Menü İcon

Hasan Kabze, Joseph Attamah ve Yaşar Kemal Uğurlu'dan büyük derbi

Hasan Kabze, Joseph Attamah ve Yaşar Kemal Uğurlu'dan büyük derbi

Özellikle bu sezon öne çıkan Süper Lig hakemlerinden birisiniz. Sizi daha yakından tanımak ve tanıtmak istiyoruz. En baştan, ailenizden ve yetişme tarzınızdan başlayalım isterseniz.

-İlk olarak ismimle başlamak isterim. Geleneksel bir aile yapımız var. Babamın babasının ismi Kemal, annemim babasının ismi Yaşar'mış. Bana iki dedemin ismi olan Yaşar Kemal adını vermişler. Bu vesileyle bana adlarıyla hayat veren dedelerim nur içinde yatsınlar. Memur bir anne babanın çocuğuyum. Annem ve babam Bayındırlık Bakanlığı'ndan emekli. İlkokulu Özel Olgun Koleji'nde, ortaokulu Anıttepe Lisesi'nde ve liseyi de Özel Yüce Fen Lisesi'nde okudum. Lisenin son yarım dönemini ise Cumhuriyet Lisesi'nde tamamladım. Kredili sistem olduğu için son dönem böyle bir değişiklik yapmış oldum. Şanslı bir çocukluğum oldu. Bunun sebeplerinden bir tanesi, babamın Bayındırlık Bakanlığı'nda Sosyal İşler Müdürü olmasıydı. Bu sayede yaz kamplarında üç ay kalırdım. Kurum kamplarının eskiden ne kadar eğlenceli olduğunu bilenler bilir. Şanslı olmamın diğer bir sebebi ise Almanya'da amcamla beraber sahip olduğumuz bir İtalyan restoranımızın bulunmasıydı. Bazı yaz dönemlerinde oraya gitmeyi tercih ederdim. Bu sayede hem değişik bir dil olan Almanca için pratik yapma fırsatı bulurdum hem de restoranda gerek serviste gerekse de mutfakta farklı tecrübeler yaşama imkânı yakalardım. Üniversite hayatımın başına kadar çok dolu yaz mevsimleri geçirdim.

Aslen Konyalısınız ve geçmişte bir Konyaspor maçında görevlendirilmeniz de spekülasyon konusu yapılmıştı.

-Sanırım Konyalı olduğumu artık herkes biliyor (gülüyor). Herhalde benden başka hiçbir hakem arkadaşımda böyle bir sorun gün yüzüne çıkmamıştır. Ben Ankara'da doğdum, Ankara'da büyüdüm, Ankaragücü'nün altyapısında oynadım ve üniversite dâhil eğitim hayatımın tamamını Ankara'da geçirdim. Bunları belirtiyorum çünkü dediğiniz gibi kamuoyunda geçen senelerde bu konudan çok söz edilmişti. Evet, aslen Konyalıyım. Babam orada doğmuş ve nüfus kütüğümüz de Konya'da. Konya'da bazı akrabalarım yaşıyor ve her Türk vatandaşı gibi ben memleketinden onur duyan, bununla beraber alın terinin değerini bilen biriyim.

Ailede sizden başka spor yapan var mı?

-Kız kardeşim eskrim yaptı. Onun için ayrı bir parantez açmam lâzım. Benim için çok iyi bir dost, eğlenceli bir arkadaş, güvenilir bir sırdaş, gözünüzün arkada kalmayacağı kalbi tertemiz bir kız kardeş. Yarı olimpik millî eskrimci. Ülkemizi 20'den fazla ülkede ve en önemlisi Akdeniz Oyunları'nda temsil etti. Birçok kez Türkiye şampiyonlukları yaşadı. Ve tüm bu yoğun temposuna rağmen Atılım Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği bölümünü burslu olarak bitirdi.

Gazi Üniversitesi'nden mezunsunuz. Okul günlerinizi bize biraz anlatabilir misiniz?

-Evet, Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü mezunuyum. Bölümümü tam anlamıyla sevemedim, aklım hep sporda kalmıştı ve bir yandan da önce futbol oynadım daha sonra da hakemlik yaptığım için okulumu bir buçuk sene uzattım. Ama her zaman Gazi Üniversitesi'ne girmek benim için çok özeldi. Orada okumak ve oradaki arkadaşlarımın hayatıma girmesi benim için çok özeldi. Hâlâ bazıları ile ortak bir whatsapp grubumuz üzerinden haberleşiyorum. Aslında birçoğu ile görüşmek istiyorum ama sosyal medya kullanmadığım için hep uzak kalmak zorunda kalıyorum. Bazen kıskanmıyor değilim sosyal medyadan birbirlerine eski dostlarına rahat ulaşan arkadaşlarımı ama malum Türkiye şartlarında çok zor oluyor sosyal medya kullanımı. Sıkıntılı geçen bir maçın arkasına insanlar oradan deşarj olmak istiyor (gülüyor). Bu yüzden Süper Lig'e çıkmadan tüm hesaplarımı kapattım.

Ankaragücü'nde futbol oynadığınızı söylemiştiniz. Bu konuyu ve futbolla ilk tanışmanızı biraz açalım isterseniz.

-Biraz önce de bahsettiğim gibi futbol her zaman benim aşkımdı. Öyle ki; ilkokulda top bulamadığımız zaman bile teneffüslerde taşla futbol maçı yapardık. Evimizde her zaman bir sürü küçük ve büyük toplarım olmuştur. Salondan mutfağa geçerken bile top saydırırdım. Babamla evin içindeki yaptığım futbol maçlarını saymıyorum tabiî (gülüyor). Ankara'da amatör kulüpte top oynadım. Belirli bir dönem Ankaragücü'nün değişik yaş kategorilerinde oynadım. Şu andaki disiplinim ve antrenmanlarıma olan saygım o zaman da bulunsaydı sanırım bir şeyler olabilirdim (Gülüyor). İnanın hakemlikte o kadar düzenli ve bilimsel antrenman programlarımız oluyor ki; bazen "Bu kadar çalışacağımızı bilseydik futbolcu olurduk" demekten kendimizi alamıyoruz.

Hakem olma fikri sizde nasıl oluştu?

-İşte bu çok ilginçtir. Genelde hakemleri ya bir arkadaşları ya aileden birileri ya da öğretmenleri hakemlik yapmaları için yönlendirir. Israrcı olup onlara destek olurlar. Ama benim hikâyem tamamen farklı ve belki burada bu yazının başlığını koyacaksınız (gülüyor). Ben TV'de maç izlerken yapılan bazı hatalara kızıp "Bunlar hakemlik yapıyorsa ben daha iyisini yapabilirim" diye başladım, ama kazın ayağı öyle değilmiş (gülüyor). Çünkü o zaman çocuğuz. Sene 2002. Hakemlik mesleğini bu şekilde bilemiyoruz. Ayrıca dışardan benim o zaman yaptığım gibi tabiri caizse sallamak en kolayı... Sanırım şimdi de benim gibi çokbilmişler bizim için aynı şeyleri söylüyordur (gülüyor). Daha sonra Ankara Hakem Derneği binasına gittim ve nasıl hakem olabileceğimi sordum. Kurs açılmasını bekledim uzun bir süre. Daha sonra Düzce'de bir kursun açılacağını ve oraya gidebileceğimi söylediler. Okuldan çok samimi arkadaşım olan Murat Karaalp'le beraber Düzce'ye gittim. Kurs hocam sevgili Mevlüt Aşkın'dı. Hakem camiasında ilk tanıdığım kişidir. Karizması ve hitap şekliyle bizi hayran bırakmıştı. Düzce'den mezun olan ekip olarak şu an benimle birlikte sadece Ocak ayında FIFA yardımcı hakemi olan kardeşim gibi sevdiğim Serkan Olguncan kaldı.

Hakemlik çok zor bir meslek. Sürekli hedefteki adamsınız. Genç bir hakemken ne oldu da, "Ben bu işe devam edeceğim" dediniz?

-Hakemlik evet çok zor, evet çok meşakkatli. Bize karşı sarf edilen sözler nedeniyle çok üzülüp çok acı çekiyoruz, inciniyoruz. Ama hakemlik bir aşk, tutku, heyecan. Yıllar içinde çok değişik duygularla karşı karşıya kalabiliyorsunuz ve hepsinden bir şey öğreniyorsunuz. Güçleniyorsunuz, her geçen gün ayakta kalmayı öğreniyorsunuz, acıyı hissediyor, başarıyı tadıyor, eleştirilerden ders çıkartıp hakaretlere kızmamayı test ediyorsunuz. İşler kötü gittiğinde pes etmemeyi, iyi zamanlarda hayallerde yaşamamayı öğreniyorsunuz. Ama bunları öğrenmek zaman alıyor. Çünkü birçok kez pes etme noktasına geldim ama camiamız içindeki büyüklerimiz destek oldu ve işte bu durumlarda da tecrübenin ne kadar paha biçilmez olduğunu öğrendim.

,

Yorum Yaz