Menü İcon

Sinan Engin: ''Şerefli ikinciliklerimiz de Beşiktaşlı duruşumuz yeter''

Beşiktaş'ın efsanevi oyuncusu Sinan Engin, Beyaz Futbol'daki yeni sezon öncesi hakkında merak edilenler ve daha fazlasını açıkladı. İşte Engin'le alakalı merak edilen soru başlıkları; Fatih Terim’den neden çekindi? Gerçekten hep Fashion TV mi izliyor?

Röportaj Gazetesi

Sinan Engin: ''Şerefli ikinciliklerimiz de Beşiktaşlı duruşumuz yeter''

Kaç yaşınızda Beşiktaş’ta oynamaya başladınız?

10 yaşımda Beşiktaş futbol okullarının seçmelerine katıldım. Seçmeler birkaç aşamalı yapılıyordu ama beni ilk seçmede aldılar. Bir maç yapmıştık. Ben ileriye dönük orta saha oynuyordum. Birkaç tane gol atınca beğendiler. Altyapıya girdikten sonra da devam ettim. A takımdan önce bizim maçımız olurdu. Çok heyecanlıydı, güzeldi.

Sizi A takıma çıkaran teknik direktör kimdi?

Beni Miliç çıkartmıştı. Genç takımlarda bir sene oynadıktan sonra hemen A takıma çıkmıştım. Daha 17 yaşıma bile girmemiştim.

O dönem takımın abileri kimlerdi? Kimlerden çekinirdiniz?

Ali Kemal Denizci’yle aynı odada kalırdım. “Papaz” oyuncuların yanında her zaman gençler olurdu. Ayak işlerini biz yapardık. Çay, kahve taşıyıp mahcup mahcup dururduk işte. Ali Kemal abiyle aramızda 12 yaş vardı. Hizmet etmeyip ne yapacaksın? Hatta gazetelerde bizi baba-oğula benzetirlerdi.

Gazetelerde haber olmak başlarda hoşunuza gidiyor muydu?

O zaman futbol şimdiki gibi popüler değildi. Bu kadar çok haber olmazdı. Yine de özenirdik. “Bizim ne zaman haberimizi yaparlar?”, “Bizi de herkes tanır mı?” derdik. Hayalimiz oydu. Özendiğimiz futbolcular da vardı: Gullit’ler, Van Basten’ler filan… Cemil Turan’a da hayrandık.

Milli takıma seçilmeye başladığınızda takım kaptanı Fatih Terim’di. Gençlerle de ilgilenir miydi? Milli takımda çekindiğiniz isim o muydu?

Bizim Sarı Metin’lerin Fatih Terim’den ödü kopardı. Bir gün üzerimde milli takımın eşofmanları var ama fermuarı açık. Takımdakiler “Toparlan yoksa Fatih abi kızar” dedi. Ben de gıcıklık olsun diye yakayı paçayı iyice dağıttım. Fatih hoca bana ters ters bakmıştı. Bir gün de Şenol Çorlu ona eliyle koluyla bir şeyler anlatmaya çalışırken sinirlenip “İndir ulan elini!” demişti. O zaman biraz çekinmiştim.

Futbolcuyken teknik direktörlerinizle aranız nasıldı? En zoru kimdi?

Stankoviç çok sert bir adamdı. Beni bir gece kamptan kovmuştu. Şampiyon olmuşuz, Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Kupası maçı oynayacağız. Gece vakti otelde geziyorum. Maçtan önce de denize gidip kömür gibi yanmışım. Stankoviç beni görünce çok sinirlendi. “Bu ne bre!” dedi, kovdu. Sonra kulüpten Zekeriya abi onu ikna etmişti. Maçta beni sonradan oyuna aldı. Sahaya girerken de göbeğimi sıkmıştı. “Bu maçı almazsan canına okurum!” dedi. O maçı aldık. Bir kere de beni sonradan oyuna alıp sahada istediği adamı kovalamadım diye hemen geriye çıkarmıştı. Metin’e de kafayı takmıştı. Birkaç defa da çat diye odasına girip “Burası sigara kokuyor!” diye bağırarak Metin’i kovmuştu. Bizde de suç var tabii. Şimdikiler bizden daha akıllı. Eskiden kumar oynanırdı, sigara içilirdi, haylazlık yapılırdı…

sinan-engin-futbolcu

Futbolcuyken çapkınlıklarınız başınıza çok iş açtı mı?

Gençtik o zaman, yaptık bir şeyler! Şampiyon olduğumuz sezon maçtan birkaç gün önce bir kadınla manşet olmuştum. Süleyman Seba çok sinirlenmişti. Beni yanına çağırdı. “Hafta sonu özellikle seni izleyeceğim” dedi. Maç başladı, çok kötü oynuyorum. Teknik direktör Milutinovic beni oyundan alacakken biri sakatlanıp çıktı. Korkum geçince oynamaya başladım. İki gol attırdım, bir gol attım. Süleyman abi hiçbir şey demedi ondan sonra.

Futbolculuğunuzun en büyük başarıları nelerdi?

Şampiyonluğumuz ve “şerefli ikincilik”lerimiz var. Belki de dört şampiyonluk yaşayacaktık ama Beşiktaşlılık duruşumuz da yeter.

Beşiktaş’tan nasıl ayrılmıştınız?

Beşiktaş’tan Kuşadasıspor’a kiralık gönderdiler. Aslında Galatasaray beni çok istiyordu ama teknik direktör Gordon Milne ile anlaşamadığımız için gitmedim. Bir de Beşiktaş’tan Galatasaray’a vermek istemediler. Kuşadası’na gidince o güne kadar verilen en büyük transfer parasını almıştım. Beşiktaş benden kazandığı parayla futbolculara olan borçlarını kapatmıştı.

Kuşadası’ndan sonra Ankaragücü, Sarıyer ve Adana Demirspor’da da oynamıştınız. Neden Ankaragücü’ndeki üç yıl haricinde o kulüplerde uzun süre oynayamadınız?

Ankaragücü’nde teknik direktörümüz Samet Aybaba olmuştu. Ondan sonra Sarıyer’le Adana Demirspor’a gidip geldim ama iyi olmadı. Hocayla anlaşamamıştım. 29 yaşımda da futbolu bıraktım.

LIVERPOOL-BESIKTAS28-1024x962

Kilolarınızdan dolayı mı?

Görüntü olarak kilolu gibi görünüyordum ama kilolu değildim ben. İriydim. Son zamanlarda idman yapmadan bile iyi oynuyordum. Ankaragücü’nde oynadığım zaman İstanbul’da Fenerbahçe’yi, Galatasaray’ı filan yenip gidiyorduk. Allah vergisi bir gücüm vardı. Futbolu Beşiktaş’ta oynadıktan sonra diğer takımlarda oynamak zor geldiği için bıraktım. Varlıktan yokluğa düşmek gibi bir şey.

Genel menajerlik ve sportif direktörlük arasında bir fark var mı?

Ne denildiği önemli değil, aynı işi yapıyorsun. Serdar Bilgili bana Beşiktaş Kulübü’nün anahtarlarını vermişti. 100’üncü yıl kadrosunu kurarken bana kimse karışmadı. Futbolcuların sorunlarıyla ben ilgilendim. Futbolcuyu yönetmek kadar zor bir şey yok. Çok sabırlı olmak gerekiyor.

20080715.220950_AVS419_972657-1024x713

Hangi konularda sabrınızı zorluyorlardı?

Öyle çok ki! Parasını alamaz, ters konuşur. Haklı olduğunu bilirsin ama arayı bulmaya çalışırsın. İzin ister, verirsin, geç gelir. İzin ister, vermezsin, küser. Kart görür, kızarsın, daha kötü olur…

En çok hangi futbolcuya mesai harcamak zorunda kalıyordunuz?

Bazılarıyla da ne yaparsanız yapın yanlış anlaşılmalar oluyor. Mesela Ahmet Dursun hâlâ “Sinan abi beni kovdu” diyor. Öyle bir şey yok! Takım arkadaşlarıyla kavga etti, antrenörle tartıştı… Antrenör “Bu futbolcuyu istemiyorum” dediği zaman bunu futbolcuya söyleyecek olan kişi bendim. Futbolcu da gitmek istemiyorsa, al başına iş!

Menajerlik göreviniz başka hangi işleri kapsıyordu?

Daha çok transferlerle uğraştım. Mesela Tümer’le İlhan’ı Samsunspor’da doğru düzgün kimse tanımıyordu, onları ben aldım. Sergen’e çok karşı çıktılar. Kaan Dobra’ya, Serdar Topraktepe’ye bir sürü laf ettiler ama inat ettim. Hepsinin de arkasındayım. Şimdi Önder Özen bazı transferlerin arkasında durmuyor. “Eneramo’yu kim aldı?” diye kime sorsan o almamış.

sinan_d

Almak isteyip de alamadığınız futbolcular olmuş muydu?

Hakan Şükür’ü çok istemiştim o zaman. Hakan da istiyordu. Karşı çıktılar. 100’üncü yıldan sonra Nuri Şahin’i almak istedim. Babası “Oğlum bu yaşta Türkiye’ye giderse kendimi yakarım” dedi.

Avrupa’dan transferi bitmek üzereyken alamadığınız biri var mı? Neymar gibi…

Yok. Hatırlamıyorum, belki de vardır. Neymar çok pahalıydı. Zapo’yla Sivok’a bile dünyanın lafını ettiler. O adamlar çok az maaş alıyordu ve şampiyon olduk. O takımı Mustafa Denizli’ye teslim ettiğimizde 100 milyon euro harcandı. Quaresma’lar gitti, Guti’ler geldi ama hiçbir başarı yok!

Beşiktaş borç batağına girerken sizin söz söyleme hakkınız var mıydı? Yıldırım Demirören’i uyardığınız konular oldu mu?

Her kulübün borcu olur, herkes hata yapar. Ünal Aysal’ın Bruma’larını, Hajrovic’lerini görmüyor musunuz? Her transfer “cuk”diye oturmaz. Her şeyden önce Yıldırım Demirören hasta bir Beşiktaşlı. Mağlup olduğumuz maçlarda ağlardı. Kulübün kötülüğünü ister mi?

Lucescu’yla aranız neden bozulmuştu? Birbirinize gazeteler üzerinden laf atarken nasıl aynı kulüp için çalışıyordunuz?

Lucescu benim için “Akşama kadar Fashion TV izliyor” demişti. Porno kanalı sanki! Benim tesislerde büyük bir odam vardı, Sergen gelir at yarışı açardı, çocuklar gelir Fashion TV açardı. Lucescu’yu yine de severim. İlk geldiği günlerde bana İsviçre dağlarında “Süper takım Sinan!” diye bağırıyordu.

Tigana’yla neden anlaşamıyordunuz? Sizin için “Sinan Engin, Beşiktaş kulübünün kanseridir” demişti…

Tigana öyle şey demez. O lafı Tigana’ya başkaları söyletti.

“Yıldız futbolcular çiçeğe benzerler, ara sıra okşamak, koklamak, sevmek lazım” demiştiniz. Onları mutlu etmek için neler yapıyordunuz?

Sergen at yarışı sonuçlarına baksın diye takım otobüsünün saatini değiştirirdik. Adam oynadığı atın ne yaptığını görmese aklı orada kalacak. Bir keresinde İlhan Mansız ameliyat olmuştu, koltuk değnekleriyle geziyordu. Biz de ünlü bir eğlence mekânında yemek yiyorduk. “Gel” dedim, olay oldu. Bekâr çocuk, yemek yemesin mi? Bu çocukların arkasında durmak zorundaydım. Sergen’i aldığımda çapraz bağları kopuktu. Tabii hemen konuşmaya başladılar. Herkes tatil yaparken biz Sergen’le Ümraniye’de çalışıyorduk. Ben devam etsem Sergen de futbolculuğa devam ederdi. Birbirimizin dilinden anlıyorduk. Adam yedek kulübesinde çekirdek yer, maça girer, gol atardı. Lucescu bana gelip, Sergen’i “İdmanda hiçbir şey yapmıyor” diye şikâyet ederdi. Sergen’e söylerdim “Abi bana hiçbir şey söylemedi” derdi. Kimseyle kötü olmak istemezdi Lucescu. Sinek 8 menajer olmazsan menajerlik gerçekten zor iş.

Beyaz atkınız nerede?

Nerede bilmiyorum ki? Atmadım ama evdedir. Çok seviyorum onu

Film_3155803-1024x1024

Liverpool’un Beşiktaş’ı 8-0 yendiği maçtan sonra “Adamlar acımıyor, vakit olsa daha da atacaklardı” demiştiniz. Aynı durumda sizin takımınız olsa durdurur muydunuz?

Adamların vurdukları gol oldu. O maçın bir de öncesi var. Fenerbahçe derbisi olduğu için iptal edilmesini istemiştim ama etmediler. Biz oraya çoluk çocukla gittik. Yedek kulübeleri de orada yan yana. Biz konuşuyoruz, Rafael Benitez de duyuyor. Maç 6-0 olmuş, Peter Crouch’u oyuna sokuyor, bir de “Go!” diye bağırıyor. “Ayıp” dedim. “6 olmuş hâlâ ‘Go!’ yapıyorsun dedim. Cevap da vermedi. Eloğlu acımıyor! Biz olsak öyle yapmayız. Mesela bir Trabzonspor maçında biz öndeyken Fatih Tekke oyundan atılmıştı, “Rakibin üstüne gitmeyin” dedim. Onu da yanlış anladılar.

Teknik direktörlüğünüzün devamı neden gelmedi?

Sevmedim. İdareci olduğunu sanan bir salakla çalıştım mesela. Her antrenmandan sonra “Ne işe yarıyor bu yaptığınız?” diyordu. Benim yapacağım iş değil.

Yorumculuk yapmak daha mı kolay?

İstediklerini duymayan herkes bize kızıyor. Fatih Terim kızıyor mesela. Kötü bir şey söyleyince hemen alınıyorlar. En zor iş menajerlik. Koca takımla uğraşmak kolay değil. Yönetici, futbolcu, teknik direktör, basın… Herkes sana sallıyor. Fenerbahçe’ye iyi konuşuyorsun Galatasaraylı küfür ediyor, Beşiktaş’a kötü bir şey söylüyorsun “Rengini belli et” diyorlar. Gözümü Beşiktaş’ta açmışım ben! Bundan alâ renk mi var

İki Kafadar isimli bir filmde mafya babasını oynadınız… Oyunculuk da zor meslek mi?

Zor ama zevkliydi. Bir sahne çekilene kadar arkadan önden çeke çeke bir hâl oluyorlar.

Oğlunuz Oğulcan neden futbolculuğa devam edemedi?

Fakir olsaydı ederdi. Benim oğlum olmasa da olabilirdi. Çocuk bir maçta iki gol bir asistle oynarken “Sinan’dan torpilli” diye bağırıyorlardı. Bıraksalardı şimdiye Sergen gibi bir futbolcu olurdu.

Saç ektirmeyi düşünüyor musunuz?

Yok. Böyle çok karizmatik duruyor.

Söyleşi: Hilal Gülyurt

,

Yorum Yaz