Menü İcon

Sera Tokdemir: Aşk Bir Kaybolma Hali

Röportajlarda hep ‘ Benjamin Button gibi hissetmeyi çok isterdim’ diyorum. Sanırım o kadar gönülden istedim ki Bizim Hikaye’ yle kesişti yollarımız.

Röportaj Gazetesi

Sera Tokdemir: Aşk Bir Kaybolma Hali

Bir gece önce dizi çekimleri sabaha karşı bittiğinden stüdyoya az da olsa rötarlı geliyor. Sanki iki saatlik uykuyla çekime gelen o değilmiş gibi stüdyonun kapısından öyle bir neşeyle girip ‘’Günaydın’’ diyor ki bir anda hepimiz canlanıyoruz.  Siyah kazak ve taytını kazağı desenli oversize ceketiyle tamamlamış. Ayaklarında siyah postalları var. Yüzünde hiç makyaj olmamasına rağmen cildi ışıl ışıl ve pürüzsüz. İçeri girdikten sonra tek tek tüm ekiple tanışıp, sohbet ediyor ardından saçı ve makyajı yapılırken röportaja başlıyoruz. Bir de ne görelim; bir gözü mavi, bir gözü yeşil hatta tekinin üzerinde hafif kahverengilik var. Sera Tokdemir ile ilgili şaşırdığımız bu değil tabii ki. Sizi daha fazla meraklandırmayalım, işte röportajımız… 

Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı?

Kendimi bildim bileli severim kamerayı, alkışı, sahnede olmayı… ‘’Büyüyünce ne olmak istersin’’ diye sorduklarında ‘anne, oyuncu, şarkıcı, dansöz’ derdim. İkisini olmaya çalışıyorum çok şükür. Küçükken  babam hep kameraya alırdı beni, zannedersin dünyanın en güzel kızıyım! O havalarda göbekler atardım canım babama. İlk kez dört yaşında sahneye çıktım. Üzerimde şalvarım, başımda tülbentim,  tam bir minyatür Anadolu kızıydım. Aynı gün gelinlik giyip iki de şarkı seslendirmiştim. Tabii alkış kıyamet… Sanırım serüven o zamanlarda başladı. Okul yıllarında da okulumuzun sahnelediği birçok tiyatro oyununda rol aldım. Bilkent Üniversitesi’nde turizm eğitimi aldıktan sonra, sanat merkezinde tiyatro, diksiyon ve şan dersleri eğitimimi tamamladım. O yıllarda evlenince, ne lisansını yaptığım turizm ile nede oyunculuk ile ilgili bir girişimde bulunmadım. Boşandıktan sonra, oyuncu olan arkadaşım Gökhan Çelebi’nin  vesilesiyle oyunculuk dünyasına atıldım.

İlk oyunculuk deneyiminiz nasıl gerçekleşti?

Plato film okulunda oyunculuk yönetimi, dublaj, beden dili, doğaçlama dersleri ve Ayla Algan’dan kamera önü eğitimi alırken yeni başlayacak bir dizi için okula telefon gelmiş ve Mehmet Selçuk hocam da beni önermiş. Bunun üzerine eğitimimin ikinci ayında, ilk profesyonel kamera önü tecrübemi İstanbul Çocukları dizisiyle yaşamış oldum. Aynı yıl Elbiseler Fora alı oyuna dahil olarak, tiyatro seyircisiyle de buluştum. İki farklı oyunla toplamda 3 sezon vodvil ve fars komedisinde yer aldım. Bir taraftan da reklamlar, sinema filmleri ve diziler geldi. Hep hoş bir telaşın içindeyim. Şimdilerde ise sinema filmimin heyecanını yaşıyorum.

Hazır konusu açılmışken Bizim Hikaye’yi anlatır mısınız?

Röportajlarda hep ‘ Benjamin Button gibi hissetmeyi çok isterdim’ diyorum. Sanırım o kadar gönülden istedim ki Bizim Hikaye’ yle kesişti yollarımız. Yönetmen koltuğunda daha önce Kapalıçarşı’da beraber çalıştığımız çok sevdiğim Yasin Uslu var. Bizim Hikaye, Alaaddin Film etiketli. Yapımcımız Kertenkele’ nin yapımcısı olan canım patronum Yalçın Şen. Uygulayıcı yapımcımız ise pek sevdiğim Erdoğan Sevinç. Ve iyi ki yollarımız kesişmiş dediğim, eşim İsmail’i oynayan sevgili Cansel Elçin’in karısı ‘’Nimet’’i oynuyorum filmde. Film 80’lerde ve günümüzde geçiyor. Bu sebeple hem gençliğimi hem de yaşlılığımı oynuyorum. Yaşlandırma sahneleri için yurtdışından özel protezler temin edildi ve her yaşlandırma gününün hazırlığı saatleri aldı. Çok zorlu ama müthiş bir deneyimdi. Bedenim, ruhum, aklım ve kalbimle Nimet’in her yaşını hissederek oynadım.

Canlandırdığınız karakter Nimet nasıl biri?

Nimet, iyi bir eş ve iyi bir anne. Darbe döneminde hapse giren eşinin ve sonrasında hep çocuklarının hep yanında olarak çetin  hep bir hayatta kalma mücadelesinde ilkelerinden ve inançlarından ve yaşam tarzından ödün vermeden galip çıkmayı başarabilmiş çok güçlü bir kadın.

Film çekimleri nasıl geçti?

Çekimler karışık duygularla geçti benim için. Önce Karadeniz çekimlerimizi tamamladık. İstanbul’daki dizi setinden Sinop’a, sonra Rize’ye, bir süre böyle geçti. Uykusuz, yorgun ama hepsine değecek kadar beni heyecanlandıran bir karakteri canlandırmaya çalıştım. Filmde doğum sahnem de oldu. Gerçekte de bir anneyim ama normal doğum yapamadığım için, filmdeki doğum sahnesi ilginç bir deneyim yaşamamı sağladı. Şimdilerde ise film için aldığım kiloları vermeye çalışıyorum.  Nimet’e kilo çok yakışacaktı bende tutmadım kendimi ve yediklerime dikkat etmedim. Çiğdem Batur, İbrahim Kendirci, Haluk Piyes günümüzdeki çocuklarımı canlandırıyorlar. Film bitti ama biz görüşmeye devam ediyoruz. Sevgili Burcu Kıratlı ‘da var filmde. Onunla arkadaşlığımız eskiye dayanıyor. Film de 80’lerdeki çocuklarımız oynayan minik oyuncu arkadaşlarımız performansları ve çabaları övgüye değer. Bütün ekip titizlikle çalıştı. Yalçın Şen’e Nimet karakterini bana teslim edecek kadar güvendiği için minnettarım. Ben Nimet’in hikayesini yaşadım, umarım siz de ‘Bizim Hikaye’yi yaşarsınız.

Babanızdan dolayı atlara karşı da ayrı bir merakınız var…

Evet kendimi bildim bileli yarış atları hep hayatımızda. Babam yüzlerce at yetiştirip koşturdu. Onlarca kupa kaldırdık. Şampiyon olan atlarımız da oldu. Babamın kızı olmaktan gurur duydum hep. Babam bana hep ‘’Junior Ahmet’’ der. Evde bir kütüphane dolusu atlarla ilgili kitap var. Abim de İranda’da atlarla ilgili eğitim aldı. Şimdi o da hem TJK’da hem de yarış atı yetiştiriciliği yapıyor. Oyunculuğa başlamamla beraber sahalara uzak kalsam da yaz dönemine hazırlanan The Champion adında tayım var. Önce Allah’a sonra babama ve abime emanet.

Kertenkele dizisinde canlandırdığınız ‘’Zehra’’ karakteri inanılmaz ilgi gördü. Benzer yönleriniz var mı?

Zehra çok küçük yaşta annesini ve babasını kaybettiği için, ablası ile beraber, hayatta en önem verdiği ve sevdiği kişi dedesi tarafından büyütülmüş iyi yetiştirilmiş, özgüveni yüksek, ailesi ve en yakın arkadaşı Selin dışında herkese, özellikle erkeklere duvarı olan, başarılı bir mimar. En önem verdiği şey ise dedesinin mutluluğu. Sırf dedesi mutlu olsun diye Kertenkele’yle sahte evlilik yoluna çıkıyor. Bu evlilik oyununda komik olaylar çıkıyor ortaya tabii ki. Timur Acar’ın o çok sevdiğim mizahı ve aramızdaki güzel enerji de buna eklenince seyircimizin beğenisi bizi daha iyi motive ediyor. Zehra’ın hikayesinde yaşanan olaylarda, ona hak verip desteklediğim  zamanlar olsa da onu haklı çıkaracak nedenler bulana kadar çok kızdığım da oluyor. Oynadığım her karakter, kendi içinden bulup çıkardığım bir ben zaten. Zehra’da öyle. Nasıl ki normal hayatta, kendimize kızdığımız yada kendimizi takdir ettiğimiz zamanlar oluyorsa burada da durum aynı.

Oyunculuğun yanı sıra söylediğiniz şarkılarla da dikkat çekiyorsunuz. Daha büyük kitlelere hitap etmeyi düşünüyor musunuz?

Çok sayıda şarkım var ama şimdiye kadar dinleyiciyle buluşan tek şarkım Hayat Devam Ediyor dizisinin son bölümünde seslendirdiğim sözü müziği bana düzenlemesi Yıldıray Gürgen’e ait, Hayat Devam Ediyor isimli şarkımdı. Gitar çalarken yaptığım yabancı bestelerde var ama kısmetimde olan doğru zaman gelene kadar şimdilik tek dinleyicisi benim.

Yeniden evlenmeyi düşünüyor musunuz?

Ben evlenmeyi düşünmem ancak biri bana düşündürebilir. Büyük laflar etmekten hoşlanmam. Biri bana düşündürdüğünde neden olmasın.

Sera Tokdemir ilişkisinde nasıl bir kadın?

İlk aylar zorlayıcıdır benim için. Her an gitme potansiyelim vardır. Belki alışmak istemediğimden yada hayatımda birini istemediğimden. Birini tanımaya çalışmak, nelerden hoşlanır, neler yapar, kimdir ve bunun gibi bir çok şey zor gelir. Aslında bir çok kişi için eğlenceli olan bu keşif dönemi çok benlik değil. Alıştığımda ise, o artık hayatımın bir parçası olur ve o parçam koparsa ben kanarım.

Sürprizleri sever misiniz?

Sürpriz yapmayı da yapılmasını da çok severim. Hayatımda bin tane gülü bir arada gördüğüm için sürpriz çıtam biraz yüksek olsa da, küçücük bir öpücükle de mutlu olurum. Huzur vermeye çalışırım. Karşımdakini çok güzel severim. Masal gibi gelir bana sevmek.

Karşınızdaki erkek ne yaparsa soğursunuz?

Hiçbir şey yapmazsa soğurum mesela. Dozunda ilgiyi çok severim. Bunaltacak kadar değil ama gün içinde varlığını hissettirmeli bana. Yokluğuna alıştığım birinin varlığına hissetmeyebilirim çünkü. Yüksek sese tahammül etmem zordur. Naif olmalı, nezaketin modası geçmez bana göre. Kabalaşırsa soğurum hemen.

İlişkide karşınızdaki hata yaparsa hemen bitirir misiniz yoksa ikinci şansı verir misiniz?

Hatanın ne olduğuna bağlı. Bana göre hata olan ona göre olmaya bilir ya da tam tersi. Herkesin kendi inandığı doğruları vardır. Benim de inandığım bir şey var ki; birini affetmek istiyorsanız, onu haklı çıkaracak nedenler bulup bir şans daha verirsiniz, istemiyorsanız, bahaneler bulup o şansı vermezsiniz. Bence bahane, çarenin isteksizlik hali. Büyük konuşmamak lazım. Seviyorsam ve ayrılmak istemiyorsam üçüncü şansı da veririm.

Hoşlandığınız erkekte ilk neye dikkat edersiniz?

Bakışlarına. Akıl, kalp, ve gülüşler gözlerdedir bana göre. Naifliğine bakarım, ayakkabısına bakarım sonra giyim tarzına ve temizliğine. Ben parfümü az kullanmayı tercih edenlerdenim ama hoşlandığım erkek mis gibi kokmalı.

Oğlunuzla ilişkiniz nasıl? Sizi televizyonda görünce tepkisi ne oluyor?

Canım oğlum izlemiyor ki beni. Sanırım kıskanıyor. Boran dokuz yaşında. Onunla beraberken, dokuz yaşındaki bir çocuk ne yaparsa aynısını yapıyorum. Benimde içimde hiç büyümeyen bir çocuk yaşadığı için, keyif de alıyorum bu durumdan. Özellikle yaklaşık dört aydır çok az vakit geçirebiliyoruz. Annem, babam ve abim ilgileniyor Boran’la. Zaten annem büyüttü Boran’ı. Benden çok emeği var oğlumda. Evlerimiz çok yakın ailemle. Çalıştığım günlerde Boran annemlerde kalıyor. Bende setten sonra o uyurken yanına kıvrılıyorum. Belki çok az ama kesinlikle kaliteli. Mesleğimi çok seviyorum ve yapabileceğim her türlü fedakarlığı yapıyorum.

Şansınız olsa kimin yerinde olmak isterdiniz?

Bazen kendi hikayemi bir yere gizlice bırakıp kaçmak istesem de, yine kendi hayatımda olanı biteni yaşamak isterdim. Diyeyim birinin yerinde olmak istedim ve oldum, nereden belli onun hikayesinin benimkinden daha güzel olduğu. İstemezdim kimsenin yerinde olmak. Şans değil belki de şanssızlık bile olabilirdi bu. İyiyim ben böyle.

Bu güne kadar kendiniz için yaptığınız en iyi şey?

 Başına buyruk bir şekilde sadece arabamı alıp İstanbul’a taşınmak. Seviyorum özgür ruhlu olmayı. İyi ki taşınmışım.

Şehirden uzaklaşmak istediğinizde kaçış noktalarınız nereler olur?

Mevsime göre değişir bu. Güney mevsimleri iyi olurdu şu anda ama dört mevsim huzur bulabileceğim bir yer olur valla.

Sabahları neşeli mi gergin mi uyanan insanlardansınız?

Gülümseyerek uyanırım. Uykum geldiğinde çok huysuz olurum.

Moraliniz bozuk olduğunda nasıl düzelirsiniz?

Bir çok yolu var ama en hızlı etki eden o an iyi gelebilecek bir müzik. Bir kitapta okumuştum, müzik anda bırakan tek şeymiş. O an dinlediğimiz müzik bize ne hissettiriyorsa o an o ruh haline kolay geçiş kolay olabiliyor. Tabii moralimi düzeltmek istemediğim zamanlarda olabiliyor. İnsanız sonuçta her duygudan besleniyoruz. Bir şeyleri bastırmaktan ziyade,  yaşadığımda daha iyi hissediyorum.

Herkesin ister istemez vardır. Sizin korkularınız var mı neler?

Karanlıktan korkarım. Uyurken mutlaka hafif bir ışık açık bırakırım.

Sizi kandırmak kolay mıdır?

Duygusal bağ kurmadığım kimse beni kandıramaz. Evet olabilecek bir şeye bile hayır diyebilirim ama sevdiğim birisi ise tam tersi işliyor bu bende. Saf bir tarafım var belli ki. Bu yüzden ummadığım yerden yara almışlığım çoktur. Hiç dert etmedim. Kinci değilim. Birine verebileceğim en güzel ceza onu hayatımdan çıkartmak olur.  Eskiden her ne yapıyorsak, artık onu benimle yapamayacaktır. Bu da davranışlarının neticesidir.

Hiç keşke dediğiniz oldu mu?

Yaşadığım hiçbir şeyden pişman olmadığım gibi keşkelerim de olmaz. Aksine iyi derim hep. Yaşanan olumsuz her şeyin olumlu bir tarafı vardır mutlaka. Biraz kaderci ve kısmetçiyim, biraz da enerjiyle yaşadığım için, olacak olan zaten olacaktır. Olmuş olansa olmuştur hayatı olduğu gibi yaşamak lazım.

Sizin için dünyanın en güzel anı hangisidir?

Mutlu hissettiğim her an. Kim bilir dünyada kaç kez ‘’bu benim en güzel anım’’ demişizdir. Ya büyük bir yalancıyız yada mutlu hissettiğimiz her an bizim için dünyanın en güzel anı. Benim için böyle en azından. Tırnak uçlarıma kadar mutlu hissettiğim her an, benim için dünyanın en güzel anı.

Keyifli geçen bir gününüzü özetlemek istersek…

Ruh halime göre değişiyor aslında. Enerjik uyandığım bir gün yerimde duramayıp bir çok şey yapabiliyorum ve günüm çok keyifli geçmiş olabiliyor. Yorgun uyandıysam o gün sadece bir şeyler okumak ve dinlenmekle keyifli geçmiş oluyor bir günüm. O gün ne yapmak istediğimle alakalı olarak değişebiliyor yani. Bu günlerin her hangi birinde oğlum Bora’nın olması, yalnız kalabileceğim bir kısa zaman dilimi ve huzur veren bir müzik  zaten o günümün keyifli geçmesi için yeterli oluyor. Bir kitapta okumuştum, canınız hiçbir şey yapmadan sadece tavana bakmak istiyorsa öyle yapın, demek ki ihtiyacınız olan şey o. Acaba ben deli miyim demeden öyle yapıyorum bende.

En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz ev işi hangisidir ?

Sofra düzenini çok sevdiğim için, sevdiğim tek ev işi sofra hazırlamak. Saatlerce sofra hazırlayabilirim. Bu bir keyif benim için. Bir ressamın tablosunu boyadığı gibi ince ince süslerim soframı. Sofrayı kuran kaldırsın hiç bana göre değil. Tiramisuyu güzel yaparım. Ev işlerin tamamını sevmiyorum. Çok dağınığım. Annem çok düzenlidir. Bu yüzden, sen kimin kızısın diye hayıflandığı çok olmuştur.  Sadece o sırada ihtiyacım olan yer derli toplu olsun isterim. Mesela film izleyeceksem, salonun gözümle görebildiğim her metrekaresini toplarım. Eskiden saklamaya çalışıyordum bunu. Sonra bir gün ben buyum dedim ve kendimi öyle kabul ettim.

Aşkı nasıl tarif edersiniz?

Aşk bir kaybolma hali. Başlangıç yeri, kişinin kendisi. Aşk herkesin içinde, kimileri onun dışında. Aşk çoklara bölünüyor bana göre. İçimdeki aşk, bir şeye duyduğum aşk, birine duyduğum aşk. O gözleri hep parlayan insanlar var ya onlar içindeki aşkla buluşup tanışmış olanlar.

Güzellik sırrını paylaşır mısınız?

Her yerde, her durumda doğal olmayı tercih ediyorum. Bakım ürünlerinde de öyle. Örneğin, makyajımı temizlerken cildime önce pamuk ve su kullanıyorum, daha sonra doğal bir temizleme jeli sürüp yine suyla yıkıyorum. Taze bir görünüm için sadece gülümsemek kalıyor. Bu da zaten bizde var olan ve dilediğimiz her zaman kullanabileceğimiz, bize verilmiş en güzel hediyelerden biri bence.

Söyleşi: Ceylan Yeniacun

Oyuncu Sera Tokdemir,

Yorum Yaz

Yorumlar

alaattin yılmaz 2015.08.22 23:50

sera hanım sanki tam beni tarif eder gibi anlattı bir cok yanlarımız var ne yazıkki evliyim kendisini beğeniyorum kısmeti acık olsun güzel bir bayan