Menü İcon

Kathleen Turner: Başarısız olmayı göze alamazsanız başarıyı bulamazsınız

Şaka değil, karşımızdaki kadın iki Altın Küre, iki Tony ödüllü, Oscar’a aday olmuş bir yıldız.

Röportaj Gazetesi

Kathleen Turner: Başarısız olmayı göze alamazsanız başarıyı bulamazsınız

Hastalığının ardından aldığı kilolar ve alkol sorunu nedeniyle şimdi siyahlar içinde dolaşsa da, sinema tarihinin en seksi rolü kabul edilen ‘Vücut Isısı’nın unutulmaz Matty Waker karakteri. “Başarısız olmayı göze alamazsanız başarıyı bulamazsınız” diyen Kathleen Turner’la Antalya’da bir araya geldik ve sohbet ettik…

‘PrIzzI’lerin Onuru’, ‘Tutku Suçları’ ve ‘Güllerin Savaşı’ndaki vamp rollerini düşününce, her ne kadar çelişki gibi dursa da Kathleen Turner tam bir eylemci, sert bir feminist. Amerika’nın kadın cinselliği konusunda ikiyüzlü olduğunu söyleyen sanatçı, Antalya Film Festivali’nde ‘Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ aldı. Turner’la buluştuğumuzda ödülünden hayata bakışına pek çok konu konuştuk…

ERKEKLERİN KORKUSU

Sinemayı soracağım ama bir o kadar da sosyal eylemci tarafınızı konuşmak isterim…

Doğru, ben bir aktivistim ve bu benim için en az oyuncu olmak kadar önemli. Üç alanda çalışıyorum. Biri, ‘Amerikan Hayat Tarzı İçin İnsanlar’; bu oluşum Anayasa’nın birinci maddesini korumak ve inanç özgürlüklerine sahip çıkmak için bir araya geldi. İkincisi 27 yıldır başkanlığını yaptığım ‘Planlı Ebeveynlik Derneği’. Bu dernek çatısı altında her yerde kendini finanse eden klinikler açıyoruz. Çünkü biz her çocuğun istenen çocuk olması gerektiğine inanıyoruz. Amerika’daki dindar hareket kadınların bedenleri üzerindeki karar hakkı olan kürtajı engellemeye çalışıyor. Bizim derneğimiz işte bu hakkı korumak için yola çıkmış tek organizasyon. Üçüncüsü ise New York’ta yaşlılar için kurulmuş bir dernek. 18 bin yaşlıya düzenli olarak yemek sağlıyoruz.

Bu anlattıklarınız inanılmaz! Herkes yıldız oyuncuların sadece şöhret odaklı yaşadığını zanneder.

Babam bir diplomattı ve ben de kordiplomatik bir kültürle büyüdüm. Erkek ve kız kardeşlerimle bana işimizin bir parçasının topluma hizmet etmek olduğu bilinci verildi.

Seçtiğiniz alanların tümü kadın meseleleriyle ilgili.

Sinema ve medyada bir yandan kadın cinselliğinin sömürülmesi var, öte yandan kadın yönetmenlerin, kadın oyuncuların bu konuda kendilerine otosansür uygulaması. Bugün kadınların sinemadaki temsili ‘doğal olmayanın gösterildiği’ yapay bir sınıra dayandı. Bu kadın imajı büyük de bir çelişki aslında. Bence bunun tek sebebi kadınların erkekler karşısında her geçen gün biraz daha güç kazanması. Amerika’da kadın nüfusunun yüzde 58’i üniversite mezunu ve çoğu  ev geçindiriyor. Erkekler işte bundan korkuyor!

HER PROJEYİ KENDİM OKURUM

Görüyorum ki çok zor birisiniz. Bu durum kariyerinizi nasıl etkiledi?

Zor mu! Erkek olsam ‘kararlı’ diyecektiniz. Kariyerimi tabii ki çok etkiledi bu özelliğim. Yaptığım her şeyi seçerek yaptım ve istemediğim hiçbir şeyi de yapmadım. Menajerim ve ekibim bilir ki her projeyi kendim okumak isterim ve hiç kimse benim adıma hiçbir karar veremez. Bununla da gurur duyuyorum çünkü filmografimdeki tüm seçimlerin çok doğru olduğuna inanıyorum. Bazı projeleri de reddettim. Çünkü ben iyi filme inanıyorum ve kaliteli filmler yapmak istiyorum; sadece bir Oscar adaylığı değil!

Kral Lear’i oynamak istiyorum

Çok önemli yönetmenlerle çalıştınız; Coppola, John Waters, Ken Russell, Zemeckis gibi..

Size bir Ken Russell hikayesi anlatayım. Bir kitap yazdım. Sinema hatıralarım üzerine. Yazdıklarımın  hepsi doğru, hiç dedikodu yok! Ken bana bir telefon açtı, sabahın yedisinde dedi ki: “Benim için sürekli içiyordu yazmışsın. Haklısın ama bak sana son projemi anlatayım. ‘Alis Harikalar Diyarı’nda’yı çekmek istiyorum. Bambaşka bir vizyonla. Sen Kupa Kraliçesi olacaksın ve diğer tüm maiyetin çırılçıplak olacak!” Ken ne yazık ki öldü sonra. John Waters’ı da çok severim. Ben onunla çalışmak istediğimde bana “Aman sakın ha! sen A sınıfı bir oyuncusun, o B sınıfı bir yönetmen” dediler. Ben hiç takılmam böyle şeylere…

Bu aralar ne yapıyorsunuz?

Tiyatro yönetmenliği yapıyorum. Oyunculuk dersleri veriyorum. Kendimi gövdesi ve kökleri çok sağlam bir ağaç gibi hissediyorum. Şimdi artık belki bir film de yönetirim.

Film çekmek konusunda bir hayaliniz var mı?

Evet. Kral Lear’ı sahnelemek ve oynamak istiyorum. Bir erkek karakter. En büyük hayalim bu.

Hayat adil değil

Tam kariyerinizin zirvesinde çok zor bir hastalık olan romatoit artirit geçirdiniz. Nasıl başa çıktınız?

Çok zordu. Tekerlekli sandalyeye bağlı yaşayacaksın dediklerinde bunu kesinlikle reddettim. O tarihlerde bu hastalık için kullanılan ilaçlar bağışıklık sistemini tamamen yıkan türdendi. Kemoterapi gördüm, yan etkisi çok büyük kortizonlu ilaçlar kullandım

New York Post’ta yayınlanan ve ayakta zor durduğum bir fotoğraf hatırlıyorum. O dönem öylesine çabalıyordum ki bir adım atabilmek için. Elim bir kapıda, kocaman bir beden. Altında şu yazıyordu: ‘O bir ayyaş!’ Bunun ne kadar acı verdiğini bilemezsiniz! Allahtan o yıllarda ayyaşlara iş vardı sinemada ama anlaşılmaz hastalıkları olanlara iş yoktu. Hayat adil değil…

Söyleşi: Özlem Gürses

Kathleen Turner: Başarısız olmayı göze alamazsanız başarıyı bulamazsınız, Kathleen Turner: Başarısız olmayı göze alamazsanız başarıyı bulamazsınız

Yorum Yaz