Menü İcon

Hollanda'da ırkçıların sesi çok çıkıyor!

Hollanda'da ırkçıların sesi çok çıkıyor!

Wilders Hollanda toplumunda ne kadar etkili oluyor?

Azınlık bir grup için belki diyebiliriz. Ben şahsen kimsenin doğuştan ırkçı doğduğuna inanmıyorum. Bu genetik bir şey değil, sonradan öğretilen bir şey. Avrupa'nın merkezinde yaşanan terör olayları, mülteci dalgası hep sağ kanadın elini güçlendirdi. Bu görüş siyaset arenasında kabul edilebilir bir hal aldı. Bu çok endişe verici. Diğer endişe verici şeyde bunların karşısında güçlü bir karşı sesin olmaması. Hollandalıların birlik, eşitlik, özgürlük ilkeleri var ama siyasi alanda yeterince güçlü bir karşı duruş yok. Ana akım partilerin de aşırı olmasa da sağ eğilimli bir duruş almaya başladıklarını görüyoruz. Güçlü bir karşı görüşe ihtiyaç var.

Buna karşı Müslümanların ne yapması gerekiyor?


İslamofobinin farkına varılması, siyaset gündemine alınması için bizimki gibi birçok organizasyon çalışma yapmalı. Müslümanlar sadece İslamofobya'ya değil antisemitizme de karşı çıkmalılar. Karşı çıkan sadece Müslümanlar olmamalı. Bizim organizasyonumuz içerisinde de Türkiye, Fas, Pakistan, Surinam, Endonezya, Somali ve Bosna gibi birçok farklı ülkeden Müslümanlar var. Çok farklı kültürden insanların olduğu bir topluluk. Müslümanlar da bu farklardan dolayı birlik olmakta zorlanıyor.

Siz kuruluş olarak ne yapıyorsunuz?

Şimdilerde kendi adalarımızda, kendi dünyamızda yaşıyoruz, mahallelerde bu böyle. İnsanlar arasında diyalog yok, hiç iletişim yok. Bunu organize etmeye çalışıyoruz. Müslümanlar kendilerine yapılan haksızlıklara karşı koyduklarında, tavrımız tutarlı olmalı. Sadece bize yapılan adaletsizliğe karşı değil, diğerlerine yapılana karşı da tepki vermeliyiz. Örneğin, birkaç ay önce içinde bulunduğumuz camiye bir tehdit mektubu geldi. Üzerinde gamalı haç, Nazi sembolleri vardı. Daha sonra Hollanda'daki Yahudiler Müslümanlara “sizi destekliyoruz, yaşananlar çok üzücü” şeklinde bir not gönderdi. İşte buna daha fazla ihtiyacımız var. Ancak böylece paylaştığımız değerlere sahip çıkabiliriz.

Mültecileri DEAŞ gibi görüyorlar

Vahit Köroğlu 39 yaşında, Hollanda'nın Leiden şehrinde yaşıyor. Çok erken yaşta Hollanda'da siyasetle ilgilenmeye başlamış. Genç bir politikacı. Liberal, çevreci bir parti olan D66 partisini temsilcisi olarak Leiden Belediye Meclisi üyesi ve eğitim, spor mültecilerle ilgili komisyon başkanı olarak görev yapıyor.

Mültecilerle yoğun ilgileniyorsunuz. Hollanda'ya gelen bir mülteci hangi süreçlerden geçiyor?

Mülteciler Hollanda'ya gelmeden önce uzun bir yol sarf etmiş oluyorlar. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden dolaşıp son durak olarak belirli bir ülke seçiyorlar. Hollanda'ya geldiklerinde ilk yazışmalarını yaptığımız bilgilerini aldığımız bir nokta var. Orada ilk yazışmaları yapılıyor. Burada yol haritasında başlarından ne geçtiğini anlattıkları memurlar var. Onlar ilk etapta dosyaları hazırlıyor ve ondan sonrada dağıtımları oluyor. Hollanda'nın çeşitli yerlerinde olan büyük kamplara gidiyorlar. Bu kamplar 90'lı yıllarda, Bosna Savaşından sonra yoğun bir mülteci akını olduğunda kurulmuş. Mülteciler burada Hollanda da kalıp kalmayacağı kararını bekliyorlar.

Mültecilerin Müslüman olması toplumda nasıl bir etki oluşturuyor?

Belediye'nin görevleri açısından, Müslüman olmaları hiç bir sorun teşkil etmiyor. Ama toplumda maalesef sorunlar yaşanıyor. Hollanda'ya genel anlamda baktığımızda Müslümanlar bayağı zor günler yaşıyorlar. İç savaştan kaçan mültecilerin Avrupa'ya akın etmesiyle, DEAŞ ve terör karıştırılıyor ve ister istemez ortamda gerginlik yaratıyor. İki ayrı dosya bir dosya olarak sunuluyor.

,

Yorum Yaz