Menü İcon

Kürşat Başar'ın muhteşem ikilisi Zeynep Talu ve Ferhat Göçer

Kürşat Başar bu güne kadar alıştığımız yazar kimliğinden uzaklaşmış bir şekilde karşımıza çıkıyor. Elinde saksafonu ve caz müzisyeni kimliğiyle duran bir Kürşat Başar var karşımızda. Yanında ise en büyük destekçileri Zeynep Talu ve Ferhat Göçer...

Röportaj Gazetesi

Kürşat Başar'ın muhteşem ikilisi Zeynep Talu ve Ferhat Göçer

Caz serüvenine ikinci albümü ‘Kaldığımız Yerden’ ile devam eden Başar’ın albümünün prodüktörlüğünü Zeynep Talu üstlenmiş. Elbette yine ünlü seslerden çok güzel şarkılar dinleyeceksiniz.

Bir yazar, röportaj için bazen riskli bir seçim olabilir, çünkü siz yepyeni bir şeylerin peşindeyken o yazıyla kurduğu organik bağı sohbet ortamında kuramayabilir.

Siz kendinizi ifade etmekte zorlanırken sessizlik uzar gider ama öyle durumlar da vardır ki tam tersi olur. Sohbet sohbeti açar, ilk andaki çekinceler dakikalar geçtikçe yerini dost sıcaklığında sohbetlere bırakır. Müzikten edebiyata, edebiyattan siyasete uzanır gidersiniz sakin sakin. Kürşat Başar’la bir akşamüzeri, Bebek Koyu’na bakan bir balkonda üzerimize güneş düşerken işte böyle hem çok hoş fotoğraflar çektik hem de yeni albümünden bahsettik.

80’li yıllarda başlayan kariyerinde sadece kitaplarıyla değil, hem yazılı hem de görsel basının çeşitli dallarında adından söz ettiren, köşe yazılarıyla, radyo ve televizyon programlarıyla her zaman farklı bir şeylerin peşinde koşan Kürşat Başar, yazar kimliğinin yanında artık caz müzisyenliğiyle de haklı bir üne sahip. Caz tutkunları hatırlayacaktır, birkaç yıl önce Kürşat Başar Dörtlüsü, o zamanki adıyla Pera Palace Hotel’in Orient Bar’ında ‘Pera’da Zaman’ konserleriyle soğuk kış gecelerinin keyifli akşamlarına imza atmıştı. O dönem ilk kez saksafonuyla bir caz topluluğunda çalan Başar, ilk albümü ‘Keşke Burada Olsaydın’la müziğin kendisi için sıradan bir hobinin ötesine geçtiğinin sinyallerini vermiş, ilk albümünde Sezen Aksu, İlhan Şeşen, Yaşar, Erol Evgin, Levent Yüksel ve Zeynep Talu gibi isimlerle çalışmıştı. Kürşat Başar, kısa süre önce piyasaya çıkan ikinci albümü ‘Kaldığımız Yerden’ ile müzik tutkunlarına keyifli bir bahar sürprizi yaptı. Yeni albümde bu kez Ferhat Göçer, Candan Erçetin, Nükhet Duru, Soner Olgun, Nezih Ünen, Ragıp Savaş, Zeynep Talu, Ayşen, Jale, Elcil Gürel Göçtü gibi ünlü isimler var. Albüm, Kürşat Başar’ın yeni bestesi ‘Kaldığımız Yerden’ ile birlikte Leonard Cohen, Orhan Gencebay, Zülfü Livaneli, Deep Purple’ın efsane ismi Jon Lord gibi ünlü müzisyenlerin yeni ve klasikleşmiş bestelerinden oluşuyor.

Caz müziğiyle ilk kez ilgilendiğiniz günlere dönelim. Müziğe meraklı bir çocuk muydunuz, nasıl başladı müzik serüveni?

Evet, müziğe epey meraklı bir çocuktum. Tabii ilk dinlediğim plaklar evde babamın aldıklarıydı. Nat King Cole, Frank Sinatra ve Türk sanat müziği plakları… Ortaokula başladığım yıl piyano derslerine de başladım. Daha sonra rock müzik ilgimi çektiği için davula geçtim.

Gençlik yıllarımızda biraz da çevremizdeki insanların hatta idealize ettiğimiz kişilerin müzik zevklerinden etkilenip onların teşvikiyle gelişir müzik zevkimiz. Sizin de böyle bir ilişkiniz var mı caza ilişkin?

15 yaşlarındayken cazla tanışmam dramatik bir değişiklikti. Bir arkadaşımın babasından kalan plakları bana vermesiyle, 50’li yılların efsane isimlerini ilk kez dinleme şansını buldum ve çok etkilendim. Ailem daha çok klasik caz diyebileceğim müzikleri ve Türk sanat müziğini severdi. Müzik zevkim biraz da rastlantılarla gelişti.

indir_6

Gazetecilik, yöneticilik, yazarlık, radyo programcılığı, TV programları derken iş hayatınız hep koşuşturmayla geçti. Müzik ne zaman hobi olmaktan çıkıp sizin için kanlı canlı bir amaca dönüştü?

Bütün bu yıllar içinde söylediğiniz gibi pek çok şeyle uğraşırken müzik bir hobi gibi kenarda kaldı. Ya kendi kendime ya da nadiren arkadaşlarla buluşup bir şeyler çaldık. Gazeteciliğe ve TV programlarına ara verince, sanıyorum 2012 yılında, bir topluluk olarak çalmaya başladık. Önce piyanist Tuluğ Tırpan’la, ardından da Burçin Büke’yle…

Teknik olarak kendinizi geliştirmek için neler yapıyorsunuz? Beraber çalıştığınız müzisyenlerle hangi açılardan birbirinizi besliyorsunuz ya da zorlandığınız noktalar var mı?

Kendi başıma çalışmamın dışında Burçin Büke’yle piyano başında çalışmalarımız var. Bir de tabii orkestrayla birlikte yaptığımız provalar. Orkestra olarak gerçekten de çok iyi bir uyumumuz var. Öncelikle hepsi benim arkadaşım. Hem onlardan bir şeyler öğreniyorum hem de aynı zamanda eğleniyoruz. Çoğu zaman provalar bir planla başlayıp bambaşka bir yere doğru gidiyor. O anda aklımıza gelen şeyleri de çalıp deniyoruz.

Bu kez yazar olarak değil, elinde saksafonu ve caz müzisyeni kimliğiyle duran bir Kürşat Başar var karşımızda.

Arşivinizde mutlaka yer alan sanatçılar ve gruplar kimler?

Ben her tür müzik dinlerim ama özellikle yazarken veya evde otururken caz dinliyorum. Keith Jarrett, Miles Davis, John Coltrane, Bill Evans, Charlie Haden gibi isimler her zaman arşivimde.

Bugüne kadar yaptığınız işler arasında kendinizi en iyi ifade ettiğinizi düşündüğünüz işler hangileri?

Bir yazar olarak kendimi en iyi şekilde ifade ettiğimi düşünüyorum. Tabii köşe yazıları veya televizyon programları biraz daha farklı. Müzikte de aslında bazen arkadaşlarımın söylediği gibi yine kendi cümlelerimi çalıyorum.

İlk albüme ismini veren ‘Keşke Burada Olsaydım’ sizin bestenizdi. Müzikle uğraşan insan beste yapmaktan kendini alamaz, başka besteleriniz de var mı?

Bu albüme ismini veren ve sevgili Nükhet Duru’nun seslendirdiği ‘Kaldığımız Yerden’ de yine benim bestem. Bunun dışında da farklı tarzda beste çalışmalarım var.

Peki aşk? Kitaplarınızda olduğu gibi yoğun mu hayatınızda? Kürşat Başar aşkı nasıl yaşar, aşık olunca hayatı nasıl algılar?

Galiba aşk olmadan yaşadığım bir dönem olmadı hayatımda. Beni sabah uyandığımda heyecanlandıran şeyler olmadan mutlu olmuyorum. Aşk aynı zamanda yazmakla, çalmakla, farklı şeyler üretmekle gelişiyor bence. 

Önümüzdeki günlerde anılarınızdan oluşan bir kitap projesi üzerinde çalıştığınızı söylediniz, biraz ipucu verir misiniz?

Birkaç ay içerisinde yayınlanacak olan kitabım, yazdığım romanlar ve o sırada yaşadıklarım üzerine bir anı kitabı. Yaratma süreci üzerine bana sorulan pek çok soruya cevap veren bir kitap oldu sanıyorum.

‘Kürşat Başar’la’ programı konseptiyle Türkiye için bir ilkti. TV dünyasından tamamen koptunuz mu yoksa yeni projeler var mı?

Televizyon programı yapmaya çok genç yaşta tek kanallı dönemde başladım. Yüzlerce program yaptım. ‘Kürşat Başar’la’ adlı program beş yıldan fazla farklı kanallarda devam etti. Elbette yeni şeyler var kafamda. Yeni teklifler de var. Keyif aldığım, bir şeye yarayacağına inandığım bir şey olursa elbette devam edeceğim.

ZEYNEP TALU

indir_5

“MELİH BENİM İLKOKULUM GARO İSE ÜNİVERSİTEMDİR”

‘Kaldığımız Yerden’ albümünün prodüktörü Zeynep Talu, albümün hazırlıklarının yaklaşık bir yıl sürdüğünü söylüyor.

Yaklaşık 800 yayınlanmış şarkı sözünüz var. Sizce söz yazarlığı gibi önemli bir meseleye gereken önem veriliyor mu, geçmişle bugünü karşılaştırdığınızda nasıl farklar görüyorsunuz?

Bir şarkı sözünün gerçekten o şarkının sevilmesinde büyük payı var. Geçmişte çok az sayıda şarkı sözü yazarı varken günümüzde farklı tarzlarda söz yazan birçok sanatçı var. Ben bu çeşitliliği yararlı buluyorum. Farklı söylemler müzik için her zaman zenginlik demek. Her dönemde çok iyileri olduğu gibi tabii ki kötüler de var ama dinleyici kendine yakın bulduğu sözleri dinler ve seçici davranır.

Bu albümün prodüktörlüğünü üstleniyorsunuz. Bu proje nasıl doğdu?

Kürşat Başar’la dört yıl önce müzikal üzerinde çalışırken bana sevdiği şarkılardan oluşan bir albüm yapmak istediğini söyledi. Ne yaparız, nasıl yaparız diye konuşurken zaman içinde albüm repertuvarı ve şarkıcı isimleri de ortaya çıkmaya başladı. Esen Müzik bu albümün yapımcısı olmayı teklif ettiğinde benim de albümün prodüktörü olmamı istediler. Ben de memnuniyetle kabul ettim.

Müzik hayatınızdaki en önemli isim kim?

Aslında iki önemli isim var; Melih Kibar ve Garo Mafyan. Melih benim ilkokulum, Garo ise üniversitemdir.

FERHAT GÖÇER

indir_4

“ŞARKININ SAMİMİYETİ ÇOK ÖNEMLİ”

Albümde ‘Sana Söz Verdim’ parçasını seslendiren Ferhat Göçer; ses getiren şarkıların sırrının melodi gücü, edebiyat gücü ve melodinin uyumu olduğunu söylüyor.

Bu projeye nasıl dahil oldunuz? Hangi şarkıyı seslendiriyorsunuz?

Bu projeye Zeynep Talu ve Kürşat Başar’ın teklifiyle dahil oldum. Aslında Leonard Cohen’e ait bu şarkıyı keşfettiğimde Zeynep Talu’ya gönderdim ve şarkıya söz yazmasını istedim ancak söz yazdıktan hemen sonra izin alamadığım için kendi albümüme koyma şansım olmadı. Bu şarkıyı Zeynep Talu, Kürşat Başar’ın albümünde okumamı teklif edince ben de heyecanla kabul ettim.

Şarkı seçerken kriterleriniz neler?

Önce melodi gücüne, ikincisi sözün edebiyat gücüne, üçüncü olarak da melodinin uyumuna bakıyorum. Bu üç kriter iyi ise zaten şarkı mutlaka ses getirir. Bir de şarkının samimiyeti çok önemli.

Alessandro Safina, Emma Shaplin ve Michael Bolton dahil birçok ünlü isimle konserler verdiniz. Bu sanatçılar arasında hangisi sizde unutulmaz anılar yarattı?

Tabii ki Alessandro Safina ve Michael Bolton bunların içerisinde beni etkileyen iki isim oldu. Her ikisi de müziğe ve seslerine oldukça hakim, ödüllü sanatçılardı. Sahne hakimiyetlerinden ve tecrübelerinden çok şey öğrendim.

Hangi sanatçıyla mutlaka düet yapmak istersiniz?

Mümkün olabilseydi Pavarotti, Frank Sinatra ve Zeki Müren’le aynı sahneyi paylaşmak isterdim ama ne yazık ki imkansız.

Söyleşi: Gülru İncu

,

Yorum Yaz