Menü İcon

Ilgın ve Serhat: ''Duygusal olarak doyarsan karnın da doyar''

Ilgın ve Serhat: ''Duygusal olarak doyarsan karnın da doyar''

İkiniz de İstanbul’da doğup büyüdünüz. Şehirden ayrılmaya nasıl karar verdiniz?

- Ilgın: Geçen seneye kadar da şehrin göbeğinde yaşayan, hafta içi deli gibi çalışan insanlardık. Çalıştığım iş beni inanılmaz boğmaya başlamıştı, ikimiz de mutsuzduk. Her zaman söylerdim, böyle yaşamayacağım, gideceğim buralardan diye ama nasıl olur, nasıl yaparız bir fikrimiz yoktu.

Gezi zamanı tanıştığım bir arkadaşım beni “Armağan Uçuşturma Çemberi” adlı bir gruba eklemişti. Nedir ne değildir bilmiyorum tabii. İnsanlar birbirlerine bir şeyler hediye ediyor, ihtiyaçlarını söylüyorlar, yardımlaşıyorlar… Pek anlamıyordum. Çok sıkıştığım, artık İstanbul’da nefes alamayacağımı düşündüğüm günlerden birinde gidip orada ‘akıl fikir armağanı’ istedim. “Şehirde çok bunalıyorum, nefes alamıyorum, ne yapacağımı bilmiyorum, bir yolu var mıdır?” diye sordum. Bir beklentim de yoktu açıkçası, belki sadece dertleşmek istiyordum. Kim bana ne diyebilir ki diyordum, kimseyi de dinlemiyordum o sıralar…

 - Serhat: Beni de dinlemiyordu ki! Ya bak ne güzel ev aldık, çalışıyoruz, uğraşıyoruz, güzel olacak diyordum, dinlemiyordu… (Gülüyor.)

 - Ilgın: Gruptan tahmin edemeyeceğim kadar sıcak cevaplar aldım. Orada tanıştığım Begüm, bana bu hayata mecbur olmadığımı, göçebe gezen, hayallerini kovalayan bir sürü insan olduğunu anlattı. “Herkes senin dostun, her yer senin evin, istediğini yapabilirsin” dedi. Sonra onların organize ettiği bir buluşmaya gittim. Topluluk hayatından, hayallerden konuşulacak… Şıkır şıkırım tabii, topuklular filan! Biri sunum yapacak, biz de dinleyeceğiz zannediyorum. İçeri girdiğimde sanki yıllardır dostum olan insanların arasındaydım. (Anlatırken gözleri doluyor…) Şehirdeyim, sarılmayı bilmem…  O gün bir sürü insana sarıldım. Bütün hikayem değişti.

,

Yorum Yaz