Menü İcon

Hande Yener bilinmeyenlerini anlattı

15 yılda 13 albüm ve 2 single... Üretmeye devam eden, tekrara düşmemek için farklı tarzlara yönelen, kendine uygun mekan bulamadığı için üzerine bir de ticarete el atan Hande Yener, “Frenim yok, çünkü enerjim çok” diyor...

Röportaj Gazetesi

Hande Yener bilinmeyenlerini anlattı

Popüler kapalı mekanlarda sevenlerle buluşmak yerine bir değişiklik yaptınız, yeni yılda halk konseri için Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar ile el sıkıştınız. Nasıl gelişti o proje? Hayaldi gerçek mi oldu?

Tam olarak öyle... 15 yıldır yapmak istediğim konserdi. Dev görsel şovların hayalini yıllarca kurmuştum. Son iki yıldır zaten Harbiye Açıkhava’da tüm şartları zorlayarak büyük şovlara imza atıyorduk. Devamında yılbaşı konseri için teklif geldi. Yepyeni bir sayfayı sevenlerle, o büyük coşkuyla açmak gibisi var mı?

Konseri bilemem de kıyafetler için bile çılgın gibi bir hazırlık süreci yaşanmış...

Öyle oldu. Yine Hakan Akkaya ile çalıştım, iyi ki var.

Neden?

Çünkü büyük şovların adamı o. 20 dansçının kostümü, benim kostümlerim ve provaları haftalar sürdü. Özel iki kostüm hazırlanıyor. Bir tanesi için yüzlerce metre kumaş kullanıldı düşün, kolları sahne kadar uzundu. Diğerinin ise bir tarafı kadın, bir tarafı erkek olarak dizayn edildi.

Bunun özel bir sebebi var mı? Neden bu tezat?

Özel bir nedeni yok. Hem maskülen hem de feminen olmak istedim. Seyirci de görünce şoke olmalıydı.

Kayınvalide de olacağım babaanne de, zamansızım ben

Artık oğlunuz Çağın Kulaçoğlu da sahnede size eşlik ediyor. Anne-oğul bir arada nasıl bu kadar rahat çalışabiliyorsunuz? Yok mu sizin evde kuşak çatışması?

Bu işbirliği sürpriz değil ki... Çağın, yıllardır bizimle birlikte mutfaktaydı zaten. DJ’lik yapmaya başladıktan sonra prodüktörlüğe merak sardı. Çok şükür sahnede de çok güzel bir uyum yakaladık. O varken kendimi rahat hissediyorum, sonuçta benim için çalan kişi oğlum... O da çok enerjik, birlikte çok eğleniyoruz.

Avantajınız birlikte büyümeniz bana kalırsa, yanılıyor muyum?

Hakikaten öyle. Bebekliğinde annelik yaptım, yıllar geçtikçe aslında arkadaş gibi olduğumuzu fark ettim. Onun ergenlik dönemi, benim kariyerimin de ergenlik dönemine denk geldi. Bir taraftan kariyerimi bir taraftan onu büyütmeye çalışıyordum. İkisi aynı anda büyüdü, devleşti. Kariyerim ve oğlum; yıllarca verdiğim emek işte sahnede. Çok güzel bir sonuç benim için.

İşin sosyal kısmını düşündünüz mü hiç; evet oğlunuz büyüdü ve o evlendiğinde siz de kayınvalide olacaksınız.

Sorma. Kayınvalide de olacağım, babaanne de... Zamansızım ya ben. Bu ülkede müzik yapanların belli bir süreçten sonra orta yaşa geçip oradan da diva’lık makamına ulaştığını gördüm. Ben o makamlara zamansız varmaya çalışıyorum. Yaptığım şarkılara bak, onlar da enerji gerektiriyor. Bakıyorlar, hâlâ yaşlanmamışım, enerjik ve dinamiğim. Zamansızlığımı herkese kabul ettirdim. Oğlumla yan yana geldiğimde ironik oluyor sadece. O 25 yaşında. Yan yana durduğumuzda “Nasıl olur” deniyor, bu da hoşuma gidiyor açıkçası.

Şarkı tuttu diye hep aynı besteciye dadanmam

15 yılda 13 albüm yaptınız. Arada farklı müzik türleri de denediniz.

İki de single var, unutma... Zaten düşünürsek hiç durmamışım, her yıl albüm yapmışım.

Sağlam performans gerçekten...

Bu meslekte 28 yıl inim inim inleyerek çalıştım gerçekten. İstediğim noktaya gelince de “oldum” deyip oturmadım. Ne yapayım ki 10 yıl sonra da benden bıkmasınlar diye kafa yordum, uğraşmaya devam ettim.

Onca yıl boyunca neredeyse her tarzdan müzisyenle çalıştınız. Bu durum hayatınıza ne kattı?

Her müzisyen, yeni bir nota daha ekliyor hayatınıza. Çünkü her müzisyenin farklı bir müzik aşkı var. Görüşmeye gidiyorum, kendi dünyalarını açıyorlar bana... Daha önce tutan bir şarkıdan ötürü aynı besteciye dadanmak gibi bir durumum yok. Tabii ki çalıştığım müzisyenlerle yeniden çalışıyorum ama onlar da benimle farklı bir şey yapmak istiyorlar. Ben tekrardan kaçtım hep. Tekrarlardan kaçtıkça Hande Yener oldum zaten.

Serdar’ı geç tanıdım ama çok sevdim

“İki Deli” single’ında Serdar Ortaç’la çok iyi iş çıkardınız. Ama klip çekiminde ipler gerilmiş Serdar Bey’in söylediğine göre... Gerçekten yumrukladınız mı birbirinizi?

Yok ya, ben ona kıyamam! Serdar’ın geçirdiği rahatsızlık nedeniyle dövüş sahnelerini nasıl çekeceğimizi çok düşündük. Çabuk yoruluyordu çünkü. Koreografi yardımı aldık, taktikleri öğrendik. Gerçek sananlar oldu ama asla şiddet yok. Ayrıca şunu da söyleyeyim; Serdar’ı çok geç tanıdım ama çok sevdim.

Neden?

Popüler kültürün içindeyiz, kamera önünde ufak tefek atışmalarımız da olmuştu. Dolayısıyla ona karşı önyargılarım vardı. Birbirimizden iyice uzaklaşmıştık. Tarzlar farklı diye kişilikler de farklı zannetmiştik. Onu tanıdıkça inanılmaz sevmeye, gülmeye başladım. İnanılmaz zeki, kendiyle dalga geçebilen, disiplinli bir adam. Egolarımızı bırakarak bu işi yaptık. Birlikte konserlerimiz de olacak. İnsanlar bizi yan yana görünce inanılmaz etkileniyorlar çünkü çok zıt bir çift olduk. Kenan Doğulu-Hande Yener ya da Tarkan-Hande Yener ya da Mustafa Sandal-Hande Yener, Serdar’la olduğu kadar ters köşe olmazdı.

Biriniz ne kadar klasikse diğeri de o kadar uçuk, o açıdan mı?

Aynen öyle. Serdar “Ben takım elbise giyeceğim” diyor, bense kanatlı bir kostümde diretiyorum. Şarkıyı bulmakta da zorlandık o yüzden. Çünkü hem benim hem onun gibi olmalıydı şarkı. Mert Ekren bunu bizim adımıza başardı, ikimizin de duygularını anlatan bir şarkı yazdı. İtiraf edeyim, o arayış sürecinde bir sürü şarkıyı da çöpe gitti.

Bu düet ve çıkacağınız turne tek seferlik bir atraksiyon mu?

Başta öyleydi ama iş uzadı. Serdar bana çok alıştı, ben de ona. Bir düet single daha çıkaralım diyoruz şimdi. Belki de Serdar Ortaç bestesi olur bu sefer. Bakalım...

Yönetmenlere ayıp etmek istemem

Aylin Coşkun çok yakın dostum. Yeni şarkısının klibini de ben çekeceğim. Ama yanımda bir görüntü yönetmeni olacak tabii. Ben sadece Aylin’in tanıdığım, bildiğim yönlerini ortaya çıkaracağım, o kadar. Yönetmenlik yapacağım deyip de gerçek yönetmenlere ayıp etmek istemiyorum. Kendi videolarıyla kendini eğitmiş biri olarak ayın 6’sında “Saftirik” şarkısına klip çekeceğiz. Aptal sarışın olmasını istedim, sarışınlık var ama aptallık nasıl olacak bilemiyorum. Dinamik bir parça. Altyapısı Mert Ekren’e ait. Yeni yılda Aylin de bomba gibi geliyor yani...

Sen müzik arkeoloğusun Hande, devam et

Az önce siz de söylediniz; eskiden sanatçılar arasında atışmalar olurdu. Şimdi neden yok?

Samimi bulunmuyor. İnsan basınla mı iletir söyleyeceğini, istese telefon açar söyler diyorlar. İnsanlar ünlüleri aynı evin içinde yaşıyor zannediyor. Aslında bizler de birer bireyiz. Yıllarca karşılaşmayabiliyoruz. Çok sıkı bir arkadaşlık, dostluk olur aramızda sanılıyor ama öyle bir şey yok. Ayrıca hangi sektörde var ki müzik sektöründe olsun. Ne kadar başarılıysanız, o kadar çekememezlik oluyor, haliyle gerçek sevgi ve samimiyeti bulmak zorlaşıyor. Birisi size bir şey dediği zaman da hemen gardınızı alıyorsunuz. Geçmişte yaşananlar dersen, evet daha usturuplu cevaplar verebilirdik ama o zamanlar toyduk, şimdi biri bir şey dese çok daha farklı yanıtlar veririm herhalde.

Nerede o eski kavgalar...

Özlediniz mi? Aman o kalp kırılmaları olmasın yeniden. Bazen dengeler de eşit olmuyor. Yeni çıkan biri, belli bir noktaya gelmiş kişiye de laf atabiliyor. Açıkçası insanlar meşhur olmak için her şeyi yapabiliyor. Dengeyi korumak, büyüklere saygı duymak gerek. Bir gün olsun çıkıp da bir Diva için “Hadi bıraksın artık” demedim, demem. İyi ki varlar çünkü. Sezen Aksu janrından geldim, onun yanında gördüklerimi uygulamaya çalışıyorum. Bizden sonra gelenler muhtemelen “Gidin de biz gelelim” diyecektir ama o işler birinin “Sen git o gelsin” demesiyle olmuyor. Tüm bunların yanında bir sürü parazit de çıkabiliyor. Bir dönem her sabah savcıya gidip ifade verebilirsin mesela. Kendini yeniden ve yeniden kendini anlatırken bulabilirsin. Herkes seninle ilgili bir iddia ortaya atabilir. Önemli olan daha doğru şekilde ilerlemek. Bir şekilde insanlar beni sevdi ve saygı duydu. Düşün, elektronik müzik yaptığım dönemde “Ne yapıyor” deyip müziğimi sevmeyenler bile saygı duydu. O zaman dedim ki “Şükürler olsun, sırtım yere gelmez. Sen müzik arkeoloğusun, devam et”...

Kendimi evliliğe hazır hissetmiyorum

Her röportaj sonunda olduğu gibi yine sorayım. Uzun zamandır Ozan Öğüt’le berabersiniz. Hayırlısıyla ne zaman evlendiriyoruz sizi?

Röportaj boyunca anlattığım her şey, 24 saat birebir ilgi alaka isteyen işler. Evlilik de çok büyük sorumluluk ve ilgi istiyor.

Yani...

Böyle güzel. Çocuk yapacaksın, onun da hakkını vermen gerekiyor. Şu anda buna kendimi hazır hissetmiyorum. Mekan zinciri kurmayı planlıyorum, 2016 yazına albüm geliyor ve onun şarkılarını toparlıyorum. Yani iş çok.

Yeni albümde neler olacak?

Ersay Üner ve Altan Çetin’in şarkıları var. Sezen Aksu’dan da bir şarkı olacak.

Rahat edeceğim bir mekan ararken kendi yerimi açtım

Müzikten arta kalan zamanlarda da ticarete merak sardınız...

Yine müzikten ötürü oldu. Para yönetmekten hiç anlamıyorum aslında... 1 lirasını kaşla göz arasında 10 lira yapan insanlar var ya, onlardan değilim.

E nasıl gelişti bu işler peki?

Aslında kendi eğlence yerimi arıyordum. İstediğim gibi bir mekan, rahat edebileceğim bir müzik sistemi, güzel ortam bulmaya çalışıyordum. Sonunda iş “Bunu ancak ben yaratabilirim” noktasına geldi. Sevenlerimle de karşılaşabilirim, DJ kabinine girerim, istediğim parçaları çalarım hep beraber eğleniriz düşüncesiyle başladım işe... Önce Bodrum’da Sebastian Beach’i açtım. Yaz boyunca her gün açıktık. Önümüzdeki yaz hem Bodrum hem de Çeşme’de olacağız. Şimdi bir de otel arıyorum. Otelin terasında canlı müzik kulübü istiyorum. Böyle böyle güzel bir eğlence zinciri kuracağız.

Sırada ne var?

Tüm bunları yaptıktan sonra dünyaca ünlü bir yıldızla da düet yapmak var hayalimde. “Sebastian”ı yurtdışına da açmak istiyorum. Frenim yok, çünkü enerjim çok.

Söyleşi: Sinem Vural

,

Yorum Yaz