Menü İcon

Selim Atalay: ''Rusya ABD'den intikam almak istiyor''

Selim Atalay: ''Rusya ABD'den intikam almak istiyor''

Gazeteci-Yazar Selim Atalay ABD'de Cumhuriyetçi kitlenin mevcut statükodan rahatsız olduğunu belirterek, 2008 yılında yaşanan krizin halen bitmediğini ve yansımasının devam ettiğini Aksam.com.tr'den Mehmet Bayar'a değerlendirdi.  Atalay,  “ABD’de gidişattan memnun olmayan çok önemli bir kitle var. Bunlar zaten Trump’ı destekliyorlar. Trump çok makbul bir aday olmayabilir. Çünkü bir tepki olarak süren ekonomik krizin bir yansıması olarak Trump’a destek var. Trump, Amerika krizinin ürünüdür. Çünkü ABD’de ekonomik kriz bitmemiştir” ifadelerini kullandı.

Atalay ABD-Rusya arası gerginliğin Berlin Duvarı'nın yıkılması ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasına dayandığını belirterek Putin’in kaybettiklerini geri alma gayreti içinde olduğunu da dile getirdi.

Seçime sayılı günler kala ABD seçiminde son durum nedir?

Anketlerde son ana kadar Hillary Clinton önde gidiyordu. Fakat hala sağda solda  Donald Trump’ın bu seçimi kazanacağına dair yorumlar var. Çok ilginç bir şekilde, ABD’de yüzde 51-52 ile başkan seçilir, katılım çok düşüktür. Bu durumda "sandığa giden taraf kazanacak" denebilir.

ANKETLER SEÇİM SONUCUNU GÖREMEZ

Sebebi nedir bunun?

ABD seçmenleri siyasetle pek ilgilenmezler çünkü hayatlarında değişiklik yarattığını düşünmezler. Eğer ekonomik kriz yoksa kolay kolay sandığa gitmezler. Şimdi ise sandığa gidecekler. Hangi tarafın sandığa gideceği daha önemli. Çünkü durumdan memnuniyetsiz Cumhuriyetçiler var. Cumhuriyetçiler mevcut durumdan gayet rahatsızlar ve mevcut olan statükonun değişmesini istiyorlar. Demokratlar ise mevcut durumun devamını istiyorlar yani Obama politikasının devamını.  Hangi taraf yoğun şekilde seçime katılırsa o kazanır.

ABD seçimi için ilginç diyebilir miyiz?

Bir ilginçlik var. ABD’de seçim bizdeki gibi değil, çoğunluk yüzde 51 meselesi değil yani. ABD’de seçim 2 dereceli ve böyle olduğu için anketler çoğu zaman her şeyi göremeyebiliyor. Eyaletlerde yüzde 51’i alan, o eyaletin ikinci derece seçmenini kazanıyor. Bu ikinci derece seçmenden tam 270 adet kazanması lazım ki başkan seçilsin. Her eyalette ayrı ayrı kapışacaklar.

Eyaletlerin kime oy vereceği belli mi?

ABD seçimlerinde ayrı bir detay var "Silme Cumhuriyetçi Eyaletler" ve "Silme Demokratçı Eyaletler" var. Yani New York’tan Cumhuriyetçi çıkamaz, yüzde 51’i Demokratlar alır bunu herkes biliyor. California’da yüzde 51’i demokratlar alır. Teksas’ta yüzde 51’i mutlaka cumhuriyetçiler alır. Yani bunlar dağıtıldıktan sonra yine Clinton avantajlı fakat seçimlerde taraf değiştiren eyaletler var. Silme olmayan eyaletler var. Florida bazen demokratlara veriyor bazen de cumhuriyetçilere veriyor.Asıl olarak seçimde bu tür eyaletler belirleyici olacak.

Kararsız diyebilir miyiz?

Kararsız diyemeyiz bu tür eyaletlere çünkü bunlar kararsız değil. Geçen sefer desteklediği partiden vazgeçip başka partiyi destekliyor. Parti değiştiren seçmen bunlar. "Geçen sefer demokratlara verdim ama bu sefer cumhuriyetçilere vereceğim" diyen seçmen. Dolayısıyla bu silme eyaletlerde sonuna kadar mücadele var. ABD’de şu anda oy verme işlemi var. Sürüyor.

Şimdi kimler oy veriyor?

Seçim günü sandığa gitmeyecek olanlar diyor ki "mazeretim var ben sandığa gidemeyeceğim, şimdi oy kullanmak istiyorum ya da postayla oy kullanmak istiyorum" yani şu an çoğu eyalette oy verme başladı. Kullanılan oylarda Clinton önde gidiyor. Sonuçta bu seçimi kaybederse Clinton kaybedecek. Trump’ın kazanması çok önde giden bir yarış atının son anda ayağının tökezlemesi gibi bir olay. Trump öyle bir ihtimalle kazanır.

OBAMA İLE CLINTON ARASINDA FARK YOK

ABD seçimlerinin dünyaya etkisi ne olur?

ABD’nin dünyadaki etkisini tartışabiliriz. İki kutuplu dünya yok. ABD ve Rusya’nın hakim olduğu bir dünya da yok. ABD herkesi kolay kolay kontrol edemiyor. Dolayısıyla her ülke ABD ile kendi ilişkisini kendi kurma durumunda. Eskiden ittifak vardı kutuplaşma vardı. Tabi burada ABD’yi kimin yöneteceği önemli çünkü muhatabımız kim onu görmek lazım. Dünyaya diğer etkisi ise Clinton ve Trump’ın stili birbirlerinden farklı. Yani Obama ile Clinton arasında ne fark var derseniz bir fark yok. Zaten işin komiği de bu. 8 yıllık kötü Obama yönetiminden sonra bir dört yıl daha Obama’nın aynı yönetiminin bir benzerini tekrar göreceğiz. Bir Clinton yönetimi zaten sekiz yıl yaşandı, kocası ile Clinton arasında bir fark görmüyoruz. 8z yıl zaten Beyaz Saray’daydı. 8 yıllık Clinton döneminin devamı, 8 yıllık Obama döneminin devamı ve dört yıllık Clinton dönemi devam edecek şayet Hillary kazanırsa.

BAŞKAN SEÇİLDİKTEN SONRA HERŞEY DEĞİŞİR

ABD seçimleri sonrası Ortadoğu’yu nasıl bir tablo bekliyor?

Donald Trump haritada Suriye’yi bulamaz. Hillary Clinton buluyor da ne oluyor. Ne olacağını başkandan çok yönetimi belirler, yani Dışişleri Bakanlığı, CIA, Pentagon belirler. Bunlar başkan seçilmeden önce atıp tutarlar sonra Beyaz Saray’a otururlar gerekli bütün brifingler verilmeye başlanır. Daha sonra Hanya'yı Konya'yı anlarlar ondan sonra atılıp tutulan seçim vaatleri bir tarafa bırakılır  ve sonra mevcut olan statükonun devamı izlenmeye başlanır. Ortadoğu’ya bunu yapacağım şuraya bunu yapacağım falan filan, bunların tamamı farazi ve son derece açık laflardır. Çünkü seçim zamanı herkes ağzına geleni söyler. Seçim bittikten sonra yani Beyaz Saray’a oturdukları zaman bütün her şey değişir.

,

Yorum Yaz