Menü İcon

Prof.Dr. Sadettin Ökten: ''İnşa eden adamın ruhu, rengi o mekâna siner''

Prof.Dr. Sadettin Ökten: ''İnşa eden adamın ruhu, rengi o mekâna siner''

Beyazıt’ın camisi, kütüphanesi, medresesi var bugün ama dağınık haldedir. Üçüncüsü Yavuz Sultan Selim Külliyesi’dir. Bunu Kanûnî yaptırmıştır. Yavuz’a yaptırmak kısmet olmamıştır. Çarşamba’dan öteye gittiğiniz zaman kartal yuvası gibi durur. Dördüncüsü Kanûnî’nin yaptırdığı Süleymaniye Külliyesi’dir. Bakın vezir ve hanım sultan külliyelerini saymıyorum. Sonra Sultan I. Ahmet’in külliyesi var. Devam ediyoruz Nuruosmaniye Külliyesi vardır. Yani Cami, üç tane hanım sultan külliyesidir. En son Laleli’de III. Mustafa Külliyesi vardır. Tarihî yarımadanın içinde on tane külliye vardır. 250 sene sürüyor. Hepsi de vakıf sistemi ile çalışıyor. Padişah kendine düşen maldan, hisse-i şâhâneden ayırıyor, ödüyor. Bir külliye yapıyor. Vakfiyesini yazıyor, kadı onaylıyor. Külliye bu sosyal şartlar devam ettiği sürece -yani tarım toplumu, Hanefî fıkhı ve monarşi (saltanat) – çalışıyor. Bunların çalışmadığı zamanlar sanayi devrimi ile dünya ülkelerinin ortaya çıkması ile İngiliz hâkimiyetinin İslâm medeniyetine tasallutu ile bunlar yavaş yavaş hayatın dışına itilmeye başlıyor. Dolayısıyla vakıf medeniyetinin özgün haliyle tarihî yarımadayı dönüştürmesi 250 yılı almıştır. Burada ciddi bir medeniyet tasavvuru ortaçağ, Ortodoks 1200 yıl, 250 sene zarfında Müslüman, Sünnî, Hanefî bir tasavvura dönüşmüştür, İstanbul. Üsküdar’da da 5 tane hanım sultan külliyesi vardır. Gülnûş Hatun, Vâlide-i Atik (16.Asır), Kösem Sultan (17. Asır), Gülnûş Emetullah, Mihrimâh sultanlar . . . Bunların fethi İstanbul’dan 100 sene öncedir. Böylece ne olmuş oluyor. Hayatın içinde aktif yaşamış oluyor. Bugün cami, aktif hayatın içinde yaşamıyor. Çok kenarında değil, içinde de değil. Bugün cami, hayatı domine ediyor. Batıda da kilise hayatı domine etmiyor. Kültür ve turistik mânada var. Türkiye’de de bu böyle. O gün cami, hayatı domine ediyordu. Siyasal otorite sözünü dinletemez. İmkânı var ve sözünü dinletiyor. İnsanlar sözden önce imkân isterler. Bu imkân maddî imkân olur, askerî, ilmî imkân olabilir. Böyle bir düzen varmış. Şimdi biz bu düzeni uç dalgaları ile yaşıyoruz. O düzenin sonunu kullanıyoruz. Yeni post modern bir çağda yeni bir medeniyet açılımı getirebilir miyiz diye bakıyoruz. Çünkü artık batıdan alacağımız bir şey yok, onlara da bir şey vermemize gerek yok. Batı artık bir çıkmaza girdi. Biz yeniden uyanmaya çalışıyoruz. Yeni bir vakıf sistemi kurabilir miyiz, diye. Ama zihniyet değişmedikçe ve rasyonel düşüncenin dışına çıkmadıkça bu tasavvuru kuramayacağımızı biliyorum.

‘’Bugün cami, aktif hayatın içinde yaşamıyor. Çok kenarında da değil, içinde de değil. Bugün cami, hayatı domine etmiyor. Hayatı başka bir şey domine ediyor. Batıda da kilise hayatı domine etmiyor. Kültür ve turistik mânada var. Türkiye’de de bu böyle. O gün cami, hayatı domine ediyordu.’’

,

Yorum Yaz