Menü İcon

TÜGİK Başkanı Erkan Güral: Güçlü bir Türkiye'yi çekemiyorlar

TÜGİK Başkanı Erkan Güral, güçlü bir Türkiye'nin var olmasının herkesi rahatsız ettiğini belirtti. Güral, darbe girişimi sonrası Türkiye'de yaşanılan gelişmelere değinerek, Türkiye'nin yeni yol haritasına karşı bilgilendirici tespitlerde bulundu.

Röportaj Gazetesi

TÜGİK Başkanı Erkan Güral: Güçlü bir Türkiye'yi çekemiyorlar

Temmuz darbe girişimi sonrası hükümet ile birlikte iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları da çok hızlı aksiyon aldılar. Türkiye Genç İş Adamları Konfederasyonu (TÜGİK) Başkanı ve aynı zamanda Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, güçlü bir Türkiye’nin gerçekten herkesi rahatsız ettiğini ancak onlara inat iş dünyasının büyümeye, gelişmeye, kendini geliştirmeye ve Türkiye ekonomisini kalkındırmaya devam edeceğini söyledi. Rusya ile normalleşme sürecinin iki ülke için farklı bir dönüm noktası olduğunu söyleyen TÜGİK Başkanı Güral, bu durumun piyasalara ve her iki ülkenin ekonomisine son derece olumlu yansıyacağını belirtti.

Demokrasi ve Şehitler Mitingi vardı. Dünyaya bir mesaj verdik özellikle Batı’ya. Nasıl yorumluyorsunuz bu birlik ve bütünlüğü?

Dünyaya çok önemli bir mesaj verdik, Türk insanının, Türk Halkının, Milletinin birlik ve beraberlik ruhunun nasıl olduğunu gerçekten en iyi ifade eden bir buluşmaydı. Milyonlar Yenikapı’da buluştu. Herkesin gönlü, kulağı oradayken Türkiye’nin diğer 80 ilindeki bu buluşmaya dünya tanıklık etti. Hatırlayalım o 15 Temmuz gecesi, o vahim olayın neticesinde ivedilikle ulusumuz sokaklara döküldüğünde, tanklara tüfeklere karşı neler yaptığını göstermiştik.

15 Temmuz darbe girişiminin iş dünyasında etkileri nasıl oldu?

İş dünyasının olumsuz bir şekilde etkilendiğini söyleyemem. 15 Temmuz yaşandı, ertesi gün piyasalar ‘ne oluyor’u gözlemledi ve birkaç gün içinde hepimiz gördük ki en ufak bir sıkıntı yok. Türkiye ekonomisi son derece güçlü bir ekonomi. Ulusumuz bu gücün ardından Türkiye ekonomisinin daha da gelişmesi ve büyütülmesi anlamında özellikle iş dünyası kaldığı yerden yani 15 Temmuz Cuma gününde bıraktığı tüm çalışmaları birkaç gün sonra tekrar devam etmek suretiyle hem ekonomimize olan güveni perçinlemek hem de göstermek adına iş dünyası normal çalışmalarına devam etti. Hatırlayın onun hemen akabinde Merkez Bankası 25 baz puanlık bir faiz indirimi bile yaptı ki bu da Merkez Bankası’nın Türkiye’ye ve Türk ekonomisine olan güveninin en önemli işaretiydi. Piyasalar bundan moral buldu. Yatırımlar devam etme kararı aldı ki bu bence en önemli kısmıydı, büyüyen ekonomi için sanayi yatırımlarının devam etmesi lazım, geliştirilmesi lazım, büyütülmesi lazım. Bu anlamda piyasalar o moralle ve bugünkü coşkusuyla devam ediyor.

Darbe girişimi sonrasında hükümet anında reaksiyon gösterdi, ekonomi ve iş dünyası da keza aynı şekilde. Hükümetin bu darbe girişimi sonrasında aldığı önlemleri nasıl değerlendiriyor iş dünyası?

Özellikle hükümetin cumartesi gününden itibaren açıkladığı çeşitli paketlerle, Merkez Bankası’nın aldığı tedbirlerle hiçbir sıkıntı yaşanmadı. ATM’lerde de sıkıntı yaşanmadı. Sonrasında üçüncü ve dördüncü gün iyice normalleşerek devam etti. Şu an piyasalar da gayet sakin dolar 2.96 TL seviyelerinde. Sayın Başbakanımıza bu konuda teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten hükümetin aldığı bu programlar ivedilikle iş dünyasına sunuldu, iş dünyasıyla paylaşıldı, inanılmaz bir moral motivasyon oldu. Zaten iş dünyasının ihtiyacı olan tek şey bu moral ve motivasyon. Sayın Başbakanımızın hazırlamış olduğu o program, hem satın almak hem de satış yönünde iş dünyasına çok önemli fırsatlar sunuyordu. Zaten bu tür fırsatların değerlendirilmesi sonucu iş dünyasının hareketliliği sağlanabilir. Aksi takdirde, ah ile vah ile bu ekonomi çarklarını yavaşlatır ya da durdurursak tekrar harekete geçirmemiz zordur, tabii şunu da hepimiz biliyoruz bu tür durumlardan fırsat yaratmaya çalışan bir takım fırsatçıların da olduğunu. Bunlara hiçbirimizin inanmaması lazım. İş dünyasının sağlıklı ve verimli bir şekilde yaşantısına devam etmesi lazım. Burada bizlere, iş dünyası temsilcilerine çok önemli görevler düşüyor. Biz, moral ve motivasyonumuz yerinde olduğu sürece Türkiye ekonomisini büyütmeye geliştirmeye her zaman devam edeceğiz ve bu güce ve bu imkânlara da her zaman sahibiz.

YATIRIMLARA DEVAM

Önemli yabancı kurumlar yatırımlarına devam edeceklerini açıkladılar. Ancak yurt dışında da farklı bir algı operasyonu yürütülüyor. İş dünyası bu noktada nasıl aksiyonlar almayı planlıyor?

Tabii yurt dışındaki algıdan önce biz yurt içindeki algıdan başlamalıyız. Az önce söylemiştim, yatırımlarımızın devam ettiğini, yeni yatırım kararlarının alındığını, onun için de kendimizden başlamalıyız. Ben şirketimiz olarak kendimizden örnek vermek istiyorum. Bu girişimin ertesi günü 16 Temmuz’da Kütahya Zafer Meydanı’ndaydık. Biz orada Kütahya halkıyla şunu paylaştık; yatırımlar devam ediyor, iş dünyası çalışmalarına devam ediyor hatta hemen seramik fabrikası yatırımı yapacağız diye, Babam Nafi Güral Bey sahnede bu müjdeyi verdi ve dedi ki bir ay içinde bu gerçekleşecek. Biz 4 Ağustos itibariyle ilgili makine tedarikçisi firmayla sözleşmemizi yaptık. Allah nasip ederse de bir ay içinde fabrikanın temelini Kütahya İkinci Organize Sanayi Bölgesi’nde atacağız. Bu piyasalara, Kütahya’ya ve ekonomimize duyduğumuz güvenin işareti olması anlamında bir mesajdı. Bu da yetmedi bu biter bitmez bir yıl içinde bu yatırımın ikinci etabını yapacağız. Tabii sivil toplum örgütlerine son derece önemli görevler düşüyor. Sayın Mehmet Şimşek önümüzdeki günlerde Asya’dan başlayıp sonra çeşitli Avrupa ülkelerinde lobi faaliyetlerinde bulunacak. Yeter mi hayır yetmez, iş dünyası temsilcisi olarak bizlerin de bunları yapması lazım. Burada en önemli güvenin kendimizde olduğunu ve bu bilginin ve tecrübenin kendimizde olduğunun anlatılması gerek. Tabii ki olumsuz yaklaşımlar ve tepkiler de beklemeliyiz ki bu son derece doğaldır çünkü güçlü bir Türkiye gerçekten herkesi rahatsız ediyor. Ama onlara inat büyümeye, gelişmeye, kendimizi geliştirmeye ve ekonomiyi kalkındırmaya devam edeceğiz.

İş dünyasının ve STK’ların bu lobicilik faaliyetleriyle ilgili aldığı kararlar var mı? Seferberlik ilan edildiğini biliyoruz bu noktada ama net adımlar atıldı mı?

Net olarak adımlar atıldı. Mesela şu an çok yeni bir haber, KOBİ’lere yapacakları yatırımlarda bir finans kolaylığı verilecek olması son derece önemli. Bu anlamda Sayın Başbakanımıza ve Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza çok teşekkür ediyorum. Yine büyük yatırımlar için yeni bir teşvik yasası yolda. Bunu da iş dünyası heyecanla ve merakla bekliyor ki bu da büyük yatırımların önünü açacak. Bunun gibi daha çok çalışmanın olduğunu da duyuyorum ve memnuniyetle karşılıyorum son derece önemli. Konuşmamın başında söylemiştim, bu tür desteklerle birlikte iş dünyasının moral ve motivasyonu birleştiği zaman istihdam, yeni katma değerlerin yaratılması anlamında hepimiz için fevkalade önemli gelişmelerdir. 

HERKES KOŞARKEN DURMAMALIYIZ

Darbe girişimi sonrası geri çekilen firmalar da var. Bunu yapmak yerine daha ileri bir adım mı atmak lazım?  

Bu şekilde duran firmaların son derece yanlış bir hareket içinde olduklarını çok net bir şekilde söyleyebilirim. Herkes yürüyorken ve hatta birileri koşuyorken sizin frene basıp durmanız rakiplerinizden çok geriye kalmanızın en önemli yeterliliklerinden biridir. Geriye kaldığınız zaman o farkı tekrar kapatamazsınız. Zaman bu zamandır, ne yapacaksanız bu zamanda yapmanız lazım. Pek çok fırsatı beraberinde getiriyor bu tür ortamlar. Her şey yolunda ve iyi gidiyor, herkes bir şeyler yapıyor ve siz geride kalıyorsunuz. Rekabet anlamınsa son derece yorucu bir döneme girer ve bir daha da rakiplerinizi yakalama fırsatı bulamazsınız. Kesinlikle durmamamız, ne planladıysak, ne düşündüysek zamanında yapmamız lazım.

RUSYA ÇOK STRATEJİK BİR PARTNER

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin’le çok önemli bir görüşme gerçekleştirdi. Rusya ile ilişkilerin normalleşmesinin iki ülke ekonomisini ve bölgenin geleceğini nasıl etkilemesini bekliyorsunuz?

24 Kasım’daki uçak krizi sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin’in ilk kez yüz yüze görüşmesi iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir sayfa açtı. Rusya ile yaşadığımız bir sorun, sıkıntı vardı ve onu da neden yaşadığımız bu süreçte ortaya çıktı, çıkıyor. Şu an çok net ifade edemiyorum. Bu süreçte iki ülke arasındaki ticaretin durmasının hem Türk tarafı hem Ruslar açısından ne kadar sıkıntılı ve zor olduğunu gördük. Rusya ekonomisi yüzde 3.8 küçüldü, hayat pahalılığı yüzde 30’lara yükseldi. Rusya pazarı ihracatçılar için de büyük önem taşıyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 35 milyar dolarlardan 27 milyar dolarlara gerilemişti biliyorsunuz. Şimdi ticarette 100 milyar dolarlık hacim hedeflendi. İki lidere yakışan, bu sıkıntılı dönemin bir an önce aşılması yönünde karşılıklı kucaklaşmanın sağlanmasıydı. Bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanımızın Putin ile buluşması çok önemli bir kilometre taşı tüm dünya için. Piyasalara ve her iki ülkenin ekonomisine son derece olumlu yansıyacağını düşünüyorum. Özellikle Rusya’dan, Türkiye’ye gelen turistik anlamdaki ziyaretçiler, iki ülke arasındaki ticari alışverişin daha da artırılması anlamında. Eskisinden daha da iyi olacağına inanıyorum. Suni bir sıkıntı vardı o suni sıkıntı da şu an itibariyle ortadan kalkacak. İki liderin, iki güçlü ülkenin menfaatlerine olan adımı karşılıklı düşünüyorum.  İki liderin görüşmesinden yaptırımların kaldırılacağı, ortak projelere hız verileceği mesajı verildi ki bizim iş dünyamız için çok önemli bir gelişme. İki ülke arasındaki en önemli nokta enerji. Türk akımı ve nükleer santral gibi projelerde adım atılacağı belirlendi. Bu Türkiye ve bölge için çok önemli bir fırsat.

Peki İran...

İran’ı ben hep söylemişimdir biliyorsunuz müthiş bir pazar, satın alma gücü var, talep var. Orada iyi bir planlama ile ticaretle başlayıp, akabinde İran’da yatırıma gidecek bir süreci iş dünyasının değerlendirmek için çalışmaları yaptığını memnuniyetle söyleyebilirim.

Söyleşi: Zeliha Saraç

,

Yorum Yaz