Menü İcon

Reto Ziegler: ''Daha önce bu derbide bulunmuş gibiyim''

Fenerbahçe'nin eski sol beki Reto Ziegler, Sion formasıyla bu sezon çıktığı 11 maçta 8 gole imza attı. Reto Ziegler, İsviçre Süper Ligi’nde adeta tozu dumana katmaya devam ediyor...

Röportaj Gazetesi

Reto Ziegler: ''Daha önce bu derbide bulunmuş gibiyim''

Tottenham ile anlaşmadan önce Zürih’te neler yaptın?

2003 yılında, 16 yaşımda profesyonel oldum. Grasshoppers kulübünde oynadığım ilk yıl şampiyonluk yaşadım. U-17 milli takımında da aynı yıl kupayı kaldırdım. Kupalardan sonra Tottenham başta olmak üzere birçok kulüp benimle ilgilenmeye başladı. Yükseldiğim ve düştüğüm zamanlar oldu. İstikrarımı korumak için çok çabaladım. Benim yaşadığım tecrübeler için bir futbolcunun en az 10 yıl beklemesi gerekirken ben hızlandırılmış bir şekilde yaşadım. Bu deneyimlerimle Reto oldum.

Babanın ve ağabeyinin futbolcu olması seni nasıl etkiledi?

Ağabeyim İsviçre’de 1. Lig’de futbol oynamıştı. Ayağı kırılmamış olsaydı çok daha başarılı bir futbolcu olacaktı. Ortada ve sağ tarafta oynuyordu. Bana bir yol açtı. Babam ancak 3. Lig’de oynayabilmişti. İsviçre’de aileler futbolun eğitimin önüne geçmesine izin vermez ama benim ailem futbol oynamam için beni destekledi. Babam ve ağabeyim her maçımı izleyip yorum yapıyorlar. Beğendikleri yönlerim çok az! Samimi olduklarını bildiğim için benim için yapıcı oluyor. Amacım kariyerimin sonunda benimle gurur duyduklarını söylemeleri. (Reto bunları söylerken gözleri doluyor. Önce bize çaktırmadan gözlerini silmeye çalışıyor. Baktı olmuyor, birkaç dakika ara veriyoruz.)

Tottenham’lılar seni çok yönlü bir oyuncu olarak sevdi. Bunu planlayarak mı yaptın?

İsviçre’de de sol bektim ama önümde kimse yoktu. Bu yüzden Tottenham’da beni birçok pozisyonda oynayabilen bir futbolcuya dönüştürdüler. Bunu ben istememiştim çünkü her zaman çok da iyi bir şey olduğunu düşünmüyorum. Gerçi bu sayede hücum anlamında çok şey öğrenmiş oldum.

Tottenham taraftarı seni baş tacı etmişken, takımda joker gibi kullanılırken neden kiralık gönderildiğini düşünüyorsun?

Bunların hepsini nasıl biliyorsun (gülüyor)? Oradan ayrılırken çok üzüldüm ama başka bir ülkede başka bir ligde yeni bir hayata başlayacak olmak bana iyi geldi. Kiralık gönderilmek tabii ki zorlayıcı bir durum ama satın alma opsiyonlu gönderilmek biraz daha rahatlatıyor. Kalıcı olabileceğini düşünüyorsun.

mac-2

Premier Lig’e 18 yaşında gitmek seni zorlamadı mı?

Tedirginlik ya da korku yaşamadım. Zaten uyum sürecini bir an önce atlatmam için bana iyi bir program hazırladılar.

19 yaşındayken bu sefer de Bundesliga’da oynamaya başladın. Bu kadar hızlı değişimler seni nasıl etkiledi?

Hamburg’da altı ay bulundum. Bundesliga’da yaklaşık 10 maç oynadım. Tesisler ve statlar çok iyi durumdaydı. Maçların çoğu dolu statlara oynanıyordu. Benim için güzel bir deneyim oldu. Futbolcular sürekli oynamak isterler ama Hamburg’da sol bekte ve sol kanatta oynayan oyuncuların yanında bir de yedekleri vardı. Bir anda üçüncü seçenek durumuna düşmüştüm. Bu bende çok büyük sıkıntı yarattı. Forma için mücadele etmeyi orada öğrendim.

Thomas Doll, Hamburg’da seni tercih etmediğinde kendini nasıl hissettin? Tottenham’da sürekli oynarken, yüksek tempoda yaşarken yedek kulübesine alışmak zor olmadı mı?

Dünya Kupası’ndan dolayı o sezon Almanya’da futbol oynamaya sıcak bakıyordum ama Hamburg tercihini menajerim yapmıştı. Zaten kendisiyle daha sonra yollarımı ayırdım. Sportif direktör beni istemişti ama Thomas Doll beni oynatmak istemiyordu. Arada kalmıştım. Fenerbahçe’ye gelmemin ilk sebebi Aykut Kocaman’ın beni çok istemesiydi. Genç futbolculara bir tavsiyede bulunmak gerekirse menajerleri ya da sportif direktörleri dinlemeden sadece teknik direktörün isteğine bakarak tercih yapsınlar.

Tottenham’a her dönüşünde kırgınlık yaşadığın için mi eski temponu yakalayamıyordun?

Kiralık gönderilmeyi ben istiyordum. Sportif direktör gidince benim de tek çarem gitmek oldu. Bütün gidiş gelişlerim benim kontrolümdeydi. Futbol oynamak için her yere gidebilirim. Bu yüzden olumsuz bir düşüncem olmadı. Bu işi yapmak benim her zaman hayalimdi. Yine İsviçre dışında oynamaya devam etmek istiyorum.

Sampdoria ile bir de İtalyan futbolunu görmüş oldun…

Sampdoria’daki istikrarı sağlamışken beni takıma isteyen sportif direktörün görevinden ayrılmasıyla zorlanmaya başladım. Sampdoria’nın, bütün yaşadıklarımla beni ben yaptığını söyleyebilirim.

milli-1

Juventus’a dört yıllık imza attıktan sonra hiç maça çıkmadan neden Fenerbahçe’ye kiralık gelmek istedin?

Sampdoria’daki kontratım geçen yıl bitmişti ve yenilenmeyecekti. Beni isteyen birçok kulüp vardı. Juventus’ta beni isteyen hoca kulüpten ayrıldı. Fenerbahçe beni daha önce de istemişti ama Andre Santos olduğu için olmamıştı. Yeni sezonla birlikte Andre, Arsenal’e gidince buraya gelme kararı verdim. Fenerbahçe’den teklif aldığımda iki kulüpte nasıl sezonlar geçireceğimi düşündüm. Juventus takımı aklıma çok yatmamıştı. Fenerbahçe beni ısrarla istemişti ve Aykut Kocaman’ın bana takımda yer vereceğine inanıyordum. Sezona iyi başlayabilmek, gittiğin yere uyum sağlayabilmek önemli ama daha da önemlisi transfer teklifi aldığın kulüpte teknik direktörün seni istemeden önce takımdaki yerini belirlemiş olması gerekiyor.

25 yaşında beş ülkede futbol oynamış oldun…

Ailemden 14 yaşımda ayrıldım. Onlar Cenevre’deyken ben Zürih’e gitmiştim. Bu kadar erken yalnız kalmaya başlamak beni erken olgunlaştırdı. Bambaşka diller, bambaşka kültürler tanıdığım için şanslı olduğumu düşünüyorum. İsviçreli bir futbolcunun hayali her zaman yurt dışında futbol oynamaktır. İsviçre Ligi yeterli olmadığı için futbolcuları mutluluğu dışarıda arıyor.

Bu kadar çok lig gördükten sonra hepsini birbirine benzetiyor musun?

Her lig zor. Ülkeden ülkeye antrenmanlar değişiyor. Sahada sizden beklenen oyun değişiyor. İtalya’da taktik ağırlıklı, Türkiye’de ve İngiltere’de fiziki güç ağırlıklı bir oyun oynanıyor. Hiçbirinin kolay olduğu söylenemez.

Samsunspor maçından sonra sana maçla ilgili soru sorulduğunda maçın önemli olmadığını söyleyip, depremzedelere ve terör mağdurlarına başsağlığı dilemiştin. Futbolun dışında dönen dünya ile ne kadar ilgilisin?

Ben de herkes kadar olan bitenle ilgiliyim. Terörist saldırılardan hemen sonra deprem oldu. Bu kadar üzücü olayları art arda yaşamak insanı hassaslaştırıyor. En büyük rahatsızlığım dünyada aç insanların olması. Bunu kabullenemiyorum. Mutlaka bir yardım işinin içinde olmak istiyorum.

En çok etkilendiğin şehir hangisiydi?

Hep güzel şehirlerde oynadım. Cenova’da deniz yeter. Zürih Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biri. Londra’da yaşamak çok zevkliydi. İstanbul mükemmel bir şehir. Bir yandan şunu da söylemeliyim ki bu şehirlerde tatil yapmak için bulunmadım. İşimden arta kalan zamanlarda tadını çıkarmaya çalıştım sadece. Saha dışında kendinizi mutlu ettiğinizde sahada daha başarılı oluyorsunuz. (Bu sorudan sonra bizim için Reto’nun tercümanlığını yapan Fenerbahçe Futbol Takımı İletişim Sorumlusu Orkun Yazgan, onun deplasman maçları için gittiği her şehrin kültürünü ve nüfusunu ince ince araştırdığını, hatta kulüp personelinin ve diğer futbolcuların birçok şeyi ondan öğrendiğini anlatıyor.)

İstanbul’un mükemmel bir şehir olduğuna nereleri gördükten sonra karar verdin?

Volkan bize teknesiyle boğaz turu yaptırdı ve kendi elleriyle mangal yaptı. Fil Burnu denilen yerde gün batımını izledik. Bir tarafta Avrupa, bir tarafta Asya olunca köfteler daha lezzetli oluyor! Annem ve babam da İstanbul’dan gitmek istemiyor. En sonunda “Beni biraz yalnız bırakın” demek zorunda kaldım! İstanbul’u çok anlattığımdan arkadaşlarım da merak etmeye başladılar ve onlar da sürekli gelmek istiyorlar. Onlara da burada bir işim olduğunu ve kendileriyle çok ilgilenemeyeceğimi söyledim.

“Top karşı takımdayken saldırgan olmalıyız, top bizdeyken keyif almalıyız” senin sözün. Tribünlerin önünde önemli bir maça çıktığında gerçekten keyif alabiliyor musun?

Bu benim futbol felsefem. Bu şekilde oynamaya çalışıyorum. Zevk almaktan kastım sahayı sirke çevirmek değil. Top rakipteyken çok koşuyorsun, mücadele ediyorsun. Top sana geçtiğinde oynamaya başlıyorsun. Futbolu top sendeyken oynarsın. Fenerbahçe’de oynadığım oyundan zevk alıyorum çünkü top genelde bizde oluyor.

Fenerbahçe’de seni en çok ne etkiledi? Diğer takımlardan farklı ne var burada?

Çok farklı bir sezon yaşıyorum. Her hafta, her maç hayatım boyunca görmediğim şeyleri görüyorum. Her hafta “Ne olacak acaba?” diyorum. Bu kadar farklı olayı art arda hiç yaşamamıştım. Sezona seyircisiz maçla başladık. Sadece kadınların ve çocukların izlediği bir maç oynadık. Her maçta başka bir şey için saygı duruşunda bulunuyoruz. Beşiktaş maçında sahaya taraftarlar girdi. Maçlardan önce İstiklal Marşı okuyoruz. Üzüntülü olayları bir kenara bırakırsak sıkılmaya pek vaktimiz olmuyor.

Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu dönem seni nasıl etkiledi?

Taraftarın ve takımdaki oyuncuların başka bir takımda olacağına ihtimal vermediğim şekilde birbirlerine sahip çıktıklarını söyleyebilirim. Fenerbahçe ile çıktığım ilk antrenmana binlerce taraftar geldi. Havaalanından Samandıra Tesisleri’ne bir saatte gidebildik. Binlerce taraftar bizi karşılamaya gelmişti. Her ülke farklı bir tecrübe ama Fenerbahçe benim için bambaşka bir tecrübe oldu. Bu seneki özel durumların da bunda çok büyük payı var. Az önce Emre ve bütün fizyoterapi ekibiyle birlikte yemek yedik. Uğur Boral da geldi. Akşam Stoch’la birlikte vakit geçireceğiz. Daha dün idari menajerimizin eşinin doğum günü partisindeydik. Geçen yılki şampiyonluğun da başarısının buna borçlu olunduğunu düşünüyorum. Aykut Kocaman futbolu bırakalı çok olmadığı için bizi iyi anlıyor. Bu takım geçen yıl hakkıyla şampiyonluk kazandı. Bu sezon da hakkıyla şampiyon olacak. Herkese en güçlü olduğumuzu göstereceğiz.

wigan

Sadece kadınların ve çocukların izlediği maç sence nasıldı?

Bütün stat parfüm kokuyordu. Bana o maçla ilgili dünya    basınından da çok soru geldi. Çok şaşırdığımı söyledim. Orada tarihe tanıklık ettik. O taraftara galibiyet armağan etmeyi çok isterdim. Dünyada 45 bin kadın taraftarı bir araya toplayacak başka bir kulübün daha olduğunu sanmıyorum. Fenerbahçe’de şampiyonluk yaşamak istiyorum.

Günlük rutinlerin var mı?

Çok film izlerim. Hatta 500 üzerinde filmden oluşan bir koleksiyonum var. Sıradan bir hayat sürüyorum. Film izleyerek hayatımı renklendiriyorum. Güzel bir yemek yediğimde mutlu oluyorum. Sadece karnımı doyurmak için yemek yemem. Yemek benim için bir zevk.

Hayatındaki en olağanüstü şey neydi?

En güzel şey 2010 yılında Dünya Kupası’nda İspanya’yı yenmekti. En güzel futbol tecrübem bu. Bence en olağanüstü şey en sevdiğim şeyin mesleğim haline gelmesi.

2005’te oynanan olaylı Türkiye- İsviçre maçında sen de var mıydın?

Türkiye’ye karşı oynanan maçlarda henüz bulunmadım. Neden denk gelmediğini bilmiyorum. Genç takımlardan beri milli takımda görev alıyorum. Bu benim için gurur verici. İki buçuk yıldan beri sürekli ilk on birdeyim. Biz de 2012 Avrupa Şampiyonası’na maalesef gidemiyoruz. Takımım Brezilya’ya mutlaka gitmek istiyor. Grubumuz da iyi bir grup ve biz de favoriler arasındayız.

Türkiye’ye gelmeden önce Galatasaray-Fenerbahçe derbisi hakkında ne biliyordun?

Çok sıcak bir derbi olduğunu İsviçre’de oynadığım dönemden beri biliyorum. Ben de oynamak için heyecanla bekliyorum.

Sence dünyanın en büyük derbileri hangileri?

Dünyanın en büyük derbilerinin içinde ben de bulundum. Tottenham- Arsenal derbisi İngiltere’de çok önemlidir. Sampdoria-Genoa derbileri çok stresli geçer. Özellikle Türkiye’deki derbilere benziyor. Sampdoria-Genoa derbilerinden en az bir hafta önce kulüpler karşılıklı açıklamalar yapmaya başlar. Gazetelerde ve televizyonlarda uzun uzun yorumlar yapılır. Taraftarlar atışmaya başlar. Sahada hava gergindir. Bu sayede kendimi Galatasaray-Fenerbahçe derbilerinde daha önce bulunmuş gibi hissediyorum.

2004-05 sezonunda efsane Tottenham-Arsenal maçında sen de vardın. Arsenal maçı 5-4 kazanmıştı… O maçtan aklında neler kaldı?

Taraftarlar o maçı yılın en önemli maçı olarak seçmişti. İngiltere’deki derbilerde teyzeler, çocuklar da çok fazla olduğundan taraftar şarkılar söyler, alkışlar ama İtalya’da durum hiç de öyle değil. İtalya’da derbiyi kaybettiğinde cehennem hayatı yaşarsın. Elbette derbi maçlara kazanmak için çıkarım ama kazanamazsak da dünya başıma yıkılmaz. Ben her zaman büyük resme bakarım. Şampiyon olmayı başarmışsak o sezon derbileri kaybetmiş olmamız sevincime gölge düşürmez.

Derbilerden önce yaptığın bir hazırlık var mı?

Olağanüstü hal ilan ettiğim söylenemez. Teknik ekibin beni uyardığı konulara özellikle dikkat ederim. Kendi başıma yaptığım pek birşey yok.

Söyleşi: Hilal Gülyurt

,

Yorum Yaz