Menü İcon

Jürgen Klopp: ''Patron sizi bekliyor!''

Jürgen Klopp, meşhur “gegenpressing”ini Liverpool’da teknik direktörlük becerelerini sergilemeye başladı. Peki Kırmızılar’ı özlenen günlerine döndürmeyi başarabilecek mi? Jürgen Klopp sezon değerlendirmesinde bulundu.

Röportaj Gazetesi

Jürgen Klopp: ''Patron sizi bekliyor!''

Jürgen Klopp çok eğlenceli biri. 20 Aralık günü Watford deplasmanında aldıkları 3-0’lık yenilgi sonrası eve dönerlerken Liverpool’lu oyuncular da bunu en iyi şekilde anlamıştı. Takımdaki herkes akşamki Noel partisini iptal edeceğini düşünüyor, hatta çoğu böyle olmasını umut ediyordu. Hiç kimsenin keyfi yerinde değildi.

Ne var ki Klopp, partinin iptal edilmemesi konusunda ısrarcıydı. Dahası, her oyuncuya katılımın zorunlu olduğunu bildiren bir mesaj bile yolladı. Oyuncular ve teknik ekip, eşleriyle birlikte o akşam Formby Hall adlı otele geldiğinde herkesin yüzünde burada olmak yerine evde kalmayı tercih edeceklerini belirten bir yüz ifadesi vardı. Derken Klopp mikrofonu eline aldı. “Hepimiz hayal kırıklığına uğradık ama maç artık geride kaldı” diyordu Alman çalıştırıcı. “Şu an önceliğimiz bu parti. Ne yapacağınız umurumda değil, yeter ki partiyi benden önce terk etmeyin! Her şeyi takım halinde yapmamızı istiyorum ve bu da bu akşam parti yapacağız anlamına geliyor.”

Öyle de yaptılar… Herkes Klopp’un partiye nasıl renk kattığını, özellikle dans pistindeki kıvrak hareketleriyle birçoklarını sahneye çıkma konusunda teşvik ettiğini söylüyordu. Bulaşıcı gülümsemesi, gece boyunca bir an bile yüzünden eksik olmadı. Saatler ilerliyor ancak hiç kimse bunu umursamıyordu. Watford mağlubiyeti, artık ne oyuncuların, ne de teknik ekibin aklındaydı! 

609162884-1024x743

Manchester United’ın Noel partisi, birkaç gün önce oyuncuların isteğiyle iptal edilmişti. Şampiyonlar Ligi’nden elendikten sonra hiç kimse eğlenmek istemiyordu. Ligde alınan Bournemouth, Norwich City ve Stoke City mağlubiyetleri de moralleri adeta yerle bir etmişti.

Daha önce Harry Redknapp ve Alan Pardew gibi birçok Premier Lig menajeri de Noel partilerini iptal etmişti ama Klopp, İngiltere’ye geleli sadece iki ay olmasına rağmen farklı bir yol tercih etti. Parti, özellikle de aldıkları yenilgi sonrası morallerini düzelmesi için çok daha büyük önem taşıyordu.

Liverpool’lu oyuncular Klopp’u yeterince tanısaydı bu hareketine kesinlikle şaşırmazlardı. O olaydan yaklaşık bir sene önce aynı şeyi Dortmund’da çalışırken de yapmıştı. Kariyerinin en kötü döneminde, düşme hattının sadece 1 puan üstündeyken, devre arasına moralleri taban yapmış bir takımla girmek istemiyordu ve bu doğrultuda oyuncularına şu mesajı yolladı:“Sakın bunun bir seçenek olduğunu zannetmeyin. İstisna yok, herkes gelecek!”

Klopp, hayatının hiçbir alanında etrafında surat asan insanlar görmek istemiyordu. Çalıştırdığı her takımın birlikte hareket etmesi, birlikte kazanması, birlikte yenilmesi ve tabii ki birlikte parti yapması onun için çok önemliydi. “Birlikte hareket edip, bu yolda birlikte yürürsek Liverpool’u parlak bir gelecek bekliyor” demişti, geçen sezon kaybettikleri Avrupa Ligi finalinin ardından.

Peki Basel’deki finalin ardından düzenlenen partideki atmosfer nasıldı? Tam tahmin edeceğiniz gibi! Herkes suratı bir karış havada gelmiş, birçokları onları nasıl bir transfer döneminin beklediği konusunda karamsarlığa kapılmıştı ama Klopp’un sahneye çıkışıyla çok geçmeden yüzler gülmeye başladı. “2 saat önce kendinizi b.k gibi hissediyordunuz, şimdi sanırım biraz daha iyisiniz. Bu, bizim için sadece bir başlangıç. Bundan sonra daha bir sürü final oynayacağız, kafanıza takmayın!” Bu sözler üzerine bütün oyuncular sahneye çıkıp hocalarının yanına gitti ve birlikte şarkı söylemeye başladılar. İşte Klopp böyle biri. O liderlik eder, oyuncuları da peşine takılır…

Ekran-Resmi-2016-09-27-12.11.19-1024x684

ŞÜPHELERİ ORTADAN KALDIRMAK

9 Ekim 2015’te, yani Liverpool menajeri olarak ilk resmi iş gününde, göreve gelmeden önce takımla ilgili yaptığı gözlemleri ve koyduğu teşhisleri oyuncularına aktardı. “Şu an bütün Liverpool ailesinin morali biraz bozuk, herkes kötümser ve kendinden şüphe ediyor” diyordu Alman menajer. “Stat doluyor ama hiç kimse yaptığı işten keyif almıyor. Herkes geçmişe takılıp kalmış. Kazandığınız maçlardan sonra bile insanlar ‘Ama savunmamız sıkıntılı’ gibi şeyler söylüyor. Artık yeni bir başlangıç yapmalı, bize yönelik şüpheleri ortadan kaldırmalıyız.”

Şüpheler mi? Göreve başladığı ilk günden itibaren Klopp’a güvenmeyen tek bir Liverpool taraftarı bile bulamazsınız! Belki de Anfield tarihinde hiçbir menajere böylesine tapılmamıştır! Gerard Houllier, Rafa Benitez, Kenny Dalglish, Brendan Rodgers… Hepsi çok sevildi ama taraftarın Klopp’la arasında oluşan bağı tarif edebilmek şimdilik mümkün değil!

Tabii Klopp’u bekleyen tek zorluk, camianın moralini yükseltmekle alakalı değildi. Gerçekten de işlevini yitirmiş oyunculardan kurulu bir kadro devralmıştı ve yaz transfer dönemi de kapandığından, üst üste gelen zorlu maçlara elindeki kadroyla çıkmak zorundaydı. Meşhur gegenpressing taktiğini uygulaması için zamana ihtiyacı vardı; zira gerçek hayat, oyunculara “Tam saha pres yapın!” şeklinde komut verdiğiniz bilgisayar oyunlarındaki kadar kolay değildi! Dortmund’da ulaştığı fiziksel kapasite, Ekim 2015’teki Liverpool’da ulaşılması pek de kolay bir seviye gibi durmuyordu. Klopp’a zaman gerekiyordu ama dört kulvarda 63 maça çıktıkları bir sezonda bu istediğini elde edebilmesi mümkün değildi. Avrupa Ligi ve Lig Kupası’nda finale çıktıkları zorlu süreçte her maç takımından 120 kilometre kat etmesini bekleyemezdi.

Ekran-Resmi-2016-09-27-12.11.44-1024x733

Klopp, Liverpool’daki ilk gününden itibaren bir şeylerin “bozulmuş” olduğunu hissetti. Takımların pozitif enerjiyle var olduğuna inanan biri olarak, Anfield’da buna yönelik herhangi bir şey sezmiyordu. Ligde Chelsea’yi 3-1, Manchester City’yi 4-1 ve 3-0, Everton’ı 4-0; Lig Kupası’nda Southampton’ı 6-1; Avrupa’da Manchester United’ı 2-0, Villarreal’i 3-0, Dortmund’u da 4-3 yendiler ama bütün bu zaferlerin ardından Klopp’a saç baş yolduracak yenilgiler geldi.

Kulüp 2010 senesinde Fenway Sports Group tarafından satın alındıktan sonra ilk kez herkes menajerin sorgusuz sualsiz arkasındaydı. Ne var ki Klopp, Almanya dışındaki ilk macerasının çok da olumlu geçtiğini düşünmüyordu. Avrupa Ligi finaline çıkmak, birçok ciddi sorunun hasıraltı edilmesini sağladı ve hatta kupa kazanılsa çok daha fazla sorun görmezden gelinecekti. Klopp ve Liverpool’u uzun bir yaz bekliyordu…

SÜREKLİ KOŞMAK VE SAVAŞMAK!

Liverpool’daki ilk aylarında Klopp’un tatmin olmadığı bir konu varsa kesinlikle antrenman yöntemleriyle alakalıydı! Yıllardır günde çift idman yapmaya alışan Premier Lig oyuncuları, Alman menajerin üç antrenmanlı (sabah bir, öğleden sonra iki ya da daha kötüsü öğlen bir, akşam iki şeklinde) programına uyum sağlamakta zorlandı. Klopp, oyuncuların akşam maçlarına alışması için gece idmanı koyuyordu. Aslında vücudun uyum sağlaması açısından son derece faydalı bir sistemdi ancak klasik programa alışmış oyuncuların buna olumlu tepki vermesi için belli bir zamana ihtiyaç vardı.

Ekran-Resmi-2016-09-27-12.12.13-1024x729

Klopp’un Liverpool’daki ilk antrenmanını Portekizli oyuncu Joao Teixeira defalarca istifra ederek tamamlarken, iki oyuncu da mide spazmı geçirdi! Bazı oyuncular, antrenman dozajının gereğinden fazla olduğunu düşünüyordu. Hollandalı ünlü kondisyoner Raymond Verheijen, son dönemde takımda yaşanan sakatlıkların tek sorumlusu olarak Klopp’u ve göreve gelir gelmez yaptığı aşırı yüklemeleri gösterdi. Hatta bu sezon başında Inter teknik direktörlüğüne getirilen Frank de Boer da Alman menajerin biraz daha yumuşak olması gerektiğini söylemişti.

Klopp sezon öncesi hazırlıkları için takımı ABD’ye götürdüğünde, bunun bir “seyahat” olmadığını ısrarla belirtiyordu. Los Angeles, San Francisco ve St Louis’te maç yapacaklardı ancak o, bunun bir hazırlık kampı olacağının altını kalın kalemle çizdi. Yani bir hayli yoğun ve yorucu geçecekti. Hatta bu kamp için teknik ekibe, bir dönem Bayern Münih’te Louis van Gaal, Jupp Heynckes ve Pep Guardiola’nın yanında çalışan kondisyoner Andreas Kornmayer’i katılmıştı. 

Stanford Üniversitesi’nde yapılan antrenmanlar, takımdaki birçok oyuncuya göre kariyerlerinin en yorucu çalışmalarıydı. Tabii olay sadece fiziksel gelişimden ibaret değildi; zira Klopp, oyuncuların zihinsel olarak da rahatlaması ve sezona en iyi şekilde hazırlanması için elinden geleni yapıyordu.Yardımcıları Zeljko Buvac, Peter Krawietz ve Pepijn Lijnders’i de yanına alarak futbolcularla sürekli taktik konuştu. ABD’ye gitmeden önce Tranmere, Fleetwod, Wigan ve Huddersfield’la oynadıkları hazırlık maçlarını gol yemeden kazanmışlardı ancak esas iş şimdi başlıyordu!

Antrenmanlar dışında gayet rahat bir ortam vardı. Klopp herkesin eğlenmesini ve bu yolculuktan keyif almasını istiyordu. Dışarıdan göründüğü gibi katı, disiplinli, hatta fiziksel anlamda yıpratıcı olmasının yanı sıra, bir o kadar eğlenceli ve rahat biriydi. “Antrenmanlarda bizi hem yoruyor, hem de eğlendiriyor” diyordu, takımın İngiliz oyuncularından Adam Lallana. “Herkesle çok samimi. Bu, birçok oyuncu için çok önemli bir şey. Size böyle davrandığında kendinizi çok iyi hissediyor, onun için her şeyinizi vermek istiyorsunuz. Bu sayede antrenmanlarda ve sahada yüzde 100’ünüzle mücadele ediyorsunuz.”

Mamadou Sakho’nun kamptan gönderilmesinin sebebi de buydu. Fransız stoper; önce San Francisco Havaalanı’ndaki check-in işlemlerine geç kaldı, ardından rehabilitasyon seansını kaçırdı, daha sonra da takım yemeğine geç geldi. “Burada bazı kurallarımız var ve herkes bunlara saygı duymalı” diyordu Klopp. “Biri uymazsa ya da saygısızlık yaparsa bir yaptırım uygulamalıyım.”

Ekran-Resmi-2016-09-27-12.12.24-1024x813

Stanford’daki antrenmanlar genelde Klopp’un meşhur pres taktiği gegenpressing odaklı geçiyordu.Bu, sadece topu rakip sahada kazanmayı değil, kazandıktan sonra en etkili biçimde rakip kaleye gitmeyi hedefleyen bir anlayış çünkü Klopp’a göre rakibin en savunmasız olduğu an, topu kaybettiği andı. Antrenmanlarda defalarca savunmadan hücuma geçiş çalışması yapıldı ve günler ilerledikçe oyuncular bu konuda biraz daha ustalaştı. Sadece Klopp değil, yardımcıları da gördüklerinden bir hayli etkilenmişti. “Antrenmanda kazanırsak maçta da kazanırız” diyordu Lijnders.

HEM ANTRENÖR, HEM MENAJER, HEM DE FUTBOL DİREKTÖRÜ!

Liverpool’u satın alan FSG yetkilileri, İngiltere’deki menajerlik sistemine yönelik birkaç teşhiste bulundu ve ABD Beyzbol Ligi ekiplerinden Boston Red Sox’taki tecrübelerini temele alarak yeni bir model ortaya attı. Buna göre; antrenör, takımı çalıştıracak ve kadroyu belirleyecek, oyuncu transferi ve uzun vadeli planlamadan bir komite sorumlu olacaktı.

Brendan Rodgers bu yeni düzene ayak uyduramadı. Şampiyonluğun son anda kaçtığı 2013-14 sezonunda bile yönetim ile hocanın farklı yöne gittiği apaçık ortadaydı. Hatta Rodgers’ın Mayıs 2014’te sözleşme yenilemesi de ilişkiyi ilginç bir noktaya getirmişti. Ertesi sezon Luis Suarez’in Barcelona’ya satılması ve yeni transferlerin takıma uyum sağlamakta güçlük çekmesi, Kuzey İrlandalı menajerin sonunu hazırladı.

Aslında Liverpool yönetimindeki birçok isim, Klopp’un FSG modeline uygun bir aday olup olmadığı konusunda şüpheye düşmüştü. Ne var ki Alman çalıştırıcı, New York’taki görüşmede Borussia Dortmund’da Michael Zorc’la birlikte çalıştığı dönemde çok şey öğrendiğini ve bu birikimi Anfield’a taşıyacağını söyledi. Hatta Rodgers’ın bir türlü beklenen verimi alamadığı Emre Can ve Roberto Firmino’nun performanslarının artacağı garantisini bile verdi.

Ekran-Resmi-2016-09-27-12.12.52-1024x683

Klopp, Rodgers döneminde transferlerle en yakından ilgilenen isimlerden biri olan FSG Başkanı Mike Gordon’la kısa sürede yakın bir ilişki kurdu. Aslında birçokları kulübün futbol direktörü olarak onu görüyordu ancak Klopp geldikten sonra sorumluluklarını ona devretmekten son derece memnun olduğunu söyledi. FSG için Klopp hem antrenör, hem menajer, hem de futbol direktörüydü!

Bu yaz teknik ekip, antrenman tesisleri, oyuncu kadrosu ve hatta yeni formaların tasarımında hep Klopp imzası vardı. Dahası, göreve geleli henüz dokuz ay bile olmamışken altı yıllık yeni bir sözleşme imzaladı. O, Signal Iduna Park’ta geçirdiği dönemin ardından ikinci yuvasını; Liverpool yöneticileri de kafalarındaki modele en uygun ismi bulmuştu. 

Klopp, Dortmund’dan ayrılacağını açıkladığında onu Bayern ya da Real Madrid’i çalıştırırken hayal etmek biraz zordu. Liverpool’u yakından takip eden theanfieldwrap.com’dan Neil Atkinson, “Güçlü bir takımın başına geçtiğini düşünemiyorum” diyordu. “Bir şeye başkaldırmak zorunda ve Barcelona, Real Madrid ya da Bayern’de bu fırsatı bulamazdı. Borussia Dortmund’dan sonra içinde bulunduğu şehrin futbolu 24 saat yaşadığı, takımla yatıp kalktığı bir yer arıyordu ve tam da bu açıdan Liverpool mükemmel bir tercih oldu.”

Birçoklarına göre “Liverpool menajeri” dendiğinde akla Bill Shankly’nin 21. yüzyıl versiyonu gelmeli. Houllier, Benitez, Dalglish ve Rodgers gibi menajerler kendi çapında elbette etkileyici isimlerdi ancak Shankly tarzına Klopp kadar uymadıkları aşikar. Sonuçta karşımızda basın toplantılarına Beatles tişörtüyle çıkan biri var!”

“Oyuncular ile taraftar arasındaki bağın güçlü olması gerektiğini düşünüyor” diyor Atkinson. “Bu yüzden de şehrin takımla yakından ilgilenmesi onun için çok önemli. Mesela Anfield’da West Bromwich’le 2-2 berabere kaldıktan sonra oyuncuları tribüne götürüp alkışlattı çünkü sonuç ne olursa olsun, herkesin birlikte hareket etmesini istiyor. O gelmeden  önce bazı oyuncular soyunma odasına erken gidebilmek için uğraşıyordu ama artık herkes bir takım olmanın ne anlama geldiğini anladı.”

“Bu kulübün belli bir güce sahip olduğunu düşünüyorum” diyor Klopp. “Geçen sezon Anfield’da Dortmund’la oynadığımız maçta bunu hissettim. Bazı kulüplerin kupa kazanma olasılığı diğerlerine göre daha fazladır. Dortmund’da göreve başladığımda da bunu hissetmiştim. Michael Zorc, sezon sonuna doğru bizi yakından takip eden Bayer Leverkusen’i ciddiye almamam gerektiğini çünkü onların hiçbir zaman kupa kazanamayacağını söylemişti. Nasıl ki Dortmund kupa kazanmaya alışkın bir kulüp, Liverpool için de aynı şeyi hissediyorum. Umarım taraftarımız da benimle hemfikirdir.”

SIKI ÇALIŞ, DAHA SIKI MÜCADELE ET!

“Çalışmaya ara verdiğiniz oluyor mu?” Bu, Klopp’a sürekli sorulan sorulardan biri. Aslında günümüzde her çalıştırıcı aynı seviyede işkolik gibi görünse de, hepsi işin belli bölümleriyle ilgileniyor. Öte yandan Klopp’un en büyük hobisi, her şeyi kontrol etmek! En ince detaylara bile saatler harcamak, özellikle de düzensizlik içinde kaybolmuş Liverpool gibi bir kulüpte biraz yorucu gelebilir ama Klopp asla durmaz.

Tabii arada ufak molalar verdiği de oluyor. Antrenmandan eve geldiği bazı akşamlar genelde 1, en fazla 2 saatliğine kestirip küçük bir “yenilenme” seansı uyguluyor. Eşiyle yürüyüşe çıktığı akşamların sayısı da bir hayli fazla. Özellikle köpekleri Emma’yı da yanlarına alarak kumsala ya da evlerinin yakınındaki ormana gitmeyi çok seviyorlar. Bazen de teknik ekipten arkadaşlarıyla bir restorana gidip yemek yiyor, hayattan konuşuyorlar. Liverpool halkının Klopp’u dart ya da masa tenisi oynarken görmesi, çoktan şehrin rutinlerinden biri haline geldi bile! 

Liverpool menajerliğinin birçoklarını yıprattığına tanıklık ettik. Mesela Graeme Souness ve Gerard Houllier ciddi kalp rahatsızlığı yaşarken, Benitez psikolojik alanda özel seanslarla kariyerine devam etti. Rodgers ise üçüncü sezonunda artık hayattan bezmiş bir yüz ifadesi takınır hale gelmişti!

Klopp, bu görevin gerekliliklerini yerine getirmek için var gücüyle çalışıyor ancak enerjisini boşa harcamamayı tercih ettiği bazı konular da var. Bunlardan biri, diğer menajerlerle ağız dalaşına girmek! Klopp bu tarz konularla hiç ilgilenmiyor. Transfer döneminde bir oyuncu için 100 milyon avro ödemenin ne kadar saçma olduğuna yönelik sözleri (futbolun bir takım halinde oynandığını belirtmişti) medya tarafından çarpıtılınca, Paul Pogba’yı transfer etmek isteyen Jose Mourinho hemen cevap verme gereği duydu. Portekizli’nin “Bazıları bir oyuncuya bu kadar para verip vermeme ikilemine asla düşmez çünkü onlar hiçbir zaman büyük bir kulüp çalıştıramaz!” şeklindeki demeci, Klopp tarafından “Diğer kulüplerin ne yaptığıyla ilgilenmiyorum” sözleriyle savuşturuldu.

Liverpool’u çalıştırmak, rakip menajerlerle dalaşmadan da zaten yeterince zorlu bir görev ve Klopp da bu tarz atışmalara girmeden işini yapmaya çalışıyor. Enerjisini harcamaya değecek konuları dikkatle seçiyor, vaktini Liverpool’un üst seviyeye nasıl çıkacağını çözmeye harcıyor ve onu buraya getiren becerilerini gözler önüne sermeye çalışıyor.

TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK MI, YOKSA TREN Mİ?

14 Ağustos 2016, Emirates Stadyumu, deplasman takımı soyunma odası… İlk yarıda Arsenal karşısında zorlanan Liverpool, son dakikada Philippe Coutinho’nun muhteşem frikik golüyle devre arasına 1-1 giriyor. Oyuncular bir yandan terlerini siliyor, bir yandan enerji içeceklerini yudumluyor. Klopp’un söyleyeceği tek bir şey var: “Fizik olarak rakipten daha iyisiniz, çıkıp herkese bunu gösterin ve bu maçı kazanın!”

Liverpool, ikinci yarının 18 dakikası geride kalırken skoru 4-1 yapıyordu. Klopp’un gegenpressing’i belki de hiç bu kadar başarılı olmamıştı! Özellikle Adam Lallana ve Coutinho’nun ikinci golü, Alman menajere uzun süredir yaptırdığı çalışmaların karşılığını aldığını hissettirecek türdendi. Karşılaşma 4-3 sona erse de, sezona Arsenal galibiyetiyle başlamak moral açısından da çok önemliydi.

Peki tünelin sonunda Liverpool’u ne bekliyor? Onları aydınlığa kavuşturacak bir ışık mı, yoksa üzerlerinden geçecek bir tren mi? Gerçi 26 yıldır ligde şampiyon olamamış bir kulüp için daha kötüye gitme ihtimali olduğu söylenemez! 

Liverpool’un Arsenal’i yendiği maçtan yansıyan bir istatistik, Klopp’un öğrencilerinin 90 dakika boyunca 117,6 kilometre kat ettiğini ortaya koyuyordu. Bu, istatistik ölçülmeye başlandığından bu yana bir takımın ulaştığı en yüksek sayıydı. Bunun birçok menajerin sürekli aynı mazeretin arkasına sığınıp takımlarının henüz hazır olmadığını söylediği ilk haftaya denk gelmesi çok şey anlatıyordu.

Elbette bugüne kadar futbolda sırf rakibinden daha fazla koştuğu için kupa kazanan bir takıma rastlanmadı! Yine de Klopp’un maçlardan sonra ilk baktığı istatistiğin bu olduğunu belirtelim.Oyuncularının özellikle Arsenal gibi bir rakibe karşı sahaya koyduğu enerji, yansıttığı efor ve kararlılık, Alman menajerin geleceğe ümitle bakmasını sağladı. Liverpool bu sezon çok çalışacak ve Klopp’un görev yaptığı her takımda olduğu gibi onlar da zirveyi hedefleyecek! 

Söyleşi: Fourfourtwo

Liverpool teknik direktörü Jürgen Klopp röportajı,

Yorum Yaz