Menü İcon

Hortlak sandığı tiyatroya aşık adam: Ali Poyrazoğlu

Yaramaz ve yabani beş yaşında bir çocukken ailesiyle birlikte gittiği tiyatronun büyülü dünyasına kapılan ve o günlerden beri sahne aşkıyla büyüyen Ali Poyrazoğlu, vazgeçilmezim dediği tiyatro hayatını anlattı.

Röportaj Gazetesi

Hortlak sandığı tiyatroya aşık adam: Ali Poyrazoğlu

Tiyatrocu olmaya karar vermek

Ben yaramaz ve yabani bir çocuktum. Tam beş yaşındayken annemle babam beni düzeleyim diye tiyatroya götürmeye karar verdi. Bana da gelip, “Akşam’a Hamlet’e gidiyoruz” dediler. Benden gelen yanıt “Ben omlet yemem” olmuş. Sonra gittik oyuna, Hamlet’in babasının ruhu çıktı. Ben de hortlak çıktı diye çok korktum, bütün oyun anneme gidelim deyip durdum. Sonunda arkamda oturan kadın enseme vurdu; “Sus velet, hortlak değil o tiyatro bu, oyun oynuyorlar” dedi. Öylece tiyatronun ne olduğunu anladım. Kırmızı perde açılıyor, bir düşler evreni çıkıyor arkasından. Çok hoşuma gitti ama çok da korkmuştum. Korkunca çocuk ne yapar? Üstüne gider. Yemek masasının üstünde kırmızı kadife bir örtü vardı. Ben de masanın altına girdim ve tiyatroyu kurdum. Her akşam yemekten sonra masanın örtüsünü açıp hazırladığım oyunları aileme oynuyordum.

Tiyatroyu vazgeçilmez kılan

Hayal gücü kapılarının açılıp, büyüğün küçük, küçüğün büyük olması. Düş yolculuklarına çıkılabilmesi. İnsanın derinliklerine yolculuk yapılabilmesi. Oynanan ve oynayanı izlenen çok eğlenceli bir yer olması; insan oynayan hayvan çünkü. Meslek olarak seçişimin de nedeni tiyatro yaparken de izlerken de çok mutlu olmam. Yaşamımı anlamlandıran ve bana yaşam sevinci aşılayan bir yer tiyatro.

İzleyici koltuğunda oturmak

Biraz operatörün apandisit ameliyatına girmesi gibi bir durum var tabii ki. Çok işin içinde olunca eleştirel bir gözle bakıyorsunuz ister istemez. Ama ben kendimi bundan kurtardım. İyi bir tiyatro seyircisi olarak oyunun tadını çıkarmak istiyorum. Tiyatro çok demokrat bir sanat. Her seyirci aynı zamanda yaratım sürecinin de bir parçası. Ben sadece hangi türde bir oyunsa kendi türünde başarılı bir örneği mi değil mi ona bakarım.

Canlandırılan ilk rol

O zaman Tenten biliyordum. Büyük harfle yazılan, resimli roman. O karakterden yola çıkarak bir oyun yazdım. Yemek masasının altında ‘Tenten Afrika Çölleri’nde oyunumu oynadım. Kumlar getirdim bahçeden, çöl yaptım. Uyduruk bezlerden kuklalar yaptım. Çocukların hayal gücüyle büyükler başa çıkamaz. Ben bu tecrübemle ve yaşımla beş yaşındaki halimle başa çıkamam. İlk gece açılış yaptım, ailem izledi. İkinci gece tiyatro battı. Kriz başladı, seyirci yok. Evde beş kişi var, beşi de gördü oyunu. Onun üzerine akraba evlerine turneye çıkmaya karar verdim. Onlar da Eczacı Mahmut’un deli oğlu geldi diyorlardı. Profesyonel tiyatroydum üstelik, bedava da oynamıyordum. Kağıtların üzerine ‘Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’ yazıp bilet yaptım, onları sattım.

Günümüzde tiyatronun yeri

Tiyatro insanı alıp götüren, engin yolculuklara çıkaran bir yer. Oyuncunun krallığı da tiyatro sahnesindedir. Ama ben 350 bölüm dizi yaptım, bunun 300 bölümünü yazdım, yönettim ve oynadım. 150 bölüm talk şov, 12 yıl radyo programı yaptım. Bu kadar yıldır da sahnenin üzerindeyim. Televizyona çıkmak tiyatroda işe yarıyor çünkü geniş kitlelerin tanıdığı bir şöhret haline geliyorsun. Oyunlar daha fazla seyirci bulabiliyor. Benim için iki taraflı çalıştı. Ama bugün iş biraz daha kolaylaştı. Televizyonda şöhret olan insanların tiyatroda önleri açılıyor. Seyirci de yıldız olmuş isimleri gelip tiyatroda canlı görmek istiyor. Bizim işimiz eğlence sektörü, bu sektörde bir daldan bir dala geçerken elalemin eğlencesi olmamak gerekir.

Tiyatro adına değişmesi gereken

Tiyatro ve diğer sanatlarda zaman zaman ortaya çıkan tıkanıklık aslında o sanat dallarıyla ilgili değil eğitim meselesiyle alakalı. Türkiye’de eğitim konusundaki yamuk düzen soruna neden oluyor. Eğitilmemiş kitlelerin talepleriyle onlara daha farklı bir şeyler sunmak isteyenlerin talepleri çatışıyor. Devlet ciddi bir şekilde kültür ve sanatla eğitimi birleştirip insanları anaokulundan itibaren geleceğe hazırlamalı. İleride profesyonel sanatçı olmasalar da yaptıkları işlerde müthiş başarılı olacakları kesin.

Söyleşi: Ece Üremez

,

Yorum Yaz