Menü İcon

Mürsel Sarı: ''Peteklere yaslanmayın, tarihî esere zarar verirsiniz''

Mürsel Sarı: ''Peteklere yaslanmayın, tarihî esere zarar verirsiniz''

Vakıflar İstanbul 1. Bölge Müdürü Mürsel SARI ile Söyleşi

Mürsel Sarı, 10 Nisan 1965 tarihinde Çanakkale’nin Lapseki İlçesi Dışbudak Köyünde doğdu. İlkokulu doğum yeri olan Dışbudak’ta 1975 yılında, orta ve lise öğrenimini 1976-1981 yılları arasında Biga’da tamamladı. Üniversite eğitimine 1982-1986 yılları arasında Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.F’sinde devam ederek 1986 yıllında mezun oldu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde 1996-1998 yılları arasında Yüksek Lisans derslerine devam ederek tamamladı. Akabinde ‘’1802-1810 İstanbul’da İktisadi ve Sosyal Hayat’’ konulu yüksek lisans tezini verdi. 1990 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu’nda Müfettiş Yardımcısı olarak memuriyete başladı. Müfettiş ve Başmüfettiş olarak görev yaptıktan sonra 04 Ağustos 2005 tarihinde Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü görevine atandı. 21 Şubat 2015 tarihinde İstanbul Vakıflar 1.Bölge Müdürlüğü görevine atanmış olup halen görevine devam etmektedir.

Vakıf Nedir? Bir eserin vakıf eseri sayılabilmesi için hangi şartları haiz olması gerekir?

- Vakıf kavramının bir klasik tanımı, bir de medenî kanunda tanımı var. Vakıf bir şeyi hapsetmek, durmak, durdurmak anlamındadır. Temelinde ise Allah rızası ve Allah’a kurbiyet (yakınlaşma) amaçlanıyor. Bilindiği üzere ilk örnekleri Peygamberimizin hayatında görüyoruz. Fedek hurmalığını Peygamberimiz vakfetmiştir. Ondan sonra vakıf müessesesi kendi elindeki kardeşine, karşılıksız, sırf Allah rızasını kazanmak için ve bir süreye bağlı olmaksızın o amaca tahsis etmek olarak tanımlanmış ve devam etmiştir. Tarihî açıdan da süreç Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine kadar gelmektedir. Bu anlamda Anadolu’da Selçuklulardan kalma sayısız eser görürüz. Osmanlı da bunu geliştirerek, -özellikle 500 yıl hüküm sürdüğü Balkanlar dâhil olmak üzere- Osmanlı’nın dibâcesi dediğimiz Bursa, İznik, Edirne ve Balkanlar’a doğru gitmiştir. Dolayısıyla bir eser vakıf eseri kılan ana unsur, vakıf yoluyla meydana gelmiş olmasıdır. İstanbul merkezli baktığımız zaman İstanbul’un silüetini belirleyen Ortaköy Camii, Yeni Camii gibi eserler şehrin sembolü olmuştur. Her biri tescilli kültür varlığıdır. Bunların korunması, kollanması her biri bir mevzuata, kanuna tâbi. Bir sıkıntı da eser restorasyonlarından sonra bilinçli veya bilinçsiz esere verilen zararlar söz konusu. Burada uygun olmayan eklentiler, ilaveler yapılması gibi hususlarla karşılaşabiliyoruz. Meselâ Cerrahpaşa civarında Ramazan Efendi Camii şu an restorasyondadır. Cami, kıymetli çinileri ile meşhur. Bu çinilerin üzerinden ısıtma tertibatı geçilmiş ve petek takılmış. Üstüne de ‘’peteklere yaslanmayın, tarihî esere zarar verirsiniz’’ yazılmış. Tarihî eseri koruyorum derken büyük sıkıntılarla da karşılaşabiliyoruz. O yüzden tarihî eserlerimizi iyi korumamız lazım. En basitinden ısınma için takılan ısıtıcılar, petekler dolayısıyla ciddi vakalar ile karşı karşıya kalıyoruz. Eserlerin elektrik alt yapısı bu ısıtıcıları kaldırır mı kaldırmaz mı buna bakılması lazım.

,

Yorum Yaz