Menü İcon

Özgür Bolat: İşte bu gerçek sevgidir...

O bir devrimci bence. Hep farklı bakış açıları vermeye çalışıyor. “Övgü, ödül, rekabet, ceza, başarı odaklı mutluluk, ‘ben dili’ zararlıdır” diyor. Demekle kalmıyor, yazıyor, çiziyor, Türkiye’nin her yerinde eğitim amaçlı konferanslar veriyor

Röportaj Gazetesi

Özgür Bolat: İşte bu gerçek sevgidir...

Ben sahnede de izledim, eğitimbilimci ve akademisyen Özgür Bolat’ı; bence çok etkileyici. Verdiği mesajlar da insanı sarsıyor. Ara ara kızımla ilişkimde yanlış yapmamak için minik tüyolar alıyorum kendisinden. Dün okumaya başladığınız yazı, işte o tüyo ve tavsiyelerle bugün de devam ediyor... Sen, çocukları övmemize de karşısın...

Övgünün gizli zararları neler? Övmek yerine ne yapmalıyız?

Çocuk iyi bir şey yapınca översen, bir süre sonra o işi senden övgü almak için yapacaktır. Senin övgüne ve yargına bağımlı hale gelecektir. Onun için çocuğu övmek yerine, ona öz değerlendirme şansı veya geribildirim vermek gerekir. “Aferin oğluma!” ya da “Aferin kızım çok güzel olmuş!” dersen, övgü olur. Ama “Sence nasıl olmuş?” diye sorarsan, gelişim odaklı diyalog yaşarsan. Veya yaptığı işi güzel yapan şeyleri söylersen, çocuk o işi neden iyi yaptığını bilir ve sürekli gelişim gösterir. Amacın gelişim değilse, sadece “Anlat bakalım ne yaptın?” dersin. Bu ilgi sorusu, hem ilişkinizi hem de çocuğun iç motivasyonunu artırır.

Peki zararlıysa, aileler neden bunu kullanıyor?

Çünkü geribildirim, öz değerlendirme ve ilgi soruları zaman, sabır ve emek gerektiriyor! Çocuğa, “Anlat” dediğinde, yarım saat anlatacak. Günümüz ailesinin bu kadar zamanı ve sabrı yok. Daha kısa yoldan olayı halletmek istiyor. Ama işte o zaman da çocukla ilişkisi çok zarar görüyor. Birey üzerinden değil, davranışlar üzerinden bir ilişki kuruluyor. Bir sebep daha var: Değersizlik duygusu olan aileler zaten çocuk kendisinden bağımsız olsun istemiyor. Sevgi ihtiyacını çocukla karşılamak istiyor. Onu kendisine mümkün olduğu kadar bağımlı yapıyor. Bu durumda da bol bol övgü kullanıyor ve ödül veriyor...

Peki gerçek sevgi nedir? Çocuklarımızı gerçekten nasıl sevmeliyiz?

Gerçek sevgi, kişiyi sever. Yapay sevgi, davranışları. Mesela, bir kadın, varlıklı diye bir erkekle evleniyor diyelim. Ne deriz? “Aslında sevmiyor ama parası için onunla beraber.” Burada, gerçek sevgiden bahsedemeyiz. Başka birisi, “Olur mu canım, sürekli beraberler” dese de, biz sürekli birlikte olmalarını sevginin ispatı olarak kabul etmeyiz. Aynı şekilde aileler de çocuklarını başarılı olunca seviyorsa, bu yapay sevgidir. Çünkü davranışı seviyordur aile. Aile, gerçekten sevdiğini söylese de şüphe duyarız. “Başarılı olduğun için ya da başarılı olursan seni severim” yapaydır. “Başarısızlığına rağmen seni seviyorum!” gerçek sevgidir. Bazı okullarda belli bir yaşa kadar not sistemi yok.

Bu, iyi bir şey mi?

Gerçek hayatta not yoktur. Mozart’a, Plato’ya, Michelangelo’ya, Messi’ye kimse not vermemiştir. Sadece geri bildirim vermiştir. Onun için insanlar geri bildirimle gelişir. Okulda not vermek zorundaysak, öğrenme sürecinde not verilmemeli, öğrenme sonunda verilmeli... ‘Üzülme!’ demektense ‘Ne oldu, anlatmak ister misin’ demeli

Anne-babaların, eğitim açısından çocuklarına yapabilecekleri en iyi şeyleri sıralar mısın?

Ben hep farklı bakış açıları vermeye çalışıyorum. “Övgü, ödül, rekabet, ceza, başarı odaklı mutluluk, ben dili zararlıdır” diyorum. Ama sonra fark ettim ki, farklı bakış açısı vermekten ziyade, ilk önce normal bakış açısını vermek gerekiyor. Yani ne mi yapmalı anneler-babalar? Çocuğuyla vakit geçirmeli. Çocuğa sormalı ve cevabını dinlemeli. Çocukla oyun oynamalı. Yetişkinse, ortak etkinlik yapmalı. Müdürünü nasıl eleştirmiyorsan, çocuğunu da eleştirmeden onunla vakit geçirmeli. Üzülünce, “Üzülme!” demektense, “Ne oldu, anlatmak ister misin?” demeli. Başarıya dayalı bir mutluluk yaratmamalı. Çocuğu birey yerine koyup saygı göstermeli...

Neden mi teknolojiye bu kadar bağımlılar? Şimdiki çocuklar teknolojiye bağımlı. Bu iyi bir şey mi, kötü bir şey mi? Aileler ne yapmalı?

Teknoloji bağımlılığı çocuğun bir ihtiyacını karşılıyor. O ne mi? Bir insanın dört temel ihtiyacı var: Gelişim, özerklik, bağlanma ve keşfetme. Bunu gerçek hayatta ve okulda bulamayan çocuklar, bu ihtiyaçlarını bilgisayarla karşılıyor. Arkadaşlarıyla sohbet eder (bağlanma), oyunlarda seviye atlar (gelişim), oyun ortamında gezinir (keşfetme) ve seçim yapar (özerklik). Bu ihtiyacı, gerçek hayatta karşılayan çocuklar, bilgisayara ve oyuna yönelmez. Çocuklar zaten okulda sıkılıyor. Bir baba dedi ki bana, “Çocuğumla oyun oynamaya başladım. Çocuk tabletle oynamayı bıraktı!” Teknolojinin tüketicisi olmak zararlıdır. Ama çocuklar kodlama veya tasarım yaparak teknolojinin yaratıcısı olabilir. Bu durumda yukarıda bahsettiğim dört temel ihtiyaç da karşılanır. Zaten çoğu zaman aile, çocukla ilgilenmek istemediği ya da zamanı sabrı olmadığı için, teknolojiyi çocuğuna sunuyor. Sonra da şikâyet ediyor...

Çocuk, ailede mi öğrenir, okulda mı?

Aslında çocuğu şekillendiren çevresi. Aile, ilk çevreyi, akrabalar ikinci çevreyi, arkadaşlar üçüncü ve okul dördüncü çevreyi oluşturuyor. Tabii toplum ve kültür de var. Temeli, her zaman, çocuğu yetiştirenler atıyor. Eskiden “aile” kelimesi daha sık kullanılırdı ama şimdi daha çok “yetiştiren” kelimesi kullanılıyor. Çünkü ailesi olmayıp başkaları tarafından yetiştirilen çocuklar da var. Ben şuna inanıyorum: Ailenin veremediğini okulun vermesi zor. Mümkün ama zor. Onun için zaten okula çocuklar değil, aileler gitmeli! Ve çocuklarına nasıl davranmaları gerektiğini öğrenmeli

Söyleşi: Ayşe Arman

Özgür Bolat: İşte bu gerçek sevgidir..., Özgür Bolat: İşte bu gerçek sevgidir...

Yorum Yaz