Menü İcon

Mama's Secret'ın kurucusu Alican Bayar röportajı: Anne özlemi çekenler için...

Burası, Los Angeles’ta ünlü Beverly Hills bölgesinin 3. Caddesindeki Mama’s Secret. 4 yılda Los Angeles’in en bilinen mekanlarından biri olan Mama’s Secret’ın hikayesini, kurucusu ve işletmecisi olan 30 yaşındaki genç girişimci Alican Bayar’la konuştuk

Röportaj Gazetesi

Mama's Secret'ın kurucusu Alican Bayar röportajı: Anne özlemi çekenler için...

ABD’nin melekler şehri Los Angeles’a yolunuz düştüyse, adını mutlaka duymuşsunuzdur. Eğer düşmediyse ve bir gün düşerse de emin olun duyarsınız. Hatta bir Türk olarak ev özlemi çekerseniz, kağıt bardakta bulanık su içmekten bıktığınızda köpüklü Türk kahvesi burnunuzda tüterse ve dahası annenizin yemekleri, atıyoruz bir karnıyarık için adam vuracak hale gelirseniz önünde sonunda gideceğiniz yer burası olur.

Burası dediğimiz, Los Angeles’ta ünlü Beverly Hills bölgesinin 3. Caddesindeki  Mama’s Secret. 4 yılda Los Angeles’in en bilinen mekanlarından biri olan Mama’s Secret’ın hikayesini, kurucusu ve işletmecisi olan 30 yaşındaki genç girişimci Alican Bayar’la konuştuk. 

- Alican Bayar kimdir? Nasıl geldi buraya?

2011 Kasım açıldı. 2004 yılında üniversite için buraya geldim. Lisansımı endüstri mühendisliği üzerine yaptım. Sonra kısa bir süre Türkiye mecaram oldu. Mühendislik okuduktan sonra Türkiyeden iş teklifi aldığımda altı aylığına Türkiye maceram oldu. Sonra hayallerimin peşinden koşma kararı alıp Amerikaya geri döndüm. Buraya geldikten sonra yüksek lisans yaptım. Yüksek lisansımı Uluslararası ticaret üzerine okurken, bir yandan da restoran yönetimi üzerine sertifika okudum.

Okuma süresi içerisinde planımda bu olduğu için konsept belirleme, yer bakma gibi işin teknik kısımlarıyla uğraştım. Ayrıca okul okurken, bölümün eğitmeni ve başkanı bana çok yardımcı oldu sağ olsun. Her şeyi beraber yaptık onunla. 

- Kimdir o isim? Paylaşabilir misiniz?

Janet Lavder. Burda şuanda profesyonel olarak olarak danışmanlık hizmeti veriyor. Hem de UCLA’da bu bölümün eğitmeni. Başından beri sağ olsun bana destek verdi.

Untitled-8

- Bilmeyenler için restoranınız tam olarak nerede?

Restoranımız Beverly Hills’te. Burası 3. Cadde. Cafeleri restorantları butikleri çok meşhur. Biraz Nişantaşı'na benziyor. Bir Los Angeles’te hep güzel olduğu için dışarda yemek kültürü çok yaygın. Aslında bulunduğumuz yere Nişantası gibi dedim ama aslında kahvaltı ve öğle yemeği yani gündüzlerinin yoğun olduğu bir yer. Aslında Rumelihisarı’nı da anımsatıyor. Los Angelas'ın yaşam hızı biraz daha yavaş New York'a göre insanlar biraz daha huzurlu. Masa başı işinden ziyade biraz daha freelans insanlar bulunuyor.

- Amerikayla ilgili algı insanların obez olduğu yönünde?

Los Angeles öyle değil. Burası diğer yerlere göre çok farklı. Burda hem hava şartlarının iyi olmasından ötürü hem de Hollywood etkisi var burada. Sahne sanatlarıyla ilgilenen bir çok insan olduğu için onlar da kendilerine dikkat ediyorlar. Bir de burada açılan mekanların daha sağlıklı ürün servis etme çabasından da kaynaklanıyor. Bir çok kültür var burada. Her gelen kültür kendi etkisini de getiriyor. Kültürler de daha sağlıklı ve öncü yaptı burayı. Hollywood etkisi dolayısıyla kültür farkını çok fazla yaşatıyor burada. Sağ olsun bizim de ekran yüzlerinden çok müşterimiz var. 

Untitled-71

- Kimler var ünlülerden mesela? 

Buraya gelen ünlüler bizi es geçmiyor. Türklerden Çağatay Ulusoy, Yılmaz Erdoğan, Şahan, Büşra Pekin geldi. Sibel Kekili geldi geçenlerde. Mahsun abi burada, Mahsun Kırmızıgül. Dört beş ay burda yaşıcakmış. Hepsiyle ahbap olduk. Dışarıda da görüşüyoruz kendileriyle.

- Aileniz de burada galiba. Destek oluyorlar size. 

Ailem çok destek oluyor. Özellikle annem. Konsept isimden de belli olduğu üzere çok destek oldu. O A’dan Z’ye tüm konseptin yaratılmasında ve işleyişin oturtulmasında bana çok yardımcı oldu. Ben burayı açtığımda 25 yaşındaydım, ilk defa kendi işimi yapıyordum annem daha tecrübeliydi.

- Onların bu konuda geçmişleri de var galiba?

Annemin Koç üniversitesinde cafe işletmişliği de var. İşletme konusunda da bana çok şey kattı. Ben okulda öğrendiklerimi de kattım, annem tecrübesini ekledi. Güçlerimizi birleştirdik. Babam da finans kısmında bize destek oldu sağ olsun.

- Bildiğim kadarıyla çok önemli bir bankamızda yöneticiydi babanız.

Evet bir özel bankanın üst düzey yöneticiydi. Daha yeni emekli oldu. Sağolsun beni hem finans hem de mental açıdan çok destekledi. İlk altı ay zorluklardan geçe geçe, artık kitlemizi yaratmaya başladık. Şimdi ayakları üzerinde duran, keyfini çıkardığımız bir yere dönüştü ama ilk açıldığımızda tabii ki işin her ucundan tuttuk. Annem bulaşığı yıkadı, ben yerleri temizledim. Servisine kadar yapıyorduk. Ama onları öğrenmeden de, temel sağlam olmadan olmuyor.

Untitled-7

- Ben geldiğimden beri tüm Türk restoranlarını gezdim. Bizim damak tadımıza en uygun yerlerden biri burası?

İçeriden de dikkat etmişsinizdir. Hem dekorasyon olsun, mobilyası olsun, burasını çok daha şatafatlı yapabilirdik. Ben burasını hep bir ‘anne evi2 gibi yansıtmak istedim. Biz hepimiz burda yabancıyız, hepimiz burada anne özlemi çekiyoruz. En büyük özlemimiz bu. Ülkemizi özlüyoruz, yemekleri özlüyoruz, ama en büyük özlemimiz anne özlemi.

- Biz de geldiğimiz güden beri dediğiniz bu duyguları yaşıyoruz. Ve anneniz dünden beri bizimle burada anne gibi ilgileniyor. Moral verdi, destek verdi, böyle bir konsepti de var.

Bu konseptin tutmasında, elbette yemeğimizin damak tadına uyması da çok önemli ama insan ilişkisinin de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Buraya gelen herkes, ünlüsü ünsüzü, öğrencisi iş adamı herkes buraya huzurla geldi ve huzurla ayrıldı. Bunu yurt dışında özellikle etnik mekanlarda tutturmak bence en önemlisi. Böyle mekanların tutmama gibi şansı yok. Bu hissiyatı yaratan mekanların önleri çok açık oluyor. Özellikle yurt dışında. Ben burada okurken bu açığın farkına vardım. Ben burasını açarken Los Angeles’ta Türk restoranı yoktu.

İnsanlar soruyor niye kebapçı yapmadın burayı diye. Kebapçı da yapabilirdim ama kebapçının o hissiyatı vermesi çok zordu. İnsanların sosylaleşme yeri olsun. Gündüz gelip birbirleriyle interaksiyona geçebileceği yer olsun istedim. Biraz daha sosyal ev olsun istedim. O yüzden o açıklığı gördüm. Burada okurken arkadaşlarımla huzurla gidip oturabileceğimiz mekan yoktu. Amerikan kahvaltı mekanları yok muydu, vardı ama yarım saat sonra yemeğimiz bitmeden hesap masaya geliyordu.

- Burada öyle de bir kültür var. ‘Yediniz madem artık gidin’ durumu söz konusu Amerikan restoranlarında

Aynen. Ben bunlara çok uyuz oluyordum. Benim bu açığı doldurmam gerekir önce diye düşündüm. Doğru karar verdik ve doğru ilerledik konsept olarak da.

- Biraz da bu yüzden yabancı ünlülerden de müdavimleriniz var galiba. 

Yabnacı gelenlerde var. Lindsay Lohan geldi. Leonard Cohen çok sık gelir. Aile dostu olduk artık. Geçen gün asistanı söyledi. Dünya turnesi yaparken uçakta ‘İnşallah Los Angelas’a dönünce bir an önce gideriz. En çok Mama’s özledim’ demiş. Çünkü karnıyarığı ok seviyor. Türk kahvesini çok içiyor. Yaşına bizim hürmet etmemiz gerekirken o bizimle tokalaşırken önünü ilikler. Gerçek bir centilmen. Bana çok örnek de oldu. 

Sadece o da değil. Bir sürü dizi film starlarıyla karşılaşıyorsunuz. Bazen gelen kişiyi tanımıyoruz. Etraftakilerin tepkisinden ünlü biri olduğunu anlıyoruz. Bu mecra o kadar büyüdü ki, buralarda tanıdık birisini görmek çok yaygın.

Untitled-9

- Burası ilk yatırım. Hobi olarak mı kalacak, devamı var mı?

Burasını 4 senedir işletiyorum. Ama 7 ay öncesi bir ortaklık yaptım. Haftanın 7 günü sabah aç akşam kapat biraz zor oluyor. Burası kendi kendine yürüyebilecek konuma gelmiş olmasına rağmen kendime zaman ayırmam gerekiyordu. Gözümü kapatıp Türkiye’ye gidenilmem lazım. Anneannem vefat ettiğinde bile Türkiye’ye gidememiştim. O bana duygusal olarak zor zamanlar yaşattı. Bu arada denk geldi. Jerfi Fıratlı ile anlaşıp ortaklığa gittik. İl gün ortak olur muyuz diye konuşurken üçüncü gün artık ağabey-kardeş gibi olmuştuk. İnşallah böyle de devam eder. Bana destek olduğu için çok teşekkür ederim. Şimdi hem Mama’s’ı birlikte işletiyoruz hem de başka bir dükkan konseptimiz daha var. Onu da 2 ay içinde açıyoruz.

- Nedir o? İpucu verebilir misiniz?

Bence dünyanın en lezzetli fast fooduna biz ülke olarak sahibiz

-Döner... 

Evet döner. Ben buna pideyi de ekleyebilirim. Ama döner iyi yapılınca dünyanın hiç bir yerinde tutmama şansı yok. Ama iyi pişirilmesi gerekiyor. Los Angeles’ta ben henüz iyi döner yapan yer görmedim.

- Döner diye yaptıkları da gerçek döner değil sanırım. Bu shawarma (şavarma) dediklerinden 

Aslında şavarma dedikleri de arapça ‘çevirme’ kelimesinden geliyor. Ama onların yöntemi ve kullandığı baharatla bizim dönerin alakası yok. Belki nefsimizi köreltir ama Türkiye’deki döner tadını alamıyoruz.

- Siz Türkiye’deki dönerin aynısını yapacaksınız o zaman?

Biz kısmetse aynısını istiyoruz. Ustamız Türkiye’den geliyor. Türkiye’deki çok önemli bir mekandan yılların tecrübeli şeflerinden biri, isim vermiyim, Şubat’ta geliyor. Kendisiyle önce biraz deneme yapacağız. Değişik marinasyon çeşitleri deneyeceğiz. Ortak lezzet yakalamamız lazım. Tabii ki Türk kıvamına yakın tutarak. 5 çeşit yapabiliyorum dedi. Hepsini deneyip, değişik ırklardan oluşan bir gruba denetim, yeni mekanda bunu uygulayacağız. 

- Ne zaman açılıyor yeni mekan?

Şubat sonu gibi hedef koyduk. Ama burası Türkiye gibi değil. Yani şimdiki gibi değil. 8 aydır izinlerle uğraşıyoruz. Herhalde en geç 2-2,5 ay gibi açılır. 

- Tek şube mi zincir mi olacak?

Bizim şu anda tek konsantrasyonumuz, bu konseptten her sene 2020’ye kadar bir tane açmak. 2020’ye kadar 5 şube olmak derdindeyiz. Los Angeles civarında büyüyüp daha sonra üretimi dışarı alıp başka restoranlara da döner vermek, süpermarketlere pişmiş döner sunmak hedefindeyiz. 2016 yılında bir tane daha böyle bir şey daha açmak istiyoruz.

Los Angeles'taki Türklerin durumu nedir?

2004-2009 arası bir avuç insandık. Yeni biri gelince olay olurdu, herkes tanışırdı. 2011 de THY direkt uçuş başlattı buraya. THY uçuş koyunca burada patlama yaşandı. Tanımadığımız o kadar çok insan oldu ki Los Angeles'ta .İnanılmaz bir patlama var. Hem ekonomok hem iş imkanları olarak ABD’nin ikinci büyük şehri. Ama çok hareketli yer değil, huzur dolu. Hem Hollywood’a yakın bir yer. Neden insanlar gelmesin. Eskiden gelmek zordu. Ama artık iyice kolaylaştı.

- Los Angeles hakkında ve buraya yatırım yapmak isteyenler için ne tür tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Burayı gelip görmeden buranın insanlarını sentezlemeden hayalperest bir şekilde yatırım yapmaya kalkışmamalarını öneririm. Benim en büyük şansım, buranın insanını az çok tanımam ve buradaki açığı da bilmemdi. Ben burada gündüz iş yapacak bir yer hayaliyle çıktım ve başarıya ulaştığımı düşünüyorum.

Buraya gelip burdaki insanlarla tanışıp alışmadan kalkışmasınlar. Ellerindeki parayı da çarçur etmesinler. En azından turist olarak gelip, gözlesinler isterim.  

Amerikanın tek duymak istediği şey ne kadar istihdam sağlayacaksın, ne kadar vergi vereceksin ve Amerikaya ne katacaksın? Bunlara onları tatmin eden cevaplar verirsiniz ABD’nin sizi burada tutmamak gibi bir derdi yok. 

- Duvarda el izleri görüyorum?

Duvarlarımız beyazdı. Elimizden geldiğince beyaz tuttuk duvarları. Ünlüler de gelecekti buraya, ama buraya fotoğraf koyup insanları boğmak istemedim. Daha kişisel birşeyleri bıraksınlar istedim. Dükkana ait olsunlar istedim. Hollywood bulvarında geleneksel bir durum el ayak izi bırakmak. Kendi mekanları gibi hissetsinler istedim. Önce ünlüler el izi bırakıyordu. Sonra müşterilerimizde de el izi bırakma olayına gittik.

- Kimlerin el izi var?

Leonard Cohen, Yılmaz erdoğan, Çağatay, Serdar Bilgili, Cem Yılmaz, Sibel Kekili, Büşra Pekin, Ömer Faruk Sorak, Hidayet Türkoğlu, tayfur havuççu, mehmet okur. Şimdi ismini unuttuklarımız olursa ayıp olacak onlara da. Hem güzel dekorasyon, hem de insanların kendine ait hissettikleri yer oldu. 

- Bir de kişisel bir hobiniz var. galiba o da işe dönüşecek.

Evet. Ben endüstri mühendisim. Okulda üç boyut tasarım en sevdiğim dersti. Sonra işletme kendi ayakları üzerinde durmaya başlayınca kendime ayıracak zamanım da oldu. Tasarım geçmişimden ötürü saat çizmeye başladım. Zaman geçirmek için çizdiğim tasarımları İsviçre’ye gönderdim. Sonra baktım çok beğenilmeye başladı. Çok cesaret verdi bu bana. Nispeten diğerlerine göre fiyatı uygun tutarak, mekanik, evladiyelik, İsviçe kalitesinde saatler yaratmak istiyorum. Bakalım hayat gelecekte ne gösterir. 

- Marka için bir isim var mı?

Büyük ihtimalle kendi ismim olacak. Genelde saatler yaratıcısının kendi ismi oluyor. O işin biraz pazarlamasıyla alakalı. Bakalım…

Söyleşi: Gökhan İlikhan

,

Yorum Yaz

Yorumlar

Tekin Acar 2017.03.31 16:10

tebrik ederim. Allah kazançınıza da bereket versin. Bir TÜRK olarak gurur duydum. Benim de oğlum Los angeles de oyunculuk okulunda okuyor. ALİCAN ACAR tanışmak isterseniz telefonunu verebilirim. Türkiyeden selamlar