Menü İcon

Sahnenin duayeni: Ferhan Şensoy

Sadece bir döneme hayat veren değil Türk tiyatrosuna ışık tutan Ferhan Şensoy, mimarlık bölümünden sahnelerle nasıl buluştuğunu anlattı. Canlandırdığı ilk rolden, tiyatro anılarına tüm bilinmeyenleriyle Ferhan Şensoy unutulmazlara imza attı.

Röportaj Gazetesi

Sahnenin duayeni: Ferhan Şensoy

Tiyatrocu olmaya karar vermek

Ben Galatasaray Lisesi’nin tiyatro kolu ile amatör olarak başladım. Bizim dönemimizde çok zengin bir koldu. Örneğin, Mahmut Güney ‘Godot’yu Beklerken’i sahneye koymuştu. O zamanlar için avangart işlerdi. Bir de yatakhanede akşamları öğretmen taklitlerinden oluşan bir şov yapardım. Her akşam başka yatakhaneye turneye giderdim. Lise bitinceyse tiyatrocu olmaya karar vermiştim ama babam hiç istemiyordu. O yüzden Güzel Sanatlar Akademisi’nde mimarlık okumaya başladım. Ama bu sırada evden gizli olarak profesyonel oldum ve bir tiyatro grubunda oynamaya başladım. Bir gün makyajı tam silememişim, annem duruma uyandı. Sonunda babam öğrendi, çok sinirlendi ama ben her şeye rağmen devam ettim.

Sahnede unutulmaz bir an

Küçük sahnede Münir (Özkul) Abi’yle oynadığımız dönemden bir anı anlatayım. Ben oyun yazarı da olduğum için tuluat yaparım. Rasim (Öztekin) hatta der ki; “Sen tuluat yapacağın zaman gözünde bir ışık oluyor, ben de gülmemek için gardımı alıyorum”. Münir Abi de bunu bilirdi. Beş yıl boyunca ‘İstanbul’u Satıyorum’ oyununu oynarken bana dedi ki; “Lütfen bana tuluat yapma, ben kitabi oyuncuyum, yapamam da yapılırsa da devam edemem, lafımı unuturum.” Ben de üç yıl yapmadım. Ama bir gün Özal öyle bir laf söyledi ki, artık burama geldi dayanamadım, lafımı söyledim. Salonda alkış koptu, Münir Abi’nin gözleri büyüdü, yalvaran bakışlarla bana baktı. Ben de lafını hatırlatacak bir soru attım ortaya. Gözleri ışıldadı, hatırladı. Lafını söyledi, bir daha alkış koptu. Oyun yükseldi resmen. Ertesi gün Münir Abi bana geldi, naylon torbayla kavuğu getirdi. Çok şaşırdım, heyecanlandım ve dedim ki; “Dümbüllü bunu sana naylon torbayla mı verdi?” Yok bir tören yapılmıştı dedi, bana da yaptı ve kavuklu oldum.

İzleyici koltuğunda oturmak

Ben pek tiyatro izleyemez hale geldim. Gençliğimde çok izledim, artık sıkılıyorum. Çok beğendiğim tiyatro da yok. En son Berliner Ensemble’ı seyrettim. 30 yıl önce Berlin’de izlemiştim. Çok değişmiş. ‘Üç Kuruşluk Opera’ izledim resmen. Yönetmen, reji numaraları Brecht’in metninin önüne geçmiş. Halbuki Brecht’in tiyatrosu daha yalındı. Oyunculuk kötü değildi ama reji öndeydi. Yani artık izlemekten sıkılan bir tiyatrocuyum ben. Zaten o kadar vaktim yok, haftada sekiz gün oynuyorum.

Canlandırılan ilk rol

Benim profesyonelliğim 1971’de Grup Oyuncuları ile başladı. 20 yaşındaydım. Karaca Tiyatro vardı o zaman. Ali Taygun, Bektan Algan ve Ayla Algan ustalar, gerisi gençlerden oluşan bir takım kurulsun demiş Muhsin Ertuğrul. Haldun Taner de tavsiye etmiş beni Galatasaray’dan tanıdğı için. İlk rolüm yaşlı biriydi. Bıyığımı beyaza boyuyordum, annem çakacak diye de saatlerce siliyordum. Bana verilen rol de büyüktü. Muhsin Bey öyle istemiş, önemli roller gençlere verilsin demiş.

Günümüzde tiyatronun yeri

Tiyatro epeydir bir kriz geçiriyor. Ben işe başladığımda, özel tiyatro sayısı sadece Beyoğlu’nda 36’ydı. Haftada altı gün perde açardı ve dolu oynardı. Ama tabii o zaman televizyon, internet, cep telefonu yoktu. Bu kriz Türkiye’ye has değil. Eskiden Paris’te üç ay önce bilet bulamazdın. Şimdi gittiğin gün, istediğin oyuna bilet buluyorsun. Yine de bu tiyatronun ölümü değil. Tiyatro Aristoteles’ten beri var, ölmez ki!

Tiyatro adına değişmesi gereken

Ekonomik olarak çok zorlaştı her şey, tiyatro giderleri yükseldi. Yine de biz bilet fiyatına beş lira zam yapalım mı yapmayalım mı onu düşünüyoruz. Tiyatroya gelen izleyici hali vakti yerinde olanlardan ziyade, bilet fiyatını hesaplayarak bir kenara ayıran kesim. Ortaoyuncular’da ‘Ferhangi Şeyler’ turneleriyle dönen bir çark haline geldi. Çünkü biz devlet yardımından muaf bırakılan muhalif tiyatrolarız. Adı devlet yardımı olsa da hükümet yardımına dönüştü. Benim politik görüşüm hükümetle bağdaşmayabilir, öyle zamanlarda bugüne dek hep almıştık devlet yardımı. Ama şimdi Kültür Bakanı değişti diye bize üç yıldır yardım yapılmıyor. Mahkeme açtık, kazandık. Bir üst mahkeme bozdu. Verilen yardım da atla deve değil. Saçma olan şu; karşıdaki tiyatroya veriyorsun, bana vermiyorsun ama o parayı benim verdiğim vergiden topluyorsun.

Söyleşi: Ece Üremez

,

Yorum Yaz