Menü İcon

Prof. Dr. Kadir Canatan röportajında İslâmofobi'ye karşı uyardı: Genellemekten sakınmak lazım

Genç Yorum dergisinden Habibe Işık’a konuşan Prof. Dr. Kadir Canatan ‘İslâmofobi’ ve ‘Anti İslâmizm’ kavramlarını açıklarken, “Soğuk Savaş’tan sonra yeni bir düşman olarak İslâm’ın ilân edilmesiyle bütün sorunlar, İslâmize edilmeye başlandı” dedi.

Röportaj Gazetesi

Prof. Dr. Kadir Canatan röportajında İslâmofobi'ye karşı uyardı: Genellemekten sakınmak lazım

‘İslâmofobi’ ve ‘Anti İslâmizm’ kavramlarını Genç Yorum dergisinden Habibe Işık’a değerlendiren Prof. Dr. Kadir Canatan ‘İslâmofobi’ kavramının oldukça yeni bir kavram olduğunu belirtti. Canatan, “1990’lı yılların başında İngiltere’de ve Hollanda’da kullanılmaya başlanıyor. Olgu olarak bakarsak, İslâm karşıtlığı. İslâm hakkındaki önyargılar, ayrımcılık gibi konular tabi ki çok tarihsel, çok geçmişe dayalı; fakat bu kavram bizim için yeni bir kavram. İslâmofobi, bu tarihsel arka plandan biraz bağımsız olarak, Batı dünyasında azınlık olarak yaşayan Müslüman gruplarla alâkalı olarak ortaya çıkmış bir ayrımcılık olgusu.” dedi.

Anti-İslâmizm çok bilinçli, ideolojik bir karşıtlık

İslâmofobi kavramının dışında anti-semitizm ve anti-İslâmizm kavramlarının da kullanıldığını belirten Canatan, şahsî görüşünce bu kavramların birbirinden ayrı olduğunu ifade etti. “Anti-İslâmizm İslâm aleyhinde çok bilinçli, ideolojik bir karşıtlık. Daha çok aydınların, ileri gelenlerin başlattığı bir hareket, ideolojik bir kavganın ortaya çıkardığı bir kavram. Fakat İslâmofobi çok daha pasif anlamda, İslâm karşısında duyulan korku ve nefreti dile getiriyor. Toplumun duygularını ifade eden, sosyolojik bir kavram.” dedi.

Avrupa’yı tehdit eden yeni bir düşman!

İslâmın, Avrupa’yı tehdit eden yeni bir düşman olduğu görüşünün, 80’li yılların başında ortaya atıldığını ifade eden Prof. Dr. Kadir Canatan, bunun İran Devrimi sebebiyle olduğunu söyledi. “İran devrimi kendi başına bir olay olmadı. Bölgedeki İslâmî hareketleri de su yüzüne çıkarttı. Daha önce böyle bir durum var mı yok mu çok bilinmiyordu Batı dünyasında. Sonra da böyle İslâmî hareketler geliştikçe Tunus’ta, Türkiye’de, Mısır’da buna karşı bir kesim mücadele edelim demeye başladılar. Aradan çok fazla zaman geçmeden bu soğuk savaş dediğimiz hikâye bitti. Berlin Duvarı yıkıldığında, 80’li yılların ikinci yarısında, bir çok uzman şunu dile getirmeye başladı: “Komünizm bizim için bir tehlike olmaktan çıktı. Ama yeni bir düşman var; İslâm.” dedi.

Sonra bütün bu sorunlar, İslâmize edilmeye başlandı

Anti-İslâmizmin İran Devrimi’ne ve İslâmî hareketlere karşı bir tepki olarak doğduğunu savunan Canatan, “Soğuk Savaş’tan sonra da yeni bir düşman olarak İslâm’ın ilân edilmesiyle de taşlar yerine oturdu. Bunun akabinde de Batı dünyasında yaşayan Müslümanlar’a düşmanlık ortaya çıktı ve bunu da İslâmofobi olarak niteledik biz. Çeşitli olaylar oldu. Bu olayların sorumlusu olarak “İslâm” ilân edildi. Halbuki daha önce benzer sorunlarda, bunlar sosyal ekonomik sorunlar değil denilip geçiliyordu. Fakat daha sonra bütün bu sorunlar, İslâmize edilmeye başlandı” dedi.

Korkularını besleyen bir takım gelişmelerin olduğunu da görüyorlar

Anti-İslâmist çevrelerin söylemlerine bakıldığında, Avrupa’nın İslâmlaşacağını ve bu yüzden İslâm’ı bir tehdit unsuru olarak gördüklerini ifade eden Sosyolog Canatan, “Bunu besleyen dinamiklere bakacak olursak; Müslümanlar Avrupa’ya ilk gittiklerinde çoğu vasıfsız işçi, onların çalışmadığı işlerde çalışıyorlar, düşük ücretliler, en alt sınıfı oluşturuyorlar. Fakat ikinci, üçüncü, dördüncü kuşakla birlikte orda eğitim görmüş, iyi meslekler edinmiş, iyi pozisyonlara gelmiş Müslümanlar da var. Onlar orda bu kuşaklar üzerinden İslâm’ın temsilinin güçlendiğini de düşünüyorlar. Şimdi Batı dünyasında nüfus problemi var.  Müslüman nüfus artıyor. Dolayısıyla bu korkularını besleyen bir takım gelişmelerin olduğunu da görüyorlar.” dedi.

“Batı İslâm düşmanı, zaten bunu yapar.”

İslâm dininin terörle birlikte anılması hakkında düşüncelerini sorduğumuz Prof. Dr. Kadir Canatan, bu konuyu iki noktada ele almamız gerektiğini söyledi. “Birincisi, genelleştirme eğilimi. Meselâ Fransa’daki dergi Hz. Muhammed’in (asm) karikatürünü yayınladı diye Müslüman dünyası, “Batı İslâm düşmanı, zaten bunu yapar” diyerek tekil bir olayı, bütün Batı dünyasına mal etti. Bu genelleştirmeden sakınmamız gerekiyor. Tekil olayları kendi bağlamında değerlendirmek gerekiyor. İkincisi, damgalama olayı. Kişinin birçok kimliği olduğu halde biz birini seçip bunu şu kimlikle yaptı diyoruz. Bir grubu damgalıyoruz. Hangi olayı hangi sıfatla vasıflandırmamız gerekir, bu konu üzerinde iyi düşünmemiz gerekiyor.” dedi.

Bazıları kendi eylemlerini haklı çıkarmak için dini araç olarak kullanıyorlar

“Bence bugün Müslümanlar ne yapması gerekiyor sorusuna verilecek en basit cevap “hiçbir şey yapmasınlar”, çünkü ne yaparlarsa Batı dünyası bunu Müslümanlar yapıyor diye kayda geçiyor. Dinî kimlik ön plana geçirilmiş durumda. Ama iyi işler yaptığımızda dinî kimliğimizi öne geçirmemiz gerekiyor. Kötü işler yapıldığında, bunun İslâm ile bir ilişkisi varsa, bunun da bir özeleştiri şeklinde tartışılması gerekiyor.” diyen Canatan,  İslâm’ın farklı yorumları olduğunu, bunların ise İslâm’ın kabul etmediği uç yorumlar olduğunu ve bazı kişilerin kendi eylemlerini haklı kılmak için dini bir araç olarak kullandıklarını ifade etti.

Söyleşi: Habibe Işık

Prof. Dr. Kadir Canatan röportajında İslâmofobi'ye karşı uyardı: Genellemekten sakınmak lazım, Prof. Dr. Kadir Canatan röportajında İslâmofobi'ye karşı uyardı: Genellemekten sakınmak lazım

Yorum Yaz