Menü İcon

Prof.Dr. Sadettin Ökten: ''İnşa eden adamın ruhu, rengi o mekâna siner''

Prof.Dr. Sadettin Ökten: ''İnşa eden adamın ruhu, rengi o mekâna siner''

Sizce şu an devam eden modern vakıflar İstanbul’u dönüştürebilir mi?

 Benim gördüğüm şu anda çok zor. İnsanların şu an beklentisi madde üzerine. Kenara çekilenlere marjinal, başarısız deniyor. Öyle önder çıkmalı ki insanları yönlendirsinler, etki altına alsınlar ve onlar müstağni kalsınlar. İnşallah onlar ortaya çıkar diye düşünüyorum. Şu anda toplumu kapitalistler yönlendiriyor. Bunların kimliğini tartışmak hakkımız ve haddimiz değil. Sadece şuna bakalım seçim çalışmalarında insanlara sadece madde vaad ediliyor. Demek ki daha çok yol almamız lazım. Maddesiz hayat olmaz. Bu bir hakikat elbette. Şu an burası ısınmazsa burada oturamayız. Ama içinde bulunduğumuz küçük odacıkta gayet rahat oturup konuşabiliyoruz. Peki, bir de evlerimize bakalım bu odaların beş katı. Neden? Salon büyük olacak anlayışı var. Evet, şu an ihtiyacımız madde ama ona hükmetmemiz lazım. Şu anda o bize tasallut etmiş vaziyettedir. O yüzden buradan bir medeniyet tasavvuru çıkması zor. Ama biz bir kimlik arıyoruz. Çünkü dünyanın şu an bize vereceği bir kimlik yok, madde yok. Şark da şu an perişan . . . Ancak vakıf medeniyeti gibi yap-devret ile bu işi başarabileceğiz. Şu anda bir oluşum ve bir çaba içerisindeyiz.

Vakıf müesseselerinin ayakta durması neyle mümkün olacak?

 -Vakıf insanı vakfı kuruyor ve o da kendi insanını üretmeye başlıyor. Bu müesseselerin ayakta durması için belki bir davranışımızı hasbetenlillah yapıyorsak o da makbule geçecektir. Bunu insanlara göstermemiz lazım. Hasbetenlillah, muhabbetle, yüzümüz gülerek . . . Annem derdi ki adam vardır kaşıyla yedirir, sapıyla çıkarır. Türkçe ‘de güzel bir şey var. Zekât keçisi, en kötüsünü verenler için kullanılır. Öyle değil. Muhabbetle yaparsak o bizim maddî zararımızı telâfi edecektir. Ben nasip kelimesini kullanmaya gayret ederim. Şans kelimesini pek kullanmam. Nasip etmişse etmiştir, diye bakarsak bir zaman sonra bu ihlasımız bize döner ve bizi bir başka düzleme taşır. Sonuçta dönüşüm bir insanla başladı. Çünkü murâd-ı ilâhî öyle. Meselâ bir zaman bir yerde derse gidiyordum, yolda araçların arasında su satan insan vardı. Kendi kendime dedim eğer eskiden olsaydı birisi su vakfı kurar trafikte bekleyen insanlara bedelsiz su dağıtırdı. Hatta para teklif edenlere ‘’ efendim ne parası, dua edin yeter ‘’ derdi. Hatta otopark vakfı kurardı belki ecdâdımız. Para teklif edilirse ne ‘’ ne lüzumu var, dua edin yeter derdi’’ herhalde. Şehirde kamunun istifade edeceği bir alt yapıyı rahat rahat istifade edeceği alanları kurmamız lazım. Bu bir anlayış meselesidir.

,

Yorum Yaz