Menü İcon

Nazlı Eray: Rüyaları belgeliyorum

Fantastik öykülerin usta ismi Nazlı Eray, bu kez ‘belgesel bellek’ adını verdiği bir türle karşımızda. 43’üncü kitabı ‘Rüya Yolcusu’nu çıkaran Eray, “Yazmak benim dünyaya ve hayata açılan tılsımlı anahtarım” diyor.

Röportaj Gazetesi

Nazlı Eray: Rüyaları belgeliyorum

Bu romanla bir kez daha anılarınızı okuduk. Sizi geçmişi yazmaya iten ne oldu?

Her an geçmiş ve geleceğin içinde yaşıyorum. Benim için geçmiş; gelecek kadar heyecanlı, şu an kadar gerçek. Bütün o insanlar sanki hep benim hayatımdalar. Araya o acıtıcı çizgiyi hiçbir zaman çekmem. O zaman da hayatı yazıyorum, geçmişi değil. Bu kitapta ‘belgesel bellek’ kullandım ilk kez.

Nedir o?

Belgesel bellek, kendi başına fantastik. Rüyaları belgeliyorum. Yani tozlu anıları, yaşanmışlıkları, unutulmayan aşkları veya ölümleri... Bir hayatın krokisini çıkartıyor ve bunu büyülü gerçekçi bir roman içinde veriyorum.

Bu bir yazar için daha mı güvenli?

Benim için öyle bir şey yok. Yalnızca kişiler ve konuşmalar gerçek. Beynimde oynayan sinema da öyle... Bu da bana büyük bir heyecan veriyor.

Anılarınızı yazarken değiştirmeyi dilediğiniz bir şey oldu mu peki?

Tabii, her insan gibi birçok yerde bunu söyledim. İnsan yıllar geçtikçe bazı yanlışlarını daha net görebiliyor. Ama bir yaşam süzmesi olarak yaşadıklarımın hepsinin, bana katkıda bulunmuş ve yerine oturmuş olduklarını gördüm. Bu da önemli. Anılarla aram iyi. Yazarken beni rahatlattı anılarım. Zorlandığım bir bölüm anımsamıyorum. Duygulu bölümler var. Onları yazarken ben de duygulandım. En eğlendiğim bölümler Hızır ile ilgili bölümler, geziler ve Metin And’ın evinin içinde geçen anlar.

Metin And’la evliliğinizi ayrıntılı bir biçimde yazmıştınız. Artık iyileştiniz mi?

Metin And’la evliliğim için “Beni tozlu bir altın kafes’e soktu” diyorum. Ona hayranlığım ve hislerim değişmiş değil. Yalnızca evlenmeseymişiz daha uzun süre dost kalabilirdik. Bunu düşünürüm hep. Yıllar geçtikçe o evliliği olgun bir meyve gibi değerlendiririm. Etkilemiş beni çok. Bu yaşımda anlıyorum onu ve değişik biçimlerde yorumluyorum. Dünya çapında bir dehayla bir koca aynı şey değilmiş. Koca evin içine girince psikolojik kelepçeyi takıyor ve her şey değişiyor. Olması, yaşanması gereken bir şeymiş. Bir geçiş, bir okul gibi. Ne yazık ki ikimiz de hatalar yaparak bu yaşanılası şeyi bozduk. Bir evliliğin anatomisi..

Elvis Presley ve eşi Priscilla dahi sizin anılarınızda...

Elvis Presley’yi çok severim. Benim için hiçbir zaman kaybolmayacak bir sestir o. Yaşamı da beni ilgilendirdi. Kitabın Wiesbaden bölümünde Elvis satırların arasından fırlayıverdi! Yanında da 14 yaşındaki aşkı Priscilla. Sürekli müzik dinleyip okuduğum için dünyamı geniş tutuyor olabilirim. Daha da geniş tutmak isterim.

Rimbaud’dan etkilenip 18 yaşında yazı yazmayı bırakmıştınız. Kararınızı değiştirmeseydiniz, nasıl bir hayatınız olurdu?

Bu kararımı değiştirmemem imkânsızdı. Bunu şimdi görüyorum. Yazmak benim hayata açılan tılsımlı anahtarım. Rimbaud olmak da bunun bir parçası: Ergenlikte o yıkımı yaşamak ve toparlanmak.

Söyleşi: İpek İzci

Nazlı Eray: Rüyaları belgeliyorum, Nazlı Eray: Rüyaları belgeliyorum

Yorum Yaz