Menü İcon

Mirgün Cabas: ''Gazetelerde mafya magazini diye bir şey başladı''

Mirgün Cabas: ''Gazetelerde mafya magazini diye bir şey başladı''

“Buraya nereden geldik” diye soruyorsun… Buraya oradan mı geldik?

– Valla, tam da oradan gelmişiz Ayşe! Ben bu kitap için çalışmaya başladığımda, doğrusu bu kadar renkli malzemeyle karşılaşacağımı düşünmüyordum. Her gün, “Vay canına! Yuh! Bu da mı olmuştu ya! Bu da mı 2001’deydi” diye diye çalıştım. Düşün ki, 2001’de ben televizyonda haber yapıyordum, haber merkezinin müdürüydüm üstelik! Bunların hepsi, bölük pörçük elimin altından geçmişti. Ama nasıl da unutmuşuz her şeyi… Ve bugünden bakınca her şey nasıl da acayip görünüyor! Bir de tabii bugünleri yaşamayan, hiç bilmeyen bir nesil var. Bugün 20 yaş civarında olup da AKP’den başka iktidar görmemiş bir kuşak. Bir önceki Başbakan Ecevit’i bile şöyle böyle biliyorlar. Sanırım en çok onlar şaşıracak o Türkiye’yle karşılaşınca…

O 2001 yılı, sence ne kadar felaket bir yıldı? Ve sonucu ne oldu?

– Felaket olması şuradan kaynaklanıyor: İki yıl önceki korkunç depremin ardından 2000’de bir ekonomik kriz yaşanmış, bununla boğuşulurken 2001’in başında MGK’da, Cumhurbaşkanı’yla Başbakan çocuk gibi kapışıyorlar ve olaylar gelişiyor. Büyük bir kriz, sonra Kemal Derviş’in gelişi… Sıkı bir ekonomik dönüşüm, koalisyonda her dakika kapışma… Bahçeli’nin bugünkü gibi çıkışları… Asker, hükümetin ensesinde boza pişiriyor… AKP, adım adım kuruluyor… Bu arada sırf Melih Gökçek’in AKP kurulurkenki dansını izlemek için bile o bölümü okumaya değer! Zevkle yazdım o bölümü. Gülen Cemaati palazlanıyor ve milletin başına bela olmaya başlıyor. Her gün bir başka banka batıyor, anlı şanlı işadamları, yaka paça yurtdışından getiriliyor. Yolsuzluk operasyonlarıyla yüzlerce kişi içeri alınıyor. Mafya bir yandan cezaevinde katliam yapıyor, öbür yandan gazetelerde mafya magazini diye bir şey başlamış. Çeçen eylemcisi, Hizbullah’ı, UFO’ya taş atan köylüsü, Reha Muhtar haberciliğinin en parlak zamanları… Bir ülkede yaşanan her şeyin siyasal ya da toplumsal sonuçları oluyor. İşte o sonuç, bu sonuç…

Bize neyi göstermek için yazdın bunları?

– Birçoğumuz, “Niye böyle oldu memleket? Şimdi ne olacak” diye kendi kendimize soruyoruz. Bu sorunun doğru cevabını bulmak için, “Eski Türkiye neye benziyordu? Biz buraya nereden geldik” sorusunun cevabını bulmak gerekiyor. Ben doğru cevabı buldum sanırım. Kitabı okurken şunun cevabı da kendiliğinden ortaya çıkıyor: İnsanlar, nereden kaçtı da AKP’ye sığındı? Merkez sağın, yerle bir olup siyasetten silinişi, iki partili Meclis… Abuk sabuk fanteziler peşindeki bir CHP… Bir önceki seçimde iktidar olup sonraki seçimde yüzde 2.5 oy alan DSP… Anlatmakla bitmez ki!

Peki bu kitap, nasıl delilik örneği? Ne kadar uğraştın?

– Fikrin ortaya çıkmasıyla bitmesi arasında iki yıl var. En büyük şansım, malzememin çoğunun internette olmasıydı. O kısmı aylar sürdü. Her gün oturup 2001’in herhangi bir gününü yeniden yaşıyordum. Sonra bir gün daha… Sonra bir gün daha… Sonra başka bir gazetenin arşivine girip yeniden… Sonra döneme ve olaylara dair kitaplar, anılar… Bir de röportajlar var tabii. 15 kişiyle konuştum. Anlattığım olayların aktörü ya da tanığı olan, Mesut Yılmaz’dan Dinç Bilgin’e kadar…

Kitap bitince ne hissettin?

– Boşluğa düştüm. Televizyondaki programım bitince düzenli işim bu olmuştu. Biraz tadını çıkarayım, yeni bir şeye girişeceğim. Yazmak ayrı, yayınlandığını görmek ayrı mutluluk…

,

Yorum Yaz