Menü İcon

Ece Uslu: Anne olmak istiyorum

Dizilerde hayatı hep tek başına omuzladı, zor koşullarla ve kötülerle mücadele etti. 'Karagül'ün 'Sosyete Gülü' Ece Uslu ile konuşmak için Gaziantep'e gittim. Gurbette yaşayan birinin hemşehrisi ile karşılaştığında yaşadığı sevinç vardı yüzünde.

Röportaj Gazetesi

Ece Uslu: Anne olmak istiyorum

Televizyon, topluma en hızlı ulaşan araç. Dizinin, ülkemizdeki kumalık sorununa daha çok eğilmesi gerekmez miydi?

Ebru doğuya geldiğinde öğrendi kuması olduğunu. Ciddi tepki verdi, mücadele etti. Tabii ki konu çok daha güzel ve derin işlenebilir, güzel mesajlar verilebilirdi. Ama dizinin akışı gereği kumalık konusu geride kaldı. Sanırım bu tip konuları derin işlemek sinema filmlerine saklanıyor. İşin bu noktası da biz oyuncuları aşıyor.

Ne kadar zamandır Gaziantep’tesiniz?

Üç yıldır. Çok zor şartlarda güzel bir iş çekiyoruz. Evimizden uzak otel odalarında yaşıyoruz. Oyuncular İstanbul’a gelip gidiyor ama teknik ekip bizden çok daha zor durumda, onlar hep burada.

‘Uzun soluklu dizi yıpratıyor’

Burada kendinizi güvende hissediyor musunuz?

Son zamanlarda genel olarak dünyanın hiçbir yeri güvende değil ne yazık ki. İstanbul ne kadar güvenliyse burası da o kadar güvenli. Dünyada global değişim var. Tüm dengelerin değiştiği, bizim de maalesef oturup baktığımız bir süreç yaşıyoruz.

Dizide hayatla, çevreyle, neredeyse dünya ile mücadele ediyorsunuz. Rol gereği de olsa sıkılıp daralmıyor musunuz?

Uzun soluklu dizilerde dışarıdan objektif bakamıyor, hikaye ile bütünleşiyorsunuz. İster istemez bir süre sonra, sıkılıyor demeyelim ama yıpranıyor insan.

Bugüne kadar en sevdiğiniz rol hangisiydi?

Hepsinin kendine göre sevdiğim tarafları var. Karakteri içime sindirirsem, ısınırsam rolü kabul ediyorum. Çıkış yapan işlere bakarsak ‘Kara Melek’, ‘Zerda’ ve ‘Karagül’deki Ebru önemlidir benim için.

‘Halfeti beni çok etkiledi’

Gaziantep’te büyülendiğiniz bir yer var mı?

İlk geldiğimde Halfeti’nin doğası ve sessizliğinden çok etkilendim. Dünya dışında, cennet gibi... Zeugma Mozaik Müzesi müthiş, inanılmaz eserler sergileniyor. Avrupa standartlarında ve herkesin görmesi gereken bir yer.

Peki şehirli misiniz köylü mü?..

Aslında şehirliyim, İzmir-Alsancak doğumluyum. Fakat toprağı, sakinliği, huzuru olan yerleri daha çok seviyorum. Zaman ne gösterir bilemem ama Çeşme Çiftlikköy’de bir ev aldım, hayalim artık orada yaşamak.

Birçok dizide anne oldunuz. Gerçek hayatınızda bunu istemediniz mi?

Yaklaşık 11 yıldır anne olmayı çok istiyorum ama kısmet olmadı. Doğru insandan çocuk sahibi olmak önemli. Zorlamanın alemi yok, akışına bıraktım.

Baba olabilecek bir aday var mı?

Onu konuşmayalım.

‘Dibe vursam da çıkmayı başarırım’

Sizi siz yapan özellikleriniz ne?

Olduğum gibi olmak, fazlasıyla dürüst olmak, hayata tutunmak, dibe vurduğumda çıkmayı başarabilmek.

Hayat sizi hiç şaşırttı mı?

Gözlerinize inanamadığınız, “Aman Allah, bu da mı oldu?” dediğiniz bir durum oldu mu? Hayat insana güzel tokat atıyor. Hislerimin çok güçlü olmasına rağmen hiç konduramayacağım bazı insanların beni şaşırttığı çok oldu.

Erkek olsanız nasıl olurdunuz?

Kadın-erkek ayrımı yapmam. Önemli olan insanlıktır. Yine Ece’nin erkek hali olurdum. “Meditasyonla rahatlıyorum”

Her şeyden vazgeçip dibe vurduğunuz oldu mu hiç? 

Ne yaşadınız, içinden nasıl çıktınız? Oldu tabii ki. İyi ki de dibe vurdum. Ne oluyor, nasıl oluyorbilmiyorum, ama dibe vurduğunda sonunda güzel bir şeyle karşılaşıyorsun. O kadar da kötü bir şey değil, insanı olgunlaştırıp büyütüyor. Dibe vurduğumda onu yaşamam gerektiğini düşünüp akışına bırakıyorum.

Strese girdiğiniz, gerildiğiniz zaman rahatlamak için bir yöntem uyguluyor musunuz?

Kişisel gelişime inanıyor, insanlara da öneriyorum. Meditasyon yapmak çok rahatlatır beni. Uykukaçışları da iyi geliyor. Beyninizi neye alıştırıyorsanız öyle gidiyor, yaptığınız olumlamalar ile bilinçaltınızı eğitebiliyorsunuz.

‘Yalan beni çok kırıyor’

Sizi en çok ne kırar?

Yalan ve riyakarlıktan başka ne olabilir ki?

Aşk nasıl olmalı sizce?

Aşk, zor ve hastalıklı bir şey. İki güzel insan aşk yaşıyor, dengeyi koruyabiliyor ve bunu da sevgiye çevirebiliyorsa ne ala. Sevgi, saygı ilişki içinde çok önemli ama benim için aşk olmadan olmaz.

En son ne okudunuz, ne dinlediniz, ne izlediniz?

Uğur Yağcıoğlu’nun 'Bir Hediye Olarak Aldatmak' adlı kitabını okudum. İlkokul arkadaşlarım Didem ve Sinem Balık kardeşlerin ‘Aşk ve Tango’ adlı albümünü dinledim. Ve Türkan Şoray’ın çektiği ‘Uzaklarda Arama’ filmini seyrettim, çok beğendim.

‘Gözlüklü çocukları kıskandım’

Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

Hatırlamadığım, anlatılanlardan öğrendiğim; çok neşeli, fotoğraf makinası görünce hemen poz veren, eğlenceli ve güleryüzlü bir çocukmuşum. İlkokul yıllarımda dişlek olmaya, gözlük takmaya özenir, gözlüklü çocukları kıskanırdım.

Anneniz büyütmüş sizi. Babanızı görüyor muydunuz?

Boşanmaları 12-13 yaşıma, tam ergenlik dönemime denk geldi. Aralarda babamı görüyordum, hala da görüşüyoruz. İzmir’de sporcuydum ve her şeyi bırakıp annemle birlikte İstanbul’a geldik. 15 yaşıma kadar İzmir’e git gel epey sıkıntılı bir dönem yaşadım. Ferhan Şensoy’un nöbetçi tiyatrosuna girdim, ardından iki yıl boyunca Şahika Tekand’dan eğitim aldım. Okurken oyunculuğa başlamıştım, bir de baktım ki 26 yıl olmuş, almış başını gitmiş.

Baba eksikliğini hissetmediniz mi?

Babanın varken birden yok olması çok zor bir durum. Çocuklar, hayattaki duruşlarını anne-babalarından örnekleyerek alıyor. Elbette eksikliğini çok hissettim ama durumu kabullendim. Neolursa olsun o benim babam. Başınıza gelen her şey sizi olgunlaştırıyor. Yaşadıklarınıza nasıl baktığınız, bir ders ve sınavdan geçiyor olduğunuzu bilmek önemli. Evet, olgunlaştım ama çocuk ruhumu hiç kaybetmedim. Bu yüzden de mutluyum.

“Keşke başka bir ülke, başka bir hayat ve başka bir meslek olsaydı” dediniz mi?

Başka bir mesleği hiç istemedim. Ama ülkemi çok sevmeme rağmen 25 yaşlarındayken eğitim açısından “Keşke başka bir ülkede doğmuş olsaydım” demiştim.

Söyleşi: Elmas Dereci

Ece Uslu: Anne olmak istiyorum, Ece Uslu: Anne olmak istiyorum

Yorum Yaz