Menü İcon

Erman Okay: En Büyük Aşkım Karım

Erman Okay (75), kendini mesleğine adamış bir oyuncu tutkuyla okuyan, tutkuyla çalışan usta oyuncu… TRT’nin ilk sunucularından. Alman sinema filmlerinde rol alan, senaryolar yazan Okay ile son derece samimi bir röportaj yaptık…

Röportaj Gazetesi

Erman Okay: En Büyük Aşkım Karım

Erman Okay (75), kendini mesleğine adamış bir oyuncu Tutkuyla okuyan, tutkuyla çalışan usta oyuncu… TRT’nin ilk sunucularından. Alman sinema filmlerinde rol alan, senaryolar yazan Okay ile son derece samimi bir röportaj yaptık…

Bunun dışında başka en büyük aşkınız kim?

En büyük aşkım karım. Üçüncü eşim ama buldum sonunda aşkı. İlk ve ikinci eşimden çocuklarım var.  Bir kızım bir oğlum. Kızımdan bir oğlumdan iki torunum var.

Ti­yat­ro dı­şın­da ne­ler yap­tı­nız?

Ben bir ka­ra­ba­ta­ğım. Ka­ra­ba­tak ola­rak şu ya­şam için­de çok fark­lı şey­ler yap­tım. Ama ti­yat­ro bun­la­rın için­de en önem­li­siy­di. Dal­dım çık­tım ti­yat­ro yap­tım dal­dım çık­tım.1961 yı­lın­da pro­fes­yo­nel ola­rak Kar­tal Ti­be­t’­in de için­de ol­du­ğu Mey­dan Sah­ne­si’n­de baş­la­dım pro­fes­yo­nel­li­ğe. Ama ha­ya­tım­da çok fark­lı şey­ler ol­du. Bu fark­lı şey­ler­den en önem­li­le­rin­den bi­ri­si An­ka­ra Rad­yo­su’­nun pro­dük­tör­lük sı­na­vı­na gi­rip spi­ker pro­dük­tör ola­rak ça­lış­tım uzun za­man. Son­ra as­ke­re git­tim. As­ker­dey­ken An­ka­ra Te­le­viz­yo­nu ku­rul­mak üze­rey­di sı­na­va ça­ğır­dı­lar sı­na­vı ka­zan­dım. Ve TRT’­nin is­tas­yo­nun­da ilk su­nu­cu­su­yum. Eğlence prog­ram­la­rı su­nu­cu­lu­ğu yap­tım. Ti­yat­ro sa­hi­bi ol­dum An­ka­ra­’da. An­ka­ra­’da “Bin­bir­ge­ce Ço­cuk Ti­yat­ro­su­” di­ye bir ço­cuk ti­yat­ro­su kur­dum.

Bil­di­ğim ka­da­rıy­la siz Ar­ke­olo­ji me­zu­nu­su­nuz…

Evet Ar­ke­olo­ji öğ­re­ni­mi yap­tım. Ar­ke­olo­ji hâ­lâ be­nim için çok özel bir şey.

SA­NAT­TAN UZAK KAL­MA­DIM

İs­tan­bu­l’­a ge­liş hi­ka­ye­ni­zi siz­den din­le­ye­lim…

An­ka­ra­’dan bık­tım  İs­tan­bu­l’­a gel­dim. Me­te Ak­yo­l’­un yar­dı­mı ile Mil­li­yet Ga­ze­te­si­’n­de Ab­di İpek­çi Be­y’­in ge­ce sek­re­ter­li­ği­ni yap­tım. O sı­ra­lar ga­ze­te­ci­ler çok az pa­ra ka­za­nı­yor­du. Ab­di İpek­çi­’ye “a­bi maa­şım bi­raz ar­ta­bi­lir mi eşim ­de ge­le­cek İs­tan­bu­l’­a, İs­tan­bul pa­ha­lı bir şe­hi­r” de­dim. Er­man­cı­ğım inan ki be­nim al­dı­ğım ma­aş bu de­di. Ha­ki­ka­ten çok az bir pa­ray­dı. “A­ma gü­zel bir iş bu­lur­san pa­ra­lı bir işe gi­de­bi­lir­si­n” de­di. Rek­lam ajan­sı­nın yö­ne­ti­ci­li­ği­ne geç­tim. Ora­dan da  1980 se­ne­sin­de Al­man­ya­’-ya göç­tüm. 22 se­ne Mü­ni­h’­te ya­şa­dım.

İPEKÇİ NEFİS BİR İNSANDI

Ab­di İpek­çi ile ya­şa­dı­ğı­nız unu­ta­ma­dı­ğı­nız bir anı­nız var?

Ab­di Bey çok ne­fis bir in­san­dı be­nim için. Bir ke­re be­nim ta­nı­dı­ğım en de­mok­rat­lar­dan da­ha de­mok­rat bir adam­dı. Çok açık yü­rek­liy­di  ve doğ­ru­cu Da­vut­tu. Ya­şar Ke­mal, za­man za­man zi­ya­re­ti­ne ge­lir­di. Ve ara­la­rın­da­ki söy­lem bi­çi­mi ba­na çok il­ginç ge­lir­di. “Kör hoş ­gel­din gel ba­ka­yı­m” der­di. “Er­man söy­ler mi­sin bi­ze çay ge­tir­sin­le­r”. Özel ola­rak onun­la ya­şa­dı­ğım baş­ka bir şey yok ama bü­tün ola­rak çok özel çok baş­ka bir in­san­dı.

HER DİZİDE MUTLAKA BİRKAÇ DOSTUM OLDU

Ko­ca­mın Ai­le­si­ni ka­bul et­me­niz­de­ki en bü­yük et­ken ney­di?

Hi­ka­ye­yi sev­dim. Hi­ka­ye için bir özet ver­di­ler ba­na o özet­te çok gü­zel­di be­ğen­dim ve şu ­an bu pro­je­nin için­de ol­du­ğum için çok mut­lu­yum. Her di­zi­de ye­ni in­san­lar­la ta­nı­şı­yo­ruz. Ama en önem­li­si  in­san ka­zan­mak dost­luk­lar ka­zan­mak  onun için çok mut­lu­yum. Her di­zi­de mut­la­ka birkaç dos­tum ol­du. Bu di­zi­de de sev­gi­li Yıl­dız Kül­tür, Şeh­su­var Ak­taş, Fü­sun Kos­tak be­nim için çok çok özel in­san­lar.

Oy­na­dı­ğı­nız ka­rak­ter Za­fer Ar ile ben­zer yön­le­ri­niz var mı?

Var… Ben bir ke­re yu­mu­şak ya­pı­da bir in­sa­nım Za­fe­r de öy­le. Çok yu­mu­şak bir ba­ba. Şek­li, tav­rıy­la ba­na çok ben­ze­yen bir tıp. Onun için faz­la bir şey ek­le­me­me ve yap­ma­ma ge­rek kal­mı­yor.

Pe­ki ger­çek ha­yat­ta si­zin ba­şı­nı­za bu olay gel­sey­di ne ya­par­dı­nız?

Çok acı bir şey. Bir ai­le için çok zor bir şey ol­ma­lı. Ger­çe­ğe çok ya­kın bir hi­ka­ye bu. Bu hikayenin gerçeğinde de aile mutlaka çocuğuna kavuşmak için 25 sene beklemiştir, günün birinde bulunacak diye.

Sek­tö­rü­nü­zü na­sıl de­ğer­len­di­ri­yor­su­nuz?

Di­sip­lin yok sek­tör­de. Di­sip­lin ve or­ga­ni­zas­yon­ şart.

BİR “YAMAN OKAY” VAR ŞİMDİ

Bu­nu kim­se bil­mez ama bil­di­ğim ka­da­rıy­la to­ru­nu­nu­zun is­mi­nin bir hi­ka­ye­si var…

En sev­di­ğim oyun­cu ar­ka­daş­la­rım­dan bir ta­ne­si ‘Ya­man Oka­y’­dı. Te­sa­düf iki­mi­zin ­de so­ya­dı ‘O­ka­y’­dı. Be­ni abi ola­rak bi­lir­di. Mü­ni­h’­te be­ra­ber ça­lış­tık ve al­tı ay ay­nı evin içe­ri­sin­de be­ra­ber ya­şa­dık. Onun ölü­mün­den son­ra Tür­ki­ye­’ye gel­di­ğim­de oğ­lu­mun bir oğ­lu dün­ya­ya gel­di. Adı­nı Ya­man koy­duk biz. Bir Ya­man Okay var şim­di.

Hikmet karakteri ile milyonları ekrana bağlayan Yıldız Kültür (71), Türkiye’nin en iyi tiyatrocularından. Filmleriyle tüm toplumu aynı ölçüde etkileyebilen, herkesin sevdiği, saydığı adeta bir efsane olan usta oyuncu hayat hikayesini anlattı…

OYNADIĞINIZ SÜRECE VARSINIZ

Kocamın Ailesi’nde sizi çeken ne oldu da kabul ettiniz?

Cast ajansı o dönem beni sürekli arıyordu. Senaryoyu okumadan kabul ettim. Sonra gelip kadroyu gördüm kadro çok hoşuma gitti. Gençler çok cici, çok saygılı, çok efendi. Bir de birbirimizin kimyası tuttu. Gerçek bir aile olduk. Zaten onun için tuttu dizimiz. Vurdu-kırdı, kavga-dövüş yok.  Başlarda çok aksilikler sıkıntılar yaşadık yönetmenimizle ilgili ama şimdiki yönetmenimiz  Kemal Uzun harika. Allaha şükür iyi gitti işimiz. Reytinglerimiz iyi gidiyor.

YUFKA YÜREKLİ ALINGAN BİR KADINIM

Oynadığınız karakter “Hikmet Hanım”la aranızda ne gibi benzer yönler var?

Hiçbir benzerlik yok. Çünkü ben son derece sakin, yumuşacık, çok yufka yürekli, duygusal, alıngan bir kadınım. Hiçbir zaman “Hikmet” değilim. Hikmet ile benim alakam yok. Bana dediler ki ilk gittiğim gün Erman Okay senin oğlun olacak. “ben nasıl dedim ya” sonra Ayşenil Şamlıoğlu gelinin olacak.

Normal hayatta da kayın validesiniz dimi?

Kayın valideyim ama benim oğlum ABD’de yaşıyor. Gelinim Amerikalı. Arada görüşüyoruz. Tek çocuğum var. Keşke benim de Beren Gökyıldız gibi bir torunum olsa. Çıldırırım. Arkadaşlarımın torunlarına deli oluyorum.

Oğlunuz ne iş yapıyor?

Dünya çapındaki bir inşaat firmasında finans müdür yardımcılığı yapıyor.

ELİMDEN GELDİĞİNCE İYİ BİR ANNE OLDUM

Oğ­lu­nuz­la ara­nız na­sıl?

Ger­çek­ten çok düz­gün bir ev­la­dım var. Elim­den gel­di­ğin­ce çok iyi bir an­ne ol­ma­ya ça­lış­tım ama gün­düz pro­va ge­ce oyun.

Oyun­cu­luk aş­kı ne za­man gön­lü­nü­ze düş­tü?

Ha­lam, Dev­let Ti­yat­ro­su Ope­ra­sı ve Ba­le­si­nin de­kor kos­tüm şe­fiy­di. An­nem de ora­da ça­lı­şı­yor­du.  İlk  ben ‘Ay­han Ay­da­n’­dan ope­ra sey­ret­tim. Çok gü­zel bir ka­dın­dı. Sah­ne­de ilk iz­le­di­ğim­de il­ko­ku­la gidiyordum.  O ka­dar et­ki­len­dim ki ben de böy­le ol­mak is­ti­yo­rum de­dim ve öy­le baş­la­dı. Ay­rı­ca ba­bam sa­nat se­ven bir in­san­dı. Ba­ba­mı il­k-o­ku­lu bi­tir­di­ğimde kay­bet­tim. Ba­bam­la ko­nu­şur­duk sa­na­tı.

NURİ BİLGE CEYLAN İLE ÇALIŞMAK İSTİYORUM

Yö­net­men­ler­den kim­le­ri be­ğe­ni­yor­su­nuz?

Bir ke­re Ça­ğa­n’­la ça­lış­tı­ğım için Ça­ğa­n’­ı bi­li­yo­rum ha­ki­ka­ten mü­kem­mel ça­lı­şı­yor. Birçok yö­net­men var çok­ da gü­zel iş­ler ya­pı­yor­lar on­lar­la da ça­lış­mak çok is­te­rim. Nu­ri Bil­ge Cey­lan ile ça­lış­mak is­ti­yo­rum. Çün­kü ben de yap­tı­ğı tarz film­le­ri çok se­vi­yo­rum. Sa­nat­sal film ya­pı­yor. Bir de Mah­sun Kır­mı­zı­gül. Onun­la be­ra­ber “Aş­k’­a Sür­gü­n” di­zi­sin­de bir­lik­tey­dik.

Genç Oyun­cu­lar­dan kim­le­ri be­ğe­ni­yor­su­nuz?

Se­def Av­cı, Be­ren Sa­at, Kı­vanç Tat­lı­tuğ, Öz­ge Öz­pi­rinç­çi­’yi çok be­ğe­ni­yo­rum. Bun­lar son de­re­ce di­sip­lin­li iş­le­ri­ni se­ve­rek ya­pan ken­di­le­ri­ni aş­mak için hep ça­lış­ma­ya öze­nen ki­şi­ler.

PRÖMİYER ZAMANI SANATÇILAR KAPRİSLİ

Eşi­niz­le na­sıl ta­nış­tı­nız?

İz­mi­r’­de eşi­mi ta­nı­dım. Ev­len­dik­ten son­ra şan­sı­ma yer­le­şik kad­ro ku­rul­du ve ben İz­mi­r’­e git­tim  ora­da ça­lış­tım. Eşim Psi­ki­yat­ri Pro­fe­sö­rü. Hiç kel ala­ka. (gü­lü­yo­ruz) Za­ten ay­nı mes­lek­te ol­say­dık bel­ki bu ka­dar uzun be­ra­ber­li­ği­miz ol­maz­dı. 45 yıl­dır ev­li­yiz. Bel­ki onun çok an­la­yış­lı ol­ma­sın­dan kay­nak­la­nan bir şey be­ra­ber ol­ma­mız. Çün­kü Prö­mi­yer za­ma­nı azı­cık sa­nat­çı­lar kap­ris­li olu­yor. Ne ben onun sı­nı­rı­na ne de o be­nim sı­nı­rı­ma gir­me­di­ği için bu ev­li­lik 45 yıl­dır sü­rü­yor.

Yü­re­ği­ni­zin de­rin­lik­le­rin­de du­ran unut­tu­ğu­nuz, ara­da yan­lış­lıkla ka­nat­tı­ğı­nız ya­ra­nız var mı?

Var… Ama bu ya­ra işim­le il­gi­li. Sa­nat­sal an­lam­da uzak kal­dım bir şey yap­ma­dım. Bu yüz­den keş­ke İz­mi­r’­e git­me­sey­dim. Ev­len­dim di­ye git­tim ama ev­li­li­ğim­de o ka­dar mut­luy­dum ki.

ÇALIŞMAK BENİ AYAKTA TUTUYOR

Sa­nat yı­lı­nı­zın ka­çın­cı se­ne­si?

Ben 1962’de me­zun ol­dum. Ya­şım or­ta­ya çı­ka­cak (gü­lü­yo­ruz) Al­la­h’a şü­kür ki birçok ağır hastalığı yendim ama ça­lış­mak be­ni ayak­ta tu­tu­yor. Eğer ben ev­de otu­ran bir in­san ol­say­dım yaşayamazdım.

Söyleşi: Eda Sönmez

TRT’nin ilk sunucularından Erman Okay,

Yorum Yaz