Menü İcon

Hatice Şendil: Çabuk kırılırım, hemen moralim bozulur

Kurtlar Vadisi’nde bir anaokulu öğretmenini, Karadağlar’da 1930’lu yıllardan bir çengiyi, ‘Dila Hanım’da bir hanımağa’yı oynadı… Hepsi yaşından öylesine büyük ve olgun karakterlerdi ki Hatice Şendil (29) sanki hiç genç oyuncu olmadı. Başrollerini Özcan...

Röportaj Gazetesi

Hatice Şendil: Çabuk kırılırım, hemen moralim bozulur

Kurtlar Vadisi’nde bir anaokulu öğretmenini, Karadağlar’da 1930’lu yıllardan bir çengiyi, ‘Dila Hanım’da bir hanımağa’yı oynadı… Hepsi yaşından öylesine büyük ve olgun karakterlerdi ki Hatice Şendil (29) sanki hiç genç oyuncu olmadı. Başrollerini Özcan Deniz’le paylaştığı yeni dizisi ‘Kaderimin Yazıldığı Gün’de hiç cinsel ilişki yaşamadan hamile kalan Elif’i canlandırıyor. Rolü için 10 kilo veren Hatice Şendil ilk defa genç bir kızı oynayacak. İddia ediyoruz: Bu sezon duru güzelliği ile de oyunculuğu ile de çok konuşulacak.

Sizde kesin bir göçmenlik var?


Evet. Kökenler Selanik ve Mora’ya dayanıyor ama ben İstanbul’da doğdum. Babamın işleri ve ailesi dolayısıyla Antalya ve İstanbul arasında gidip gelerek büyüdüm. Hala İstanbul’da annem, babam ve üç kardeşimle birlikte yaşıyorum. 



Babanız ne iş yapıyor? 


Uzun bir süre inşaat işleri ile ilgilendi. Ama artık emekli oldu. Annem de hiç çalışmadı ama sosyal sorumluluk projelerinde aktiftir. Tam bir hayvan âşığı. Haftanın en az üç gününü barınaklarda geçiriyor. Çevremizdeki çocukların bir ihtiyacının bir eksiğinin kalmaması için çabalıyor.   



Nasıl bir çocukluktu sizinki?


Ne zaman aklıma gelse şükrettiren bir çocukluk. Doya doya geçti. Büyük, kalabalık ve geleneklerine bağlı bir aileydik.

Okul hayatı?

Antalya’da geçti. Akdeniz Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdim.



Peki ya oyunculuk?


Asla düşündüğüm bir şey değildi. Ben çok kaygılı bir tipim. Anksiyetem hep yüksektir. Her şeyden ödüm patlar. Endişe göbek adım! Bugün dizinin fragmanı ilk kez yayımlanacak diye dün gece uykumdan kaç kere kalp çarpıntısıyla uyandım tahmin bile edemezsiniz? Bazen kendi içimde boğulduğumu hissediyorum. Bir de üzerine astım hastasıyım. Heyecan hiç iyi gelmiyor. O yüzden “Oyunculuk kim ben kim diyordum.” Sakin ve naif bir yaşantım olsun istiyordum. Hem sonra oyunculuk iddia işi bende o da yok.



Nasıl yok? 


Gerçekten iddialı bir tip değilim. Çabuk kırılırım, hemen moralim bozulur. Kendimi büyütmem, aksine küçültürüm. Kararsızım, içim çok karışık. Adrenalin sevmem, aşırıya kaçmam.

Bir oyuncuda olmaması gereken bütün özellikleri saydınız... E peki maden sonra ne oldu da oyuncu oldunuz?

Oyuncu daha doğrusu tiyatrocu çok arkadaşım vardı. Ve ben onların içinde şahane eğleniyordum. Acayip bir dünyaları vardı ve ben bu dünyanın seyircisi olmaktan çok mutluydum. Belki de onların o uçarı ruh halleri benim içimdeki taşkın suları normalleştiriyordu. Bu dünyada yalnız olmadığımı hissediyordum. Bir gün yine bir oyuncu arkadaşımın yanında seçmelere gittim. Yönetmen Veli Çelik’ti ve beni görür görmez “İşte bu kız” dedi. Ve ben kendimi setlerde buldum. Ve tabii ki oyunculuğa tutuldum. Allah’tan o dizi uzun ömürlü olmadı.



Niye Allah’tan?


Çünkü hazır değildim. Dizi biter bitmez teklifler geldi ama kendimi geliştirmek ve değiştirmek için kabul etmedim. Eğitim almak zorundaydım işimi şansa bırakamazdım.  



Oyunculuğa bakış açınızı anlatır mısınız? 


Şu an çok önemli bir metot üzerinde çalışıyorum ve faydalı olduğuna dair sinyaller de alıyorum. ‘Kaderimin Yazıldığı Gün’ün fragmanını izleyen herkes “Ne olmuş bu kıza” diye soruyor. Saçımı değişmiş, yüzüne mi bir şey yaptırmış diye sorguluyor. Evet 10 kilo zayıfladım ama hissettikleri şey fiziksel değil, tamamen oyunculuğum ile ilgili. 



Nasıl bir metot bu? 


Stella Adler metodu. Bütün Hollywood yıldızlarının, akademi oyuncularının ve aynı zamanda Woody Allen’in yöntemi. Oynadığın karakteri zihninde yapılandırıyorsun, karakterin geçmişini de hissedip yaşıyorsun. Bu karakter geçmişinde ne yaşadı da bu noktaya geldi diye sorguluyorsun. ‘Kaderimin Yazıldığı Gün’ün bütün oyuncuları rollerine bu metot ile hazırlandı. Hatta ilk bölümü çekmeden önce Profilo AVM’deki tiyatro salonuna kapanıp sahnelerimizi deforme ederek oynadık. Karakterlerimizin yazılmamış geçmişlerini birbirimize anlattık. Bu çalışmanın bir getirisi olarak da bütün dizi oyuncuları birbirine çok yakın oynuyor. Seyirci bunu hissedecek. Yumuşak karnım hayvanlar. Şimdi bana diyecekler ki onlarca çocuk, insan, savaş mağduru varken hayvanlarla niye ilgileniyorsun. Aslında ben hepsiyle ilgileniyorum ama diğer mağdurlar var diye hayvanları yok sayamıyorum. Çünkü gerçekten çok muhtaçlar.  




Yeni dizideki isminiz Elif? Bize biraz Elif’i anlatır mısınız?


Hukuk fakültesini kazanmasına rağmen ailesinin maddi olanaksızlıklarından dolayı yarım bırakmış bir tarım işçisi. Hayattaki en önemli önceliği annesi ve kız kardeşi. Onlar için her şey yapabilecek bir evlat. Hiç âşık olmamış, aşk nedir bilmiyor bile...  Tam anlamıyla kafesteki bir serçe. Kafesten çıkana kadar etraftaki tüm erkeklere karşı kaya gibi sağlam durması gerektiğini düşünüyor. Para için Özcan Deniz ile Begüm Kütük’ün çocuklarına taşıyıcı annelik yapmayı kabul ediyor. Yani hayatında hiç cinsel ilişki yaşamadan eline erkek eli değmeden hamile kalıyor. Bir nev-i Meryem Ana. İlerleyen bölümlerde Begüm Kütük’ün kısır olduğu, çocuğun Elif’in yumurtası ile döllendiği ortaya çıkacak.



Üç yıldır Burak Sağyaşar’la birliktesiniz. Tanıştığınızda o da oyuncuydu artık yapımcılık yapıyor...


Evet Karadağlar dizisinin setinde tanıştık. Hiç karşılıklı sahnemiz olmamasına rağmen birbirimizden çok etkilendik. Ama her şey kaplumbağa adımları ile ilerledi. O da benim gibi sosyalleşmekte sorun yaşayan biri. 



Bana sevgilinizi nasıl anlatırsınız? 


Garip bir samimiyeti vardır. İlk karşılaştığında enerjisi ile sizi alır ve sarmalar. O konuşmaya başladığınız andan itibaren başka bir şeye konsantre olamazsınız. Dört dili ana dili gibi konuşur, Fransız ekolünden yetişmedir ama ilkel ve saf duyguları ile hareket eder. Bütün Batılılığına rağmen ağır bir Türk erkeğidir. Komiktir hem de fazlasıyla. Keskin bir zekâsı var bana göre. İdealist bir adam.  


Yakında evlenir misiniz? 


Aslında adını ve tarihini koymadık ama artık vakti de zamanı da geldi. En doğru ve en uygun zamanda evleniriz.

Özcan Deniz çalıştığım en profesyonel oyunculardan biri. İşi her şeyin önünde. Ekip ruhuna çok inanıyor, partneriyle ilişkisini çok doğru konumluyor. Ben duygusunu geride bırakalı çok olmuş. Her şeye temiz bakıyor. Onunla oynadığım için çok mutluyum.



Ayrılabilir misiniz? 


Çok melankolik bir cevap olacak ama ölüm bizi ayırmadıkça ayrılmak onun da benim de aklımdan geçmez. Biz birbirimize aynı temiz kalple yaklaşıyoruz. Ben anne olmak istiyorum o baba. Bizi birbirimize bağlayan organik bir bağ var.

10 kilo vermiş halinizi seviyor mu?


İrademe hayran. Ama birkaç kilo alsam daha mutlu olacağını söylüyor. 



Size nasıl hitap ediyor?


Melek ya da minik diyor. 


En çok ne yaparken eğleniyorsunuz?

Tatillerde çok eğleniyoruz. Her zaman bol eğlenceli ve olaylı geçer. İkimizin de mutlaka unuttuğu ve kaybettiği şeyler vardır.



Birbirinizi kıskanıyor musunuz? Mesela sizin öpüşme, yakınlaşma sahneleriniz? 


Oyunculuk zor bir iş. Rol gereği de olsa gidip biriyle öpüşüyorsun. İnsanın bunu kendi içinde sindirmesi bile zor. Sonra ailelerimiz var izleyen. Açıkçası Burak’la ben aştık bu durumu. Çok konuşmuyoruz, konuya iş odaklı bakıyoruz. Bu, görmezden geldiğimiz anlamına gelmiyor. Ben sahneleri ona önden anlatıp alıştırıyorum ama bu konuda tekrar tekrar konuşmuyoruz.

Nasıl on kilo verdiniz?

Dengeli ve protein ağırlıklı beslendim. Cross fit ve pilates yapıyorum. 
Ve verdiğim emeğin karşılığını alıyorum.

Söyleşi: Hürriyet

,

Yorum Yaz