Menü İcon

Tuncay Şanlı: ''Kızdığım zaman gemileri yakarım''

Fenerbahçe'nin efsanevi futbolcusu Tuncay Şanlı, kimileri için bir “loser” çünkü Fenerbahçe’den ayrılıp Avrupa’da küme düşen takımlarda tutunamadı. Kimileri içinse bir “winner” çünkü hayallerini gerçekleştirdi ve İngiltere’de oynadı. Kararı siz verin!

Röportaj Gazetesi

Tuncay Şanlı: ''Kızdığım zaman gemileri yakarım''

2006’da FourFourTwo’ya kapak olduğunda “Altyapı eğitimi görmedim ama bunun eksiğini hırsımla kapatıyorum” demiştin. Hırsın Avrupa’da sana yetti mi?
Taktik anlamda da kültür anlamında da bir yerlerde bir şeyler kıt kaldı ama takım oyuncusu olarak Avrupa’da çok şey öğrendim. Orada küçücük çocuklara eğitimlerinin başında taktik öğretiyorlar. Onlar futbola takım oyuncusu olarak başlarken biz yıldız yaratmak uğruna yetenekleri harcıyoruz.

İngiltere’de ve Almanya’da, saha içinde neyi yapamadığında “Allah kahretsin, ben bunu nasıl yapamam” dedin?
Çoğu zaman “Ne yapabilirim, takıma nasıl katkı sağlarım” diye düşünüyorum. Mesela Fenerbahçe’de solda oynarken kendimi bir anda sağda bulabiliyordum. Bu benim hırsımdan ve iyi niyetimdendi. Hata olduğunu İngiltere’de anladım. Kendi pozisyonumu bırakıp, orada bulunan arkadaşımın işine karışıyordum.

Bundesliga’da ve Premier Lig’de kendini güçsüz hissettin mi?
Blackburn maçı benim ilk maçımdı. Türkiye’de oynarken en çok koşan, mücadele eden oyunculardan biri bendim. O maçtaysa ne topu, ne rakiplerimi yakalayabiliyordum. “Bu işte bir tuhaflık var” dedim ama ne olduğunu anlamadım. Meğer ben koştuğumu sanıyormuşum. Dururken bile… Koştuğumu düşündüğüm için koştuğumu sanıyordum (gülüyor). Peter Crouch maç başına 12, 12,5 km koşuyor. Ben de 12 km’nin altına düşmedim. Zaten altına düşerseniz kulübede oturuyorsunuz (gülüyor).

Avrupa’ya gitmeyi sen de her futbolcu gibi çok istiyordun. Ne umdun, ne buldun?
Giderken çok şey beklemedim. Çünkü gitmeyi, özellikle de İngiltere’ye gitmeyi çok istiyordum. O mutlulukla sorunları görmezden gelebildim. Kırılsam da üzülsem de bu İngiltere’ye gidebilmiş olduğum gerçeğini değiştirmiyordu. Orada beni şaşırtan çok şey oldu. Zaten arabayı soldan değil de sağdan kullanıyor olmak yetti! İlk araba kullanmaya çalıştığımda park halindeki birkaç arabayı alıp devam ettim (gülüyor).

Bundesliga’yı tercih etmende Almanya’daki “Alamancı”ların payı var mı? Sende de bir gurbette yaşama, hasret çekme durumu oldu mu?
Almanya’ya alışmak daha kolay. Ummadığınız biri “Merhaba Tuncay” diyor. Hiç yabancılık hissetmedim. Her köşe başından bir Türk çıkma ihtimaline karşı temkinli davranıyorum. Ben de gurbetçiyim ama bir gün döneceğimi biliyorum.

tuncay

Onların da umudu bir gün dönmek…
Benim şansım daha yüksek. Kızarsam gemileri yakar giderim!

Türkiye’de futbolu az çok takip eden herkesin tanıdığı biriyken İngiltere’de kendini yalnız hissetmedin mi? Yalnızlığın sahaya da yansıdı sanki. “Ben profesyonelim” deyip geçiştirme sakın…
Yalnızlık hissettim çünkü gerçekten tek başımaydım. İlk zamanlar yalnızlık ve benim hayatım birbirinin tam karşılığıydı. Bunu çok yoğun hissettim. Dil bilmiyordum. Şaşkındım. İlk dönemimde ben hissetmesem de sahaya da o yalnızlığı yansıtmışımdır. Hepimiz biraz duygusal değil miyiz?

Taraftardan hiç tepki almadın mı?
“Tuncay maçta kötüydü” derler en fazla. “Tuncay gece gezdiği için sahada yoktu” demezler. Galip geldiğimiz maçlardan sonra buradaki coşkuyu orada bulamazsınız o da ayrı. Biz uçlarda yaşıyoruz. Sadece futbolda değil. Biz Türkler bir kadını sevdiğimizde de olmayacak şeyler yapıyoruz.

Stoke City’de oyuna girdikten 10 dakika sonra tekrar oyun dışına alındığın maçta neler hissettin? Sen ki zamanında hırsından ağlayan Tuncay…
Ağlamışlığım da var değil mi (gülüyor)? Kendimi geliştirdiğim en önemli nokta da bu işte. Oynamadığım zamanlarda çalışmaya devam etmeyi öğrendim. Bu benim en büyük kazancım. Orada bir patron ve 25 futbolcu var. Siz o patronun tercihlerine saygı duymak zorundasınız. Çünkü bulunmaz Hint kumaşı değilim.

Türkiye futbolcular için vergi konusunda cennet sayılır. Türkler Avrupa’ya gittiklerinde maddi anlamda fedakârlık yapıyor diyebilir miyiz?
Yerine göre yapmış oluyorsunuz. Daha az kazanıp, daha çok huzurlu oluyorsunuz. Türkiye’de biriktireceğim parayla bu huzuru satın alamazdım.

Soccer_0042727

Avrupa’da oynadığın futbolla Fenerbahçe’de oynadığın futbol arasında bir fark görüyor musun? Buradayken Fenerbahçe farklı galip durumdayken bile hırsın eksilmezdi, yetişemeyeceğini bildiğin bir topa bile depar atardın. Şimdi oynarken enerji tasarrufu yapıyorsun…
Öyle mi görünüyor (gülüyor). Sadece daha olgun davranıyorum. Enerjimi akıllı kullanmak zorundayım çünkü takım öyle oynuyor. Onlardan farklı davranırsam düzeni bozarım. Enerjimi iş bitirmek, yani gol atmak için kullanmak zorundayım.

“Manchester United’a attığın gol” desem devamını nasıl getirirsin?
O maçta beni oyuna taraftar soktu. Oyuna girmemi o kadar ısrarla istediler ki hoca dayanamayıp beni sahaya aldı. O maçtan önceki hafta herkesin içinde beni yanına çağırıp “Seni Bolton maçının kadrosuna almıyorum” dedi. Ben de kızıp, herkese başarılar dileyip taksiye atladığım gibi evime gittim. Manchester maçında da beni oyuna almayacağından emindim.

Manchester’la arandaki ilişkiyi hatırlamıştır belki…
Evet, Manchester’a gol atmayı seviyorum (gülüyor)!

Yurt dışına gittikten sonra buraya baktığında hangi konular sana garip geldi? Takım arkadaşlarına açıklayamadığın şeyler var mı?
Burada gülemiyorsun ya! Daha ötesi var mı? Ortam ciddi olsun diye gülemiyorsun. İngiltere’de maçtan önce soyunma odasında futbolcular telefonda konuşuyor. Müzik açık, herkesin keyfi yerinde. Burada derin sessizliği bozmamak için konuşmaktan çekiniyorsun. Yani maçtan önce kendini germek için çok uygun bir ortam!

Maç içinden çok konuşmak istemiyorum ama Çek Cumhuriyeti maçını senin ağzından dinlemek güzel olur… Kaleye geçmeyi sen mi istemiştin?
O turnuva farklı bir turnuvaydı. Kimse sorumluluk almaktan çekinmiyordu. Volkan atıldığında o sorumluluğu alabileceğimi hissettim. Zaten idmanlarda da sık sık kaleye geçerim. Fatih hocaya bakıp, “Ben varım” dedim. O da “Geç” dedi. Eldivenleri giyer giymez dua etmeye başladım. Çünkü eldivenleri giydiğim anda kale büyümeye başladı (gülüyor)! O son üç dakika bana oldu 13, 23, 33… Vakit geçmiyor. Dualarım kabul oldu ve kaleye gelemediler.

BRITAIN0083407-e1436272229459

Kaledeyken Hamit’le tartışmaya başladınız. Neyi paylaşamıyordunuz?
Aut atışını (gülüyor)! Hoca Hamit’e “Sen vur” dedi. Biz Hamit’le kavga ediyoruz. O “Ben vuracağım” diyor, ben “Ben vuracağım” diyorum. Mahalle arasında top oynayan çocuklar gibi (gülüyor). En sonunda “Valla ben daha uzağa vuracağım” dedi. Anlaştık. Futbol hayatım boyunca yaşadığım en heyecanlı üç dakika!

Çeyrek finalde Zico’nun takımında, Fenerbahçe’de olmak istemez miydin?
Olabilirdi tabii. Zico’yla çalışmak çok rahattır. Fenerbahçe için Zico’nun gidişi bir dönüm noktası olarak bile sayılabilir. O bizim için çok büyük şanstı. Yenildiğinizde “Sorumlusu benim” derdi. 100’üncü yıl mutluluğunu yaşadığım için Fenerbahçe ile çok güzel anılarım var.

Söyleşi: Fourfourtwo

Fenerbahçe'nin eski efsanesi Tuncay Şanlı röportajı,

Yorum Yaz