Menü İcon

Moonspeel: Karanlıkta Yaşayan Bir İyimserim

Portekiz’in global anlamda metal müzik adına en çok ses getiren topluluğu Moonspell, "Extinct" isimli yeni albümüyle karşımızda! Her albümde müzikal olarak farklı yollardan yürüyen topluluk, kariyerinde 23 yılı geride bıraktı.

Röportaj Gazetesi

Moonspeel: Karanlıkta Yaşayan Bir İyimserim

Portekiz’in global anlamda metal müzik adına en çok ses getiren topluluğu Moonspell, "Extinct" isimli yeni albümüyle karşımızda! Her albümde müzikal olarak farklı yollardan yürüyen topluluk, kariyerinde 23 yılı geride bıraktı.

Grubu kurduğunda 18 yaşında olan Fernando Ribeiro bugün 41 yaşında ve olgunluk evresinde. 2012 yılında baba olan Fernando’yla oğlu Fausto’yu, yeni albümlerini, albümde onlara eşlik eden Mümin Sesler ve ekibini konuştuk.   

Moonspell her albümüyle  risk alan bir grup oldu, kendini tekrar etmekten kaçındı.  Bu durum  Extinct’in  kayıt aşaması öncesinde üzerinizde "şimdi nasıl bir şey yapmalıyız" diye bir baskı oluşturdu mu?

Baskı yoktu, değişim bizim için doğal bir şey. İmkânsız olan şey kendimizi tekrar edip, sırf albüm yapmış olmak için stüdyoya girmek. Bir albüm yapmaya karar verdiğimizde, bir konseptimiz, fikrimiz olur, fakat bunu çizgilerini belirlemeyiz. Sadece içimizden gelen müziği takip ederiz. 

O halde albümün kayıt süreci sizin adınıza çok da zor geçmemiştir.

Süreç gerçekten harikaydı! Bütün grup 35 günlük kayıt sürecinde bir aradaydı ve müziği dinlediğinde bütün o özen ve dikkati hissedebilirsin. Daha önce Moonspell'i bu kadar canlı ve ilham verici olarak duymamıştınız. 
Omzumuzdaki müzikal yükü de atmış olduk ki bu da önemli bir şey.

Yeni albümünüz boxset, plak, bir de dvd olmak üzere farklı versiyonlarda yayımlandı. Bu dvd de "Road to Extinction" isimli bir belgesel var. Belgeselin içerisinde Moonspell’le ilgili neler var?

Road to Extinction belgeselinde üç ana konu var. Albümün yapımı; ki işlerin nasıl yürüdüğünü görmek dinleyicilerimizi fazlasıyla tatmin edecek diye düşünüyorum. Bu aşamalar DVD’de güzel bir şekilde gösteriliyor. Diğer bir bölüm ise grubun gün be gün stüdyodaki hayatı. Bazen fanlar, grup için her şeyin kolay olduğunu düşünüyor, bir otele yerleşiyoruz, asistanlarımız ve aşçılarımız var gibi. İşler çoğu grup için böyle yürümüyor, yemek pişirmeyi, şakaları, tartışmaları, alışverişi, kısacası günlük yaşantımızı çektik. Son olarak, bilim adamları ve yazarların canlıların yok olmasıyla alakalı açıklamaları bulunuyor. Bütün duyguların ve tartışmaların da buna dahil edilmesi, albüm konseptini anlamayı kolaylaştırdı. Kısa bir film olacaktı fakat 80 dakikalık uzun bir hale geldi. Fanlarımıza da grup ve insan olarak ne olduğumuzu gösterdik.

Pek Çok Şeye Zaman Yetmiyor

Bir röportajında "hayatımın en iyi ve en kötü anlarını olgun yaşlarımda yaşadım" dediğini okumuştum. 
İnsanın çocukluk ve gençlik evresi daha özel değil midir? Bilirsin insanlar o yıllarda sorumsuz duyguları, karşılıksız arkadaşlığı tadarlar ve riyakârlığı keşfetmedikleri için geçirdikleri samimi günlere ve insanlara özlem duyarlar. Ne dersin?

Aslında olgun yaşların daha özel değil, gençliğe nazaran çok zor ve karmaşık olmadığını söyledim. Hayatının sonbaharına ulaştığında, şimdi bende olduğu gibi, işler daha da ağırlaşıyor ve pek çok şey için zaman yetmemeye başlıyor. İyi ve kötüyü daha derin bir şekilde deneyimlemeye başlıyorsun. Bazen yaşamın gri tarafını yaşamak ve anlamak zordur, seni yataktan çıkartan ve saklı kalmanı gerektiren şeyler. Olgunlukla ilgili bir problemim yok fakat tepkim genelde standart; dramatik. İhtimalleri dengelemeyi öğreniyorum, her şeyin temelinde, bunları devam ettirebilecek gücüm var. Ben karanlıkta yaşayan bir iyimserim.

Çok şirin bir oğlun var.  Baba olmak nasıl bir duygu ve baba olmak sende neleri değiştirdi?

Gerçekten öyle, şu anda 2 buçuk yaşında.  Harika hissettirmesinin yanında ilk defa hissettiğin ve kaygılandığın şeyleride yanında getiriyor, daha önce egomun ne kadar büyük olduğunu biliyordum, adapte olmam gerekti ve onunla ilgilenmem gerektiği zaman kendimi daha doğrusu egolarımı arkada bıraktım. O, her şeyi değiştirdi. Aşk bunu yapıyor, özellikle 
aile sevgisi, hâlâ kendimim fakat evet, bazı şeyleri daha farklı görüyorum.

Bu durum senin şarkı sözü yazarlığını nasıl etkiledi?

Sanırım bende diğer insanlar kadar sıkıntılıyım. Düz düşünürüm, derin hissederim. Ve tabi ki sonucu Moonspell için şarkı sözleri olur. Her zaman böyle oldu, Extinct'deki farkı ise biraz daha kişisel olması, kişisel imza gibi. Her zaman kurgu hikâye yazmayı sevdim, hayali varlıklar, durumun kabul edilebilir ölçüde gerçekliği ya da gerçek olabilir olması. Bu sefer ilerleyerek daha fazla soru sorduran, kendi yansımamın kim olduğu, nerde olduğum, karanlığa dalmadan önce son bir nefeslik oksijenin kaldığı karanlık bir dünya. Tabii ki oğlumun doğması hayatımdaki en önemli olay fakat bunun farklı açıları da var, sadece parkta oynamak değil, büyük acılar, küçük farklar. Albüm kısacası hayatta kalmak ile alakalı, belki de ölüm yerine hayatın amacını aramalıyız.

Facebook sayfanızda Türkiye’deki dinleyicilerinize "lütfen bize mail atın, grubun albüm çalışmasında yardımınıza ihtiyacı var" yazmıştınız. Dinleyicilerinizden ne istediniz?

Evet ve bu soru ve röportaj vasıtasıyla da bize dönüş yapan dinleyicilerimize teşekkür ederiz ve herkese yanıt veremediğimiz için de özür dileriz. Fakat eminim ki yakında hepinizle tanışacağız. 
Bu albümde konuk sanatçılar olarak Mümin Sesler Yaylı Çalgılar ekibiyle çalıştık, gerçekten harika bir iş çıkarttılar, bize farklı boyutlar kazandırdılar. 
Tercüme için Ezgi isimli bir dinleyicimize ulaştık. Ezgi aracılığıyla Mümin Sesler’le kontak kurduk. İnanıyorum 
ki bütün Türk fanlarımız bu beraberliği seveceklerdir. Bu şarkıları sizlere çalmak için sabırsızlanıyoruz.

Söyleşi: Ali Mert Alan

,

Yorum Yaz