Menü İcon

Sema Denker: Çocuğuma birşey alacak durumum yok diyen oyuncular var

Televizyon dünyasında yaşananların arka planını değerlendiren ve köşesinden okuyucularıyla paylaşan 25 yıllık magazin muhabiri Meydan Gazetesi köşe yazarı Sema Denker ile Rota Haber okuyucuları için bir araya geldik.

Röportaj Gazetesi

Sema Denker: Çocuğuma birşey alacak durumum yok diyen oyuncular var

Ekrandan evimize yansıyanların dışında sektörde yaşanan sorunları da değerlendiren Sema Denker, önemli tespitleri ile dikkat çekti.

Televizyon; evlerin baş köşesinde gururla durmaya devam ediyor. Bir cep telefonu ekranı ile tüm dünyadan haberdar olmak söz konusu olsa da, popüler kültürün yapı taşlarının başında yine de televizyon geliyor. Uzun saatleri karşısında geçirdiğimiz bu icat, çeşit çeşit kanallar ile sınırsız içerik sunarken, aslında toplum olarak birbirinden çok farklı içerikleri izlemiyoruz. Televizyon bu denli günlük yaşamı etkilerken, onun zerine söz söyleyen, yorum yapan insanlar aslında görünmeyeni, farklı bir gözle okuyucularına sunuyorlar.

Bu anlamda görüşlerini 25 yıllık gazetecilik tecrübesiyle de harmanlayan Sema Denker, Meydan Gazetesinde hafta da üç gün devam ettiği yazılarla, özellikle de televizyon üzerine yazıları ile dikkat çekiyor. Son yazılarından birinde dizi sektörü içinde ‘çete’leşme(gruplaşmalar) olduğunu kaleme alan Denker, programlara yönelik farklı bakış açılarıyla  kaleme aldığı yazılarıyla da okuyuculara ayna tutuyor.

Dizi dünyasının arka planında yaşananlardan, Türk halkının televizyondaki beklentilerine kadar pek çok konuyu konuştuğumuz Sema Denker, samimi sohbeti eşliğinde sorularımızı Rota Haber için yanıtladı. İçilen kahveler eşliğinde yapılan sohbeti umarım sizin de keyifle okursunuz..

Geçtiğimiz günlerde dizi sektörü ile ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldınız. "Dizi sektöründe çete var" başlıklı yazınızda, sektörün belli isimlerle çalıştığını söylerken, 'neden ekranda hep aynı isimleri görüyoruz?' diye bir soru sordunuz. Konu ile ilgili görüşlerinizi daha detaylı öğrenebilir miyiz?

Meydan Gazetesi'ndeki bu yazım ile ilgili çok şaşırtıcı dönüşler aldım. Sayısız mail ve sosyal medyadan özel mesajlar geldi. O kadar dertli,  o kadar gönlü kırık, çaresiz, oyuncu, yönetmen ve set çalışanı varmış ki... Arayıp teşekkür ettiler. Mesajlarla teşekkür ettiler. Sessiz çoğunluğun sesi olduğumu söylediler. Mutlu oldum tabii. Bakın şov dünyasında çalışan sayısı onbinlerce... Son yıllarda yapılan dizilere bakın, toplasanız 200 kişi ile sektör dönüyor. Evet hep aynı isimler, aynı yüzler ekranda. Neden?  Çünkü "çete" dediğim gruplaşmalar var. Bu gruplar sektörü yönetiyor... O gruların içine girebilmeniz için de yine o gruplar içinden birinin bir şeyi olmanız gerekiyor. Çark böyle dönüyor. 

Peki diğerlerine fırsat verilmemesi reytinge mi bağlanıyor?

Artık oyuncunun da reytingi yok. Kaç tane tanınan oyuncunun işi kaldırıldı. Kaç tane senaristin senaryosu tutmadı… Ama hala iş yapıyorlar. Hala onlara şans tanınıyor. Bakın, yepyeni gençler var. Hayranları var. Seyirci böyledir. Biraz acımasızdır. Birgün sana hayrandır, yarın diğerine... o yüzden reytingler bir balondur.

Çeteleşmeden bahsediyorsunuz nasıl bir durum bu?

Çeteleşme kelimesini, sokak ağzıyla söyledim. Evet güçlü gruplaşmalar var ve o gruplar birer çete gibi hareket ediyorlar. Birbirlerini kolluyorlar, koruyorlar. İşsiz bırakmıyorlar. Bu çetenin hareketi de daha çok kastçılar, menajerler, yapımcı ve TV yönetici arasında oluyor.  Çok fazla kankalar, çok fazla samimiler. Doğal olarak onların adamı olan oyuncular da hep ekranda oluyor. Diğerleri, sürünsün. Umurlarında mı? Bu sektöre biraz vicdan lazım. O yazımdan sonra bana gelen mailleri, gözüm yaşlı okudum. Hepimizin tanıdığı bir oyuncu, "Sema Hanım ben çocuğuma bir şey alamıyorum" yazmış. Yazık, günah değil mi? Neden hep aynı isimler etrafında dönülüyor, nedir bu ilişkiler? Ben bu ilişkileri biliyorum ama yaşananları ağzıma alamam. Çeteleşme demem de şu; Menajeriniz ya da kast ajansınız bilmem kimse, çok rahat iş buluyorsunuz. Ya da yapımcı sürekli aynı kast ajansıyla çalışıyor. Neden? Başka kastçılar yok mu? Ayrıca hiçbir menajer kast yapmamalı. Bu çok adaletsiz bir durum. Neyse, ya da TV yöneticisi "Başrolde o olmasın, bu olsun" diyor. Neden? İşte ben bu nedenleri, "Herkesin işini çok iyi yaptığına, iyi reytingi olduğuna, iyi oyuncu olduğuna" asla bağlamıyorum. Bunun nedeni işte telafuz etmeye çalıştığım o ilişkilerdir... 

Dizilere değinecek olursak eğer, çok büyük reklamları yapılan diziler bile izlenmiyor. Buna  en iyi örnek de Kösem Sultan ile Gecenin Kraliçesi... Neden izlenmiyor bu diziler?

Az önce dediğim gibi işte. En iyi oyuncuların, reytingi var denilen oyuncuların bile işleri tutmuyor. Olsun ama. Onlar her zaman iş bulacaklar. Arkaları güçlü çünkü. Neyse, artık seyirci izliyor, tüketiyor ve yenisi gelsin diyor. Senaryo dikkatini çekti mi, izliyor. Seyirci tekrar işleri sevmiyor. Ayrıca Kösem'in kastı son derece yanlış bir kast. Aynı şey "Gecenin Kraliçesi" için de geçerli. Meryem ile Murat Yıldırım olmadı. Senaryo da iyi değil... Ancak Meryem Uzerli oyuncu olarak kendini çok geliştirmiş. Fakat konuşmasından dolayı Türkiye'de hep böyle yurt dışından gelen bir karakteri canlandırmak zorunda. Bu da Meryem için dezavantaj...

kiralik-ask-12-bolum-2-fragmaninda-surpriz-mesaj-izle-6016792

Peki izlenmiyorsa neden yayından kaldırılmıyor bu diziler?

Türk-Arap ortak yapımı  Gecenin Kraliçesi... Bu dizi Arap ülkelerinde de gösterilecek. O yüzden izlenmese de devam edecektir. Araplar böyle öpüşme-sevişme sahnelerine bayılıyorlar. Kendileri çekemiyor ya.(Gülüyor) O yüzden diziye dayıyorlar erotizmi. O bile artık burada işe yaramıyor. Zaten bu dizinin kastı da Araplara göre yapılmış. Neyse bu iş o yüzden kalkmıyordur. Bir dizi kötü gitmesine rağmen kalkmıyorsa, işte arkasında o bahsetmeye çalıştığım o ilişkiler vardır. Yoksa zayıf halkaların işleri hemen kalkar. Kimse onların gözünün yaşına bile bakmıyor. Vicdansızlık bu... Niye yeni yapımcılar, oyuncular, senaristler çıkmıyor? İşte bu bağlantılar yüzünden.

Peki oyuncular arasında böyle bir dayanışma, ilişki var mı? Yani, 'o varsa ben yokum' diyen oyuncu oluyor mu?

O kadar çokki... Benim çok iyi bildiğim oyuncular var. "Aaaa o mu başrolde, o zaman biz yokuz. Onunla oynamak istemiyorum" diyen, kadın ve erkek oyuncuları size isim isim verebilirim. Yani insanların ekmeğiyle oynayanları... Ama vermeyeceğim. Onları, -varsa tabii- vicdanları ile başbaşa bırakıyorum. 

Neden istemiyorlar?

E kendi gruplarından birilerini sokacaklar ya oraya. Bunun içinde istemedikleri adama ya da kadına iftira atıyorlar. Diyorlarki, "Arıza o... Varoş o... Kavgacı, onunla çalışmayız..." E sen nesin? Dizilerde oynayanlar çok mu düzgün... Bu sektörde arıza olmayan var mı? Sete alkollü gidip kavga çıkarın var, sete geç gidip onlarca insanı saatlerce bekleten var, çekimin ortasında arabasının müziğini açıp, seti sabote eden var, set çalışanına küfür eden var. Var da var. Ama onlara laf yok. Onlar bu sistemi yöneten güçlerin adamı çünkü... Onlara kimse bir şey diyemez... İşini ahlaklı yapmaya çalışan, gruplara dahil olamayanlar "Arıza, kavgacı" olur. Adını çıkartırlar. Sırf kendilerinden biri olmadığı için. Adaletsizliğe, haksızlığa uğrayan oyuncu da sesini çıkarsın, hakkını aramaya çalışsın onu da aforoz ederler. Çok vicdansızlar. İnanın yatacak yerleri yok. Kendi bataklıklarının dışındaki çiçekleri solduruyorlar. Oysa onlardan çok çok iyi oyuncular, yönetmenler, senaristler varken...

Bu karmaşanın içine girmeden iş yapmak isteyenler ne yapıyor?

Bu sistemin içine etik ve ahlaki olarak girmek istemeyenler ya da girmeyi beceremeyenler  ve çemberin dışında kalmayı tercih edenler de acı çekiyor işte. İş bulamıyor...  Ya ayak uyduracaksın ya da sürüneceksin... Peki neye mi ayak uyduracaksın?  Şov dünyasının yaşantısına, ilişkilerine bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bu ekipleşmenin ağır bedelleri vardır. Daha hiçbir şeyken o bedelleri ödersiniz.... Sonra bir şey olunca da dünyanın en namuslu insanı gibi yaşarsınız. Geçin bunları. Ben hepinizi çok iyi biliyorum. Neyken, ne olduğunuzu...

"Kiralık Aşk" dizisi çok sevildi sizce devamı olur mu? 

Seyirci önce senaryoyu seviyor. Kiralık Aşk’ta böyle oldu. Elçin Sungu'nun bundan sonra iki projesi daha tutarsa, artık sırtı yere gelmez. Bakın Elçin iyi bir örnek. Bakın sistem otomatikman onu nasıl içine alıyor. Elçin bu iş ile popüler oldu değil mi? Hemen menajerini değiştirmeye karar verdi. Çünkü birileri onun beynini yıkadı. E sana yıllarca hizmet veren o kişiyi şimdi niye bırakıyorsun? Ne oldu da bırakıyorsun? Bu işler böyle başlıyor işte...

Evlilik programlarına dair görüşleriniz neler? Çok eleştiriliyor ama çok da izleniyor?

Hiçbir evlilik programını izlemedim. İnternete konu olanlar ölçüsünde bilgim var. Yanlış bir şey söylemek istemem. Reality şovlar farklı ülkelerde de var ama biz sanki içerik olarak nerede duracağımızı biraz bilmiyoruz. Ahlaki ve kültürel anlamda. Bizim gibi toplumlarda herşey reyting olarak düşünülmemeli. Bunun bize çok büyük zararı var. asla, "Bu programlar kaldırılsın" demiyorum. Bu işler yasakla olmaz. Bu programlar kendi içinde bir düzenlemeye gidilebilir. Biraz daha seviyeyi yukarı çekmeliler. "Toplum bu" diyip onu vermemeliler. Daha iyisini vermeliler ki, beyinlere iyi şeyler yerleşsin..Ama asla hiçbir yayın kaldırılmamalı, yasaklanmamalı... 

gokhan-o-ses-turkiye-jurisine-nasil-katildi_79871_b

TV 8’e dair düşünceleriniz neler? Haber yayını olmayan, sevilen programlarının televizyon sahibi Acun Ilıcalı tarafından sunulan farklı bir kanal TV 8 çok izlenen programlar da söz konusu tüm bunlarla buradaki sır ne?

Acun ile 22 yıl önce magazin muhabirliği yapıyorduk.  Acun, TeleVole zamanı  Hülya Avşarmuhabiriydi. Ve hepimize iş atlatırdı. Onun yüzünden çok fırça yediğimi bilirim yani.(Gülüyor) Hülya Avşar, Acun'u çok severdi ve en özel işleri hep ona verirdi. Çünkü çok sempatik, neşeli, pratik zekalı, iyi iş çıkaran biriydi Acun. Şeytan tüyü vardı Acun'da. Sadece Hülya değil, bütün sanatçılar ona özel röportajlar verirdi.  İşte o Acun, hala aynı... Hiç değişmedi... Mütevazı, selam verir, hatır sorar. Medya patronu gibi değil. Mesela muhabirlik yıllarında kendisine destek olan Hülya Avşar'ı bırakmadı. O dönemdeki hiçbir arkadaşını da bırakmadı. Hepsi TV8'de şimdi... Kim ne derse desin, kötü hırsları olmayan, insan biri Acun... İşte işin sırrı da burada. Hırslarına, etrafına yenik düşmedi.

Format getirip de izlenmeyen çok program da oluyor ama Acun Ilıcalı her defasında izleniyor bu neden?

Siz nerede gördünüz bir televizyon sahibinin program sunuculuğu yaptığını? Çünkü seyirci onu sempatik, güvenilir buluyor. O da bunun farkında. Formatları izletmesini de biliyor. Reytingden anlıyor, Türk toplumunun neyi sevip-sevmediğini çok iyi biliyor...

Survivor yayınlandığı ilk bölümde son on yılın en çok izlenen programı olmuş. 

Bu yılın en iyi seçimi olmuş Yılmaz Morgül. Çünkü seyircinin, "Ne yapacak acaba?" diye merak edeceği biri...

Peki programda Yılmaz Morgül 'ün devam etmesi için özel bir kurgu yapılır mı?

Seyirci Yılmaz’ı göndermeyecek... Çünkü dediğim gibi ne yaacağını merak ediyorlar. Yılmaz’ın yanında Semih de var o da fena... İkisi sona kadar gider… Ayrıca bu tarz programları, yayınları çok eleştirmemek lazım.. İnsanlar azıcık kafa dağıtsın, eğlensin…

Haber yayınlarında bazen dizileri bile geçen isimler var. Mesela FOX TV’de Fatih Portakal çok beğeniliyor. Sizce bunun sebebi nedir? 

Fox TV’nin haber tarzını seviyorum... Seyirciye de sempatik geliyor. Fatih Bey'in ne diyeceğini, nasıl bir yorumda bulunacağını bekliyorlar.  Çünkü seyirci, "Acaba benimle aynı fikirde mi?" bunun yanıtını duymak istiyor. Aslında Fatih Portakal her akşam tek kişilik bir oyun sergiliyor... Ve çok da iyi yapıyor. Birçok kanalın Fatih Portakal’ın peşinde olduğunu ve çok ciddi paralar teklif edildiğini duyuyorum. E normaldir. Adam milyon dolarlık dizileri geçiyor tek başına.  Helal olsun...

Geçtiğimiz ay canlı yayında Beyaz Show’da bir protesto yaşandı. Sonrasında verilen tepki, özür dilenmesi gibi devam eden olaylar gündeme geldi.  Beyaz’ın yaşadığı olay sonrası siz bir yazı yazdınız; "Aynı olay Okan Bayülgen’in başına gelseydi, bunlar yaşanazdı" dediniz.  Ve çok geçmeden de Okan Bayülgen’in programında bir protesto gerçekleşti. Yazdıklarınız çıktı. Bu iki olayı ve iki televizyoncunun tepkilerini yorumlar mısınız?

Beyaz’ın program esnasında gerçekten nutku tutuldu. Olayın siyasi bir platforma kaydığını anlayamadı. Ya da ön göremedi. Çocuk ölümleri konu olunca duygusal davrandı. Ne diyeceğini bilemedi. Halbuki reji onu yönlendirebilirdi. Ama reji de kaldı. Hepsinin basireti bağlandı. Okan’ın avantajı neydi, önünde yaşanmış bir olay vardı. Her an olabilir şeklinde gardını almıştı. Ben asla kurmaca olduğuna inanmıyorum. Okan, televizyon dünyasının en zeki, en akıllı adamı. Zehir gibi o yüzden aldı o protestoyu, beş dakikada toparladı. Beyaz'ın duygusal zekası daha yüksek. İkisi arasındaki en büyük fark da bu.

Peki Beyaz sonraki programda da stüdyodan slogan atan izleyicileri çıkardı, yayın erken bitti bir hafta yayınlanmadı, banttan yayınlandı büyük bir ceza verildi, tüm bunlarla beraber Beyaz Show kendini tüketti mi?

Beyaz’ın tadı kaçtığı belli.. Ama bence unutulur bu olaylar. Hiç üzülmemeli.. Birkaç ay daha sıkıntısını yaşar, sonra unutulur gider. Beyaz'ın o kredisi var seyirci üzerinde.

Gazetede hafta da üç gün yazı yazıyorsunuz. Yazılarınıza herhangi bir müdahale söz konusu mu gazetenin yayın politikasına göre?

Hiçbir yazıma asla müdahale etmiyorlar. Bunu bugün hiçbir majör gazetede yapamazsınız. Hiç karışmıyorlar, "istediğin gibi yazabilirsin" diyorlar. Bir köşe yazarı daha ne ister ki… Buradan tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. 

Sanat dünyasından yazılarınıza tepkiler geliyor mu?

Deniz Akkaya ilgili bir köşe yazısı yazmıştım. Deniz Akkaya’nın o yazıdan sonra attığı bir twitt halen aklımda. “Hürriyet’ten sonra Meydan Gazetesi seni anlıyorum” şeklinde bir twitti bu.  İşte bakış açımız bu. Ben de ona dedim ki, “Sen bana hakaret etmiyorsun, bu gazeteyi okuyan 80 bin kişiye hakaret ediyorsun” dedim. Herkes istediği gibi düşünsün. Hiç önemli değil... Doğru bildiğimi yazmaya devam edeceğim. Çünkü bu özgürlüğüm var. 

fft99_mf4933653

Dizileri değerlendiren televizyon dünyasına yorumlar yapan bir gazeteci olarak sizce Türk televizyon dünyasının en uzun süreli dizilerinden olan Kurtlar Vadisi, ne zaman bitecek ? Ayrıca Necati Şaşmaz, Polat Alemdar’dan başka bir karakteri canlandırabilir mi?

Sadece Polat Alemdar olarak kalır. Necati de bunun farkında ve Kurtlar Vadisi bitsin, oyunculuk anlamında birşey yapmayacağını düşünüyorum. Yapımcı olarak yoluna devam edecektir. Ama Kurtlar biter mi? Bu yıl bitecek deniliyor. Fakat altın yumurtlayan tavuk o kadar kolay kesilir mi, bilemedim. Zaten kesilemediğini de yıllardır görüyoruz. 

Yıllarca magazin gazeteciliği yapmış biri olarak anılarınızı yazmayı düşünüyor musunuz?

Ben kitap yazmayacağım. Çünkü kendimi ona hazır hissetmiyorum. 25 yıllık gazeteciyim ama hazır hissetmiyorum. Çok fazla olay yaşandı yıllarca yanımda. Ama onları anlatmak için isim vermem lazım. Bu doğru olmaz. O anılar benimle mezara kadar gidecek. Özellerin yazılmasından yana da değilim, belki çok ileride yazarsam, kadın-erkek ilişkileri üzerine yazabilirim. 

Eşiniz ünlü oyuncu Orhan Kılıç yakın zamanda da tek kişilik bir oyun sahneleyecek. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Öncelikle bu konuda şunu söylemek istiyorum. Yazdıklarımla ilgili olarak, "eşinden dolayı bunları yazıyor" gibi söylemler kulağıma geliyor. Ama ben Orhan’dan önce de böyle bir insandım. Net... Orhan var diye sistemi biliyor ve eleştiriyor değilim. 25 yılım, bu sektörün içinde geçti. Hepsinin ciğerini biliyorum. Oysa Orhan tam tersi hiçbir şey bilmiyor. ÇünküAlmanya'da doğmuş, büyümüş, konservatuarı orarada bitirmiş bir oyuncu. Buraya çok yabancı. Tam tersi sistemi ben ona anlatıyorum. Ayrıca Orhan'ın bir ayağı hep Berlin’de. Orada 2 dizi çekti, bir sinema filmi yaptı vs... Orhan’ın burada dizisi yayında olsun, eleştirilecek bir şey varsa onu da eleştiririm. Kimse bana buradan vurmaya çalışmasın, tutmaz! Eşimin tek kişilik tiyatro oyununa gelirsek; Dünyanın her yerinde yaşanan mülteci dramları, insanların yaşadığı o acılar, çaresizlikleri onu çok etkiliyordu. Bir gece oturdu ve "Vicdan" üzerine bir oyun yazdı. İçinde şiirlerin ve gerçek hikayelerin de olduğu bir oyun... Ben her izlediğimde gözlerim doluyor. Kalbe çok dokunuyor... İnşallah seyircisi bol olur.

Söyleşi: Nurşen Şentürk

Sema Denker: Çocuğuma birşey alacak durumum yok diyen oyuncular var, Sema Denker: Çocuğuma birşey alacak durumum yok diyen oyuncular var

Yorum Yaz