Menü İcon

Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu: ABD'nin stratejisi Suriye masasında olabilmek

Amerika’nın en büyük buradaki açmazı, sonuçta büyük bir tehdit olarak hem Suriye hem Irak’ı da içine alacak şekilde IŞİD’i göstereceksiniz hem de bununla mücadele edecek bir askeri planınızı doğrudan Amerikan ordusu dışında bir ekiple yöneteceksiniz.

Röportaj Gazetesi

Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu: ABD'nin stratejisi Suriye masasında olabilmek

Amerika’nın en büyük buradaki açmazı, sonuçta büyük bir tehdit olarak hem Suriye hem Irak’ı da içine alacak şekilde IŞİD’i göstereceksiniz hem de bununla mücadele edecek bir askeri planınızı doğrudan Amerikan ordusu dışında bir ekiple yöneteceksiniz. Açmaz bu aslında. Obama’nın baştan beri Suriye’yle ilgili söylediği söz şuydu; ‘Amerikan postalı karayı değmeyecek’ demişti. Burada demek ki bir karadan mücadele edecek güce ihtiyaç duyuyor. Böyle bir noktada, öteden beri zaman zaman organik bağlarının olduğu bir takım örgütsel yapılardı ilk akla gelen. Burada PKK uzantılı PYD’nin rol üstlendiğini gördük.

“TÜRKİYE’NİN POZİSYONU ÇOK ÖNEMLİ”

Bu ilişki bir yandan sürerken, bir yandan da Türkiye’nin pozisyonu önemli. Türkiye’nin ABD ile ilişkisi, ABD’nin PYD ile olan ilişkisinden ayrı bir ilişkidir. ABD’nin her ikisini bir arada yürütmek gibi bir yolu izlediğini görüyoruz ama zaman zaman da bir gelgitler yaşadığı da açık. Türkiye hem zaman zaman tepkisini koyarak, zaman zaman bir takım hamleler yaparak ki o hamlenin en önemlisi İncirlik Mutabakatı olarak basına yansıyan biçimiydi. Hem IŞİD’le mücadele hem de PKK’ya karşı mücadelenin ABD ile konuşularak bir uzlaşı sağlanarak başlamıştı. Şimdi bu giderek şu noktaya doğru taşınmaya başladı. İncirlik Türkiye’nin daha sonraki bir hamlesiydi. Amerika giderek daha mahcup, daha üzeri örtülü ama hiçbir şekilde bağını koparmadan PYD ile ilişkisini sürdürdü bir süre.  Son 50 ton mühimmat yardımının yapılmış olmasıyla tekrar alevlendi.

“RUSYA YENİ BİR YOL İZLİYOR”

Yeni bir olay oldu, o da Rusya’nın Suriye’ye gelip çökmesi bununla birlikte de yine IŞİD mazeretine sığınılarak o da kendi çıkarlarını takip edebilmek için yeni bir yol izliyor. Böyle bir noktada yeniden Amerika’nın PYD üzerinden bunu yapıyor olması, aslında gelip tıkandığı ve girdiği o kulvardan geri dönemediği bir çizgiyi temsil ediyor.

“NEW YORK TİMES’IN YAZISINI KINIYORUM”

Birkaç gün önce New York Times’da çıkan bir iki yazı var. Bunlardan bir tanesi Irak menşeli bir yazı ama bütünüyle Suriye’yi de kapsayan bir yazı aslında. O yazıyı kaleme alanlar Kürt kartı üzerinden Obama’nın ürkek ve çekingen davrandığını eleştirerek, eğer Irak’ı korumak istiyorsanız mutlak surette Kürt kartını sahaya sürmek zorundasınız ve askeri gücünüzü güçlendirmek zorundasınız. Aynı zamanda IŞİD’le olan mücadele için de kaçınılmaz bir olaydır şeklinde ama bu bir eleştiri tonuyla yazılmış bir yazı. Obama’nın bu zaman zaman geri adım atan, ürkek, net olarak tavrını ortaya koymadığı gibi yaklaşımının eleştirildiğini görüyoruz. Burada da Obama’nın eleştirilmesinin önemli bir sebebi de, Türkiye’nin çekincelerine kulak vermek olarak ifade ediliyor. Türkiye açık olarak oldu bittiye getirilecek, Suriye’nin kuzeyini de kapsayacak bir koridorun oluşturulmasını istemiyor, bir tehdit olarak görüyor diye ifade ediliyor. O yazıda asıl ilginç olan PKK terörü hiç ifade edilmiyor. Maalesef ki bunu da kınıyorum, Türk halkına başlatmış olduğu savaş diye geçiyor yazıda. Dünya’nın birçok yerinden takip edilen bir yazıda Türkiye’nin Kürt nüfusuna karşı bir savaş yürüttüğü ifade ediliyor.

“TÜRKİYE NET BİR ŞEKİLDE TAVRINI BELLİ ETTİ”

Obama çizgisi ile özellikle Amerika’daki cumhuriyetçiler daha münhasır. Bütün bunlar ortadayken Türkiye, Amerikan Ankara Büyükelçisi’ni Dışişleri’ne çağırarak bu konudaki tavrını ifade etti. Bir diplomatik dille de olsa, biz Suriye’nin de bütünlüğünden yanayız, biz koridor oluşumundan yana değiliz, bu yardımı da PYD’ye yapılmış bir yardım olarak görmeyin, bu esas itibariyle bir Arap koalisyonu yada bir Arap ekibinden oluşan bir yapıya yaptığına dair, ama daha sonra Salim Müslim yardımların kendilerine yapıldığını ifade etti. Burada görüyoruz ki, PYD’de çırpınıyor ki ben ABD’nin desteğini alayım, ABD ile birlikte buralarda bir şey yapayım, yok ABD’den değil aslında Arap unsurlar da var içinde onlara yaptım dediğinde bile ‘hayır onlara değil, bize yaptı’ açıklaması adeta ABD’nin yardımlarını yada Amerikan taraftarlığını paylaşamama gibi bir rol de çıkıyor ortaya. Bütün bunlar satrancın taşları, hamleleri olarak ortaya sürüyor.  Türkiye net tavrını dün Başbakan Davutoğlu ortaya koydu. Amerika’ya da seslenerek net bir şekilde “PYD’yi vururuz” açıklamasını yaptı. Dolayısıyla biizm için PKK, DAEŞ, IŞİD, neyse PYD’de de odur açıklaması yaptı. ABD, Türkiye’ye rağmen, burada açık bir şekilde PYD üzerinden bir hamle yapmasını beklemiyorum. Türkiye yutulacak küçük bir lokma değil. Obama’nın Ortadoğu bakışı bugün Türkiye’nin dış politika yapıcılarının, karar alıcılarının başta Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Dışişleri’nin toplamını aldığınızda bununla çok çelişen bir çizgi değil. Ama ABD seçime doğru ilerliyor ve Obama’nın artık son dönemi. ABD’deki seçim sonucu da çok önemli olacak.

“ABD’NİN STRATEJİSİ SURİYE MASASINDA OLABİLMEK”

ABD, mevcut kaotik duruma çok taraf olmadan, aracılarla vekâlet vererek dolaylı yoldan pozisyon alacak. ABD’nin buradan umduğu pozisyon Suriye’deki dağınıklığı olabildiğince kontrol edeyim. Belirleyici olmasam da masada olayım stratejisi. Sorunların yönünü, içeriğini bileyim ama doğrudan da çözülemiyorsa sürece bırakayım düşüncesi. ABD’li yetkililer de daha önce açıklamıştı. IŞİD’le mücadele kısa süreli olmayacak.  Şuanda Batı, Rusya ve ABD el ele verse, bırakın yılı kaç gün dayanabilir. Silahını kesersiniz, parasını kesersiniz, insan kaynağını kesersiniz birkaç hafta içerisinde IŞİD diye bir örgüt kalmaz. İşte burada büyük bir oyunu izliyoruz.

Söyleşi: Adem Özdoğan

,

Yorum Yaz