Menü İcon

TASARIMIN PSİKOLOJİSİ

UX İstanbul 2016 kapsamında İstanbul’u ziyareteden Facebook ürün geliştirme direktörü Jonah Jones ile kullanıcı deneyimi tecrübeleri ve tasarım yolculuğu üzerine konuştuk.

Röportaj Gazetesi

TASARIMIN PSİKOLOJİSİ

Öncelikle kariyer yolculuğunuzu dinleyelim. Sizi tasarım dünyasına çeken ilk sebep neydi?

Çocukken film çekmekten, çizim yapmaktan ve sanatla uğraşmaktan büyük keyif alırdım. Babam bana bir bilgisayar aldıktan sonra programlamayla ilgilenmeye; oyun ve grafik tasarımları üretmeye başladım. Üniversitede bilgisayar bilimi okuduktan sonra birkaç start up projeye katıldım ve programcı olarak çalışma başladım ama aynı zamanda tasarım da yapıyordum. Zaman içerisinde programcılıktan ziyade tasarımla meşgul oldum. Google’da çalışmaya başladığımda program yazmayı az çok bıraktım. Google Maps’te sekiz yıla yakın bir süre çalıştım.

Etkinlikteki konuşmanızda psikolojik kullanılabilirlik kavramından bahsettiniz. Tasarım işlerinizde bu kavramın kullanışına bir örnek verebilir misiniz?

Örnek olarak Riff’i verebilirim. Riff,arkadaşlarınızla video çekmenizi sağlayan bir uygulama. Özetle, misyonumuzun dünyada bir ağ oluşturmak ve insanları arkadaşları ve aileleriyle yakınlaştırmak olduğunu fark ettik. Video yapmayı kolaylaştıran ve daha az korkutucu hale getiren bir uygulama yapmak için farklı yöntemler deniyoruz.

Riff’i tasarlarken hangi psikolojik unsurlara odaklandınız?

İnsanları zorlayan üç ana unsur vardı: Birincisi izleyici kitlesiydi. Facebook’ta yüzlerce arkadaşınız olsa da hepsinin videonuzu izlemek istemeyeceğinden endişelenebilirsiniz. Bu nedenle izleyici kitlesinin büyüklüğübir engeldi. İkinci unsur video kalitesi, yani insanların kaliteli videolar izlemek istemesi. Bunun bir çözümü insanların daha iyi videolar çekmesine yardımcı olmak, diğeri de çok yüksek prodüksiyon kalitesine sahip olmayan videolar çekmenin sorun olmadığını göstermek. Üçüncü unsursa bağlam; futbolla alakalı bir video paylaşıyorsanız pek sorun olmaz çünkü birileri daima futboldan bahsediyordur. Ama arkadaşlarınızın hiçbiri politikadan bahsetmiyorsa politikayla ilgili bir video paylaşmak sizi gergin hissettirebilir. Bu üç konu üzerine yoğunlaşıyoruz.

Facebook’tan önce uzun bir süre Google’da çalıştınız ve iki yıl önce Google Maps’in yeni versiyonunu yayınladınız. Dünyanın en ünlü haritalama hizmetini geleceğin cihazlarını düşünerek nasıl yeniden tasarladınız?

Son derece basit arayüzlü, herhangi bir cihazda kullanılabilecek bir şekilde tasarlamak istedik. Herkesin kendi tercihlerine göre özel bir haritası olması fikrinden yola çıktık ama aynı zamanda telefonunuzda, bilgisayarınızda ve saatinizde taşıyabileceğiniz bir uygulama da olmalıydı. Yani yalnızca kullanıcı arayüzünü göz önünde bulundurarak tasarladığımız bir ürün değildi.

Google Maps’i dünyadaki herkes kullanıyor. Bu nedenle herkese hitap eden evrensel bir dil kullanmak gerekiyor. Bu dili nasıl yakaladınız?

Dünyanın neresine giderseniz gidin Google haritasını tanıyabilirsiniz ama tanıdığınız harita aynı harita değildir. İçerisinde yeterli derecede yerel unsurlar barındıran bir haritadır. Görsel açıdan çekici ve basit, dünyadaki herkese tanıdık gelecek ama aynı zamanda kişiye özel de hissettirecek bir denge yakaladık.

Ofiste boş zamanım olduğunda ve zihnimi boşaltmak istediğimde Google Maps’i açıp gitmek istediğim yerlere bakarım. Bence bu gerçek bir kullanıcı deneyimi örneği. Bu hissi nasıl oluşturdunuz?

Bunu duyduğuma çok sevindim! Yaptığınız şeyin adı sanal turizm aslında. Masaüstü bilgisayar kullanıyorsanız üç boyutlu bakabilir ya da uydu görüntüsünü açabilirsiniz. Fotoğraflara bakıp sokak turuna da çıkabilirsiniz. Gerçekçi bir dünya sunmak, gerçekten oradaymışsınız hissini verebilmek çok önemli. Bilgisayar oyunlarını ve filmleri çok sevdiğim için bilgisayar oyunu oynamak kadar kolay, iyi bir film izlemek kadar da kitlesel olmasını istedim.

Söyleşi: Zeynep İyigün

Jonah Jones'un röportajı,

Yorum Yaz