Menü İcon

Sinan Tuzcu: ''Setteki kalabalığı özlemişim''

Setlere iki yıllık vedasından sonra “Babam ve Ailesi” dizisiyle ekranlara dönen Sinan Tuzcu, “Setteki kalabalığı özlemişim. Dışarı çıkınca oh ya oldum. Çok fazla kapanmışım meğer içime.” diye yorum yaptı.

Röportaj Gazetesi

Sinan Tuzcu: ''Setteki kalabalığı özlemişim''

Hayırlı olsun, “Babam ve Ailesi” ekibine katılmışsınız. Nasıl gidiyor çalışmalar?

- Çok yoğun ama bir o kadar da keyifli. Ben çok eğleniyorum. Zaten uzun süredir kamera önünde değildim, o yüzden özlemişim. Arkadaşlarımı özlemişim daha doğrusu, çünkü bu dizide eski arkadaşlarımla çalışıyorum.

Hangi arkadaşlar onlar?

- Bülent İnay, Ceyda Düvenci ve Ayça Bingöl. Sayelerinde kendimi hiç sonradan ekibe katılmış biri gibi hissetmiyorum.

Teklif geldiğinde hiç tereddüt etmediniz o zaman...

- Evet, hiç düşünmedim. Dizinin başından beri görüşüyorduk zaten. Sonradan karar verilmedi yani... Benim için de iyi bir hazırlık dönemi oldu.

Siz de senaryo yazıyorsunuz bildiğim kadarıyla. Yer aldığınız projelerde tecrübelerinize dayanarak senaryoya müdahale ettiğiniz oluyor mu?

- Ben yazarken sormadan fikir söylenmesini sevmem, dolayısıyla fikrim sorulmadıkça bir şey demem. Sonuçta yazan arkadaşlarımızın neyle uğraştığını çok iyi biliyorum.

581f08d60f25444ff0c50f12_1

TAMER GENEL OLARAK KÖTÜCÜL BİR ADAM

“Babam ve Ailesi”nde üstlendiğiniz karakterden de biraz söz eder misiniz?

- Tamer karakterini canlandırıyorum. Aslında bana uzak bir tip... Biraz hin bir adam... Söylediğiyle yaptığı arasında ciddi farklar var. Zeki bir herif, her şeyi önceden kafasında planlıyor. İnsanları kullanıyor. Bir garip başarı algısı var. Diğer yandan da hırslarım yok, eğlenip gülüyorum kafasında. Bu zamana kadar yaşadığı olayları unutmamış, şimdi onların intikamını alıyor. Tek zayıf noktası kızı. Çok büyük pişmanlığı var, çok seviyor aslında. İyi bir baba olmak, kızının yakınında durmak istemiş ama becerememiş. Kendi hırslarına yenik düşmüş. Özetle, oynaması çok zevkli bir karakter benim için Tamer...

Tamer kötü bir adam mı yoksa yaşadıklarının olağan sonucu bu bu?

- Ben karakterleri iyi ya da kötü olarak ayırt etmek istemiyorum. Ama kötücül bir adam genel olarak. Kötü tarafta diyebiliriz.

YAZMAK BENİM İÇİN BİTMEYEN BİR UĞRAŞ

Ceyda Düvenci’nin canlandırdığı Suzan karakteriyle nasıl bir işbirliği olacak Tamer’in?

- Suzan yaralı bir kadın aslında. Birden bütün hayatı altüst olmuş. Bir tepki verme ve can acıtma arzusu içerisinde. Tamer Suzan’ı, Suzan da Tamer’i kullanıyor. Ama Tamer’in Suzan’dan bağımsız bir planı daha var. Birbirlerine omuz veriyor gibi gözükseler de aslında aralarında nefret ilişkisi söz konusu.

Tamer, Kemal (Bülent İnal) ile çok iyi arkadaşmış. Ama Tamer’in yaptığı kötülükten sonra araları bozulmuş. Tamer’in geri dönüşüne Kemal ne tepki verecek?

- Tamer ile Kemal bir zamanlar ortakmış, ama o zamanlar da Tamer kaypak bir adammış. Kemal dayanamayıp bir gün onu ortaklıktan çıkarmış. Tamer’in yıllar sonra Amerika’dan dönüp karşısına çıkması elbette onu çok şaşırtıyor.

Suzan ile arasında bir aşkın filizlenmesi mümkün mü?

- Valla onu biliyorum. Bence Tamer o kartı kullanır. Orada çok zengin bir kadın var, kendisi ise zengin değil çünkü bütün parasını Aziz’e kaptırmış. Oradan beslenir bence.

581f08e00f25444ff0c50f14

İki yıldır dizi setlerinden uzaktınız değil mi?

- Evet, iki yıl oldu. Bir tane konuk oyunculuğum var “Kaderimin Yazıldığı Gün”de sadece.

Peki o süre boyunca neler yaptınız?

- Dizi yazdım... “Urfalıyam Ezelden” ve “Kehribar”ı kaleme aldım. Toplamda üç yıldır yazmakla uğraşıyorum. 3,5 yıldır bir roman üzerinde çalışıyorum mesela, sonuna geldim sayılır. Tiyatro oyunları da yazıyorum bir yandan. Yazmak hiç durmayan bir uğraş benim için.

BİR SÜRÜ İŞ BİTTİ, ARTIK DERİMİZ KALINLAŞTI

Kamera arkası mı yoksa kamera önü mü sizi daha çok mutlu ediyor?

- İkisinin yeri de farklı. Yazmayı çok seviyorum. Ama setteki kalabalığı da özlemişim. Dışarı çıkınca oh ya oldum. Çok fazla kapanmışım meğer içime. Oyunculuğu bırakmamıştım zaten, bırakılacak bir şey değil ki. Yazma derseniz, kendimi bildim bileli yazıyorum ben.

Roman yazmakta biraz geç kaldığınızı düşünmüyor musunuz?

- Galiba bir romanın geç ya da erken diye bir kavramı yok. Roman ya da kitap dediğin şey kendi kendine demleniyor. İyi bir şey olsun diye uğraştım, evet biraz zaman aldı.

Konusu ne?

- Adı “Böcek”... Polisiye bir öykü. Bir gazeteci kadının başından geçen olayları konu alıyor diyebiliriz.

581f08ec0f25444ff0c50f18

Romanı daha sonra film ya da dizi yapmayı düşünür müsünüz?

- O düşünceyle yazmıyorum. Sonraki aşamalarda ne hâl alır bilmiyorum.

“Urfalıyam Ezelden” ve “Kehribar” dizilerini yazmıştınız, yayından kaldırılmaları sizi üzmedi mi?

- Galiba bizim derimiz kalınlaştı. Bu iş böyle... Yazdığımız ya da rol aldığımız bir sürü iş başlayıp bitti, alıştık buna artık. Emek boşa gidince can yanıyor, üzülüyorsun ama kırgınlık olmuyor. İşimiz bu, başka bir iş bilmiyorum ki...

RUHUM 25-30 YAŞLARINDA

Siz seyahat etmeyi de çok seviyorsunuz...

- Gezmeyi seviyorum, her fırsatta dünyayı geziyorum. Bir sırt çantasıyla her yere gidiyorum. Sağlığım el verdi sürece gezeceğim.

Bodrum’a mı yerleştiniz?

- Evet, sadece işim olduğunda İstanbul’a geliyorum. Orada bir evim vardı, onu kışlık kullanıma da elverişli hale getirdim. Büyük şehirlerin keşmekeşi insanı yıpratıyor. Sakin bir ortam istiyorsun. O yüzden Bodrum’a gittim.

Yalnız kalmayı seviyor musunuz?

- Seviyorum, kalabalıkta kitap zor okunur (gülüyor). Sakinliği seviyorum bu ara, öyle bir haldeyim. Yaşla alakalı da olabilir, 40 oldum artık...

40 yaş paniği yaşıyor musunuz?

- Yok... Niye yok biliyor musun, oyunculuğun avantajı... Biz her dönemde her yaşı oynuyoruz. Bu dizide 20 yaşında bir kızım var senaryo gereği mesela... Önce nasıl ya diyorsun, ama hesapladığında olur mu olur yani.

581f08fc0f25444ff0c50f1a

Siz kendinizi kaç yaşında hissediyorsunuz?

- Ruhum 25-30 arasında (gülüyor).

ÇOĞALMAYI DÜŞÜNÜYORUM EVLADIM OLSUN iSTERiM

Dolunay Soysert ile evliliğiniz kısa süre önce bitti. Uzun bir evlilikti. Hiç çocuk sahibi olmayı düşünmediniz mi?

- Dolunay da ben de hep aynı şeyi söyledik; o geleceği zaman bilir... Olmadı işte... İnşallah kısmetse ben de çoğalmayı düşünüyorum. Bir evladım olmasını isterim.

Peki tekrar evlenmeyi düşünüyor musunuz?

- Bu tür sorulara kesin evet ya da hayır denmemesi gerektiğini bilecek yaştayım. Hayat bu... Genç bir adamım.

Söyleşi: Büşra Bozok Aytek

,

Yorum Yaz