Menü İcon

Şükrü Özyıldız: ''Saçlarım beyazlıyor ama boyamayı düşünmüyorum''

Yılmaz Erdoğan'ın yazıp yönettiği ''Ekşi Elmalar'' dizisinde oynayan Şükrü Özyıldız oyunculuğu ile herkesin ilgisini çekiyor. Yıldızı bir anda parlayan yetenekli oyuncu Şükrü Özyıldız'ın sizler için söyleyecekleri var.

Röportaj Gazetesi

Şükrü Özyıldız: ''Saçlarım beyazlıyor ama boyamayı düşünmüyorum''

Instagram’da gördüm, artık sen de bir köpek babasısın. Nasıl başladı birlikteliğiniz?

- Bize 1,5 aylıkken geldi. Anne sütünden kesildiğinden emin olunca Bursa’daki bir köpek çiftliğinden aldım. Hemen veterinere götürdüm. 700 gramdı. En iyi mamalar, suyuna bazı bitkisel destekler... İki buçuk hafta sonra yine götürdük, 2.1 kilo olmuştu.

Neden Jack Russell?

- Benim jenerasyonumda böyle bir şey var. Herhalde çocukken izlediğimiz “Maske” filminin etkisi. Bir de “101 Dalmaçyalı” filmi vardı, o zaman da Dalmaçyalı alırdı herkes.

Adını neden Fadik koydun?

- Bilmiyorum. Normal köpek isimleri sevmiyorum.

Filmde pek çok sahnede seni fotoroman ve çizgi roman okurken görüyoruz. Gerçekte de okur muydun?

- Okumazdım. Zamanımda yoktu. Biraz daha yaşım ilerlediğinde lisede falan Marvel’ın çizgi romanlarını okurdum. Orijinalleri bulurdum hem de... Anime izlemeye o zaman başladım.

Favorin hangisiydi?

- “Maske”yi severdim. Bizim zamanımızda “Batman”, “Spiderman”, “Süpermen” arka arkaya yayınlanırdı. Hepsini izlerdim.

Nasıl bir çocuktun? Çok hareketli olduğunu bilmeyen yok gerçi...

- Olması gerektiği gibi bir çocuktum aslında. Çocuksun, yaramaz olmak zorundasın bence. Çocuk sakinse, usluysa orada doğru olmayan bir şey vardır. Annemle babamın çok fotoğrafı var beni ayaklarında sallarken. Uğraştırmışım yani. Ben klinik hiperaktifmişim. İlaç tedavisi görecek kadar.

AAkrA-AzyAldAz-biyografisi

Var mıymış hiperaktifliğin tedavisi?

- Yok. Bir koşsun gelsin gibi yöntemler uygulamışlar ya da çok çaresiz kaldıklarında ilaç vermişler.

Veteriner “Fadik seni ısırdığında sen de onun kulağını ısır” demiş. Dişe diş kana kan yani!

- Evet ama bu uyarı anlamında bir şey. Mesela yanlış yere tuvaletini yaptığında, kulağından tutup götürmek gibi. Anneleri hep kulağıyla eğitim verdiği için veteriner de “Ona her zaman kulağıyla bir şeyler öğretmen lazım” dedi. 

KULAĞIMI ÇEKME KOCAMAN OLDU!

Filmde de dayak meselesi konuşuluyor. Baban sana hiç tokat attı mı ya da kulağını çekti mi?

- Onunla ilgili çok komik bir anım var aslında. Benim de kulağımı çekerlermiş. Bir gün hatırlıyorum, annem kulağımı çekerken eline vurmuştum “Kulağımı çekme, kocaman oldu” diye. Gayet net hatırlıyorum, gülüyordu. Bir daha çekmedi.

Ne oynardınız en çok çocukken?

- Mahallede top oynardım.

Futbolcu olmak mı istiyordun?

- Hiç öyle bir halim yoktu ama bir dönem gerçekten astronot olmak istiyordum. Ortaokula kadar bunun hayalini kurdum. Sonra babam idolüm olmaya başladı, onun işini devam ettirmek istedim. Babam mobilyacıydı benim. En son oyunculukta karar kıldım.

Ailen nasıl karşıladı?

- O tarz meslekler sabah 9 akşam 5 değil ya, riskli gördüler önce. Sonra hayattan ne beklentim var gibi kendi kendimi sorgulama sürecine girdim. Öyle gelişti olaylar.

Bu kadar hayal kurmuş, sonra İTÜ’de Gemi Makineleri Mühendisliği okumuşsun. Deniz sever misin?

- Çok severim ama oraya gitmeden önce bunun denizcilik olduğunu bilmiyordum. Zaten bir gördüm üniformalar, disiplin kuralları, şaşırdım. Kaptan ve çarkçıbaşı yetiştiriyorlar. Bunu istemediğimi fark ettim. Sefere git, altı ay gelme, çok zor. Ben o işe girmek, hayatımı buna adamak istemedim.

614d2cec73dac601049344787ab5f139

SAÇLARIM BEYAZLIYOR AMA BOYAMAYI DÜŞÜNMÜYORUM

Saçların hep böyle dikkat çekiyor muydu?

- Hep böyle bir muhabbet var. Herkes bana saçların çok güzel diyor ama ben ‘saç’çı biri olmadım.

Ne zaman fark ettin yakışıklı olduğunu?

- Biri bana “Çok yakışıklısın” dediğinde de hâlâ utanıyorum. Asla aynaya bakıp da “Ne yakışıklıyım”demedim.

Saçların için özel bir bakım yapıyor musun?

- Hayır. Fön de yok. Sadece iyi bakıyorum saçlarıma. Öndeki beyazlar da doğal.

İleride boyar mısın saçlarını?

- Hayır. Düşünmüyorum.

Babanın saçları nasıl?

- Onun saçları lisede beyazlamış. Bembeyaz olmuş. Irsi sanırım.

Profesyonel anlamda hayatının dönüm noktası ne?

- Galiba “Oyuncu olmak istiyorum”a karar vermek başlı başına bir dönüm noktası. Madem oyuncu olacağım, bunu iyi yapmak zorundayım. O yüzden bunun eğitimini almam lazım diye önce eğitime yöneldim. Modellik teklifleri de geliyordu ama o işe girmedim.

Hiç modellik yapmadın mı?

- Hayır. Oyunculukla ilgili tüm derdim. Oyunculuğa insan bilimi olarak bakıyorum. Her rolde kendi içimden bir şey paylaşıyorum ya da ben yeni bir şeyler öğreniyorum.

Bir önceki filminde Özcan Deniz’le çalıştın. Şimdi Yılmaz Erdoğan’la.

- Özcan’ı abi gibi görüyorum. “Sevimli Tehlikeli” filminin bendeki yeri apayrıdır. Çok güzel bir tekstti, Özcan çok iyi yönetti. O benim bebeğim gibi bir şey.

METROBÜSE DE BİNERİM KİBİRLİ İNSAN SEVMEM

Özel hayatın sana kalsın diye sosyal hayatından fedakarlık ediyor musun? Önlem alıyor musun?

- Hayır. Zaten gece hayatım yok. Evimi seviyorum, alkol, sigara kullanmıyorum. Ama onun dışında tabii ki gündelik hayatımda dışarı çıkıyorum, mesela mahallemin esnafını çok seviyorum. Onlardan alışveriş yapıyorum. Yürüyüş yapmak istediğim zaman Rumelihisarı’ndan Bebek’e doğru değil de Yeniköy tarafa doğru yürüyorum.

Dışarı çıkmayı sevmiyorsan evde neler yapıyorsun peki?

- Dışarı çıkmayı severim aslında. Yurtdışına çok giderim. Babam Hollanda’da yaşıyor. Onu ziyaret ediyorum. Almanya’da yaşayan arkadaşlarım var, onların yanına gidiyorum. Onun dışında İzmir’e gidiyorum. İstanbul’u da seviyorum.

Bir ara “metroya, metrobüse biniyorum” diyordun, hâlâ toplu taşıma kullanıyor musun?

- O zamanlar mecburdum. Şimdi de mecbur kalırsam binerim. Çünkü tiyatro Kadıköy’de. Setim var. Set 6’da bitiyor, oyun 8.30’da başlıyor. Trafik diye de bir gerçek var. En garantisi ne bu durumda; metrobüs ya da vapur. Beni zaten vapurda, metrobüste yakaladılar hep haber yaptılar. Bunda ayıp bir şey yok ki. Ben seviyorum insan içine karışmayı. Kibirli değilim, sevmem kibirli insanları.

Portekiz’de geçen yıllarında kafes dövüşü yapmışsın. Hâlâ dövüş sporlarıyla ilgili misin?

- Bir sürü dövüş sporuyla ilgilendim. Ama en çok Jiu-Jitsu’yu sevdim. 5 sene profesyonel olarak yaptım.

sukru-ozyild-092403ZV

GERÇEK SEVGİ VARSA MESLEĞİN ÖNEMİ YOK

Tango yapıyor musun hâlâ?

- Ah, çok özledim. Eskiden daha çok yapıyordum. En son 3-4 yıl önce Cihangir’de bir yere gitmiştim. Severim ben tangoyu.

Twitter’da “El kadar bebeye Şükrü ismi konur mu, ne yaptın baba, dağ diktin önüme” demişsin.

- Evet, dedim. İsim önemli bence. Neyse ki artık bunu kırdığımı düşünüyorum. İlk zamanlar “Şükrü, dede ismi” derlerdi. “Sen Can, Kerem olurmuşsun” gibi şeyler diyorlardı. Dedemin ismi, Allah rahmet eylesin. Çok severdim dedemi. Aslında o yüzden Şükrü ismini taşıdığım için gururluyum.

“Birlikte olduğum kadının hayatına tek müdahalem, ona olan desteğimdir” diye de bir açıklaman var. İlişkilerde insanların birbirine karışmasını kızar mısın?

- Herkes bir birey, çok müdahale edilmemesi lazım.

Oyunculuk, ilişki yürütmek açısından zor bir meslek mi?

- Gerçek sevgi varsa mesleğin hiçbir önemi yok.

Dizi projesi var mı yakında?

- Güzel bir işle döneceğim.

DUBLÖR YAPABİLİYORSA BEN NEDEN YAPMAYAYIM

Her film ve her karakter bir yolculuk aslında. Şimdiki filmde yol nereye gitti, ne değiştirdi hayatında?

- Ben sırtımı yönetmene dayadığım zaman daha özgürleşen bir oyuncuyum. O yüzden Yılmaz Erdoğan’la çalışmak bana çok şey kattı. Hakikaten usta. O çıraklıktan çok şey öğreniyorsun. Onun dışında böylesine bir projede yer almaktan çok mutlu ve gururluyum.

Nehre atlama sahnesinde dublör kullanmadın mı?

- Kullanmadım.

Daha ne kadar dublörsüz devam edeceksin?

- “Sevimli Tehlikeli”de de aynı şey olmuştu. O yapabiliyorsa niye ben yapmayayım duygusuna giriyorum her seferinde. Böyle gider herhalde.

Söyleşi: Ömür Gedik

,

Yorum Yaz