Menü İcon

Eurovision birinci Ukraynalı güzel Jamala ile röportaj

17 Ağustos'ta İstanbul Harbiye'de ilk açık hava konserini veren Eurovision birincisi Ukraynalı Jamala, izleyecilerini büyük bir şovla coşturdu. Jamala'nın müzik üzerine kurulmuş hikayesi sizlerle...

Röportaj Gazetesi

Eurovision birinci Ukraynalı güzel Jamala ile röportaj

Biz bu yıl Eurovision şarkı yarışmasına katılmamıştık, yine de seyretmeden edemedik. Yarışmada herkesin kendine göre bir favorisi vardı ama “1944” adlı şarkısıyla yarışmayı Ukraynalı Tatar kızı Jamala kazandı. Hem sesi güzeldi hem de şovu. Ayrıca şarkısında bir yaradan söz ediyor, 1944’te yerlerinden yurtlarından, vatanlarından edilen Kırım Tatarlarının hikâyesini anlatıyordu. 17 Ağustos’ta İstanbul Harbiye Açıkhava’da ilk solo konserini veren Jamala ile konuştuk. Müziğin sesini açın ve Kırım Tatarı, Müslüman, orkestra şefi bir baba ile müzisyen, Ermeni bir annenin kızı olan Jamala’nın hikâyesine buyurun...

Müzisyen bir aileden geliyorsun. Nasıl bir çocukluk geçirdin?

Annem de babam da babam müzisyen olduğu için evimiz hep müzikle doluydu; farklı ulusların müzikleriyle... Kırım Tatar müziği, Ukrayna, Azerbaycan, İran, Türk ve Yunan müzikleri. Annem ve babam klasik müzik, caz, soul ve funk da dinlerdi. Koro şefi olan babam harika bir akordeoncuydu. Akrabalarımız ve arkadaşlarımız sık sık bizde toplanırdı; Kırım Tatar yemekleri pişirir, birlikte müzik çalardık. Başka dinlere ve kültürlere hoşgörülü olmayı küçük yaşlarda öğrendik. Müslüman bayramlarını kutlardık fakat yeni yıl partileri düzenleyip Noel ağacı da süslerdik. Beni diğer kültürlere saygılı biri olarak yetiştiren annem ve babamdı.

Eurovision’a katılmaya nasıl karar verdin?

Ukrayna müziğini duyurmak ve insanlara göstermek için çok güzel bir fırsat olduğunu düşündüm. Muhteşem bir onur ve büyük bir sorumluluktu. Amacım, benim için çok önemli olan bu şarkıyı tüm dünyaya sunmaktı.

Kırım’daki ailen Eurovision zaferinden sonra neler yaşadı?

Babam şarkıyı ilk duyduğunda ağlamıştı. Herkes çok beğendi. Eurovision zaferinden sonra Kırım’da birçok akrabamız ve dostumuz annemi ve babamı karşılamaya geldiler.

Eurovision’da kazandığın başarı müzik hayatını nasıl etkiledi?

Son iki ay boyunca çok şey oldu. Ukrayna turnemi tamamladım; Kiev’de, ülkemin ana konser salonunda iki konser verdim ve biletler birkaç saat içerisinde tükendi! Haziran-temmuz aylarında Ukrayna, Polonya ve Almanya’da düzenlenen uluslararası festivallerde sahne aldım; Vilnius’taki ana meydanda konser verdim ve Londra’da ülkenin en büyük televizyon programında yer aldıktan sonra Stockholm’e geçtim. Ağustos ayında birkaç festivale davetliyim, İstanbul’da konserim de bunlardan biri. Universal Music Group Avrupa ve Amerika’da “1944” albümümü yayınladı. Gördüğünüz gibi, artık çok hareketli bir hayatım var. Yeni projeler üzerine çalışmayı sabırsızlıkla bekliyorum. Gerçi şimdilik bunun için pek zamanım yok ama aralık ayında yeni bir single çıkarmak istiyorum.

Sence kazandığın başarının sırrı ne?

İşimi sevmek, çok çalışmak, Tanrı’ya inanmak.

Müziğin yanında oyunculukla da uğraşıyorsun. Birçok projede yer aldın. Oyunculuk senin için ne ifade ediyor?

Sinemayla ilgili çok ilginç bir deneyimim oldu. Ünlü Ukraynalı yönetmen Oles Sanin’in yönettiği tarihi drama filmi “Rehber”de başrol oynadım. Karakterim Olga Levitskaya, Kharkiv Tiyatrosu’nun başoyuncularından biriydi. Olaylar 1932’de, Stalin rejiminin Ukrayna’da organize ettiği büyük açlıktan ve Ukrayna soykırımından önce yer alıyordu. Filmimiz, 2014’ün en çok hasılat yapan filmi oldu. Geçen sonbahar, Belçikalı yönetmen Olias Barco’nun yönettiği “Polina’’ adlı fantastik filmde küçük bir rol oynadım. Birçok yıldızın yer aldığı çok ilginç bir uluslararası projeydi. Görüntü yönetmenimiz Luc Besson için birkaç film çekmişti ve ünlü Virginie Ledoyen partnerimdi. “Polina” gelecek yıl, 2017 baharında vizyona girecek.

Ukrayna başbakanı Petro Poroşenko senin UNICEF iyi niyet elçisi adayı olduğunu söyledi. Böyle bir görev sana ne hissettirdi?

Görevimin ne olacağını tam olarak bilmiyorum ama bu benim için büyük bir onur.

İstanbul’da ilk solo konserine çıkacaksın. Türk müziği hakkında ne düşünüyorsun? Harbiye’de seyircilere süprizlerin olacak mı?

Türk müziğini seviyorum. Çok fazla dinlediğimi söyleyemem ama dinlediklerim çok iyi. Sertab Erener’le bir düetimiz olacak, ayrıca Türkçe şarkılar da çalışıyorum. Mesela Volkan Konak’ın “Yârim Yârim” şarkısını hazırlıyorum. Başka şarkılar da olacak ama onlar sürpriz kalsın.

Türkiye ve İstanbul senin için ne ifade ediyor?

Kız kardeşimin eşi Türk olduğu için İstanbul’da çok vakit geçiriyorum ve şehrinizi çok seviyorum.

Söyleşi: Ece Ulusum

,

Yorum Yaz