Menü İcon

Murat Ülker Röportajında: ''Çalışanlarımın Bana Hayır Demesini İsterim''

Godiva ve United Biscuits gibi markaları bünyesine katarak küresel devler ligindeki yerini alan Yıldız Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker liderlik ve yönetim anlayışını ve sanat tutkusunu Skylife okurlarıyla paylaştı.

Röportaj Gazetesi

Murat Ülker Röportajında: ''Çalışanlarımın Bana Hayır Demesini İsterim''

Dünya markala-rını satın almaya Godiva ile başlamıştınız ve süreç devam ediyor. DeMets ve United Biscuits'ten sonra bu alanda dünya üçüncüsü oldunuz. Bu aynı zamanda Türkiye’nin marka algısını da etkiliyor. Bu konuda düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Dünyada insanları birbirlerine yaklaştıran en önemli aktivitenin seyahat, turizm olduğunu düşünürüm. Bu sayede karşılıklı olarak; yemekler, adetler, şarkılar; velhasıl farklı kültürler öğreniliyor. Öğrenildikçe de kültürler arası önyargılar azalıyor. Kültürlerin tanışması bakımından "iş yapmak" da turizm kadar güçlü bir yol açıyor. Bizim için de öyle oldu. İş yaptığımız her ülkede dost kazandık, aynı şekilde bizimle iş yapmak için gelen yabancı ortaklarımız ülkemizi bizler kadar sevdiler. İş yapmayı sürdürdüler. Küresel bir şirket olarak Yıldız Holding’le bu işleri yaparken aynı zamanda Türkiye’deki 70 yıllık tecrübemizi de dünyaya taşıyor, bu tecrübeleri "evrensel iş dili" ile ifade ediyoruz. Türkiye’den gelen bir şirketin küresel aidiyete sağladığı bu uyumun ülkemiz açısından en önemli temsiliyet olduğunu düşünüyorum. 

Çocuk felci aşısından HIV 2 virüsüne birçok buluşa imza atmış Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi’ne yaptığınız bağışla önemli bir süreci başlattınız. Sizce ileriye dönük bu adımın yeteri kadar farkına varıldı mı?

İşimizi küresel çapta sürdürürken, ülkemize ve dünyaya fayda sağlayacak sosyal-bilimsel yatırımları da önemsiyoruz. Harvard Üniversitesi Kamu Sağlığı Fakültesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Laboratuvarına verdiğimiz destek de bu felsefe ile geliştirildi. Bu destek, fakültenin sadece 10 yıl süreyle Sabri Ülker Merkezi adıyla anılmasından ibaret değil, laboratuvarın analiz kapasitesinin geliştirilmesini ve burada geliştirilecek yeni teknolojilerle toplum sağlığına fayda sağlamayı da içeriyor. Bu yatırımla ülkemizdeki sağlık ve beslenme konusuna katkımızı ilk kez dünya ölçeğine taşımış olduk. Dünyada olmak istiyorsak bunu sadece tek bir alanla sınırlayamayız. Ekonomi, sanat, bilim ve kültür alanlarında varlık göstererek sinerji oluşturmalıyız. Bu konuda Yıldız Holding olarak üzerimize düşeni yapacağız. Bu merkez gelecekte insan sağlığına katkı sağlayacak projeler geliştirecek. Yurdumuza ithal edeceğimiz bir tecrübe ve birikimin sahibi olacağız. Ulusal ve uluslararası düzeyde bir farkındalık oluşturmak açısından hem Sabri Ülker Merkezi hem de biz, üstümüze düşeni bir nebze de olsa yapmayı amaçlıyoruz.

Siz Türkiye’nin önemli şirketlerinden birinin lideri olarak aynı zamanda önemli bir rol modelsiniz. Nasıl bir lidersiniz, yönetim anlayışınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Aslında bunu çalışma arkadaşlarımın değerlendirmesi daha doğru olacaktır. Sistemi masa başında yönetmek yerine sahada olmayı seven bir yöneticiyim. Çünkü bizim işimiz insanlarla. Her yaştan insanı mutlu edecek gıda ve içecek ürünleri üretiyoruz. Bu işi masa başından yönetemezsiniz. Üretimden pazara ve hatta tüketime, her aşamayı görmeli, hissetmeli ve bilmelisiniz. Hatta bizde "dışarıda olmanın" bir de adı vardır. Biz buna GOYA yani “Gez,  Oturma Yerinde Artık” diyoruz. Bütün çalışma arkadaşlarımızı da GOYA için özendiriyoruz. Yöneticilerimden ve çalışanlarımdan bana "hayır" demelerini, beni sorgulamalarını isteyen bir yöneticiyim. Kültürümüz gereği sorgulamak kolay olmasa da şirketimizde buna çok önem veriyoruz. Geribildirim alışkanlığı olan bir organizasyon olmamız işimizi kolaylaştırıyor. Dönemsel raporlar, istatistikler elbette masama ulaşır. Genelde şirketlerin başkan ve CEO’larına geçmiş yılın raporlar gelir. Bense bunlar yerine gelecek yılın raporunu isterim. Yani ne olacağına bakar, onu sorar ve yanıtını alırım. En büyük mesele budur. Hep nereye gideceğimize bakarak yönetmeyi severim. 

Sanata ilgi duyduğunuz biliniyor. Sanat yapıtı seçerken hangi önemli kriterler karar verme sürecinizde etkin bir rol oynuyor?

Dünyanın önemli modern sanat müzelerinde Türk sanatçıların eserlerini görüyoruz. Ama modern ya da klasik fark etmez; sanatçının kıymetinin önce yetiştiği topraklarda anlaşılması gerekiyor. Zaten sanatın evrensel sesi, sınırları aşıyor; dünyanın her yerinden duyuluyor. Türkiye’nin de çağdaş sanat dünyasına yetiştirdiği önemli isimler var. Mesela bizim için özel bir anlam ifade eden, her zaman özlem ve rahmetle hatırladığımız Burhan Doğançay modern sanatın bütün evrensel niteliklerini taşıyan bir ustaydı. Modern sanatın gelişmesinde ve genç sanatçıların teşvik edilmesinde ülkelerin kendi modern sanat müzelerinin desteği önemlidir. Çünkü bu müzeler modern sanat zevkinin topluma ulaştırılmasında köprü rolü oynarlar. İstanbul Modern de bu manada çok önemli bir katkı yapıyor. Bienaller ve diğer etkinlikler sayesinde de genç sanatçılarımızın güzel işleriyle tanışıyoruz.

Sanat eseri seçimimdeki kriterim çok basittir; eseri sevmek. Eğer eseri beğenirsem alıyorum. Modern sanatın, global iş dünyası gibi değişik bakış açılarını yansıtıyor olmasını seviyorum. 

Zamanının büyük bir bölümünü yolculuk yaparak geçiren biri olarak vazgeçemediğiniz seyahat alışkanlıklarınız nelerdir? Mutlaka yanınıza aldığınız herhangi bir şey var mı?

Yolculuk sırasında zamanı verimli kullanmak için, işle ilgili dokümanlar yanımda olur. Onları okuyup değerlendiririm. Özellikle diyetimle ilgili atıştırmalıklarımı unutmam. Bir de leblebim vardır. Leblebim olmadan yola çıkmam!

İstanbul dışında en sevdiğiniz şehir hangisi? Neden?

İstanbul’u dışarıda tutamam. Gerçekten de en sevdiğim şehirdir. Doğduğum, büyüdüğüm bu şehri köşe bucak bilirim. İstanbul dışında dünyanın diğer güzel şehirlerini de severim  ama tek birini telaffuz edemem. Gençliğimde başka bir yere yerleşmek istediğim için tüm dünyayı dolaştım. Hatta babamdan onay da almıştım. Ama yine de İstanbul’dan vazgeçemedim.

Seyahatlerinizin çoğunun iş amaçlı olduğunu tahmin ediyorum. İlk kez gittiğiniz yerlerde toplantılar dışında, dolaşmaya, şehri tanımaya ayrıca zaman ayırıyor musunuz?

Yakın çevrem bilir, hayatım sadece işten ibaret değildir. Bir gün içinde sıkı çalışıp aynı zamanda ailemle olup, sonra da hobilerimle uğraşabilirim. İş seyahati kadar, ailemle dinlenmeye vakit ayırabildiğim seyahatler de düzenleriz. Hangi amaçla olursa olsun, gittiğim şehrin alışveriş hayatını izlemeyi, marketlerinde GOYA yapmayı severim. Ayrıca müzelere ve sanat galerilerine giderim.

Söyleşi: Sermihan Türker Ve Ceyhan Aksoy

Murat Ülker'in röportajı,

Yorum Yaz