Menü İcon

Prof.Dr. Sadettin Ökten: ''İnşa eden adamın ruhu, rengi o mekâna siner''

Prof.Dr. Sadettin Ökten: ''İnşa eden adamın ruhu, rengi o mekâna siner''

Bugün bu çağda bu insanı ortaya koyabilir miyiz? Sebep sonuç ilişkisini reddetmeyen ama sebep sonuç ilişkisini reddetmeyen ama sebep sonuç ilişkisine mâhkum olmayan bir insan tipi ortaya koyabilir miyiz? Yani ‘’ ben şunu yapamazsam aç kalırım, ölürüm’’ ü mutlak doğru kabul eden bir insan tipinin dışında başka bir insan tipi ortaya koyabilir miyiz? Bunu çabası ve gayreti içinde olmamız lazımdır diye düşünüyorum. Şu an Türkiye biliyorsunuz tekke lafını edemiyor. Bize ait bir şey ama o kare zihninde yok. Üç ayaklı sac ayağının biri kopmuş ve bunun adını bile söyleyemiyor. Korkmasından da değil belki ama o kare silinmiş zihninde. Camiyi biliyor, medreseyi iyi kötü görüyor.

‘’İnsanların zihninde tevhidi bir hayat anlayışı var. Hayata baktıkları zaman bir vahdet ve bütünlük görüyorlar. Bu bütünlüğü bozan faaliyetleri ya gayri ahlâkî ya da gayri hukukî olarak değerlendiriyorlar. Bunun da mekâna yansıması külliyelerdir.’’

Ama tekkede ortaya çıkan muhabbet olmayınca hayat yaşanmaz hâle geliyor. Bir yerde muhabbet varsa menfaat geri çekilir. Şu anda her şeyin menfaate mebni olduğu bir düzlemde yaşıyoruz. Muhabbet yok. Bu lojik bir Türkiye. Ama Cenâb-ı Hak lojik davranmıyor. Kader diye bir şey var. Olmaz diyorsunuz ama oluyor. Avrupalı da kilisesine gidiyor. Kiliseden çıkınca cübbesini atıyor şimdi hayatımızı yaşayalım diyor. Orada da din, hayatı domine etmiyor. Dini reddetmiyor, din faydalı bir şey ama din hayatı domine etmesin. Kim etsin? Ben edeyim diyor. Ve batılılar bunu kabul etmiş. Neden? Kilise yıllardır kendisini çok aldatmış. Adamların inanacak gücü kalmamış. İnanç da çünkü bir güçtür, sâfiyâne bir histir. Şu an post modernite okuyorum. Batılı insan kiliseden sonra âlimlere inandı diyor. Newton, Einstein’a inandı ama onların çizdiği dünya da harap oldu. Şimdi batılı insan inanmak istiyor ama inanç hânesi laçka oldu. Bir şeye inanamıyor. Biz inanıyoruz ve öldükten sonra bir hayatın varlığını da kabul ediyoruz. Ancak inancımızın ortaya koyduğu hayatı yaşamıyor, yaşayamıyoruz. Yapacağımız çok şey var ama yapmıyoruz. Vakıflar meselesinde de inşallah o eski anlayışta yeni vakıflar kurabiliriz.

,

Yorum Yaz