Menü İcon

Helin Avşar: Ünlülerde derinlik ve samimiyet yok

Helin Avşar, Aşkım Kapışmak ile İzmit'te 'liderlik ve yetkinlik' kampına girdi. Kendisini tanımak için günde sekiz saat eğitim alan Avşar "Farkındalığım arttı ve artık boş boş kafelerde oturmak yerine bana faydası olacak şeylerle meşgulüm "diye konuştu.

Röportaj Gazetesi

Helin Avşar: Ünlülerde derinlik ve samimiyet yok

Helin Avşar, Aşkım Kapışmak ile İzmit'te 'liderlik ve yetkinlik' kampına girdi. Kendisini tanımak için günde sekiz saat eğitim alan Avşar "Farkındalığım arttı ve artık boş boş kafelerde oturmak yerine bana faydası olacak şeylerle meşgulüm "diye konuştu.

Değişim süreci nasıl başladı?

Yaşla da ilgisi olduğu kadar bulunduğum ortamın da ilgisi var. Herkes bir arayışta, tıpkı benim gibi. Hepimiz sorunlarımızın üstesinden gelmek, mutlu olmak ve kendimizi geliştirmek üzerine kurgulanmış bir hayat yaşıyoruz. Bu arayış dinsel olabiliyor, ruhani olabiliyor. Her şeyden uzaklaşmak istiyor insan. Bu arayışı iyi tarafa çekersen iyi şeyler keşfedersin, kötüye çekersen kötü. Dolayısıyla boş boş kafelere gitmekten, aynı insanların gereksiz sohbetlerinden rahatsız olmuştum artık. Ve bu yüzden maneviyata dönmeye karar verdim.

Maneviyata yönelme sürecini biraz açar mısın?

Kendimi sorgulamaya başladım. Allah bana bu kadar güzel bir hayat verirken ben onun için ne yapıyorum? Bu dönem Aşkım ile tanıştım ve onun da beni yönlendirmesiyle kavram sohbetleriyle daha iyi anlamaya başladım. Ve Allah için hiçbir şey yapmadığımı fark ettim. Araştırmaya başladım. Kitaplar okumaya, derin sohbetlerin içinde olmaya başladım. Her geçen gün daha da iyiye gitti bu düşünceler. Şimdi de artık namazımı elinden geldiğince kılan, dua okuyan, etrafındaki insanlara kayıtsız kalmayan bir kadın var…

Kendinde değiştirmek istediğin ne var?

Gerçeği söylemek gerekirse; biraz sinirli bir yapım var. Ve her şeyin bir an önce olmasını istiyorum. Bu konuda Aşkım ile mesela 1 ay bu durum üzerine çalışıyoruz. Çok iyi geldi bana. Etrafımdaki insanlarla empati kurmayı öğrendim.

Hayatında ne gibi değişiklikler oldu?

Gereksiz olduğu halde çok yere kanalize olmuştum. Onu da yapalım, buraya da gidelim... Aynı anda birçok işle uğraşıyordum ve hepsini yapmak isterken hiçbirinde sonuca ulaşamıyordum. Çünkü bilinçsizdim. Artık tek bir şeye kanalize olmayı öğrendim.

Kendini biraz maymun iştahlı biri olarak görüyor musun? Çünkü modayla ilgilendin, sonra bırakıp uzak kaldın ve şimdi yeniden döndün...

Görmüyorum aslında. Sadece ilk moda deneyimim olduğunda atölye açtım ve 3-4 yerde dükkân açtım. Hepsine yetişmedim. Çok gençtim korktum ve sıkıldım. Bu yüzden ara verdim.

Bu kampta seninle kaldığım süre içerisinde namaz kıldığını fark ettim. Yeni mi başladın?

Beni 1 yıldır gece kulübünde ya da dışarda görüyor musun? Instagram’dan bile bazı özel paylaşımlarıma son verdim. Farklı bir yolculuğum var artık. Ve bu durumdan büyük keyif alıyorum. Huzurlu keyifli ve sakin bir yaşamım var.

DOĞRU ADAMI BULUNCA EVLENECEĞİM

Peki, bu kendini yenileme süreci ne zaman başladı?

Beş-altı ay oldu. Benim kafamda da kalıplar vardı. Hâlbuki bizim dinimiz o kadar güzelmiş ki, o kadar rahatlıyorsun ki çünkü her merak ettiğim şeyin cevabını bulabiliyorum. İnsanlara 'Namaz kılıyorum' diyemiyorsun ama bu senin dinin ve din sana şart koşmuş. Artık ben onlara şaşırıyorum. Eskiden insanların istediklerine inanıp uyardım. Şimdi beni hiç ilgilendirmiyor. Ne istiyorsam o! Mesela herkes ne zaman evleneceğimi merak ediyor. Ne zaman evlenmek istersem, ne zaman doğru adamı bulursam o zaman...

Dışardan bakıldığında halk arasında şımarık algılanıyorsun. Bu durum seni rahatsız ediyor mu?

İnsanlar beni tanımadan bilmeden yorumluyor. Ben yıllardır kendi parasını kazanan ve kendi içsel yolculuğunu tamamlamaya çalışan birisiyim. Şımarık olduğum zamanlar 25-26 yaşlarındaydım.

ÜNLÜLERDE DERİNLİK VE SAMİMİYET YOK

Ünlülerin belki de en güvendiği isimler arasında yer alan Davranış Bilimleri Uzmanı Aşkım Kapışmak, sanat dünyasındaki mutsuzluğu, ilişkileri ve geleceğe dair hayallerini konuştuk.

İnsanlarla bu kadar iç içe olmak yorucu değil mi? Kendinizi nasıl deşarj ediyorsunuz?

Sürekli doluyorsun ve boşalacak bir yer bulamıyorsun. Ben de böyle olunca çevremi azalttım ve entelektüel bir yalnızlık alanı ortaya çıkardım. İnsanlar beni duygusal bir yalnızlık yaşadığımı sanarken ben ise namaz ve ilimle ilgili araştırmalar yaptım. Çünkü kendi özelimde hakikaten çok mutluyum. Kendimi dinlendirdiğim evim ve derin sohbetler yaptığım dostlarım var. Daha az uyuyor ve özel hayatımda daha az konuşuyorum. Ben de çıkıp eğleniyorum geziyorum ama ölçülü yaşıyorum.

Kadın erkek bu kadar çok insanı peşinden sürükleyebileceğini, kitaplarının en çok satılanlar arasında olacağını hiç düşündün mü?

Rabbime bir söz verdim. Çünkü evveliyatında travması olan bir adamım.  Çocukluğum duygusal travmalarla dolu. Şimdi etrafımda üzüldüğüm hayatları görüyorum. Zor bir gençlik geçirdim. İnsanın kendine verdiği söz, Allah’a verdiği sözmüş. Ya bu acılardan siyahla geçip uyuşturucu, alkol gibi maddelere bulaşacaktım ya da beyaz da kalıp tevekkül edecektim. Ben tevekkül etmeyi seçtim.

Şöhret dünyasındaki herkese hizmet veriyor musun?

Halkın arasında da duruşu egolu insanlar var ama şöhret dünyasında bu daha da fazla. Ama benim bunları seçme hakkım var. O tarz insanlara ‘daha sizinle çalışmamıza çok var’ diyerek uzaklaştırıyorum. Ünlü camiasında egosunu kırmamış insanlar beni piyasaya çıkmış yeni bir çanta markası gibi görüyorlar. Beni de mutlaka denemek istiyorlar. Çünkü onlar için ben bir ürünüm.  Hoşuma gitmiyor bu tavırlar. Çünkü ben iç dünyamı herkese gezdirmem. Benim görevim o dünyayı gezmektir. Ama sağ olsunlar güven sorunu yaşamıyorum.

Şöhretler dünyasındaki isimlerin sosyal  medyadan takip eden hatta hastalık derecesinde o isimlere bağımlı olan gençler hakkında neler düşünüyorsunuz?

Gençler hayran oldukları isimler ne yaparsa onu yapıyor. Ünlü bacağını açıyorsa onlar da açıyor. Takipçiler ünlüleri kalplerine sokuyorlar ama ünlülerin aynı samimiyette olduğuna inanmıyorum. Şöhretli isimler izin verdikleri süre içinde sevenleri bu alanda kalıyor. Canı isteyince o alandan herkesi çıkarabiliyor. Ve ayrıca çevresindekileri kendilerine biçtiği rolleri oynuyorlar.

Şöhret dünyasını nasıl değerlendiriyorsun?

Ünlülerde gördüğüm hızlı arkadaşlık çabuk düşmanlık hiç bir sektörde yok. Hemen bir araya gelip 40 yıllık dost olup ardından arka masasında oturanları  eleştirip bir sistem kurmuşlar. Ve üstelik dedikodu yapmayı da sistemin bir parçası sanıyorlar. Derinlik ve  samimiyet yok. Şöhretleri dışsal süreçleriyle ilgilenip iç ile kimse meşgul oluyor. Kalp şöhretliği yok onlarda.

TERAPİYİ KESENLER 2 AY SONRA GERİ DÖNÜYOR

Terapi yaparken konuları ilahi boyutuyla da ele alıyor musunuz?

İlahi süreçle başlamıyorum. Sadece fark etmesini sağlıyorum. Onlarla bir yolculuğa çıkıyorum. Bunların derinine inerken kişinin sırtını dayadığı yere bakıyorum. Ve genellikle travmalarda anne baba, kimi zaman da menajerler çıkmakta. Ünlüler bir süre sonra terapiyi kesiyorlar ama 2 ay sonra tekrar dönüyorlar.

Ünlülerde sana karşı müthiş bir güven duygusu var, doğru mu?

Çok şükür benim böyle bir sorumum hiç olmadı. Herkesin birbirine açılma sorunu var bu da çok normal. Ama insanlar şuna bakıyorlar, danışmanın etik olup olmadığına. Çoğu ünlü "Bunu başkasıyla paylaşır mı?" endişesi yaşıyor, ancak zamanla görüyor ki böyle bir şey söz konusu değil. Ve böylelikle hem güveniyor hem öneriyor.

KATILIMCILARLA ZAMAN GEÇİRİYORUZ

Seninle kamp tecrübesi yaşadım. Ve sanırım herkesin sosyal hayata daha sağlıklı adapte olması için bunu yapması gerekiyor. Bu kampların devamı olacak mı?

Birbirlerini tanımayan insanlarla uzman eşliğinde içsel yolculuk yapıyoruz. Bütün kamp boyunca eğitime gelenlerle birlikte zaman geçiriyoruz. Hem bedenen hem ruhen bir detoks oluyor aslında… Kampımızın ikincisi Ekim ayında olacak. İnternet sitemizden ayrıntılı bilgi alabilirler.

Son olarak misyonu çok önemli birisin. Birçok özel ve devlet kuruluşundaki yardıma ihtiyacı olan insanlara desteğini biliyorum dilerim hep böyle sevilen başarılı bir adam olursun…

Çok teşekkür ederim. Sordun ben de cevap verdim. Sana olan güvenimden her şeyi konuştum.

Söyleşi: Başak Çokan

,

Yorum Yaz