Menü İcon

Zafer Alagöz: ''Terlik çevirerek Arjantin’e Dünya Kupası'nı aldırdım''

Sinema, tiyatro ve televizyonun en renkli isimlerinden Zafer Algöz, bu günlerde Hayatımın Aşkı dizisinde ev babası rolüne can veriyor. Zafer Alagöz koyu bir Beşiktaşlı. Maç uğruna ise Almanya’ya günübirlik gitmek onun için gayet sıradan!

Röportaj Gazetesi

Zafer Alagöz: ''Terlik çevirerek Arjantin’e Dünya Kupası'nı aldırdım''

Beşiktaş taraftarlığınız nasıl başladı?

Benim Beşiktaşlı olmamın en büyük sebebi babamın arkadaşlarıdır. Onların arasında beni en çok güldüren, kalender, beyefendi olanlar Beşiktaşlıydı. Beşiktaş halkın takımıydı. Atatürk de Beşiktaşlıydı. Ama çok zarif bir insan olduğundan gittiği her kulüp defterini de imzalamıştır. Herkesin Paşamıza sahip çıkması da çok güzel tabii. Beşiktaş’ın, Türkiye’deki ve dünyadaki olaylara en duyarlı taraftar olması da beni etkilemişti. İstanbul’a gelir gelmez kendimi İnönü Stadı’na atmıştım. Hiç tanımadığım insanlarla adeta bir zikir törenindeymişiz gibi transa geçmiştik.

Takımınızı tribünde de destekliyor musunuz?

İşim yoksa mutlaka maçları tribünde taraftarlarla omuz omuza izlerim. Ben bağıran bir taraftarım. Statta kendimi kaybedip, tiyatroda sesimden dolayı canımın yandığı da çok oldu. Beşiktaş – Chelsea rövanş maçını Almanya’da oynamıştık. O maça günübirlik gidip gelmiştim. Sadece maçı izleyip dönmüştüm, hatta çekime zor yetişmiştim.

zafer-algoz-bjk1

Maçlarda totem yaptığınız oluyor mu?

Bizim kalenin olduğu tarafa doğru terliği ters çeviririm. Karşı takım atak yaparken “fıss” diye bağırırım. Terlik çevirerek Arjantin’i Dünya Kupası Şampiyonu yaptım! Alanya’da bir otelde 350 kadar Almanla izliyorduk maçı. Almanlar formalarını giymiş, ellerinde bayraklar takımlarını destekliyorlardı. Biz de arkadaşımla bir kahvehaneden mavi- beyaz bir masa örtüsü bulup başımıza bağlamıştık. Maç başladığında plaj terliklerimi çıkartıp, totemimi yaptım. Hepsi hayretle beni izliyorlardı. Maçtan sonra bir Alman amca terliğimi kemiriyordu hırsından!

Çarşı grubunu nasıl buluyorsunuz?

Liverpool taraftarı dünyanın her yerinde sesini duyurur. Liverpool’u 2-1 yendiğimiz maçta tribünleri seyretmekten maçı izleyemediler. Gerrard, İngiltere’de bir röportajında “Kendimi bir yanardağın ortasında top oynuyorum sandım, insanların lav gibi sahaya akacaklarını düşündüm” demiş. Maç sonunda bizim taraftarımızı alkışlamıştı. Ben de o maçtaydım. Desteklemek güzel de küfür etmeye ve kavgalara karşıyım. Futbolda kazanan taraf tecavüz etmiş, kaybeden taraf tecavüze uğramış sayıyor kendisini. Maç sonunda takımlar da taraftarlar da bu psikolojiye bürünüyor. Bu yüzden küfürlerimiz de hep kadınlık üzerinden yürütülüyor. Derbiyi kaybeden taraftar günlerce yatak döşek yatıyor, telefonlara cevap vermiyor. Futbolcular bile böyle tepki vermiyor. Ben galip geldiğimiz maçlardan sonra Cem Yılmaz’ı arar, kızdırırım. En büyük keyfim bu.

zafer-algoz-detay-

Sizi mutluluktan ya da üzüntüden ağlatan bir maç oldu mu?

Valerenga faciasını hiçbir Beşiktaş taraftarı unutamaz. O maçta ağlamıştım. Fenerbahçe’yi dokuz kişiyle 4-3 yendiğimiz maçta da mutluluktan ağlamıştım. Brezilya’da ana haber bültenine konu olmuş o maç. “Her şeyin bittiğini sandığınız bir anda bir mucize olur, futbol bu yüzden güzeldir!” diye sunmuşlar haberi. Chelsea’yi 2-0 yendiğimiz maç, Barcelona’ya burada üç tane attığımız maç, Liverpool’u 2-1 yendiğimiz maç da unutulmaz. Tabii Liverpool’a 8-0 yenildiğimiz maçı da unutmak mümkün değil! Beni yıkan sekiz tane yememiz değil, koskoca Beşiktaş’ta kimsenin sarı kart görmemesiydi. Bu demektir ki adamlar seninle kedinin fareyle oynaması gibi oynamış, sen de pes etmişsin. Ben orada oyuncu olsaydım, skor beşi geçtikten sonra kasıtlı olarak kırmızı kart görürdüm. İki kişi daha kasıtlı kart görseydi maç yarıda kalır, hükmen mağlup olurduk ki skor 5-0 olarak tescillenirdi. Tarihe baktığımızda 8-0’ı görmezdik.

Söyleşi: Hilal Gülyurt

,

Yorum Yaz