Menü İcon

Gülben Ergen: Can Dündar’a selamım siyasi değil samimiydi

Çıkardığı albümlerle olduğu kadar liderlik ettiği sosyal sorumluluk projeleriyle de Türkiye’de ilk sıralarda yer alan Gülben Ergen, Sözcü Pazar’a konuştu.

Röportaj Gazetesi

Gülben Ergen: Can Dündar’a selamım siyasi değil samimiydi

Türkiye’de kabul edilmesi gereken ve asla kimsenin yarışamayacağı birkaç isimden biri o. Her adımı takip ediliyor, hatalarıyla, sevaplarıyla sınırsızca seviliyor ya da acımasızca eleştiriliyor. Kısa süre önce bir de kitap çıkaran Gülben Ergen, çocuklarına duyduğu muhteşem sevgiyi, sosyal medyadaki güçlü konumunu kısacası on parmağındaki on marifeti de bizler için kelimelere döktü. Beş yılda ilmek ilmek kurduğu ‘Çocuklar Gülsün Diye Derneği’ aracılığıyla 32. Okulunu açmaya hazırlanan Gülben Ergen büyük bir heyecanla yeni okul müjdesini verdi.  Her adımında zirvedeki yerini biraz daha sağlamlaştıran güzel isim, tüm sorularımızı büyük bir içtenlik ve samimiyetle yanıtladı.

Hayatınızın bu döneminde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Heyecanlı, mutlu, öğrenmeye, yenilenmeye hep açık… Belki de bu dönem için değil genel hislerim…

Neredeyse kimse sizin kadar yakın mercek altına alınıp izlenmiyor. Bu koşullar altında nasıl bir hayatınız var?

Mesleğimin zorluklarından biri bu. Artık alıştım, yadırgamıyorum ama sınırlarımdan da vazgeçmiyorum. Hayatımı içimden geldiği gibi, yaşam felsefeme, değerlerime uyumlu olarak istediğim gibi yaşıyorum.

KİBİRLİLİK FITRATIMDA YOK

Gıcık değilsiniz, kibirli değilsiniz, aksine alçak gönüllüsünüz. Bunları bünyede toplayabilmek için ne yaptınız?

Saydıklarınız benim fıtratımda yok, hiç olmadı. Ne çocukluğumda, ne öğrencilik yıllarımda kibirli yada gıcık olmadım. Yapıma, yaşam felsefeme ters. Inançlı olup alçak gönüllü olmamak inançların tümüne ters zaten.

KENDİME VAKİT AYIRDIĞIMDA OYUN OYNUYORUM

Geceleri ne yapıyorsunuz? Evde, el ayak çekildikten sonra…

Hahaha… Güzel soru… Bizim evde el ayak akşam dokuz itibarı ile çekiliyor ama bu dokuz buçuğu da bulabiliyor. Sadece duruyorum desem yeridir çünkü durmaya ihtiyacım oluyor. Şahane dvd ler alıyorum kitap evlerinde geçirdiğim uzun zamanlarda. Bazen filme bile konsantre olamayacak kadar kafamı dinleme ihtiyacım oluyor o zaman iki oyunum var CandyCrush ve HayDay onlara gömülüp, seviye yükseltiyorum (gülüyor) Eşimle günün dedikodusunu yapıyoruz, ertesi güne hazırlamam gereken şeyler varsa onları yapıyorum. Okuyabilirsem kitap okuyorum, okuyamazsam kendime çok kızıyorum. İşte böyle

ÇOCUKLARIN ÖLÜM HABERLERİ BENİ KAHREDİYOR

Üç çocuk, albüm hazırlıkları, sabah programı, sosyal sorumluluk projeleri… Bu yoğunluğun içinde en çok neler enerjinizi emiyor?

Kimse ve hiçbir şey enerjimi çoçuklara yapılan şiddet ve ölüm haberleri kadar ememiyor. Kahroluyorum! Bir çocuğun canı yanmış, ben bunu duymuşum, okumuşum ise o zaman şahit yazıyorum kendimi yaşanan her ne ise… Bir gün iki gün değil, günlerce kendime gelemiyorum. Kobani den kaçarken cesedi kıyıya vuran minik Aylan için yaşadığım çaresizlik bir ömür boyu geçmeyecek mesela… Özgecan’ın ölüm biçimi ile, ardında bıraktığı ailesinin soluk alıp acılarını içlerine nasıl gömdüklerini bilmek içimi yakıyor mesela…Şehit edilen askerimizin, polisimizin geride kalan evlatları, eğitim alamayan, sokakta dilenmek zorunda kalan evlatların içinde bulundukları durumlar içimi yakıyor mesela… Soma da yaşanan maden faciasını hala unutamıyorum mesela… Duyduğum gördüğüm her acıya şahit yazıyorum kendimi…

Bir günün temposu nedir sizin evde? Trafiğin karıştığı durumlar oluyor mu?

Trafik en çok saatlerini şaştığı saatler çocukların programları ile ilgili bizim evde. Ev ödevini unutan, baskete giderken ayakkabısını unutan, arkadaşını eve davet etmek isteyenle arkadaşına gitmek isteyen. (Gülüyoruz) Benim işim gücüm, randevum, toplantım hiç aksamaz ve onların okulda olduğu saatler içinde sınırlıdır zaten. Çocuklar bir alem…

BAYRAĞIMA MEMLEKETİME CUMHURİYETİME BORÇ ÖDÜYORUM

Çocuklar Gülsün Diye Derneği ile yıllardır yaptığınız sosyal sorumluluk projesi annelik duygularınızın yoğunluğundan mı doğdu?

Anne olmadan çalıştığım STK’lar (sivil toplum kuruluşları) vardı. Sorumluluk duygusu insanda sonradan açığa çıkmıyor ama annelikle daha da büyüyor diyebiliriz. “Çocuklar Gülsün Diye” benim yaşama bir şükür biçimim, vatanıma borcum. Artı bir şey yapıyormuşum gibi değil de, bayrağıma, memleketime, cumhuriyetime borç ödüyormuşum gibi çalışıyorum.

Yıllardır sosyal sorumluluk projeleri yürütüyorsunuz. Şu ana kadar kaç okul açtınız?

Beş yıla 31 Çocuklar Gülsün Diye Anaokulu sığdırdık. Milli Eğitim Bakanlığı na 31 Anaokulu anahtarı teslim ettik, 32. Anaokulumuzun inşaatı Artvin/Hopa da devam ediyor.

OLUMSUZ ELEŞTİRİLERİ DUYMAZLIKTAN GELİYORUM

Projenize destek verenler çoğunlukta olsa da, reklam olarak görenler de var. Olumsuz eleştirilere nasıl göğüs geriyorsunuz?

Hiç göğüs germiyorum, aksine göğüs kafesimi genişletiyorum oturduğu yerden konuşup canımı yakmak isteyenlerin sözleri ile. İnandığınız değerler uğruna verdiğiniz mücadele kutsalsa duymazsınız işe yaramazları. Görüyorum okuyorum ama duymuyorum onları… Bir okul daha, bir okul daha, bir okul daha açarak, biraz daha uzaklara kar kış demeden giderek gülümsüyorum onlara. Okul öncesi eğitimin farkındalığı için çalışmaya devam ediyorum….

REKLAMA İHTİYACIM YOKTU

Kayseri’de üvey anne şiddeti gören çocukları ziyaret ettiğinizde ne hissettiniz? Ve bu ziyarette de sizi eleştirenler oldu. Hatta AKP Bursa Milletvekili Zekeriya Birkan”Şiddet gören çocuklar reklam malzemesi değildir” dedi…

Adı geçen beyefendinin özrü bana değil Allah’a olsun diyerek ondan fazla bahsetmek istemiyorum ki, asıl amacı gerçek olmasın. Benim reklama ihtiyacım sıfır, hatta fazlası var yaşantımda sessiz kalıp uzak durduğum zamanların sebebi popülerliği yaşamımda dengelemektir. Kayseri ye gidip aileyi ziyaretimde, ki öncesi de var, sonrası da, hissettiklerimi burada size anlatmam mümkün değil çünkü hiç bir satıra sığmayacak kadar derin, acı ve ağırdı…

CAN’A SELAMIM SİYASİ DEĞİL SAMİMİYDİ

Altın Kelebek ödül töreninde Can Dündar’a selam yolladığınız için hedef gösterildiniz…Yine olsa aynı şeyi yapardım diyebiliyor musunuz?

Elbette, kaldı ki insanın arkadaşına, dostuna selam yollaması olması gerekendir. Benim Can’a selamım siyasi içerik gözetmeyen, insani bir vefaydı. Yaşam felsefesi önce insan olmak olan birisiyim. Dostluğunu gördüğüm, kitabımda adını geçirdiğim, yaptığım TV Programı’nda misafir ettiğim arkadaşıma selam etmişim. Aynı linçleri arkadaşım Deniz Seki yi ziyaret edişlerim duyulup basına sızdığında da yaşadım. Ben arkadaşımın yargı sebebinin değil, zor gününün peşindeyim. Bu bakışım hiç değişmeyecek.

SİYASETE İLGİM SIFIRIN ALTINDA

Gündemi nereden takip ediyorsunuz? Çünkü olup bitenlerle ilgili hep bir paylaşımınız var. Peki ya siyasetle ne kadar ilgilisiniz?

Gündemi takip etmeden sırf şarkısıyla, konseriyle meşgul olan biri değilim, olmayacağım. Kendime ve hayata saygım var. Elimizde akıllı telefonlar, hayatın her yerinde internet, başucumda gazete Nasıl haberdar olmam ki? Siyasete ilgim sıfırın altında, ama insana ilgim çok derin ve hassas…

ŞİDDETİN, TERÖRÜN, SAVAŞIN KARŞISINDAYIM

Türkiye ve dünyada yaşananlar çocuklarınızın geleceği açısından sizi endişelendiriyor mu?

Bundan altı, yedi yıl önceydi. Twitter’ı yeni kullanmaya başladığım zamanlardı sanırım. Memleketimle ilgili endişelerim var demiştim de yine bir farklı linç operasyonu yaşamıştım. Şiddetin, savaşın, terörün susturulamadığı, şahsi menfaatlerin, insanlığın üzerine çıktığı her oluşumun direnişçisiyim kendimce… Ben annemden, ben dinimden, ben yaşamımdaki ustalardan böyle öğrendim, böyle yetiştim, böyle büyüdüm.

ÇOCUKLARIM NE KADAR ÜNLÜ OLDUĞUMU BİLMİYOR

Çocuklarınız büyüyor. Artık ne yaptığınızın ve ne kadar ünlü olduğunuzun farkındalar mı?

Mesleğimin farkındalar, ne kadar ünlü olduğumun değil :) Ünlü olmanın benim mesleğimle sınırlı olmadığını anlattım onlara. Faydalı olmak lazım insana, insanlığa. Ben müziğimi de böyle şekillendiriyorum… Kalbimi koydum diyorum. Çocuklarımın babaları da görsel bir iş yapıyor, anneleri de, amcaları da. Ama bir yandan okuyarak, bir yandan iyi insan olmanın gerekliliklerini önceleyerek mesleğimizi yaptığımızı ve bunların önemini anlatıyoruz çocuklarımıza

Oğullarınız ile ilgili nasıl hayalleriniz var? Nasıl kareler canlanıyor gözlerinizi kapadığınızda?

Herkesin evladı nasıl değerliyse benim evlatlarımda o kadar gözümün bebeği, burnumun direği, gözümün dinmeyen yaşı. Hayat öğretmenlerim benim.Varlıklarına şükrettiğim mucizelerim, kahramanlarım benim… Üç ayrı karakter, üç ayrı kişilik. O kadar renkli ve o kadar komik ve eğlenceliler ki… Gözlerimi kapattığımda yaşlar süzülüyor yanağımdan hayallerimin ötesinde hayallerim…

Mesela Gülben Ergen nasıl bir kaynana olur?

Eyvah! Kendimi terbiye etmem gereken, nefsimi temizlemiş olmam gereken bir konu bu. Sanırım gerçekleri söyleyemeyeceğim tek soru tek cevap hakkımı burada kullanacağım. İçimden geçenleri söylemeyeceğim ama inanın olgun ve saygılı olmaya gayret edeceğim. Düşününce çok güldüğüm bir konu bu ben ve kaynana olmak. Oğullarımın evlenmesi aman Allahım

ALLAH’A SÖZDE DEĞİL ÖZDE İNANIYORUM

Bu kadar güçlü olmanızın sırrı nedir?

İçim göründüğüm kadar güçlü değildir belki. Sizin sorunuz dışarıdan gördüğünüz fotoğrafla ilintili. Güçlü olmaya çalışırken, çabalarken bunun bir mecburiyet olduğunu fark ettim ve bir vazifeli gibi güçlüyüm aslında. Kırılırım, gücenirim, sıkça ağlarım ama ne fayda, etiket yapışmış üzerime “Gülben halleder …” Öyle olsun, öyle de oluyor… Allah’a sözde değil özde inanıyorum. Bu bana sonsuz bir güç veriyor…

DOSTLARIM SANSÜRSÜZ TANIRLAR BENİ

Peki siz ilk dertlerinizi kime anlatırsınız? İlk kiminle paylaşırsınız? İlk kimin telefonunu çevirirsiniz?

Eşime, Nihat a , Elvan’a , Nilhan’a, Nurfer’e, Taşkın’a yani ciğerimi bilen dostlarıma anlatırım sınırsız sansürsüz tanırlar beni. Tasavvuf okurum… Geçmiş yaşam tecrübelerini okurum. Başarılı insanların acılarını kaleme aldıkları biyografileri okur, kendi derdimi hafife alırım

Çok zeki ve akıllı olduğunuzu hepimiz biliyoruz, peki siz kimden akıl alırsınız?

Duruşuna hayran olduğum herkesten akıl alırım… Sorarım, danışırım…

Meslekte öğrendiğiniz en önemli şey nedir?

Bizim meslek karışıktır, zordur, ikilemleri, dönemeçleri fazladır. Kendi doğrularımı mesleğime aktarmak, mesleğimden öğrendiklerimden daha değerli benim yaşamımda ve seçimlerimde.

O kadar çok hayranınız var ki…İnsanlar sizi neden bu kadar çok seviyor?

Ben beni sevene çok değer veririm, özenirim, sayarım önemserim… Beni yakından tanıyanlar bunu iyi bilirler. Minnetle teşekkür ederim tüm sevenlere…

Sizi bu hayatta çok mutlu eden minik birkaç şey saymanızı istesem neler olur? 

Çocuklarımın sağlıkla yüzü gülsün gerisi akar gider…

Söyleşi: Edda Sönmez

Gülben Ergen: Can Dündar’a selamım siyasi değil samimiydi, Gülben Ergen: Can Dündar’a selamım siyasi değil samimiydi

Yorum Yaz