Menü İcon

Nurseli İdiz: Bu Saatten Sonra İntihar Edecek Değilim

Alkol sorunu herkesin dilinde olan Nurseli İdiz buna isyan ediyor: Allah aşkına 54 yaşındayım tipime bak, duruşuma bak. Yani alkolik bir insanın eli titrer, suratı gider. Bir şey olur yani.

Röportaj Gazetesi

Nurseli İdiz: Bu Saatten Sonra İntihar Edecek Değilim

Nurseli İdiz'le oyunculuğu, öğrenciliği ve iyisiyle kötüsüyle geçmiş günleri konuştuk. Alkol sorunu herkesin dilinde olan Nurseli İdiz buna isyan ediyor: Allah aşkına 54 yaşındayım tipime bak, duruşuma bak. Yani alkolik bir insanın eli titrer, suratı gider. Bir şey olur yani. Bin tane alkolik arkadaşımız var. Ama bir alkolik bu kadar iyi görünümlü kalamaz diye düşünüyorum.

Şimdi yeniden öğrenci oldunuz. Siz ne zaman bırakmıştınız?

28 Sene önce bir dersim kalmıştı Kültür Sanat Tarihi, Hacettepe Üniversitesinde. Sonra yıllar içinde arkeoloji ve sanat tarihi birbirinden ayrılmış. Dolayısıyla bir kredi eksikliği ortaya çıkmış diplomayı almadığım için. Şimdi kredi eksikliğimi tamamlıyorum baharda bitireceğim, ALES’e gireceğim. Seneye inşallah Edebiyat Fakültesinde master yapacağım. Tez konum bile belli.

Siz konservatuar mezunu değil misiniz?

Mezunuyum.

Aynı anda iki lisans mı yapıyordunuz?

Hayır sonra yaptım. 21 yaşındayken İstanbul Üniversitesinde Avrupa Sanatı'nı kazandım ve okudum. Oradan Hacettepe’ye geçtim, çünkü Ankara Sanat'ta oynuyordum o sıralarda. 2. Sınıfa giderken de hamileydim. Tam bitirmek üzereydim ki profesyonel tiyatro hayatı, televizyon derken diplomayı almadan çıktım. Türk Dili ve Edebiyatı dersi mi ne kalmıştı. Şimdi o eksik kalan kredileri bitiriyorum. Diploma alacağım.

Ne yapacaksınız sonra?

Master yapacağım.

Sonra?

Sonra da herhalde öğretim üyeliğine devam edebilirim.

Popüler kültür işlerini bırakacak mısınız?

Yok bırakmayacağım canım, onlar bırakılmaz da. Babam, teyzem falan da öğretim görevlisi, profesördür. Galiba böyle genetik olarak devam edecek. Böyle “dizi bitsin, dizi kalksın, iş mi geldi, reklam mı gitti” diyene kadar. Yaşlılıkta çekilecek bir şey değil bu. Hiç olmazsa giderim özel üniversitede ders veririm, maaşımı alırım, iş de gelirse yaparım.

Çok mutsuz eden bir şey mi bu oyuncu için? İş beklemek.

Çok. Zaten benim malum repütasyonum ile ilgili çok şey var. O işe de şöyle bakıyorum açık söylemek gerekirse, o kadar çok şüpheler oluştu ki. Çoğu haklı sebepten çoğu haksız sebepten. Kariyerime baktığın zaman yüzde doksanı çok başarılı. Yüzde onunda ‘error’ vermiş. Yani bir yapımcı bundan sonra beni istiyorsa istikrar sürdürdüğüm sürece, iyi oyunculuk gösterdiğim sürece dizinin kaderinin bana bağlı olmadığı bir rol teklif edecektir.

İstediğiniz zaman gitme özgürlüğünüz olsun diye mi?

Hayır öyle değil. Kendi korkularını gidermek ve beni de rahatlatmak için. Ben de kendimden endişe eder hale geldim.

Ama siz bu bilinçteyseniz artık böyle bir şey olmaz bence. Çünkü bu bilince gelmek önemli.

Ama 3-4 yıldır süren bir tedavi var. Yani onlar etkiliyor. Faydası oluyor. Kendinde artık yaşın getirdiği bir şeyle öğreniyorsun bir takım şeyleri. Aslında en üretken zamanımdayım çok iyi hissediyorum kendimi.

Nerede koptu o film?

Galiba 2011’in Ocağında koptu. Can Gürzap ile mahkemelik olduğumuz zaman, benim sinir sistemim… Zaten tanı o zaman konmuştu bana. O zamandan sonra 2 sene çok fena dibe vurdum ben. Çok fenaydı. Şimdi de toplanma, dengelenme aşamasındayım.

Ne oldu da o noktaya geldiniz?

Annemle teyzemi arka arkaya kaybettim. Ondan önce de aileden 3 kişiyi kaybetmiştim. Bunlar çok tetikledi. Bir de bu yıllardır süren borçların bitmemesi. Ama şimdi borçlar bitti. Normal bir vatandaş gibi kiramı, yakıtımı, faturalarımı ödemekle yükümlü olan bir insanım. Çok şükür o 16 yıllık bitmeyen çile bitti. O üstümden kalktı. Aslında bir kadının zor yüklenebileceği şeyleri yüklendim. Onca şeyle uğraşırken çocuk büyüttüm. Kariyer yapmaya çalıştım. Arada borç öde. Bu arada kendi sorunlarınla psikolojinle uğraşmaya çalış. Yani benim kadar yalnız olan gerçekten çok az insan vardı. Ailemin manevi desteği çok oldu bana ama maddi olarak yapabileceği fazla bir şey yoktu. Ben de popüler kültüre çok güzel entegre olmuş, akıllı, zeki kadın olamadım hiçbir zaman. İki üniversite değil üç üniversite de bitirsem faydası yok yani!

Siz aslında bu piyasada görülebilecek her şeyi gördünüz. Dağın zirvesini de gördünüz, dibi de gördünüz. Neresi daha iyi?

Valla yukarılar iyi tabii. Doğrusu o günlerimden şikayet ediyor değilim. O günleri arıyorum. O zaman da çünkü ben entelektüel faaliyetlerimi sürdürüyordum. Tiyatromu yapıyordum, kitabımı okuyordum, filmimi seyrediyordum. Sen bunları çok iyi bilirsin benim gibi. Tabii ki yeni bir yükseliş istiyorum, istemiyor değilim.

Öyle bir güç var yani içinizde.

Var. Zaten bu manik depresiflerde o güç çok fazla. Aslında ben bu piyasada görülmemiş tek cinsim. Benim gibi bir cins yok.

Bence starların hepsi manik depresif!

Ama benimki biraz fazla herhalde. Çünkü mesela öfkeyle olan şeyler oluyor benim hayatımda. Bir öfke vardı bende. Onu dengelemeyi öğreniyorsun zamanla. Bir ürkütücü tarafım var. Özellikle tanımayan insan için daha ürkütücü geliyor. O söylenceler artıyor. Birbirine ekleniyor falan... Dolayısıyla tanımayan insan, genç yapımcılar, daha çok korkuyor.

Bu son çıkan haberler doğru mu? Mahkemeye rapor verdiğinizle ilgili?

Hayır ama bu hastalıkta intihar riski çok fazla. En son işte Robin Williams. Bipolardı, ondan intihar etti. Ama bu tabii ağır vakalarında görülen bir şey. Bipolar hastalığı intihara meyilli bir hastalık. Ama ben bu saatten sonra intihar edecek tipte biri değilim.

nurs1Bence de.

Ettirtirim de etmem herhalde! İntihara sebebiyet veririm ama edeceğimi sanmıyorum!

Bana hep sorarlar. Ben de derim ki “Nurseli İdiz 24 saat içen bir kadın değil”. Öyle zannediyorlar.

Ama mesela bunalıma girip 3 gün içtiğim oluyordu. Şimdi çok fazla olmuyor son bir senedir. 6-7 aydır olmuyor diyeyim. Öyle zannediyorlar. Öyle bir reaksiyon veriyorum ki bazen. “Eyvah” diyorlar. “Bu kadın devamlı bir şey yapıyor herhalde” diye düşünüyorlar.

Bunun tanımı alkolizm mi?

Keşke öyle olsa. Biraz daha yolu belli. Bipolar daha zor bir şey.

Siz anladığım kadarıyla mutsuz olduğunuzda, öfkelendiğinizde, birine kızdığınızda gidip içiyorsunuz.

Aynen bunu kafama koyuyorum ve gidip yapıyorum. Yani meselelerle baş etme yolunu ben bilinçsizce böyle bulmuşum. Doktor bana dedi ki “Bu teşhis 10 yıl önce konsaydı sizin bu adar alkol almanız olmayacaktı”.

Şimdi içmiyorsunuz?

Yo, içiyorum.

İçiyorum derken…

İçiyorum, normal içiyorum. Günde 2 bardak içiyorum.

İki bardakla durabiliyor musunuz?

Durabiliyorum. Ruh sağlığıma bağlı. Ne kadar uzak durursam benim için o kadar iyi, fakat ataklara çok dikkat etmek gerekiyor. O atakların geldiğini hissedip engellemem lazım. Bazen kendime engel olamıyorum. Küfrettiğim oluyor. Öfkeli olduğumu gören çok az insan var. Allah aşkına 54 yaşındayım tipime bak, duruşuma bak. Yani alkolik bir insanın eli titrer, suratı gider. Bir şey olur yani. Bin tane alkolik arkadaşımız var. Ama bir alkolik bu kadar iyi görünümlü kalamaz diye düşünüyorum.

Bence de. Diyorsunuz ya bana artık iş gelmiyor diye.

Aslında iş gelmiyor diyorum ama haksızlık ediyorum biraz da. E tabi bizim yaşımızdakilere az iş geliyor. Çok fazla iş gelmiyor. 30 yaşındaki gibi iş gelmiyor. Dizi piyasasında doğal bir şey bu. Kırka kadar en fazla. Şimdi bende öyle bir şey var ki... Bitmiş, perişan olmuş, saçı beyazlamış bir anne modeli olamam ki. Şimdi bakıyorum benden 17 yaş küçük birinin annesini oynayabilirim. Şu andaki dizilere bakıyorum ama kendime uygun bir rol görmüyorum çok fazla.

Siz en son Prizma'yla televizyon dönemini bitirdiniz değil mi?

En son kanal kapandı zaten. Kanal 6. Orada iki buçuk sene gece haberleri yaptım “İşte hayat” diye. Ne güzel gitti... Ama bu sefer de televizyon kapandı. Zaten ya tüp patlıyor ya otobüs bozuluyor benim hayatım öyle!

Mesela ne oldu da o kadar tepedeyken böyle oldu? O zamandan mı başladı sizin içki probleminiz?

Tabi o zamandan başladı. Krizler falan başladı. O zaman dibe vuruş yoktu ama.

O yüzden mi o düşüş başladı?

O çok önce iflasla başladı. İflas, boşanma. Ağır maddi yüklerin altına girip maddi varlığımı kaybetme, güvensizlik doğurmaya başladı. Güvensizlik doğdukça ben içkiye sarılmaya başladım. Bir yandan da deli gibi çalıştım. Armağan, bakıyorum Vikipedi'de benim kadar medyada iş yapan hakikaten çok az insan var. Hülya’yı bile saysanız benim kadar çalışmamıştır. Kaç dizi, kaç film, kaç oyun, kaç canlı yayın hatırlamıyorum çok fazla. Yani biri de açıp, değerlendirip, şu kadının yüzde doksanına bakarsam ben bundan istifade edeyim yüzde onuna da tedbir alayım der. Çünkü çok iyi malzemeyim ben. Benim gibi hakikaten sayılı var.

Doğru. Bir de siz ilk özel televizyon starısınız değil mi?

Evet. Yani ben 45-60 arası kadın oyunculara baktım. 15 kişi falan çıkıyor iş yapan. Şu anda yapmayanları da sayarak baktım, bir tane bana benzeyen bir şey yok. Var mı?

Şu anda kızınızla oynuyorsunuz. Nasıl bir duygu?

Önce çok yadırgadım. Kızının yanında açık saçık film izlemeye benziyor. Birbirimize alışana kadar çok zaman geçti.

Niye ki?

Çok zor bir şey. Yani şeyi anlamıyorum. Yıldız Kenter ve Müşfik Kenter iki kardeş nasıl sevgili rolü oynamışlar. En zor şey.

Anaçlıktan kurtulmak mı zor oluyor?

Tabi öyle bir şeyden. Utanıyorsun birbirine karşı çok acayip bir şey.

Oynarken? Niye acaba?

Ne bileyim.

Yanlış yaparsam o da yanlış yapacak diye mi acaba?

Yanlış yapma meselesi değil de sanki onun alanı ayrı benim alanım ayrı yani ne alakası var şimdi falan oluyorsun. Garipsiyorsun. Galiba bütün önemli oyuncuların çocuklarıyla bir sıkıntıları oluyor. İstemiyorlar önce olmasını. Derya Baykal ile karşılaştım geçen gün dedi ki bana “İttikçe geldiler, ittikçe geldiler... Ne yapayım?” .

Ben bu piyasanın bu kadar eziyetini çekseydim sizin gibi ve çocuğum da olsaydı, ben de istemezdim.

Evet istemiyor insan. Daha huzurlu bir hayatı olsun istiyorsun.

Şuan ki Türkiye’den memnun musunuz Nurseli Hanım?_emr9007

Bunu söylemek için hiç okumamış ve yazmamış olmak gerek. Memnun değilim tabii ki.

Niye?

Çok fazla homojen olduk. Tek düşünceli olmazsan eğer iteleniyor ve dışlanıyorsun. Genel geçer düşünceye birebir sadık olman gerekiyor. Hiçbir toplumda böyle bir şey yok ve düşünülemez de! Doğu toplumlarında bile olamaz yani. Ya öyle düşüneceksin ya paralelsin, ya çapulcusun veyahut suikastçısın. Böyle bir şey yok yani. Maalesef muhalefet çok zayıf. Türkiye’nin en büyük sorunu ve iktidarın en büyük şansı da bu, sıfır muhalefet. Söylemem ayıp olacak ama olmasalar da olur gibime geliyor. Biraz kızıyorum bu duruma. Ben Trakyalı bir ailenin çocuğuyum. 90 yıllık CHP’li bir ailenin çocuğuyum ama kızıyorum da bu duruma.

Sanatçıların taraf tutması için zorlanmasına ne diyorsunuz? Öyle bir hal var gibi geliyor bana.

Var ama sanatçı taraf tutabilir mi? Sanatçı politikanın çok ötesindedir. Meşhur cumhurbaşkanı Paderewski’yi biliyorsun. Kendisi piyanist. Ona ‘Bu ne düşüş üstadım. Sanatçılıktan cumhurbaşkanlığına’ diyorlar. Bu meşhur bir fıkradır. Bilirsin. Sanatçı sanatçıdır yahu. Sanatçının ayrı bir duruşu vardır, politikanın çok ötesindedir sanatçı. Sanatçının politik görüşü olabilir ama o politik görüşüyle değil sanatıyla ön plandadır. O toplumu şekillendirir, yön verir. Şimdi Selçuklu mimarisi sınavına gireceğim ben. Sınavda Selçuklu mimarisinde Konya Alâeddin Sarayını yapan sanatçının politik görüşünü soruyor mu acaba? Soruyor mu acaba Alaeddin Keykubat’ın nasıl bir politik görüşü var diye? Hristiyan ustalar da çalışıyor, diğerleri de. Sanat zaten çok heterojen bir şeydir, cins ayrımını kabul etmez. Cinsel tercihi kabul etmez. Politik ayrımı kabul etmez. Etnik kökeni, milliyetçiliği kabul etmez. Sanatçı dediğin evrenseldir. Zaten sanat konusunda son derece zayıftık. Ve giderek de zayıflatılıyor. Zayıf kalıyoruz.

Devlet Tiyatroları’nın kapatılması, yeni bir devlet tiyatrosu yasası, birçok sahnenin satılması karşısında ne düşünüyorsunuz?

Şöyle söyleyeyim. Kültürel olarak değerleri yerleşmemiş bir toplumda devletin sanatı sübvanse etmesi şart ve kaçınılmazdır. Batıda bu tarz tiyatrolar çok küçük ölçekli. Ama Türkiye gibi geniş bir coğrafyada bunu devletin ve belediyelerin sübvanse etmesi şart. Ama bu demek değildir ki bu işe politikayı karıştıracaksınız. Böyle şey olmaz. Bu kafalarla yönetilmez devlet ve şehir tiyatroları. Orası özerk olmalıdır. Nasıl yargı özerk olmalı diyoruz, sanat kurumları da özerk olmalıdır. Oralar sanatçıların ve sanat bilimcilerinin idare etmesi gereken kurumlardır.

Bunun yanında özel tiyatrolarda özerk değil bana göre. Niye özerk değil? Özeller ama son tahlilde bir dosya hazırlıyorlar, devlete yolluyorlar oradan bir yardım almaya çalışıyorlar. Bu da bir özerklik değil ki.

Bu arada ben sermayeye de seslenmek istiyorum. Sermaye kadar sponsorluktan kaçan, şimdi burada Eczacıbaşı Ailesi’nin önlerinde saygı ile eğilmek lazım. Çünkü İstanbul festivallerini ve daha nicesini bize kazandıran bir aile. Aydın bir sürü burjuvazi var Türkiye’de. Bunların artık sanata sponsor olmaları lazım. Üstelik o fabrikalarına da maddi olarak bildiğim kadarıyla faydaları çok, vergiden muaf bir iş. Batıya baktığımızda inanılmaz bir sponsorluk alanı var. Her şeyi de hakikaten devletten beklememek lazım.

Şimdi bir takım tiyatrolar devlet yardımı alamamış. Bütün alternatif tiyatrolara hiçbir şekilde devlet yardım vermemiş. Ama bunun yanında mesela şöyle bir şey duydum doğru mu bilmiyorum. Kurulda Refik Erduran’da var. Refik Erduran oyunuyla başvuran her tiyatroya yardım vermişler.

Bunlar artık ilkokul düzeyinde işler yani. İnanılmaz. Bazı şeyleri duyunca kelimeler bitiyor. Ben olsam utanırım şahsen.

Neyden?

Ben bir yerde jüri olacağım. Benim yazdığım oyunlar gelecek ve yardım alacak. Ben utanırım şahsen.

Sanatçıların belki de korktukları şu olabilir. Sanatçılar iktidarı da tutabilir. Niye şöyle bir yargı var? Her sanatçı sosyal demokrat duruşlu olmak zorunda mı?

Hayır, öyle bir şey yok ama baştan beri öyle olacaksın. Yani iktidar giderek güçlendikçe sen iktidardan yana dönersen bu olmuyor. Hele hele 50 yaşından sonra dönersen hiç olmuyor. Yürekten ona inanırsın, yürekten öyle bir görüşün vardır. Hükümet yanlısı değildir ama Ahmet Özhan’ın ben yıllardır Mevlevi olduğunu bilirim. Mevlevi kültürüne inandığını ve kendini yürekten Mevlevi tasavvufuna verdiğini bilirim. Adama öyle saygı duyarım ben mesela. Ama biraz ondan biraz bundan balık çorbası gibi olmuyor yani. İslam Kültürün’ü bilmeden bu işe gönül vermeye imkân yok. Ben Selçuklu ve Osmanlı sanatı okuduğum için onlardan daha bile çok şey biliyorum İslam kültürü hakkında. Dini terbiyem çok olmamakla birlikte İslam mimarisi okuyorum, İslam el sanatları okudum şimdi masterını yapacağım. Bunun kültürünü bilmek lazım. Estetiğini, toplumsal yapısını, şekillenişini, seyyah kültürünü bileceksin. Havadan olmuyor bu işler!

Atıyorum Türkiye’de her sosyal demokrat da Marx vs. bilmiyordur.

Biraz biliyordur. En azından batı kültürünü biliyordur. Aslında bizim hem batı hem doğu kültürünü biraz bilmemiz lazım. İnanılmaz cahiliz.

nurs3Ürküyor musunuz? İçinize bir korku geliyor mu?

Bir gelecek korkusu geliyor. Torunlarım için bu korku. Artık çocuğum 30 yaşında oldu neredeyse. Dünya adına ürküyorum aslında. Amerika’da olsam ürkmeyecek miyim? Ürkeceğim. Batı’yı da cennet olarak görmüyorum her zaman. Orada da toplumsal olarak çok büyük sıkıntılar var. Dünyanın gidişatını çok iyi görmüyorum. Her şey çok hızlı gelişiyor, çok öngörülemez bir biçimde gelişiyor. Ve sadece paranın hâkim olduğu vahşi bir kapitalizm büyüyor dünyada. Bu ürkütücü. Orta Doğu’da işler bir türlü bitmiyor. Dünya’nın bir tarafı korkunç acı çekerken, bir tarafı giderek zenginleşiyor. Aslında global bakmak lazım biraz da.

Hepimiz tek tip insan olmaya doğru mu gidiyoruz?

Evet. Bir de türban özgürlüğü konusunda her zaman bu kadar kıyamet koparılmasına karşıydım. Ama karşı tarafın da batılı olan insana karşı hoşgörülü olması gerek. Benim 14 yaşında bir torunum olsa ve mini etek giyse, türbanlı biri de ona laf etse, ben buna da kızarım yani. Herkes bir ahlak yargıçlığı peşinde şu günlerde. Kimin ne kadar iyi bir kul olduğuna ancak tanrı karar verirmiş. Bütün dinlerde böyledir. Bunun bir defa altını çizmek lazım. Bir de bütün dinlerdeki en büyük günahın kibir olduğunu biliyorum. Dante’de de öyle. Kibir öldürürse iktidarları öldürüyor, kibir öldürürse insanları öldürüyor. Bu deliliğimle öldürmediyse beni tanrı, kibrim olmadığı içindir yani.

Osmanlıca tartışmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?

Ben buna da karşı değilim. Osmanlıca bilerek unutulan bir dil. Ben çok iyi bir edebiyat öğrencisiydim. Benim annem de çok iyi Osmanlı Edebiyatı’nı bilir ve bana çalıştırırdı. Bu öğrenilmesi gereken bir şey. Ben arkeoloji ve sanat tarihi okurken, 28 sene evvel, Osmanlıca dersi vardı. Keşke olsa. Çünkü başbakanlık belgelerini, tarihi belgeleri okuyamıyoruz. İlber Ortaylı Osmanlıca, Arapça bilmeyen bir kişiyi yanına asistan olarak almıyor. Haklı da. Osmanlıca öğrenmekten niye korkalım ki. Osmanlıcayı bilmeden nasıl tarihimizi bileceğiz. Zorunlu olmamalı ama en azından seçmeli olmalı. Bence Osmanlıca okutulmalı. Benim kızım Batı ve Rönesans kültürüyle büyüdü ve Latince okudu. Bizde de Osmanlıca olabilir. Hatta olmalı.

Çok da zormuş.

Çok zor. Benim üniversite de çok iyiydi dilim. Keşke şuanda çok isterim bana Osmanlıca dersi verecek biri olsun.

Öyle mi?

Öyle. Atatürk ne kadar iyi Osmanlıca biliyor, ne kadar iyi Türkçe biliyor Nutuk'tan biliyoruz. Fevkalade Fransızca da biliyormuş, hatta tercümanın yanlışlarını düzeltecek kadar. Atatürk’ü örnek alıyorlarsa Osmanlıcaya niye karşı çıkıyorlar. Ay hiçbir şey bilmiyoruz. Çok üzülüyorum.

Kemal Kılıçdaroğlu ve Hülya Avşar arasındaki polemiği biliyorsunuz. Mesela bir Ana Muhalefet Liderinin ‘Hülya Avşar sanatçı değildir. Ben öyle birisini tanımıyorum’ demesini nasıl buluyorsunuz?

Yanlış. Hülya Avşar çok ciddi uluslararası ve ulusal ödüllere sahip bir kadındır. Hülya Avşar bir magazin figürü olabilir. Hepimiz istemeden magazin figürü olabiliyoruz. Yanlış bir şey. Hülya Avşar bir sinema sanatçısıdır. Kimse böyle bir şey söyleyemez. Kaç tane birbirinden güzel filmi var. Şu dönem dizi, sinema yapmıyor olabilir ama bunlar yapmamış olduğunu göstermiyor.

Siz bu magazincilerden çok çektiniz aslında. Nefret mi ediyorsunuz yoksa bu da benim işimin parçası mı diyorsunuz?

Bazen az bile yazdılar. Bir tek sadece kötü haber yapmalarına kızıyorum. Üniversiteye gidiyorum, başarılı bir oyunculuğum var veya en son Yalan Dünya’da güzel bir karakteri başarıyla canlandırdım. Ama bunların hiçbirini yazmıyorlar. Bir galaya gidiyorum çok şık. Saatlerce röportaj yapıyorlar ama yayınlamıyorlar.

Ama Alaçatı’da sarhoş onu yayınlıyorlar.

Aynen. Alaçatı’da sarhoş olmayan kim var acaba onu çok merak ediyorum. Alaçatı’nın dörtte üçü sarhoş ayol.

Ne hissediyorsunuz Nurseli Hanım? Resminiz çekildi, 2 gün sonra gösterdiler mi size?

Çok komik.

Komik derken.

Ben sarhoş olunca çok komik oluyorum.

Ben bu fotoğrafı gördüm beni Şenay Düdek aradı ‘Armağan bu kadına bir şey yapalım’ diye.

Çok acı değil mi?

İç acıtıcı gözüküyordu o fotoğraf. O fotoğrafı görünce kendinize küfür mü ediyorsunuz? Allah kahretsin seni mi diyorsunuz?

Tabii canım diyorsun. İlla ki.

Yoksa “Bu da hayatın bir parçası, aman” mı diyorsunuz?

Şimdi artık öyle diyorum. Bugüne kadar birçok iş yapmışım, bugünlere gelmişim bundan sonra korkmasınlar bir şey olmaz. Yaşım 54 bundan sonra ancak gider ailemden birinin yanında yaşarım o da en fazla yani. Başka da bir trajedi beklemesinler.

Cahide Sonku diyorlar ya size!

Cahide Sonku 35 yaşında ayvayı yemiş. 42 yaşında zaten işi mişi bırakmış, gitmiş. Anlatabiliyor muyum? Geçti benim Cahidelik zamanım artık, beklemesinler. Geçti benim yaşım.

Diyorsunuz ki Nurseli İdiz’den öyle bir trajedi çıkmaz.

Çıkmaz. Çünkü Cahide Hanım -Allah rahmet eylesin- duyduğum kadarıyla çok da cahil bir kadınmış. Öyle bir kültürel temeli yokmuş.

Hiç zaten sizden böyle bir şey çıkacak gibi hissetmedim ben.

Bir ara hissettirdiler ama bende hissetmiyorum artık. Vallahi hissetmiyorum. Daha ne yapayım? Her şeyi denedim.

Siz çok kendiyle barışık, entelektüel, hayatın farkına varan bir insansınız.

Artık Allah korusun bundan sonra başıma bir şey gelirse Allahtan gelir diye korkuyorum. O gelmedikten sonra ancak böyle gider işte yani. Ne olacak. Bir de konuşan konuşuyor. Sanki ne yapıyorum birisine yumruk mu atıyorum ya da gidip dekor mu kırıyorum. Bu da yok yani. Çalıştığım setlerde insanlar, teknik ekip çok seviyor. Çokta mütevazı bir insanım, kimseyle de problem yaşamıyorum. Ne oluyor anlamış değilim ama böyle yani.

Siz sete gitmezseniz para kaybetmekten korkuyorlar.

Evet. Bir de kazandıkları bölüme baksınlar. Bir de Nurseli’den bir buçuk iki puan reyting geliyor diye baksınlar.

Söyleşi: Armağan Çağlayan

,

Yorum Yaz