Menü İcon

Dünyadaki enerji jeopolitiğini ve bu alandaki son gelişmeler - Fatih Birol Röportajı

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol ile dünyadaki enerji jeopolitiğini ve bu alandaki son gelişmelerin Türkiye’ye olan etkilerine kadar pek çok konuyu Capital dergisine aktardı...

Röportaj Gazetesi

Dünyadaki enerji jeopolitiğini ve bu alandaki son gelişmeler -  Fatih Birol Röportajı

Enerji alanında uluslararası otorite olarak kabul edilen bir isim olan Dr. Fatih Birol, Eylül 2015’ten bu yana Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) başkanlık görevini de sürdürüyor. Birol, IEA’nın enerji ve iklim değişikliği politikasının ekonomik analizinden sorumlu. Kurumun önde gelen yayını olan ve enerji analizi ve projeksiyonlarıyla ilgili en güvenilir kaynak kabul edilen yıllık World Energy Outlook raporunu da Birol hazırlıyor. Üst düzey hükümet temsilcilerinin, toplumların karşılaştığı en zor sorunların çözümünde, fikir, kişi ve ortak bulmalarına yardım eden ve küresel bir ağ olarak bilinen Apolotical, geçtiğimiz aylarda iklim değişikliğiyle mücadele politikalarıyla öne çıkan en etkili 100 ismi açıkladı. Fatih Birol, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmalarıyla dünyada bu alandaki en etkili 20 isim arasında yer aldı. Dünya enerji piyasasına ilişkin yaptığı önemli açıklamalarla tanınan Birol, birçok çarpıcı saptama yapıyor. Örneğin; ABD’nin bugün hem Suudi Arabistan hem Rusya’yı geçerek dünyanın bir numaralı petrol ve doğal gaz ihracatçısı olmaya başladığını söylüyor. Amerikan kaya gazı ve petrolündeki gelişmeleri bir futbol maçına benzeten Birol, “Amerikan kaya gazı ve petrolündeki gelişmeler maçın sadece ilk 45 dakikası. Esas etkiyi ikinci yarısında göreceğiz, o da ihracat. Amerika, ilk 45 dakikada kaya gazı ve petrolde kendi ihtiyaçlarını karşıladı. İkinci yarı ihracatı kapsıyor. Bu da bütün dengeleri değiştirecek. Yani, Amerikan kaya gazı ve petrolü maçın ikinci devresine başlıyor” diyor. Türkiye açısından bakıldığında ise küresel piyasadaki LNG (Sıvılaştırılmış doğal gaz) artışının Türkiye’ye büyük avantajlar sağlayacağını vurgulayan Birol, dünyadaki LNG furyasıyla birlikte Türkiye’nin eline büyük bir fırsat geçtiğinin altını çiziyor ve “Artık gazda ciddi pazarlık edip fiyatları düşürebiliriz” diye ekliyor. Fatih Birol ile dünyadaki enerji jeopolitiğini ve bu alandaki son gelişmelerin Türkiye’ye olan etkilerine kadar pek çok konuyu konuştuk: 

 Enerjinin son 5 yıldaki gelişimi ve önümüzdeki dönemdeki oyuncularda nasıl bir değişim olacak? 

 Enerji sektöründe son 5 yılda dünyayı etkileyen üç önemli değişim oldu. Bunlardan birincisi, Amerikan kaya petrolü ve kaya gazı devrimi. ABD çok kısa süre önce dünyanın en önemli enerji ithalatçısıyken, şimdi bu konuda müthiş bir değişim yaşadı ve dünyanın en önemli petrol ve doğal gaz ihracatçılarından birisi olmaya başladı. ABD şu anda hem Suudi Arabistan’ı hem de Rusya’yı geçerek, dünyanın bir numaralı üreticisi oldu. Bu birinci değişim ve bütün dünyayı etkiliyor. 

 İkinci büyük değişim nedir? 

 Yenilenebilir enerji kaynaklarında, özellikle güneş ve rüzgar enerjisinde fiyatlarda büyük bir düşüş oldu. Beş yıl öncesine kadar “rüzgar ve güneş iyi ama pahalı” diyorduk. Şimdi pahalı değil, giderek ucuzlamaya başladı. Bunların fiyatları birçok geleneksel enerji türleriyle rekabet edebilecek seviyeye geldi. 

 Peki üçüncü büyük değişim? 

 Çin ve Hindistan, dünya enerji kullanımda Batılı ülkeleri geçerek dünya enerji tüketiminde ana lokomotif haline geliyor. ABD ve Avrupa’nın yerini alıyorlar. Bu üç mega trendin öne çıktığından söz edebiliriz. 

 Önümüzdeki dönemde enerji sektörünün yeni oyuncuları kimler olacak?

Kaya gazı ve kaya petrolü devriminin ilk safhası bitti. ABD’deki üretim artışları, esas itibariyle kendi iç pazarlarına yönelikti. Yani kendi ihtiyaçları için elektrik üretmekte, petrokimya sektörlerinde kullandılar. Fakat bu durum değişiyor. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde ikinci safha başlıyor. Burada artık giderek artan petrol ve doğal gaz üretimini ihraç edecekler.

 Bu durum kimleri etkileyecek? 

 Türkiye gibi birçok enerji ithalatçısı ülkeleri, hem maliyet açısından hem enerji çeşitliliği açısından ciddi şekilde etkileyecek. Yani bir futbol maçına benzetirsek, ilk 45 dakikada ABD üretimindeki artışı iç pazarına yöneltti ve kendi tüketimini tatmin etti; şimdi ikinci 45 dakikada artışı ihraç edip dünyanın en önemli enerji ihracatçılarından biri olmaya başlayacak. Bu da bütün dengeleri değiştirecek. Yani, Amerikan kaya gazı ve petrolü maçın ikinci devresine başlıyor diyebiliriz. 

 Bugün dünya enerji sektöründe bir ‘yenilenebilir devrimi’ söz konusu mu? 

 Kesinlikle böyle bir devrim yaşanıyor. Dünyada yenilenebilir enerjinin büyümesi her yerde çok hızlı gidiyor. ABD, Avrupa’da, Asya’da çok hızlı bir gidişat var. Bu durum sadece çevre ya da iklimle bağlantılı değil. Esas olarak daha ucuz olmasıyla ilgili. İnsanların bugün daha fazla güneş ya da rüzgar kullanmasının nedeni bunların maliyetlerinin düşük olması, aynı zamanda ‘yerli’ enerji kaynakları olması ve çevreye olan pozitif katkılarıyla ilgili. İleriye baktığımız zaman yenilenebilir enerjinin giderek daha fazla pay alacağını görebiliyoruz. Ama şunu karıştırmamak lazım, yenilenebilir enerjinin büyümesi, petrol ve doğal gazın sonu anlamına gelmiyor. 

 Nükleerde ne gibi gelişmeler yaşanıyor? 

 Nükleer enerjiyle ilgili dünyada iki önemli trend görüyoruz. Birincisi, bazı Avrupa ülkeleri nükleere yavaş yavaş ‘güle güle’ diyor. Ama öbür tarafa baktığımız zaman Çin, Rusya ve Hindistan gibi ülkelerde hala nükleer enerji kullanılıyor. Biraz yavaşlama olabilir ama onların tutumu Avrupa gibi katı değil. 

 LNG çok fazla konuşulan bir konu. LNG ticaretinde öne çıkan ülkeler hangileri? 

 LNG ihracatında öne çıkan ülkeler ABD, Katar ve Avusturalya. İthalatta öne çıkan ülkeler ise Çin başta olmak üzere Hindistan ve diğer Asya ülkeleri. 2000 yılının başında LNG ithal edebilen ülke sayısı yaklaşık 8’di. Önümüzdeki yıl sonunda bu sayı 48’e çıkacak. Büyük bir çıkış var. Çünkü herkes, gelecek enerji furyasınadan mümkün olduğu kadar yararlanmak istiyor.

LNG’deki gelişmelerin boru hatları üzerindeki etkisi ne olacak? 

 LNG ticaretindeki yeni dinamiklerin kesinlikle boru hatları üzerinde etkisi olacak. Şu anda dünya doğal gazının yüzde 60’ı boru hatlarıyla, yüzde 40’ı LNG ile yapılıyor ama ibre tamamıyla LNG’ye döndü. Çünkü LNG daha ucuz bir kaynak. Birçok LNG tedarikçisi ülke var. En önemlisi ise ABD. Önümüzdeki 5 yılda LNG’deki kapasite büyümesinin 75’i ABD’den gelecek. 

 Bu durumun Türkiye gibi ülkelere ne gibi etkisi olacak? 

 Küresel piyasadaki LNG artışı Türkiye’ye büyük avantajlar sağlayacak. Bu gelişme Türkiye gibi boru hattına bağımlı ülkelerin elini rahatlatacak. Dünyadaki LNG furyasıyla birlikte elimize büyük bir fırsat geçti diyebiliriz. Türkiye’nin yakın zamanda Rusya’yla olan uzun dönemli gaz kontratları müzakere edilecek. Fiyatları müzakere etme ve fiyatları aşağıya indirme imkanımız doğdu. 

 Yenilenebilir enerjin payı dünyada nasıl değişti? 

 Geçen yıl dünyada yeni inşa edilen santrallerin hemen hemen yarısı sadece yenilenebilirdi, diğer yarısı ise gaz, kömür, nükleer, petroldü. Yani yenilebilir tek başına yüzde 50’yi oluşturuyordu. Bunda maliyetlerin düşmesi ve birçok ülkenin yenilenebilir için çıkardığı teşviklerin etkisi olduğunu söyleyebiliriz. 

Yenilebilir enerjide en çok öne çıkan ülkeler hangileri?

 Birinci sırada Çin yer alıyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarının yüzde 33’ü bu ülkede gerçekleşiyor. İkinci sırada ABD, üçüncü sırada ise Avrupa Birliği var. 

 IEA tarafından hazırlanan “Küresel Enerji ve Karbondioksit Emisyonları Statü Raporu”na göre, 2018’de küresel enerji talebi yüzde 2,3 artarak 2010’dan bu yana olan en yüksek seviyeye ulaştı. Bu tabloya ilişkin değerlendirmeleriniz neler? 

 Geçen yıl enerji sektörü kaynaklı küresel emisyon düzeyi tarihi zirveye ulaştı. Bazılarımızın “Acaba emisyonların seyrinde bir zayıflama olur mu” şeklindeki umutları tamamen suya düştü. Uluslararası iklim anlaşmalarıyla bizim bugün açıkladığımız emisyon rakamları taban tabana zıt durumda. Bu da son derece düşündürücü bir durum. Rapordaki bir diğer önemli rakam ise 2018’deki doğal gaz talebine ilişkin. Doğal gaz dünya enerji talebindeki büyümenin hemen hemen yarısını oluşturdu. Diğer yarısı da kömür, nükleer, yenilenebilir enerji kaynaklarından geldi. Yani tüm bu kaynaklar bir tarafta, doğal gaz tek başına bir tarafta. Bu, inanılmaz bir rakam. Tarihte görülmemiş büyüklükte bir artış. Bu da 2018’in doğal gazda altın yıl olduğunu gösteriyor. 

 Petrol fiyatlarına ilişkin değerlendirmeleriniz neler? 

 Çok ciddi olarak Amerikan petrolü geliyor piyasaya. Eğer jeotopolitik bazı gelişmeler olmazsa, piyasalarda bir darlık beklemiyoruz.


ENERJİ SEKTÖRÜNDEKİ SON GELİŞMELER

IEA tarafından hazırlanan Küresel Enerji ve Karbondioksit Emisyonları Statü Raporu’na ve Fatih Birol’a göre son dönemde enerji sektöründeki önemli gelişmeleri ortaya koyan rakamlar şöyle: 


1 2018’de küresel enerji talebi yüzde 2,3 artarak 2010’dan beri en yüksek seviyeye ulaştı.
2 Artışta güçlü küresel büyüme ve bazı bölgelerdeki ısıtma ve soğutma araçlarının kullanımı etkili oldu.
3 Elektrik ‘geleceğin yakıtı’ olarak pozisyonunu korudu ve geçen yıl küresel talebi yüzde 4 arttı.
4 Dünyada doğal gaz talebi yüzde 4,6 büyüdü. Küresel talep artışının yüzde 45’ini gazdan geldi.
5 Küresel petrol talebiyse geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 1,3 arttı. Bu artışta ABD, Çin ve Hindistan’daki talep büyümesi etkili oldu.
6 Geçen yıl tüm enerji kaynaklarında talep arttı. Talep artışının yüzde 70’i fosil yakıtlardan karşılandı.
7 En önemli ithalatçılardan olan ABD kaya gazı ve petrolü sayesinde Suudi Arabistan ve Rusya’yı geçti.
8 Piyasaya çok ciddi ABD petrolü geliyor. Jeopolitik bazı gelişmeler olmazsa, piyasalarda bir darlık olmaz.
9 Güneş ve rüzgardaki çift haneli büyüme, talebi karşılamada yeterli olmadı ve kömür kullanımı yükseldi.
10 Enerji sektörü kaynaklı küresel karbondioksit emisyonları geçen yıl yüzde 1,7 artarak 33 gigatona ulaştı.


ELEKTRİKLİ ARAÇ KULLANIMI ENERJİ SEKTÖRÜNÜ ETKİLER Mİ? 


Enerji sektörüyle ilgili önemli gündem konularından birini de otomotiv sektöründeki büyük değişim oluşturuyor. Elektrikli araç alanındaki gelişmeler ve bu alanda ortaya çıkan girişimler, “Enerji tüketimi düşer mi” sorusunu akıllara getiriyor. Fatih Birol’un bu konuya bakışı farklı. Ona göre, elektrikli araç etkisi ve petrol tüketiminde araçların payı abartılıyor. Birol, şöyle konuşuyor: “Dünyadaki 1 milyar aracın sadece 5 milyonu elektrikli. Dünyadaki bütün arabalar küresel petrol kullanımının yüzde 18’ini oluşturuyor. Petrol talebinin yüzde 80’i farklı yerlerden geliyor. Bunlar petrokimya sektörü, kamyonlar ve havacılık. Dünya petrol talebini petrokimya sektörü tetikliyor. Modern yaşam devam ettikçe, petrokimya sektörü büyüyecek. Dolayısıyla petrol talebi de büyüyecek. O yüzden, en azından birkaç 10 yıl daha petrolle birlikte yaşayacağız.”


TÜRKİYE, ENERJİYE YÖNELİK NELER YAPMALI?

YERLİ ENERJİYE YÖNELMELİ 
Petrol fiyatları Türkiye’yi çok etkiliyor. Petrol fiyatları artınca birkaç gün içinde benzin fiyatları da artıyor. Gaz fiyatları petrol fiyatlarına endeksli olduğu için 6 ay sonra da gaz fiyatları artıyor. Gaz fiyatları artınca da elektrik fiyatları yükseliyor. Bu açıdan petrol fiyatları bizim için çok önemli. Biz ne yapmalıyız? Mümkün olduğu kadar yerli enerji kullanmamız lazım. Burada yenilenebilir enerji ve nükleer en başta gelenleri.
NÜKLEER, TÜRKİYE İÇİN ‘OLMAZSA OLMAZ’ Nükleer enerji sıfır emisyonlu bir teknoloji olduğu ve önemli miktarda enerji ürettiği için kritik. Türkiye’nin bir değil, birkaç nükleer enerji santrali kurması gerektiğini düşünüyorum. Ama bunları kurarken doğru ortaklarla, doğru teknolojilerle ve doğru maliyetlerle seçimler yapmak lazım. Bu Türkiye’nin hem elektrik sektöründeki çeşitliliği açısından önemli hem dışa bağımlılığının azalması açısından önemli. Ayrıca ilkim değişikliğiyle mücadelemiz için de kritik rolü bulunuyor.

Söyleşi: Capital

,

Yorum Yaz