Menü İcon

Prof.Dr. Sadettin Ökten: ''İnşa eden adamın ruhu, rengi o mekâna siner''

Prof.Dr. Sadettin Ökten: ''İnşa eden adamın ruhu, rengi o mekâna siner''

Medeniyetimizde vakıfların işleyişi nasıldır? Bu vakıf eserlerini ayakta tutmak için ne gibi müeyyideler konulmuş?

- Vakıf eserini evvelâ bir beyannâme, bir bildirge (vakfiye) ile kayıt altına alıyorsunuz. Bu da dinî bir emirdir (Alışverişleri kayıt altına almak (Bakara, 282). Kayıt altına almak yetmiyor. Bu kaydı devlet otoritesine tescil ettirmeniz lazım. Biz eskiden notere kâtib-i âdil derdik. O zaman ki devlet otoritesi kadı sicilidir. Kadıya gidiyorsunuz kayıt altına aldığınız vakfiyeyi kadı huzurunda tescil ettiriyorsunuz. Bu vakfiyenin içerisinde bir sistem var. Temlik ettiğiniz malı vâkıf olarak nasıl idare edeceksiniz bunun izahı, açıklaması yapılıyor. Bu malı hangi kadro idare edecek, bun da mütevelli diyoruz. Bir şahıs veya heyet olabilir. Bir de bu malın idamesi için lazım gelen insanların hizmetliler yazılıyor. Eskiden bu hizmetleri gören insanlara hademe-i hayrat deniliyordu. Bir de vakfiyenin başında bir dibâce vardır. Orada da bu işin esbâb-ı mûcibesini yazar. Burası çok mühimdir. Burada işin felsefesi anlatılır. Diğer kısımlar işleyişle ilgili kısımlardır. Bunun müeyyidesi ise insanların vicdanlarına tevdi edilmiştir. Bir şart konuluyor vakfiyeye Allah’ın laneti. Eğer bu vakfın ahlâkına, gereklerine riayet etmezseniz Allah’ın laneti üzerinize olsun denilir. Modernist zihniyette çok subjektif bir şey ama o zamanlar geçerli olan bir müeyyide ve en ağır bir müeyyide. Adama kırk sopa vursan adam kurtuldum diyecek ama bu böyle değil. Bu lânette vâkıfın niyeti şöyle bu dünya durdukça bu vakıf devam etsin. Bunu elinde dünya malı olanlar yapabiliyor. Ama bu çok kolay bir şey değil. Elinizdeki serveti, imkânı kendinizden koparıp ayırıyorsunuz ve bir başka istikamette kullanıyorsunuz. Bu beşerin insiyakına da muhalif bir şey. Yine inanç devreye giriyor. Hadiste buyurulduğu gibi amel defteri kapanmayan üç kişiden birisi de sadaka-i câriye, akan sadaka, devam eden sadaka demektir ki o da bu konumuzu karşılamaktadır. Ayrıca insanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır, hadisini düstur edinip, buna inanıyor ve malını böyle bir işe hasrediyor. Vakıf bu anlamda kimseye külfet getirmeden birçok kişiye hizmet götürüyor. Kendi kendine dönüyor.

Buradan hareketle vakıfların çeşitleri de var değil mi?

- Hasenat vakıfları ve akaret vakıfları var. Hasenat vakfı hizmet için kurulmuş vakıflardır. Akaret vakfında ise gelir getirecek vakıf eserleri vardır. Hamam, kervansaray yapıyor. Belki şimdi olsa AVM yapacak. Gelir getiren tesis yapıyor. Meselâ Sokullu Mehmet Paşa aslen Sırptır. Dirini Köprüsü’nü yaptırıyor. Köprünün bakımı onarımı için köprünün başına bir han yaptırıyor. Hem insanlar o handa konaklayacaklar hem de köprü tamir edilecek. Ayrıca arazî vakıfları yapıyorlar. Akaret vakfından gelen gelirle hasenat vakfı dönüyor. Böylece devlete 5 kuruş bir külfeti olmuyor. Şimdiki yap-işlet-devret modelinin yap-bilâ bedel devret gibi bir durumu olmuş oluyor. Kapital dünyada durum farklı adam kazanmadan devretme durumu olmuyor. Burada ise kazanmadan devretme söz konusu. Neticede böyle bir sistem kurulmuş.

,

Yorum Yaz