Menü İcon

Mazhar Alanson: Atatürk sevgim de var Peygamberime de aşığım, ne var bunda!

Mazhar Alanson Sabah gazetesine ses getiren bir röportaj verdi. Ülke siyasetinden Atatürk'e, Peygamber'den sanata her konuda samimi bir röportaj yapan Mazhar Alanson gündem oldu.

Röportaj Gazetesi

Mazhar Alanson: Atatürk sevgim de var Peygamberime de aşığım, ne var bunda!

- Röportajı biraz geç saate verdiniz. Geç mi uyuyorsunuz?
Gece yaşıyorum ben. Mesela sekizde yatıp, gece 12'de birde kalkarım. Sonra sabah tekrar uyurum. Jüpiteryen diyorlar benim gibi tiplere. Gece ayakta kalıyoruz.

- Geç mi uyanıyorsunuz bu durumda her gün?
Geç uyanıyorum ama uykuyu bölmüyorum. New York'lular gibi. Uykularım uzun değil. Üç, dört saat. Yani uykum geldiğinde uyuyorum. Zorla, hadi saat 12 oldu, yatma zamanı gibi durumum yok.

RÜYALAR ALLAH'TAN MESAJDIR

- Kısa ama sık uyuyunca rüya düzeni de değişiyor mu? Rüyalara önem verdiğinizi biliyorum... 
Çok rüya görüyorum. Rüyalar çok önemlidir. Ben yatarken seviniyorum, bambaşkabir aleme adım atıyorum diye. Rüyalar Allah'tan mesajdırlar. Onu çözmesini, ayıklamasını bilen insanlara tabir ettiriyordum, rahmetli oldular. Şimdi kendim anlayabiliyorum, hissedebiliyorum. Bazı şeyleri yıllar içinde öğrendim. Bu hayattan sonra vaat edilen hayatın da bir rüya gibi olduğunu zannediyorum. 

- Şarkınız vardı: "Öbür dünya cennetini bulsam kendi içimde/Sonrası rüyalar, rüyalar..." diye giden... 
Evet. O satır önemli. Doğru. Bravo iyi çalışmışsın. 

- Çalışmak değil, yıllardan beri sizi dinlemekten diyelim... 
- Sonrası Rüyalar... Güzel parçadır. Hiç çalmayız konserlerde. Eğlence grubu gibiolduk. O benim biraz sinirlerimi bozuyor. Müthiş 'ballad'larımız var. Bu 'ballad'ları çalarken çocukların canı sıkılıyor, konuşuyorlar. Yeni şarkıları çalalım dedik. Hiç, böyle baktılar aval aval. Yalnız biz tarzımızı devam ettirerek bir tarz olduk. Millet arabesk yapıyor hadi biz de arabesk yapalım demediğimiz için bugün MFÖ'yüz. Hep bildiğimiz şeyi yaptık. 

YARI ORALI YARI BURALI

- Neydi o bildiğiniz şey? 
Hafif Batı kültür emperyalizminden etkilenmişlik, burada doğup büyüdüğümüz için genlerimizde olan buralılık... Bu şarkılara da girdi. Diday'ın sözleririne baksan tasavvuf vardır. Ama müzik çok batıdır. Atıyorum, mesela New York Sokakları diye bir parça yapıyorsun alt yapı tamamen armonik batılı. Ama üstte "Bir güzele gönül verdim" girişiyle başlar. Türkü melodisi gibidir. Yarı oralı yarı buralı gibi bir şey tutturduk. Ondan da vazgeçmiyoruz. Ben belki kendim, bu sefer deneysel bir şeyler yapayım istiyorum, daha elektronik bir şey denemek istiyorum. 

- MFÖ olarak çok hitiniz var ama benim ve benim gibi derin MFÖ fanları için hitlerinizden biri de Yalnızlar Garı'dır: "Dervişler devran ederken gecelerde/Ben toy bir mehtap/ Kelimeler birer varsayım/Ana, yalnızlar garındayım." 
Şiirdir, bir sanat şarkısıdır aslında. İçinde tasavvuf da, hayat gailesi de, insanınhayatta yaşayabileceği ikilemler, aşılması gereken zorluklar da vardır... 

- Yıllar önce bir şarkınızda "Aslım ne tam Doğu, ne tam Batı" demiştiniz. Bugünkühissiniz ne bu konuda? 
- Kendimden öte memleket için söylersek artık daha Doğu'ya yakınız. Onu fark ettik diyelim en azından. Kendim için demiyorum sadece, biraz doğu olduk. Memleketitarif eden bir sözdü o zaman o. Benim şarkılarımda tasavvuf da, bütün bu geçirdiğimiz darbe dönemleri de, karışık günler de şarkılara kodlar olarak sızar ince ince.

DÜNYA FARKLILIĞIMIZI ANLADI

- Şarkı sözlerinizde binlerce düşünce göze çarpıyor. Kendi içi dünyanız olduğu kadar, etrafınızda akan hayatla ilgili de sözler yazıyorsunuz. Buradan hareketle soracak olursak, Türkiye'nin bugünkü durumu, yeni dönemi ve geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz? 
- Son dönemlerde kutuplaştık biraz tabii. Bunu çözmeliyiz. Türk insanını çok seviyorum. Başka bir örneğimiz yok dünyada. Dünya da bizim farklılığımızı anladı. Vesayet istemediğimizin farkına vardı. Üzerimizde bugüne kadar hep askerin baskısı vardı. Bu kalktı artık çok şükür. Hükümet bir şey yapardı. Askerin işine gelmez baskı yapardı. Ülke sağcı mı solcu mu belli değildi. Sol kalkarsa sol indirilir, sağ kalkarsa sağ indirilirdi. Seçimlerden sonra da, bu yeni dönemde de artık iyice ortaya çıktı ki, bu ülkenin çoğunluğu Müslüman ve Müslüman hayatı yaşıyor. Olayımız bu. Karşı tarafın kızmasının, dövünmenin alemi yok. Bu topraklarda o söyledikleri gibi 'laiklik de elden gitmez', gitmedi de. Kimse korkmasın. Ülkemizin gerçeklerini kabul edersek hepimiz daha mutlu olacacağız. Ben mesela, okullarda Atatürk sevgisini otomatikman pek çok çocuk gibi aldım bünyeye. Ama Peygamberime de aşığım, ne var bunda!

PARAYI ALDIM, ALBÜM KALDI
Altı-yedi yıl önce ikinci solo albümümün parasını peşin aldım ama daha yapamadım. (Gülüyor) Mecburen yapacağım. Balzac gibi... Adam romanın parasını önden alıyor, lüks içinde yaşıyor. Kumar borcu yapıyor. Sonra mecburen yazıyor kitapları. Ben de biriktiriyorum şarkıları. Bu kez bir DJ'yle çalışmak istiyorum bazı parçalarda. Elektronik bazı fikirlerim var.

BIÇAKLA GEZERDİM
Babamı erken kaybettim. O bende bir güvensizlik yarattı. Ortaokul son sınıfta bıçakla falan gezerdim. Hırçın bir çocuktum. Sonra hayatımıza müzik girdi. Beatles'lar falan... İlk çocuğumun döneminde hippi'ydim. İkinci çocuğumda tasavvufla tanıştım. Tasavvuf bana sadece kişisel olarak daha huzurlu olmayı, çevremle daha uyumlu yaşamayı getirmedi. Müziğimi de çok etkiledi. Musikiyi tasavvuf sayesinde öğrendim. İnanılmaz bir ses derinliği, makam derinliği olduğunu gördüm. Buselik Makamına gibi şarkılar hep öyle çıkmıştır. Mesela Mecburen şarkısının müziği bir ilahidir. Tabii büyüklerden izin olarak üzerine söz giydirdik. Tasavvuf beni insan olarak geliştirmesinin dışında müziğime sözel olarak da, müzikal olarak da çok şey kattı.

USTAM COHEN'DİR


Benim ustam sanıldığı gibi Bob Dylan değil, Leonard Cohen'dir. Memur çocuğuyum ama Allah razı olsun, ailem beni zar zor Ankara Koleji'ne gönderdi. Öğrendiğimiz İngilizceyle, Cohen şarkılarını çözmeye başladım. Müthiş bir derinlik ve derinliğe anlamı ve içeriği bozmadan giydirilmiş müthiş kafiyeler... Çok etkilendim ve çok şey öğrendim.

LEYLA'YA BAŞKA TÜRLÜ BAKMAK
Önce Leyla'dan geçme faslında oluyorsun. Sonra Mevla'dan tekrar Leyla'ya geçiyorsun. Fakat Mevla'dan sonra Leyla'ya bakışın başka oluyor. Oradaki nefs, hayvani kısım seksi aşk zannetme durumu bitiyor. Bu sefer kadına çok başka bir gözle kıymet veriyorsun... Benim mecazi aşk dediğim bölüm bitiyor. Bittikten sonra da aşkın üstünü kaplıyor, koruyor o sevgi. Ve daha iyi oturtuyorsun her şeyi... İnsanları kırmamaya, gönül kırmamaya gayret ediyorsun. Leyla'da kaldık şimdilik, ama Mevla'yla da aram iyidir hamdolsun.

Mazhar Alanson Kimdir?

Mahmut Mazhar Alanson, ya da bilinen adıyla Mazhar Alanson (d. 13 Şubat 1950, Ankara), Türk şarkıcı, gitarist, söz yazarı ve oyuncu. Mazhar-Fuat-Özkan grubunun vokalisti olarak tanınır.

Babası Ferruh Alanson, annesi Melek Alanson'dur. Ayla Alanson ailenin ilk kız çocuğudur. Daha sonra Aynur Alanson doğmuştur. En sonunda Ferruh Alanson'un 3. çocuğu Mazhar Alanson dünyaya gelmiştir.

Babası Ferruh Alanson, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nda baş trompetçiydi, annesi Melek Alanson ise ilkokul öğretmeniydi. Teyzesi Neriman Esi Senfoni Orkestrasında ve birçok operada oynadı ve Türk operasının önemli isimlerinden biri oldu. Eniştesi Muammer Esi ise Devlet Tiyatroları'nda uzun dönem hizmet vermiş bir aktördür.

Çocukluğunu Ankara'nın Cebeci semtinde geçiren Mazhar Alanson, müzikle hep iç içe oldu. Ortaokulu TED Ankara Koleji'nde bitirdi. Lise öğrenimini ise Kadıköy Maarif Koleji'nde okudu. Fakat mezun olamadan son sınıfta bu liseden atıldı.


Lise yıllarında gitar çalmaya başlayan Mazhar Alanson, aileden gelen bir yetenekle birçok müzik aletine de ilgi duydu. 1966 Yılında İstanbul Fenerbahçe Kalamış sahilinde Fuat Güner ile Mazhar'ın aldığı The Beatles'ın yeni çıkan albümü sayesinde arkadaşlıkları başlamış oldu. Daha sonra Fuat Güner'le birlikte Kaygısızlar grubunu kurarak konserler vermeye başladılar. Bu dönemde o zamanlar meşhur olan Crosby, Stills & Nash (and Young) ve Rolling Stones parçalarını seslendirdiler. Daha sonra önce Barış Manço ile, sonra da solo olarak, plaklar yaptılar. Mazhar Alanson, bu dönemde yabancı şarkılara Türkçe sözler yazarak söz yazarlığına adım attı. 1971 plağındaki "Diloy" şarkısı ise tamamen kendisine aittir. 1971'de Kızıltoprak'ta Özkan Uğur'la tanıştılar. Kaygısızlar'dan sonra bir süre Ankara Devlet Tiyatrosu'nda çalıştı. 1974'te Fuat Güner ile Mazhar - Fuat ikilisini kurup Türküz Türkü Çağırırız albümünü kaydettiler. Bu albümde de Yunus Emre, Aşık Veysel gibi halk ozanlarının şiirlerini bestelemesinin yanında daha sonra "Bu Ne Biçim hikâye Böyle" olarak "Nerde Hani" ve "Güllerin İçinden" şarkılarının tek başına yazar.

1974'te Özkan Uğur, Galip Boransu ve Ayhan Sicimoğlu'nun gruba katılmasıyla İpucu Beşlisi adını aldılar. Birlikte "Heyecanlı" isminde ilk 45'likleri piyasaya çıktı. Şarkı, İzzet Öz'ün çektiği kliple sevildi. Daha sonra çeşitli nedenlerden dolayı İpucu Beşlisi dağıldı. Bu dönemde İzzet Öz'ün TRT'deki programında Mazhar'ın, "Zam", "Ondan şikayet bundan şikayet", "Bozup yeniden yapmaktır işim" şarkıları yayınlandı.

Mazhar Fuat ve Özkan, daha sonra bir dönem Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Seyyal Taner gibi ünlü müzisyenlerle birlikte çalıştı. Bu dönemde Mazhar Alanson, Ferhan Şensoy’un "Şahları da vururlar" adlı müzikal oyununda rol aldı. Böylece özlediği tiyatroculuk mesleğine kısa bir dönüş yapan Mazhar Alanson, kısa zaman sonra çok büyük bir albüme imza atmaya hazırlanıyordu. Bu albüm "Şahları da vururlar" müzikalinin bestelerinin yeni sözlerinden oluşacak "Ele güne karşı" albümü oldu.

Söyleşi: Göksan Göktaş

Mazhar Alanson Röportajı, Mazhar Alanson: Atatürk sevgim de var Peygamberime de aşığım, ne var bunda!

Yorum Yaz