Menü İcon

Faruk Turgut: Şener Şen'i Kimse İkna Edemez

Dingin bir adam. Yeşilçam ile başlayan yolculuğunda çalışmadığı oyuncu hemen hemen yok gibi. Eskiyi de çok iyi biliyor yeniyi de. Bu işe yıllarını vermiş. O kadar çok hikâyeyi hayata geçirmiş ki aslında hayatı da hikâyelerden oluşuyor. Her projede hâlâ...

Röportaj Gazetesi

Faruk Turgut: Şener Şen'i Kimse İkna Edemez

Dingin bir adam. Yeşilçam ile başlayan yolculuğunda çalışmadığı oyuncu hemen hemen yok gibi. Eskiyi de çok iyi biliyor yeniyi de. Bu işe yıllarını vermiş. O kadar çok hikâyeyi hayata geçirmiş ki aslında hayatı da hikâyelerden oluşuyor. Her projede hâlâ çok heyecanlanıyor. ‘Hâlâ anlayamadığım şeyler var’ diyerek yine de senaryoların içinde kaybolmak istiyor. Gold Film’in sahibi Faruk Turgut ile dünü ve bugünü konuştuk. 

Yeşilçam döneminde reji asistanlığıyla mesleğe başladınız. Hikâyeniz nasıl gelişti?

Yeşilçam’da 1978 yılında reji asistanlığıyla başladım ve 1992’ye kadar Yeşilçam’da filmler yaptım. Ağabeyimin yapım şirketiyle yapımcısı olduğumuz çok önemli filmler oldu. Bunların içinde Namuslu, Çıplak Vatandaş, İffet, Dolap Beygiri gibi birçok film var. Yeşilçam’ın önemli firmalarından birinin ortağıydım; bu durumun getirdiği kolaylık ve ayrıcalıkla 27 yaşında yönetmen oldum. 11 tane sinema filmi çektim. Son dönemler oldukça sıkıntılıydı; çünkü videonun Türkiye’de tamamen egemen olduğu bir dönemdi. Video döneminden sonra özel televizyonlar dönemi başladı. İlk özel televizyon Star TV’de yapımcı- yönetmen olarak dizi çekmeye başladım ve 2002’ye kadar yönetmenliğim devam etti. Sonra yönetmenliği bıraktım tamamen yapımcı ağırlıklı yürümeye devam ediyorum. 

Eski dönemlerdeki yapımcı mantığıyla şimdiyi kıyaslar mısınız?

O dönemler işleyiş çok farklıydı tabii. Şu anki yapımcı mantığıyla o zamanki yapımcı mantığı özel televizyonlarda aynı değildi. Star olan oyuncularla televizyon kanalı bizzat kendi anlaşırdı. Mesela o dönem televizyon starı Aydan Şener’di. Ve Aydan Hanım tercih ederdi hangi yönetmenle ve hangi yapım şirketiyle çalışmak istediğini. Yani televizyondan ziyade oyuncunun ikna edilmesi daha önemliydi. Benim de televizyona dizi yapımcısı ve yönetmen olma sürecim Aydan Hanım’ın bana olan teveccühü ile başlamıştır. O zamanlar süreç böyle işlerdi. Yoksa yapımcı kimliğinizle kanala gidip "Ben size dizi yapayım" gibi bir durum yoktu. 

Reyting kaygısı var mıydı o dönemler?

Hiç yoktu. İlk başlarda Star TV tekti sonra ona alternatif kanallar geldi. O zaman ölçülen sağlıklı bir sistem olmadığı için reklam talebiyle orantılı olarak reyting ölçülüyordu. O zaman özel televizyonlar çok iyi reklamlar alıyorlardı. Herkes durumundan çok memnundu. Bence televizyonculuğun da en güzel dönemiydi. 

O DÖNEMLERİ ÖZLÜYORUM

İyi para kazanılıyor muydu peki? Örneğin reklam durumu nasıldı?

Çok para kazanılıyordu. Daha iyisi vardı. Oyuncu maliyetleri bu kadar yüksek değildi.

Mesela Aydan Şener ayda 40-50 bin kazanıyor muydu?

İnanın, ben de bilmiyorum. Sanatçılar, kanallarla özel anlaşmalar yapıyorlardı. Başrollerin dışındaki oyuncu kadrosunu belirliyordum. Senaristleri ben buluyordum, prodüksiyonu ben oluşturuyordum. Bunun karşılığında belirli bir para alıyordum. Kâr marjı olarak şöyle söyleyeyim her şeyi çıkarttığınızda yüzde 20-25 kâr olarak kalıyordu çok cazipti bu durum. O dönemleri çok özlüyorum. Şu anda aldığınız riskin yarısını bile almıyordunuz. 

O dönemlerden en çok neyi özlüyorsunuz?

Yeşilçam, kendi içinde kuralları prensipleri olan bir yapıydı. Ve o yapının en egemen unsuru da disiplindi. Oyuncuların, yönetmenlerin disiplini set adabının varoluşu önemliydi. Yeşilçam’da başarısız olduğunuz zaman gittiğiniz sette herhangi bir olumsuzluk yaşadığınız zaman o işi başka yerde icra etme şansınız olmadığı için anında kendi içinde oto sansür uygulayıp o işe sebep olan olumsuzlukları ve kişileri anında devre dışı bırakabiliyordunuz. Bu da sektör içinde çok ciddi bir disiplin oluşturuyordu ve herkes çok saygılı, işini en iyi yapmak için olağanüstü çabalar gösterirdi. Oyuncular korkunç prensipli ve disiplinliydi. Çünkü o dönem bir sokağın içinde on tane yapım şirketi toplasanız 10-15 tane etkili yönetmen ve bunların etrafında dönen bir yapı vardı. Yapıya aykırı düştüğünüzde anında sizi devre dışı bırakan bir durum vardı. Şu anda para var ama egolar tavan yapmış. Şimdi bir diziyle hem star hem de yönetmen olabiliyor.  

‘GÜZEL KÖYLÜ’ BENİ MUTLU ETTİ

Star senaryo mudur oyuncu mudur?

Eskiden star oyuncuydu şimdi senaryo. İki sene önceye kadar oyuncuydu. Ama iyi bir senaryonuz yoksa kimi oynatırsanız oynatın bir şey ifade etmiyor. Tabii bu tespit son iki yıla dayanıyor şu anda star senaryo. 

Siz bu değişen reyting sistemini anlayabildiniz mi?

Anlamadım valla. Anlamakta da çok zorlanıyorum. Benim dışımda bütün sektörün kodları bozuldu diye düşünüyorum. 
Reyting sistemine iki dizinizi örnek verirsek ‘Güzel Köylü’ reytinglerde çok başarılı. ‘Urfalıyam Ezelden’ özel bir dizi ama ne yazzık ki erken final yaptı. 

Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Daha önceki yıllarda olmayan bir şey oldu. Yazın başlayan televizyon dizileri enteresan bir şekilde sezon işlerinin önüne geçti. Bu tespitten sonra ‘Urfalıyam Ezelden’ ile ‘Güzel Köylü’ arasındaki farkı kendi adıma da tabii sorguluyorum. ‘Güzel Köylü’nün performansı beni çok mutlu ediyor ama daha kaliteli daha özellikli daha içerikli işlerden yanayım. Hedef iç pazar olmamalı, tamamen dış pazar olmalı. ‘Güzel Köylü’ yazlık, insanların oturup çoluk çocuk hoşça vakit geçireceklerini varsayarak kurguladığım bir dizi oldu. Hiçbir zaman bu diziyi de yurt dışına satarım şöyle olur böyle olur diye bir hedefle yola çıkmadım. Bu kadar reyting alacağını ümit etmemiştim. ‘Güzel Köylü’ye verdiğim emekle ‘Urfalıyam Ezelden’e verdiğim emekte hem maddi hem manevi dünyalar kadar fark var. Güzel Köylü ekibi sağ olsun beni hiç yormadan zorlamadan en güzel işi çıkarıyor. Artık insanlar dört saatini televizyonda dizi izlemek için ayırmıyorlar, kendi istedikleri dizileri internetten bedava izliyorlar. Bu durum sektör adına daha iyi günler. Ben yılbaşından sonra daha olumsuz olacağını düşünüyorum. 

En iyi projem dediğiniz hangisi?

Kesinlikle Hanımın Çiftliği…

USTA TELEVİZYONA SICAK BAKMIYOR

Şener Şen ile çalıştığınız için soruyorum. Kendisinin yüzde 100 reytingi var. Neden göremiyoruz projelerinizde?

Doğru, reytingi var ama oynamıyor. Şener abinin şöyle bir özelliği var: Bir dönem o filmleri yaparken Ertem Eğilmez onu yönlendiriyordu, Şener abinin kendi iradesiyle oluşan bir durum değildi. Ertem abi ne derse onu yapıyordu. Şimdi de Yavuz Tugrul ne diyorsa onu yapar.  Yavuz Tugrul’dan geçmeyen hiçbir projenin Şener Şen nezdinde bir geçerliliği yok. Onun için de televizyon işine çok sıcak bakmadığını biliyorum. Şener Şen’in televizyona iş yapması çok zor. Kimsenin ikna edebileceğini de sanmıyorum. 

Teklif ettiniz mi?

Elbette, herkes gibi teklif ettim gitmeyen var mı? Şener Şen’e gidip iş teklif ediyorsunuz. ‘Hadi iş yapalım abi?’ diyorsunuz.  Diyelim kabul etti. Haftanın her günü settesiniz. Anormal çalışma saatleri. Buna dayanmanın imkânı yok. Belirli doygunluğa gelmiş insanı bu şartlara yönlendirmek kolay değil. Genç insanlar bunu yapabilir ama bu insanları için çok zor şartlar. Hadi film olsa belki ikna edersiniz. Bu koşullara gelecek paralar teklif ediliyor mudur onu da bilemem. 

Cem Yılmaz’ı bir dizide oynatmak ister miydiniz? Onun da yüzde 100 reyting garantisi var.

Kim istemez ki… Televizyon için olağanüstü cazip biri. 

Sanki bir önyargı var Cem Yılmaz’a karşı. Sizin camia Yılmaz’ı oyuncu- sinemacı olarak kabul etmiyor.

Benim ne haddime. İyi filmi de var, kötü filmi de. 

SİBEL CAN İYİ OYUNCUDUR

Herkesin kendi oyuncusu var sizin var mı?

‘Bu oyuncular bana aittir’ dediğim oyuncum yok. Erol Avcı’nın Uğur Yücel ile öyle bir ilişkisi var ve yıllara dayanır. Onun ötesinde şu şunun oyuncusu durumu yok. Neticede serbest piyasa. 

Senaryoya hizmet ediyorsa herkesten oyuncu olur mu?

Herkesten oyuncu olmaz. Sibel Can, Ebru Gündeş ile çok çalıştım. Belki oyunculuk eğitimi yok ama inanın yönetmen olarak çalıştığım için biliyorum Türkiye’de kamera geometrisini en iyi bilen oyuncu Ebru Gündeş’tir ve Türkiye’nin en yetenekli oyuncularından biriydi. Saatlerce ezber yapar takır takır oynar ve giderdi. Sibel Can, gerçekten iyi oyuncuydu Berivan’da fırtınalar estirdik. Ve çok da iyi oynuyordu. 

Söyleşi: Mutlu Hesapçı

Yapımcı Faruk Turgut,

Yorum Yaz