Menü İcon

İlham veren bir kadın - Hande Erçel Röportajı

Hande Erçel, kendisinden beklenenin epey ötesinde nitelikte bir yol tuttu kendine, ilerliyor. Son dönem starları içinde şaşırtıyor mu? Kesinlikle! Şu sıralar ayrıca, çok yakında başlayacak Azize dizisindeki karakteriyle de bizi şaşırtacak gibi görünüyor...

Röportaj Gazetesi

İlham veren bir kadın - Hande Erçel Röportajı

O gün stüdyonun bahçesinde oturup da ekipçe kahvelerimizi yudumlarken, kendi kullandığı arabasından inip de yanımıza yürüyen bu genç ve güzel kadının özel bir ruha sahip olduğunu anlamamamız mümkün değildi. Ne kadar hoş ne kadar güzel ne kadar fit göründüğü değil mevzubahis olan; karakterinin tüm nahifliğini beden dilinin anlatıyor olması onun alemetifarikası.

Hiç de öyle; ünlüyüm artık, kazanayım, yiyeyim, egomu şişirip balon gibi gezeyim havasında değil Hande Erçel. Bir niyeti var; iyi ve güzel kalpli her insan gibi başkalarına ne faydam olur derdinde. Bunun için de ilk adım olarak, birilerine ilham olabilmeyi umut ediyor.

“Küçük bir yerde büyümenin verdiği bir duygu olabilir. Elindekiyle yetinmesi söylenen kadınlara daha fazlasını başarabilirsiniz demek istiyorum. İsmimin bilinmesi dışında bir beklentim vardı her zaman; birilerine ilham kaynağı olabilmek…” derken hangi noktada durduğunu ve ne yaptığını iyi bilen bir kadın imajı çiziyor. Aşk hayatına ise girmek istemiyor.

Hande Erçel çekim boyunca çizdiği kendiyle barışık, mutlu ve keyifli genç kadın imajını bu anlattıklarıyla destekleyince, her şey yerli yerine oturuyor. Hayat onu boşuna bu yaşında bu noktaya getirmemiş dedirtiyor...



“Bu işe başladığımda, ne oyuncu olmak ne de oyunculuğu öğrenmek gibi bir isteğim vardı. Yalnızca ünlü olmak istiyordum” demiş Katharine Hepburn. Siz hangi istekle ve şevkle bu işe başladınız peki?
Beni sahnede olma arzum tetikledi. Ne yaparsa yapsın kendini öne atanlardandım; çocukluğum da bu özelliğimle şekillenmiş ki oyuncu olmaktan başka seçenekleri gözüm görmedi. Okulumu, sanata olan tutkum sayesinde seçtim, oyunculuğu da öyle seçtim sanırım.

Ve Hande Erçel diye bir kız girdi hayatımıza... Hande Erçel ismini hayatımıza katmamız, sizin hayatınıza nasıl tesir etti? Tanınmaya ve oyunculuğa başladığınız o dönemi nasıl hatırlıyorsunuz? Nasıl hisler içindeydiniz?
İsmimin bilinmesi dışında bir beklentim vardı her zaman; birilerine ilham kaynağı olabilmek… Küçük bir yerde büyümenin verdiği bir duygu olabilir. Elindekiyle yetinmesi söylenen kadınlara daha fazlasını başarabilirsiniz demek istiyorum. Tabii mesleğimin getirdiği ünü, önceleri nasıl değerlendireceğimi bilemezken asıl kimliğimi ve amacımı bulmak, bundan keyif almamı sağladı. Bir süre sonra zaten nasıl göründüğünün değil, neler yaptığının, yapacağının önemli olduğunu fark ediyorsun. İnancımın ve enerjimin bütünüyle buna evrildiğini söyleyebilirim.

Peki ileride, bugünleri nasıl hatırlamak ya da seyirciye hatırlatmak, geride en çok ne bırakmak istiyorsunuz?
Geriye dönüp baktığımda hala benimle birlikte yürüyenleri görmek istiyorum. Bir düşünce bırakmak istiyorum; farklılıkları birleştiren. Bugünlerde nasıl ayaktaysam zamanı geldiğinde de zorlukları aynı gülüşle karşılayabilmek istiyorum.

Oyunculuğun sizi manevi olarak en tatmin eden yanı nedir?
Sınırlarımı zorlamak, yapabileceklerimi görmek sanırım. İçimde kaç kadın karakter varsa teker teker oynama düşüncesi beni cezbediyor.



Azize dizisi çok yakında başlıyor. Seyirci bu kez nasıl bir Hande ile karşılaşacak? Canlandırdığınız rolden biraz bahseder misiniz?
Azize… Son zamanlarda güçlü ve dönüşümünü kendi yaratan kadınları oynadım. Azize de onlardan biri olacak. Başına gelmiş tüm zorluklara direnmiş, kendini bilen bir karakter izleyecekler. Ve tabii çok güçlü, gizemli bir tarafı da var. Bu da sürprizi olsun.

Senaryoda en çok ilginizi çeken, sizi etkileyen ne oldu?
Öncelikle senaryonun ilk iki bölümünü bir solukta okudum. Senaryoyu okurken ‘Şimdi ne olacak?’ duygusu hiç bitmedi. Azize’nin genel hikayesi, bu işte olmalıyım dedirtti bana.

Yeni rolünüzle ilgili sizi en çok heyecanlandıran şey ne?
Azize’nin gizemi ve genel olarak hikayedeki merak duygusu beni çok heyecanlandırıyor.

Gözlerinizdeki ışıltı, enerji ve çocuksu parıltı, en çok neyden yansıma yapıyor bize? Harika bir çocukluk? Genetik özellik? Mutlu bir ilişki?
Teşekkür ederim, aldığım enerjiyi yansıttığımı düşünüyorum. Her zaman bir gülümsemenin her şeyi değiştirebileceğine inandım, öyle de olduğuna eminim. Tabii, harika bir çocukluk geçirmiş olmam, eşsiz bir anne ve babaya sahip olmam da çok etkili. Kötü niyet bilmeden kahkahaların arasında büyütüldüm.

Takipçileriniz ve fanlarınız seni çılgınca seviyor. Çekim yaptığımıza dair dergi hesabımızdan ya da özel hesaplarımızdan paylaşım yapmamamıza rağmen bir dedektif gibi davranarak sizinle çekim yaptığımızı anladılar. Böyle bir kitlenin sevgisi size kendinizi nasıl hissettiriyor?
İlk günden beri benimleler, birlikte büyüdük diyebilirim. Birçoğu mesleklerini edindi, iş hayatına başladılar ve hala benim her adımımda yanımdalar. Ellerini hiç çekmesinler gerçekten, bana çok iyi geliyorlar.



İnsanın kendini anlatması zor evet ama; yine de siz kendinizi beş kelimeyle nasıl tarif edersiniz?
İnsan kendisi için ne derse az bence. Gerekli olarak birkaç etiket söylüyoruz tabii; sakinim, sabırlıyım gibi… Ama insan her duyguyu taşıyor, sadece zaman ve mekana göre değişiyor bu duygular bence.

Aileniz dışında; tanıyıp da çok etkilendiğiniz, hayatınıza belki yön veren ya da size farkındalık kazandıran biri oldu mu hayatınızda?
Çok insan oldu tabii. Her zaman kendimden yaşça büyüklerle iyi anlaşırdım, bu da çocukluğu daha erken üzerimden atmamı sağladı. Bu büyüklerin içinde fikrine danıştığım insanlar hala var.

Özel bir beslenme ve spor düzeniniz var mı?
Uzun zamandır rutin bir spor hayatım yok. Geçmişte düzenli bir şekilde spor yaptım, şu an hala onun etkisi sürüyor diyebilirim. Ama yeniden işe döndüğüme göre artık spor rutinime dönmeliyim.

Mutluluk! Nedir sizce? Mutluluk kürleriniz var mı?
Güzel müzik, güzel yemekler, sevdiğiniz birkaç kişi ve anılar. Bence mutluluk bu kadar basit.

Günümüzde başarı kıstasları de epey değişti. Siz kendinizi ne zaman, ne olunca, hangi konuda başarılı buluyorsunuz?
Başarı da başarısızlık tanımı da insandan insana değişiyor bence. Kendimi tüm gücümle verdiğim bir işin sonucu ne olursa olsun, o süreçte yer almak benim için bir başarıdır. Bir de gerçekleştirmek istediğim hayallerimden birine ulaşabildiysem, bu da benim için büyük başarıdır.



Çocukluğunuzdan sakladığınız bir oyuncağınız ve bu oyuncağa baktıkça hatırlamayı sevdiğiniz bir anınız, duygunuz var mı?
Çocukluğumdan beri eşya saklarım. Bunun burada şunun şurada anısı var diye diye evimizi depoya çevirmiştim. Ta ki annem bir gün çıldırana kadar. Tabii şimdi de her şeyin bir anısı var, o yüzden atamıyorum.

Modanın derin sularında nerelerde yüzüyorsunuz?
Moda, içinde kendimi iyi hissettiğim şeyleri giymek benim için. Sezonla uyumlu giyinenlerden de değilim, geriden gelenlerden de. Yakıştığına inandığım, taşıyabildiğim her şeyi giyerim.

İzlediğiniz filmler, diziler içinde özellikle başrol oyuncularının stilini, tarzını beğendiğiniz, aklınıza gelen bir yapım var mı?
Çok klasik olacak belki ama Mr. and Mrs. Smith filminde Angelina Jolie’nin her look’una bayılıyorum.

Eğitimini aldığınız, Geleneksel Türk Sanatları içinde en sevdiğiniz hangisi?
Halı kilim ve dokuma sanatı. Büyüleyici bir dal. Her biri farklı dönemi, farklı hikayeleri anlatıyor. İçine girince şaşkınlıktan çıkamıyorum.



Öğretmenler Günü’nde doğmuşsunuz. Hayat size ilk günden bir öğretmen muamelesi yapmış. Peki 26 yıllık yaşamınıza bakınca, hayat size en çok neyi öğretti; hangi branşta uzmanlaşmaya yakın olduğunuzu düşünüyorsunuz?
Evet, doğru söylüyorsunuz. Hiç bu yönden düşünmemiştim. Öğretmek… Belki zaman beni bir şeyi öğretebilecek kadar eğitir. Tabii bu kesinlikle sanatın bir dalı olur.

Ve son olarak; ‘Kendime not’ kalıbının yanına hangi cümleyi yerleştirirsiniz?
Kendime not: Devam et, sakın vazgeçme.

Röportaj: Filiz Şeref
Fotoğraf: Deniz Özgün
Styling: Şeyda Sözüer
Saç: Burhan Çılgın
Makyaj: Ali Rıza Özdemir
Makyaj Asistanı: Batuhan Sara
Styling Asistanı: Övgü Çoban, Safiye Kaptanoğlu

Söyleşi: Filiz Şeref

Oyuncu Hande Erçel Röportajı, Kendime not: Devam et, sakın vazgeçme....

Yorum Yaz