Menü İcon

İlker Maga: Türkler'in gerçek yüzünü gördüm

Almanya’nın Bremen kentinde yaşayan fotoğrafçı-yazar İlker Maga, Türkiye’den Almanya’ya işçi göçünün 50’nci yılı dolayısıyla 2011’de fotoğraf sergisi açtı.

Röportaj Gazetesi

İlker Maga: Türkler'in gerçek yüzünü gördüm

Çeşitli kentlerde tekrarlanan sergiyi 100 binden fazla ziyaretçi gezdi. İlker Maga, işte bu sergini devamı olarak, iki dilli foto-röportaj kitabı, ‘Toplumun Renkleri

Bir Almanya Röportajı’nı geçen haftalarda yayınladı.

“Amacım, Türkiyeliler hakkındaki klişeleri kırıp sevindirici bir şaşkınlık yaratmaktı” diyen Maga, kitabıyla üç mesaj vermek istediğini söylüyor.

Göçmen kökenliler hakkında foto-röportaj fikri nasıl oluştu?

‘Toplumun Renkleri - Bir Almanya Röportajı’ adını taşıyan projemi, Türkiye’den Almanya’ya emek göçünün 50’nci yılını vesile sayarak gerçekleştirdim. Amacım, “50 sene sonra Almanya’da, Türkiye kökenli nasıl bir toplum oluştu?” sorusuna toplu bir resimle cevap verebilmekti. Aynı zamanda herkesin yararlanabileceği tarihe kalacak önemli bir belge olsun istedim. Çalışmam, Türkiye kökenli insanların potansiyellerine dikkati çekmeliydi. Çünkü bu potansiyelin, Almanya ve Türkiye politika sınıfları tarafından yeterince görülmediğine inanıyordum. Diğer yandan Türkiyeliler hakkındaki mevcut klişelerin kırılmasına katkı koymak istiyordum. Fotoğrafçı olduğum için de projemin fotoğraf sanatı açısından önemli bir çalışma olmasını istedim. Projemi, Türkiye kökenli toplumun 50 yıl sonra vardığı aşamayı, yaklaşık 150 insan üzerinden anlatmayı hedefleyerek planladım. Bunun için çalışmalara 2008’de önce isimleri belirleyerek başladım.

Kitabınızda yer verdiğiniz kişilerin seçiminde hangi kriterler etkili oldu? Seçimi neye göre yaptığınız?

Belirlediğim her insana projede bir rol verdim ve bunun için gruplar oluşturdum.

Birinci grupta Almanya’da barış içinde yaşama bir şekilde katkısı olan Türkiye kökenli insanların, en azından bir kısmı yer almalıydı.

İkinci grupta ise meslekler vardı. Türkiye kökenlilerin yaptığı çok değişik meslekleri bularak insanları şaşırtmak istiyordum. Tipik Alman mesleği gibi görünen alanlarda bile Türkiyeliler olduğunu göstermek istedim. Size bir örnek vereyim... Dünyada en fazla elma türü Almanya’da. Bu ülkede 2 bin 500’den fazla elma çeşidi var. “Acaba elma uzmanı bir Türk kökenli var mı?” diye sordum. Piyano bir Alman buluşu ve piyanonun başkenti Berlin... “Acaba piyano yapımcısı bir Türk kökenli var mı?” diye sordum. Alman çocuk edebiyatı dünyaca ünlü. Sadece Grimm Kardeşler değil, ‘sanat masalı’ da bir Alman buluşu. “Acaba bu alanda uzman bir Türk var mı?” diye sordum. Frankfurt denince, akla dünyanın en büyük kitap fuarı, finans sektörü ve uluslararası havaalanı gelir. “Acaba buralarda Türkiye kökenli insanlar var mı?” diye sordum.

Üçüncü grupta toplumun değişik katmanlarından temsilciler ve örnekler yer aldı. Projemin bir nevi ‘Başarılı Türkler Kataloğu’ olmasını asla istemedim. Amacım, Türkiyeliler hakkındaki klişeleri kırıp sevindirici bir şaşkınlık yaratmaktı. Elma uzmanı, piyano yapımcısı, Alman çocuk edebiyatı uzmanı, Frankfurt Kitap Fuarı yöneticisi, finans merkezlerinde uzman birileri gibi sıraladığım ve aradığım bütün isimleri buldum. Şaşıracaksınız... Tipik Alman mesleklerinde bile artık Türkiye kökenliler var. Bu büyük bir şans ve potansiyel, hem Almanya, hem de her iki ülke için

UYUM BAKANI ÖNSÖZ YAZDI

İlker Maga, foto - röportaj kitabı ‘Toplumun Renkleri - Bir Almanya Röportajı’ için Almanya karış karış gezdi. Kuzeyden güneye, batıdan doğuya 16 bin kilometre yol yaptı, Almanya’nın 43 şehrini gezdi... 350 kadar Türkiye kökenliyle görüştü. Bunların arasından 137’siyle söyleşi yapıp, fotoğrafladı. Kitaba almaya karar verdiği 99 Türkiye kökenliyi, siyah-beyaz portre fotoğrafını çekti ve portre yazı ile anlattı. Almanca ve Türkçe üzere iki dilde basılan 24 x 33.5 boyutlarındaki 352 sayfalık kitabın kapağını Mehmet Ali Türkmen, iç tasarımını Kai Becker yaptı. Uyum ve Mültecilerden Sorumlu Devlet Bakanı Aydan Özoğuz, Federal Almanya Meclisi eski başkanlarından Rita Süssmuth, Süddeutsche Zeitung şef editörü Heribert Prandl de kitaba önsöz yazdı

Çalışmanızda en etkileyen veya en zor portreler hangileriydi?

Prof. Dr. Can Cedidi ile görüşmemiz ameliyatı uzun sürdüğü için birkaç saat ertelenmişti. Bir el dikme ameliyatının en az sekiz saat, bazen 24 saat sürdüğünü bir düşünün. Cedidi, sonunda ameliyattan çıkmış odasında beni bekliyordu. Öylesine sakin ve rahat oturuyordu ki, sanki ameliyathaneden çıkan bir başkasıydı. Bana, “Adamın birinin eli kopmuş, dikmek biraz uzun sürdü, sizi beklettiğim için kusura bakmayın” deyince kendimi tutamayıp gülmüştüm. Çöpçü olarak çalışan Turgay Tahtabaş ile tanışmak ve ona işinde eşlik etmek bende iz bırakan karşılaşmalardan biridir.

Çalışma ile topluma vermek istediğiniz mesaj nedir?

Üç mesajım var.

Birincisi, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli toplumun barındırdığı potansiyel sanıldığından çok çok daha fazla. İkincisi, Almanya’nın günlük hayatının neresine bakılırsa bakılsın Türkiye kökenlilerin emeklerinin olduğu görülecektir. Üçüncüsü, Almanya’da her iki dili ve her iki kültürü bilen, Türkiye kökenli altın bir kuşak yaşıyor. Bu kuşak Almanya ve Türkiye için çok daha fazla verimli olabilir. Bu potansiyeli hümanist amaçlar için kullanmak bana göre hepimizin görevi. Ama daha çok her iki ülkenin politikacılarının görevi. Bu potansiyel ne yazık ki henüz görülemedi. Bence her iki ülke bu potansiyelin kullanılmasını hedefleyen birer kurum, hattâ kapsamlı bir bakanlık kurmalılar. Kısacası, 50 yıl önce Türkiye’den emeklerini satmak üzere gelen insanlar, aslında sadece kendi çabalarıyla büyük atılımlar yaptılar. Bunu bir şans olarak kabul etmek gerekir.

Serginiz Türkiye’de de izlenime sunulacak mı?

Sunulacak ve bu bence önemli. Çünkü Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli toplumun yaşadıkları Türkiye insanına doğru bir şekilde şimdiye kadar anlatılmadı. Zaten böylesi ne bir sergi ve kitap var ne yazık. Onlara göre, Almanya’da yaşayan Türkler ‘Alamancı’ ve Anadolu’nun eğitimden fakir çocukları hâlâ. Dolayısıyla Türkiye insanına kendi kardeşlerinin 50 yıl sonra Almanya’da vardığı düzeyi göstermesi açısından serginin Türkiye gösterilmesi önemli.

Umut ederim ki sergi ve kitapla Türkiye siyaset, iş, akademi ve kültür dünyası Almanya’daki Türkiye kökenli toplumun gerçek yüzünü görmüş olurlar, potansiyellerin farkına varırlar ve bunun için girişimlerde bulunurlar. Almanya’da yaşayan Türkiyeliler sahip oldukları aşama, Türkiye insanına moral verecek ve örnek olacaktır. Bu nedenle sergiyi Türkiye’de dolaştırmak istiyorum.

Hakim Ercan Erkan (34)

1991 yılında Mardin’den Almanya’nın Nienburg kentindeki ağabeyinin yanına geldi. Çok çabuk Almanca öğrenip, Bremen Üniversitesi’nde hukuk okudu. Bremerhaven Sulh Mahkemesi’nde hakim olarak görev yapıyor.

Piyano uzmanı Kadir Albay (76)

Piyona yapmaya İstanbul’da ünlü piyano uzmanı Viran Fasulyeciyan’ın yanında mesleğe başladı. 1967’den beri Berlin’de yaşıyor ve 1977’den beri kendi piyano tamir atölyesini işletiyor.

El cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Can Cedidi (52)

İstanbul’da doğdu. Çocuk yaşlarında tüccar olan babasının işleri nedeniyle Mannheim’a geldi. Heidelberg, Mainz ve Hamburg’da tıp okudu. Bremen Mitte Hastanesi’nin Plastik Cerrahi uzmanı.

Elma uzmanı Ayhan Aktaş (44)

Trabzon doğumlu. 1991’de matematik ve işletme okumak için Oldenburg’a geldi. Üniversite masraflarını çıkarmak için hafta sonları meyve bahçelerinde çalışarak, elma uzmanı oldu. Meyve bahçeleri ve üretimiyle ünlü Ammerland-Edewecht’te yaşıyor.

Televizyon sunucusu Özlem Sarıkaya(41)

Frankfurt / Main doğumlu. Münih’te siyasal bilimler okudu. Öğrencilik döneminde beri hayalindeki meslek olan gazetecilik ve sunuculuğa başladığı Bavyera Radyo Televizyon Kurumu’nda çalışmaya televizyon program yapımcısı ve sunucusu olarak devam ediyor.

Medya ve telif hakları menajeri Vural Ünlü (43)

Ankara doğumlu. 1976’den beri Almanya’da. Reutlingen, Londra ve Madrid’de okudu. Doktorası yaptığı Münih’te yaşıyor.

Söyleşi: Hürriyet

İlker Maga: Türkler'in gerçek yüzünü gördüm, İlker Maga: Türkler'in gerçek yüzünü gördüm

Yorum Yaz