Menü İcon

Sercan Badur: ''Mert’in travmalı uyanışını bekleyin''

“Öyle Bir Geçer Zaman ki”dizisindeki performansıyla şöhret basamaklarını tırmanmaya başlayan Sercan Badur, “Güllerin Savaşı”yla adeta yıldızlarını parlattı. Sercan Badur, şimdilerde “Babam ve Ailesi” dizisiyle seyirci karşısına çıkıyor.

Röportaj Gazetesi

Sercan Badur: ''Mert’in travmalı uyanışını bekleyin''

“Babam ve Ailesi” ile başlayalım. Dizinin ilk bölümü çok beğenildi. Neler söylemek istersiniz?

- İlk bölümle birlikte özellikle sosyal medya üzerinden çok güzel geri dönüşler aldık. Daha ilk bölümden meraklanmaya başlamışlar. Bu durum motivasyonumuzu artırıyor haliyle. Umarım ilgi ve beğeniler hep böyle devam eder.

İnternette hakkınızda hep oyunculukla ilgili bilgiler var. Onun ötesinde sizi pek tanımıyoruz. Sizin için hayat ve oyunculuk ne ifade ediyor?

- Oldukça tempolu bir hayatım var diyebilirim. Dizi yaparken çok fazla boş zamanımız olmasa da minimum haftanın üç günü düzenli spor yapıyorum. Bir diğer düzenli yaptığım şey ise dünyayı gezmek. Ama turistik geziler yerine genelde tek başıma sırt çantamla spontane gezmeyi tercih ediyorum. Yabancı insanlarla tanışmak, gittiğim bölgede yaşayan yerli halkla arkadaş olup o bölgeyi onlarla keşfetmek bana çok daha keyifli geliyor. Hep söylerim; insanlarla tanışmak benim için kitap okumak gibi. Hiç bilmediğin hayatlara dahil olmak ve izler bırakmak... Vakit buldukça seyahat etmeye hep devam edeceğim.

57e7d33b67b0a9224895eec8

Bir önceki projenizden sonra uzun bir tatil yapma imkanınız oldu. Neler yaptınız o dönem?

- “Güllerin Savaşı” dizisinin çekimleri biter bitmez yurtdışına çıktım. Hatta dizinin sonbölümünü Barselona’da izlemiştim. Döner dönmez Mekan Artı’da halen devam eden, Büşra Develi’yle oynadığımız “Burada Bugün” adlı oyunun provalarına başladım. 2 aylık boşluğu tiyatro oyununa hazırlanarak ve prova yaparak değerlendirdim. Kalan süreçte de sürekli sahnedeydim. Dizi sonrası kendimi hiç boşlukta hissetmedim yani. Şimdiyse hem dizi hem de tiyatro yapabildiğim için çok mutluyum.

ÇOK ŞANSLIYIM SÜREKLİ ŞÜKREDİYORUM

Sizi ilk kez 2010 yılında “Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisinde gördük. O günden bu yana 8 farklı işte yer aldınız. 6 seneye 8 yapım, sizce iyi bir rakam mı?

- İyisi kötüsü kaç projede yer aldığınla değil de, nasıl projelerde yer aldığınla ilgili olmalı bence. Ben kendimi şanslı hissediyorum, çünkü sektöre Zeynep Günay Tan yönetimindeki “Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisiyle başladım. Zeynep Hoca’nın seti okul gibiydi. Kamerayla tanıştığım ve çok şey öğrendiğim bir proje oldu. Sonradan Perran Kutman’la ilk kısa dizi denemesi olan 40 dakikalık sit-com “Canımın İçi”nde oynadım. Unutamam. Tiyatro yapar gibi dizi çekiyorduk. Üzerine “Son Yaz Balkanlar” dizisiyle Makedonya’ya gidip yurtdışında çalışma fırsatı buldum. Sonra da “Güllerin Savaşı”ndaki Cihan rolü geldi. Engelli bir karaktere hayat verdim. Çok az oyuncuya nasip olur böyle bir rol. Şimdiyse “Babam ve Ailesi”ndeyim. Güçlü bir kadrosu, derinlemesine işlenen bir senaryosu var. Kısacası bu projelerin hiçbirine hayır diyemezdim. Bu süreçte 3 sinema filmi ve birçok reklam filmi yapma fırsatı buldum. Sürekli şükrediyorum ve en önemlisi işimi çok severek yapıyorum. Umarım kariyerim hep bu doğrultuda devam eder.

57e7d34367b0a9224895eeca

İlk günden bugüne sizi izleyenler, gelişiminize de tanıklık etti...

- Evet, Mimar Sinan’ı kazandığımda 17 yaşındaydım. 8 yıldır da ekrandayım. Başlarda çocuktum tabii. O zamanlar beni takip eden arkadaşlar ortaokula gidiyordu, şimdi hepsi üniversiteli oldu. Bazılarıyla iletişimi hiç koparmadık, hatta buluşma günleri bile düzenledik. Desteklerini hep hissediyorum. Eksik olmasınlar...

MERT’İN YAŞADIĞI BÜYÜK BİR TRAVMA

“Mert’in yerine ben olsaydım, asla yapmazdım” dediğiniz neler var?

- Mert’i eleştirmek çok zor benim için. Çünkü her şey güllük gülistanlıkken bir anda bütün hayatı değişiyor. Ölümden dönüyor. Yaşamak için ikinci bir şansım daha var derken, daha buna sevinemeden aslında her şeyin çok daha kötüye gittiğini öğreniyor. Bir uyanıyor, her şey değişmiş. Ailesi, hayatı, her şey. Ve bunların tek sebebi olarak kendini görüyor, suçlu hissediyor. Yaşadığı büyük bir travma. Şu ana kadar “Ben olsam asla yapmazdım” diyebileceğim bir şeyi olmadı ama ilerleyen süreçte çok diyecekmişim gibi görünüyor.

Mert’in hayatı, bugüne kadar hiç tanımadığı kardeşi Kadir’e bağlı. Sizce kardeş olmak nedir?

- Kadir, Mert için sadece babasının oğlu değil, aynı zamanda hayat borcu olan kişi. Bu iki sebep yeterli birine ‘kardeşim’ demek için aslında. Ama buna rağmen yine de diyemiyorsan? İşte tam da bu çatışmayı anlatıyoruz. İki kardeş arasındaki gerçek bağ, Kadir’in ameliyatı kabul etmesiyle başlıyor bence. Bu bağın nasıl yol alacağını ben de çok merak ediyorum.

“Babam ve Ailesi” izleyicilerine neler söylemek istersiniz?

- Herkese çok teşekkür ederim. Heyecan git gide artıyor. Mert’in gözünü açmasını bekleyin diyorum. Herkese iyi seyirler.

57e7d33367b0a9224895eec5

SİNEMA, OYUNCULUĞUN EN GÜZEL ALANI

Dizi dışında neler yapıyorsunuz şu sıralar?

- Yazın yapımcılığını Alihan Yalçındağ’ın yaptığı, Murat Buldanlı’nın yazıp yönettiği kısa bir filmde rol aldım. Amerika’daki birçok festivale gönderildi. Beste Kökdemir, Reha Özcan ve Alper Saldıran gibi iyi isimler var kadroda.
Şimdi ikinci film için Amerika’ya gitmem söz konusu. Sinema yapmayı çok istiyorum.
Bence sinema, oyunculuğun en güzel alanı.

TV iZLEMEYE VAKiT YOK

Televizyon izliyor musunuz? Neleri takip ediyorsunuz? Oyuncular dizileri takip etmeli mi sizce?

- Klişe olacak ama gerçekten televizyon izleyecek vaktimiz yok. Ancak internetten bakabiliyorum ben dizilere. Zorunluluğu tartışılır ama bence sektörde neler olup bittiğini bilmek gerek.

Söyleşi: Hürriyet Haber

Babam ve Ailesi'nin Mert'i Sercan Badur'dan dizinin değerlenmesi,

Yorum Yaz