Menü İcon

Samir Hafız: En büyük yanlış Beşşar Esed’i güçlü tutmak

Suriye’de yaşanan gelişmeleri, olayların geldiği noktayı, mültecilerin içinde bulunduğu durumu Suriye muhalif liderlerinden Samir Hafız ile konuştuk. Türkmen lideri Samir Hafız, önemli değerlendirmelerde bulundu.

Röportaj Gazetesi

Samir Hafız: En büyük yanlış Beşşar Esed’i güçlü tutmak

Suriye’de devam eden savaşla birlikte yeni bir mülteci dalgasının olması ihtimali de artıyor. Yıllar geçmesine rağmen çözüme kavuşmayan Suriye meselesi Ortadoğu’da siyasi ve demografik açıdan bir değişimini kaçınılmaz kıldı. Binlerce insan yerinden yurdundan oldu. IŞİD’e yönelik havadan saldırılar yapılırken IŞİD’in ilerlemesi de devam ediyor. Suriye’de yaşanan gelişmeleri, olayların geldiği noktayı, mültecilerin içinde bulunduğu durumu Suriye muhalif liderlerinden Samir Hafız ile konuştuk. Hiçbir ülkeden Türkiye’den gördükleri desteği görmediklerini ifade eden Türkmen lideri Samir Hafız, önemli değerlendirmelerde bulundu. 

Suriye’deki yıllardır devam eden savaşın bu kadar uzun süreceği çok da tahmin edilmiyordu. Yaşanan zulmün bu noktaya gelmesinin temel sebebi nedir sizce?

En büyük yanlış Beşşar Esed’i güçlü tutmaktı. Esed’i ayakta tutmak özellikle Rusya ve İran’ın işiydi. Bir dönem Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, adeta Suriye Dışişleri Bakanı gibi konuşuyordu. Şimdi Rusya bu yanlışı anlamış durumda ancak İran bu yanlışı kabul etmiyor. İran da Esed’in peşinde değil ama rejimin aynı şekilde devam etmesini istiyor. 

TEK DOSTUMUZ TÜRKİYE

Türkiye’nin yaklaşımı nasıldı?

Suriye rejimini destekleyen Çin dahil, İran, Irak, Rusya ve Hizbullah oldu. Ama Suriye dostları Suriye’yi tutmadı. Suriye dostları olan Fransa, Almanya, İtalya ülkelerin dahil olduğu 11 ülke var ama Suriye’yi sadece Türkiye tuttu. Bir tek çıkarı olmadan Türkiye politika yürüttü. Onun için Suriye’nin Türkiye dışında başka dostu yoktur. Suriyeliler dört yıl sonra tek dostun Türkiye olduğunu anladı. Suriye’deki tüm kesimler çıkarı olmadan Türkiye’nin Suriye lehine davrandığını anladı. Türkiye’ye yönelik sevgi müthiş oranda arttı. İleride her Suriyeli bir gönül elçisi olacak.

Türkiye’nin Suriye politikası kimi zaman çeşitli eleştirilere de uğradı. Siz bu eleştiriler için ne söylersiniz?

Türkiye’nin Suriye konusundaki hatası süreci yönetmeyi bize bırakması oldu. Suriye halkı son 50 yıl içinde inisiyatif alma yetkisi elinden alındığından inisiyatif kullanmasını bilmiyor. Birinci katta çıkan yangının diğer katlara sıçramaması için Türkiye’nin bu müdahaleyi yapması gerekiyordu. Suriye’ye en fazla gıda, para yardımını yapan ve en fazla insanı ülkesine kabul edip kamplara yerleştiren ülke Türkiye. Kamplarda en güzel şekilde hizmet eden ülke de Türkiye. Ama Türkiye Suriye’nin politikasına hiçbir zaman karışmadı. Bütün dünya Türkiye’yi sanki Suriye’nin politikasına karışmış gibi suçluyor. Zaten karışmış olsaydı bu iş bu kadar uzamazdı.

BÖLGEDE TÜM DENGELER DEĞİŞİYOR 

Bu bağlamda Türkiye’den beklentiniz nedir?

Suriye meselesi eskisinden daha önemli bir meseledir. Ortadoğu’da tüm dengeler değişiyor. Suriye dosyasının bizzat Başbakan'ın ve Cumhurbaşkanı'nın elinde olması lazım. Dosya sadece Dışişleri Bakanlığı'nda ya da başka bir birimde olmamalı. 

Esed giderse IŞİD terörü de biter

Esed’in gidişiyle radikal unsurların ortaya çıkacağı endişesi dillendiriliyordu. Geldiğimiz noktayı bu propaganda açısından ne şekilde değerlendirirsiniz? 

Suriye rejimi ‘Biz gidersek terörist, radikal unsurlar güçlenir’ propagandasını çok iyi yaptı. Oysa şimdi IŞİD var ve IŞİD’ın yaratıcısı Suriye rejimidir. IŞİD’in başındakiler Suriye’nin eskiden Irak’a yolladığı sabotaj yapan kişiler. Bakarsanız IŞİD Suriye ordusu için ciddi bir tehlike yaratmadı.  Amerika her şeyi bıraktı IŞİD peşinde ancak IŞİD’i gerçekten sarsacak olan Esed’in gitmesidir. IŞİD’in havadan saldırılarla temizlenmesi mümkün değildir. Ancak Suriye rejimi değiştiğinde bu mümkün olabilir. Rejim değişmeden IŞİD’in temizlenmesi mümkün değil.

Suriye meselesinde çözüm için yeni bir aşamaya girilmesi ihtimalini yakın vadede olası görüyor musunuz?

Bugünkü durumun mevcut şartlarda bir çıkış noktası yoktur. Ne Suriye ordusu bizi yenebilecek ne de biz Suriye rejimini yıkabileceğiz. Ve bu iş böyle giderse çok sıkıntılar oluşturarak uzayacaktır. Ancak bugünlerde Suriye’deki meselenin çözümüne ilişkin Putin’in bir öneri getireceğini düşünüyorum. Putin’in elinde Suriye için bir anahtar var. Bunu istediği gibi kullanabilir. Putin’in Ortadoğu’da kimin dost olduğunu daha iyi anladığını kanaatindeyim. Putin’in Türkiye seyahati sonrası Suriye için yeni bir aşamaya geçilebilir. Putin’in Türkiye’nin Suriye konusundaki düşüncesini anladığını ve bundan sonrası için Türkiye ve Rusya’nın çok güzel bir ahenk içinde olacağını düşünüyorum.

Suriye halkının demokrasi talebi ile sokaklara çıkmasıyla başladı her şey. Bu talebi tetikleyen ne oldu?

Bu talebin altında birkaç sebep var. İlki internet çok yaygınlaşmıştı ve halk dışarıda ne olup bittiğini internet aracılığıyla öğrenmiş oldu. İkincisi de Türkiye’nin vizeleri kaldırması oldu. Türkiye’ye giriş vizesiz olunca buraya geldiler ve aradaki farkı gördüler. Gelen Suriyeliler demokrasinin nasıl olduğunu, seçimlerin nasıl yapıldığını, insanların özgürce konuşabildiğini gördüler. Metronun, tramvayın ne olduğunu, nasıl bir rahatlık getirdiğini gördüler. ‘Eskiden fakir bildiğimiz Türkiye’nin bugünkü zenginliği nereden geldi. Biz nasıl böyle olabiliriz’ diyorlardı. Arada bir kültür ve demokrasi farkı varken çok büyük bir kaynaşma imkânı oluştu. Suriyeliler demokrasinin, eşitliğin ne olduğunu gördüler. 

Türkiye güçlenir diye karşı çıkıyorlar

Türkiye güvenli bölge talebini ısrarla dile getirmesine rağmen bir aşama kat edemedi. Bunun altında yatan sebep ne olabilir?

Türkiye uçuşa yasak bölge ve güvenli bölge için çok uğraşıyor. Ancak bu talebin karşılık bulmamasının birkaç sebebi var. Bunlardan bir tanesi bu uygulamanın gerçekleşmesiyle Türkiye’nin güçleneceğini düşünüyorlar. İkinci olarak da bu uygulamaya geçilmesiyle birlikte Suriye’deki hangi oluşumun güçleneceği endişesini taşıyorlar. Güvenli bölgenin oluşturulması durumunda en az bir milyon Suriyeli bu bölgeye geçecektir. Bu hem Türkiye hem de Suriye için önemlidir. Bu da Türkiye için yükün azalması anlamına gelir. Batı Türkiye’den artık bir kamp yöneticiliği yapmasını istiyor. ‘Türkiye kampları çok güzel idare ediyor, başarıyla yürütüyor’ diyorlar ama her hangi bir çözümü de ortaya koymuyorlar.

 

Söyleşi: Nil Gülsüm

,

Yorum Yaz