi öğretmesi çok tuhaf gelirdi ve sinirlenirdim ancak şimdi artık pek de umursamıyorum ve mümkünse oradan hemen uzaklaşıyorum. Benim en çok şaşırdığım şeylerden biri bu kendini bilmezlik; Türkiye'ye ilk döndüğüm zamanlarda ciddi anlamda rahatsız oluyordum. Bizim ülkede herkes siyaset bilimci, terör uzmanı ve teknik direktördür. Kahvehane bilgisiyle gelip size yirmi senedir üzerinde çalıştığınız konu hakkında ahkâm kesmeye çekinmezler mesela.

Türkiye gündemini takip etmek, duyarlı olmak da yorucu galiba...

Son derece yorucu hem de. Bu sene özellikle Suruç katliamından beri kendimi çok bitkin ve depresif hissediyorum. Her seferinde kendime “onların da istediği bu, bizim direncimizi yıkmak, durmak yok, barış mücadelesine devam” diyorum ancak yaşadığımız acılar çok yordu. Gene de her seferinde ayağa kalkacak gücü buluyorum, sanırım barışa olan inancımın kuvvetli oluşundan kaynaklanıyor bu da.

Ankara terör saldırısı, Sur, Nusaybin, Cizre, Tahir Elçi'nin öldürülmesi... Bütün bu yaşananlar barış ümidini baltaladı mı sizce?

Hayır, ama insanlar artık çok ümitsiz bir noktaya savruldu. 2015 Temmuz'undan beri yaşanan katliam ve kayıplar yüreklere öyle bir ateş saldı ki, söndürmek kolay kolay mümkün değil. Bütün bu katliamların göz göre göre gerçekleşmesi ve Cizre, Silvan, Silopi, Sur gibi ilçelerde yaşanan katliamlardaki sivil kayıpların meşru hiçbir açıklaması olamaz. Burada devletin en hafif tabiriyle güvenlik açığı, en ağır ithamıyla iradi katılımı vardır. Özellikle Kürt halkına yapılan zulüm ve katliamın düşmanca bir mesaj olarak algılanmamasının imkânı yok ne yazık ki. Ülkenin batısı, 35 günlük bebeğini sokağa çıkma yasağı yüzünden kaybeden ya da kızının cesedini buzlukta saklamak zorunda kalan annenin acısını anlamadığı, buna isyan etmediği sürece de bu manevi kopuşun önüne geçmek veya yeni bir barış ümidini canlandırmak mümkün olmayacaktır.

Sultanahmet terör saldırısında hedef neydi sizce? İntihar bombacısının Suriye vatandaşı oluşu bize ne söylüyor?

Bombacının Suriye vatandaşı olduğundan emin değiliz. Başbakan Davutoğlu daha sonra ‘Suudi vatandaşı' dedi. Alman istihbaratı ise üzerinden bir hafta geçtikten sonra bile saldırganın kimliğinin belirlenemediğini söyledi. Saldırının amacının Türkiye'ye göz dağı vermek ve ekonominin can damarı turizmi vurmak olduğu belli.

Peki dikkatler IŞİD'in üzerinde toplanmışken Fadli'nin el-Muhaberat elemanı olduğu sanılan Ali İbrahimini ile yakınlığını nasıl değerlendirirsiniz?

Şaşırtıcı bulmuyorum, bu tür örgütlerde iç bağlantılar ve lojistik destek alıp vermeler sık görülen olaylardır. Ayrıca Ortadoğu'daki örgütlerin birbiriyle bağlantısı olduğu zaten bilinen bir gerçektir. Önemli olan bu insanların Türkiye sınırından nasıl sızdığını saptayıp bunun önüne geçmektir. Bu anlamda başta sınırlar olmak üzere son aylarda ne yazık ki ülkemizde bir güvenlik açığı olduğunu söylemek mümkün.

KORKUYA TESLİM OLMAMAK GEREK

Şehir merkezlerindeki terör eylemlerinin artacağı yine konuşuluyor. Siz nasıl yorumluyorsunuz Türkiye'nin atmosferini?

Bu çok sık ortaya atılan bir söylentidir ve halkta korku yaratma amaçlıdır. Terörün amacı da zaten öncelikli olarak korku ortamını oluşturmak ve bunu sabitlemektir. Elbette yüksek seviyede güvenlik önlemi alınmalı ama halkın bu korku duygusuna teslim olması terör örgütlerinin amaçlarından birini gerçekleştirmesi anlamına gelir. Tekrar ediyorum; devletin her tür güvenlik önlemini alması gerekir ama bu korkuya teslim olmamanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Üniversite, programlar, insan hakları savunuculuğu, siyaset bilimci olmanın sorumluluğu... Nasıl dinleniyorsunuz?

Aslına bakarsanız pek dinlenmiyorum. Öğrencilerimle birlikteyken ve işimi yaparken çok mutlu olduğum için, işim bana muazzam bir keyif veriyor. Fakat çalıştığım konuların çok yıpratıcı ve zaman alıcı olduğu doğru. Bu sebeple de yazmak istediğim birçok şeye vakit bulamıyorum, gezmek istediğim yerleri gezemiyorum. Sürekli bir zaman yetersizliği sorunum var. Önceliğim işim ve habire koşturuyorum… Dinlenmek derken bunu kastediyorsanız gerçekten de hiç boş vaktimin olmadığını söyleyebilirim.

Bir kesim Güneydoğu'daki olayları hiç umursamıyor

Bir röportajınızda paşalardan birinin oğlu ölmeden barış sağlanamayacağını söylediniz. Çok tartışılan bir değerlendirmeydi değil mi?

“Teşvikiye Camii'nden bir şehit cenazesi kalkmadan bu savaş bitmez” gibi bir cümle söylemiştim ve yapmak istediğim, Türkiye'de bir kesimin Güneydoğu'da yaşananlardan etkilenmediğine, hatta hiç umursamadığına, zira sınıfsal olarak o bölgeyle hiçbir bağının olmadığına işaret etmekti. Yoksa elbette anti-militarist bir insan hakları ve barış aktivisti olarak kesinlikle hiç kimsenin ölmesini istemiyorum. Ancak “kaymak tabaka” dediğimiz yüksek gelirlilerin ve üst düzey asker-bürokratların Kürt sorununu yoksul kesim gibi yaşamadığı da bir gerçek. Onların çocuklarını türlü sebeplerle askere bile göndermediklerini okuyoruz. Ya da birçoğu askerliğini bedelli yapıyor. Oysa bu savaşta hem Türkler hem de Kürtlerden hep sosyo-ekonomik olarak alt sınıf mensubu gençler ölüyor. Olumsuz tepki almıyorum zira –istisnalar dışında- dediğimde çok haklı olduğum ortada.

Söyleşi: Süheyla Sancar

Maya Arakon: Yaşadıklarımız, karanlık bir döneme girdiğimizin işareti, Maya Arakon: Yaşadıklarımız, karanlık bir döneme girdiğimizin işareti

Yorum Yaz